2020’de dört milyar insan birbirine ‘’Nesnelerin İnterneti’’ ile bağlanacak

Akıllı şehirlerden tarım ve sağlık sektörlerindeki çarpıcı uygulamalara kadar hayatımızdaki her alana uzanan ve uzanacak “Nesnelerin İnterneti”, Boğaziçi Üniversitesi’nde endüstriden uzmanların da konuk hoca olarak katıldığı bir dersin konusu oldu.

Adımlarımızı ölçerek günde kaç kalori harcadığımızı gösteren spor ayakkabıları, sürücüsüz taşıtlar, süt bittiğinde marketten siparişi veren buzdolapları, hangi hızda yemek yediğimizi ölçen ve beslenme programımızı ayarlayan çatallar…

Her geçen gün, hayatımıza konfor katan yeni teknoloji uygulamalarıyla tanışıyoruz. Günlük hayatta kullandığımız cihazların bir ağ teknolojisine yani internete dahil olarak birbiriyle, bizlerle ve diğer canlılarla iletişim kurabildiği bir sistem olan Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) sayesinde yaşamlarımız, çok değil, beş-on yıl öncesine kıyasla daha fazla teknolojiyle iç içe. Akıllı şehirlerden tarım ve sağlık sektörlerindeki çarpıcı uygulamalara Nesnelerin İnterneti, Boğaziçi Üniversitesi’nde bir dersin konusu oldu.

Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Arda Yurdakul’un 2017 Bahar döneminde vermeye başladığı ders kapsamında teknolojideki uygulamalar, gömülü sistemler, kablosuz iletişim, sensör teknolojileri, büyük veri analizleri gibi başlıkların yanı sıra somut uygulamalar endüstriden uzmanlar tarafından anlatılıyor.

Kurucusu olduğu Bilgisayar Mimarileri ve Sistemleri Araştırma Laboratuvarı bünyesinde gelecek nesil Nesnelerin İnterneti konusunda araştırma da yapan Prof. Dr. Yurdakul ile bir Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan ve Nesnelerin İnterneti konusunda araştırma, tasarım ve standardizasyon çalışmaları yürüten Alper Yeğin’in ortak tasarladıkları ders kapsamında, Nesnelerin İnterneti’nin hayatımızı nasıl değiştireceği çarpıcı örneklerle sunuluyor. Airties, Arçelik, Microsoft, IBM gibi önemli markaların uzmanları ile yenilikçi çözüm ve ürünleriyle hızla gelişmekte olan pazarda yer alan başarılı KOBİ’lerin girişimci yöneticileri, derslere konuk olarak katılarak endüstrideki uygulamaları anlatacaklar. Dersin en ilginç yanı da, öğrencilerin endüstrideki atölyelere katılarak tasarım deneyimi kazanabilmeleri.

Türkiye’de kullanıcılar Internet bağlantılı iki, Japonya’da ise altı cihaz kullanıyor

Arda Yurdakul, sadece birkaç sene içinde, 2020’de dünyada dört milyar insanın birbirine Nesnelerin Interneti ile bağlı olacağını, 25 milyondan fazla uygulama, akıllı sistem ve 50 trilyondan fazla gömülü sistemle birlikte Nesnelerin Interneti’nin toplam dört trilyon dolarlık bir ekonomi yaratacağını belirtiyor.

Ders kapsamında, 2020 yılı için bir vizyon ortaya koymayı amaçladıklarını belirten Yurdakul, ‘’Üniversitemizde Gömülü Sistemler, Telsiz Ağlar, Sensör Teknolojisi, Yapay Zeka gibi çok farklı altyapıları kapsayan derslerimiz zaten mevcut. Biz ise bu derste tüm bu alanların bir arada konuştuğu büyük resmi göstermek istiyoruz” derken Nesnelerin İnterneti alanında dünyadaki gelişmeleri ise şöyle anlatıyor:

‘’Hali hazırda Türkiye’de Internet ile bağlantılı olarak kullandığımız cihaz sayısı, birey başına ortalama iki adet civarında. Japonya’da ise bir birey günlük hayatında birbiriyle bağlantılı altı cihaz kullanabiliyor. Dolayısıyla bu, aslında bir yaşam kültürü olarak tanımlayabileceğimiz kavramlardan biri. Türkiye’de de özellikle gençlerin Internet bağlantılı cihaz kullanımı giderek artıyor. Ancak bu alanda bir vizyon ve ekonomik getiriye dönük bir bakış açısı geliştirerek teknolojiyi üretiyor olmak, her zamankinden daha fazla önemli. Çünkü ticari ve ekonomik hacim çok büyük.’’

Gelişen teknolojilerin bazı meslek alanlarına yönelik yeni bakış açıları yarattığını ve hatta sağlık, ulaşım, kent yönetimi gibi belli başlı alanlarda toplam etki anlamında önemli sonuçlara yol açtığını vurgulayarak şöyle devam ediyor;

Akılı çatal ile sağlık sigortanızda daha düşük prim mümkün olabilir!

‘’Örneğin dünyada insanlar, yemek hızını düzenleyen, hazım problemleri, gastrit veya reflü gibi günümüzde hızlı yaşam ve stres nedeniyle daha sık rastlanan mide sorunlarına çözüm bulmak ve aynı zamanda kilo kontrolü sağlamak amacıyla geliştirilen özel bir çatal kullanmaya başladılar. Bu çatal, hızlı yediğiniz zaman titreyerek sizi uyarıyor. Bu sayede, yeme hızınızı düşürüp yeme zamanınızı ideale yaklaştırarak sağlık sorunlarınızı azaltabiliyorsunuz.

Akıllı bileklikler ve ayakkabılarla günlük egzersizlerinizi monitör etme şansına da sahipsiniz. Bu cihazların hepsi şu anda ticari ürünler. Buradan yola çıkarak, sağlıklı bir birey olarak beslenmenize ve fiziksel aktivitelerinize dikkat etmeniz durumunda, sizin bireysel sağlık sigortanızın uzun vadede daha düşük olabilir. Devletin sağlık sigortası yönetimindeki uygulamalarına varıncaya dek bir dizi kurumsal hizmet anlayışı değişikliğinin de beraberinde geleceğini öngörebiliriz’’.

Nesnelerin İnterneti kavramının artık hayatımızın her alanında olduğuna dikkat çeken Yurdakul, Akıllı Şehirler örneğiyle devam ediyor;

‘’Akıllı şehirler, bu uygulamanın önde gelen örneklerinden biri. 2016 senesinin Akıllı Şehri seçilen Singapur’a bakalım: Singapur’da insansız araçlar ile 2017 başında gerçek şehir ulaşımı denemeleri başlıyor. Nesnelerin Interneti uygulamaları ile cihazları, araçları uzaktan izleme, yönetme, yeni fonksiyonlar oluşturma gibi seçenekler mümkün. Bunun sonucunda şehirlerin altyapısı dönüşüyor. Belediye hizmetleri daha az maliyetle ve etkin biçimde sunulabiliyor, toplu taşıma sistemleri geliştiği için trafik sorunları azalıyor. Bu da şehirde yaşayan insanların daha güvenli ve daha mutlu yaşamalarını sağlayabiliyor’’.

Türkiye’den başarı hikayesi: Akıllı Çöp Konteynırı

Peki, Türkiye’de özellikle şehir yönetimleri açısından Nesnelerin İnterneti konusunda iyi örnekler var mı?

Boğaziçi Üniversitesi’nde verilen derste, endüstriden uzmanların getirdikleri örnekler arasında Türkiye’de fark yaratan hikâyeler de var:

‘’Örneğin, yeni mezun girişimci gençler tarafından kurulan bir Türk firması, çöp toplama konusunda geliştirdikleri akıllı sistem ile çöp toplama maliyetini düşürmeyi ve bu girişimden para kazanmayı başarmışlar. Çöp konteynırına takılan bir gömülü sistem vasıtasıyla çöpün dolum seviyesi tespit ediliyor ve çöp toplama kamyonları bu veriye göre yönlendiriliyor. Tuzla ve Nevşehir belediyelerinde başlayan bu uygulamada, gömülü sistemlerden gelen veriler sayesinde daha az benzin harcayarak ve şehirdeki en hızlı rotaları kullanarak maliyetler ciddi biçimde indirilebiliyor.

Nesnelerin İnterneti alanındaki gelişmelere çok sayıda örnek bulmak mümkün. Bunların bir kısmı henüz araştırma ve geliştirme safhasında.  En ilgi çekici olanlarından biri de Otonom Kavşak Yönetimi (Autonomous Intersection Management). Bu sistem tamamlandığında, sürücüsüz araçlar, insanlar ve bisikletliler trafik ışığı olmadan kavşak geçişlerini tamamlayabilecekler. Bunun için Google Glass veya benzeri akıllı giyilebilir teknolojileri kullanan insanlar, diğer taşıtlarla ve/veya Otonom Kavşak Yöneticisiyle haberleşerek hızlarını ayarlayabilecek.

‘’On yıl öncesine kadar insanlar o anki teknolojiyle geliştirilen ürünlere uymaya çalışıyordu. Ancak bugünkü teknolojinin geldiği noktada insana uyumlu ürünler ve servisler sunmak çok kolaylaştı. Bu da aslında bakış açımızı ters yüz ediyor. Bir diğer deyişle, artık teknoloji uygulamaları geliştiren şirketlerin, insan ve toplum için yararlılık ve kolay ulaşılabilirlik kriterlerini düşünmeleri gerekiyor’’ diyen Yurdakul, Nesnelerin İnterneti ile yaşam biçimlerimizin önemli ölçüde değiştiğini ve bundan sonra da hızla değişeceğini söylüyor:

‘’Unutmayalım ki sanayi devriminden önce de ‘mühendis’ diye bir tanım yoktu, herkes çiftçiydi. Şu anda cep telefonu bizim için ne kadar gerçek ise bu tür uygulamalar da çok yakın bir zamanda aynı derecede gerçek olacak. Bu yeniliklerden tedirgin olmaya gerek yok. Burada da bizler ya da gençler gibi teknolojiyi daha fazla kullanan bireylerin, toplumun teknolojiye mesafeli olan diğer tarafına yönelik bir çeşit ‘’teknoloji tercümanlığı’’ yapması gerektiğini, bu alanda uzmanlaşacak kişilerin yetişeceğini düşünüyorum.

Teknoloji elimizin altında hazır ve hızla gelişmeye devam ediyor. Siz bunu gideceği yöne götürmezseniz o teknoloji kötü niyetli amaçlar için de kullanılabilir. Hedefimiz, teknolojinin ilerlemesine izin vermek ve kötü amaçlı kullanmak isteyenlerin önüne geçecek yeni teknolojiler geliştirmek olmalıdır. Örneğin, sürücüsüz araçların güvenilirliğini sağlamak için çeşitli saldırı teknikleri denenmektedir. Bu sınamaların amacı, tasarım boşluklarını kötü niyetli kişilerden önce tespit ederek güvenli tasarım yöntemlerini geliştirebilmektir.”

Teknolojiyi satın almak zorunda kalmamak için üretmek zorundayız

Türkiye’nin yeni teknolojiler alanında önemli fırsatlara sahip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yurdakul, ‘’Türkiye, belli markalarıyla bir kaç sene öncesine kadar tüketici elektroniğinde AB lideriydi. Dolayısıyla ülkemizde bir teknoloji altyapısı var. Ancak vizyon anlamında bu tür teknolojilerin birbiriyle daha fazla bağlantılı olarak üretilmesi, şirketler ve sektörler arasında tam bir teknoloji ve üretim zincirinin tanımlanması gerekiyor. Bu büyük ekosistemi kurmak için birbirimize güven duymamız, altyapı geliştirmemiz, pazarın ihtiyaçlarına göre üretim yapmamız gerekiyor. Aksi halde bugün bu hamleleri yapmaz ve teknolojiyi üretmez isek ileride bunu satın almak zorunda kalırız’’ görüşünü dile getiriyor.

Linkler:

Söyleşi: Ö.Duygu Durgun, Talat Karataş / Kurumsal İletişim Ofisi

Boğaziçi Üniversitesi Cmpe490 Internet of Things dersinin kayıtlarına Youtube kanalından ulaşılabilir.

https://www.youtube.com/channel/UCtubK6bc2u1WyIaECqQtxJw Tarih: 22 Şubat 2017