‘’Akademik Girişimcilik’’ için Türkiye’de Bir İlk: Teknoloji transferi için ilk sermaye şirketi Boğaziçi’nde kuruldu

Türkiye’de üniversitelerde geliştirilen teknolojilerin ticarileşmesini sağlayacak, üniversiteye ait özel statüde ilk Teknoloji Transfer Ofisi anonim şirketi Boğaziçi Üniversitesi’nde kuruldu. Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş, sanayi başta olmak üzere iş dünyası ile işbirliği geliştirme sürecine ve girişimcilik ekosistemine önemli katkılar sağlayacak. Kısa süre önce yürürlüğe giren ve üniversitelerin teknoloji transfer şirketi kurabilmelerine olanak sağlayan YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSİ YÖNETMELİĞİ kapsamında Türkiye’de ilk kez Boğaziçi Üniversitesi’nin bünyesindeki Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) şirketleşerek sermaye şirketi (A.Ş) statüsü kazandı.

Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) A.Ş, yeni sermaye şirketi yapısı çerçevesinde kamu ve özel sektör işbirlikleri yapacak, üretilen bilgiyi, yapılan buluşları fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alacak ve buluşların ticarileşme süreçlerinde rol alacak. Boğaziçi Üniversitesi TTO A.Ş ayrıca üniversite öğretim üyelerinin buluşlarını ulusal ve uluslararası patent başvurularını gerçekleştirecek, buluşların sanayiye aktarılması ve ticarileşmesi sürecinde ulusal ve uluslararası şirketler ile temaslar yürütecek ve buluşların şirketleşmesi için aracı görevini üstlenecek.

Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. Yöneticisi Sevim Tekeli Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş olarak yeni dönemde sanayi ile işbirliklerinin kanunun getirdiği esneklik ve kolaylıklar sayesinde daha rahat yürütüleceğini vurguladı. Tekeli, akademik girişimcilik alanı başta olmak üzere çok sayıda yeni projeyi uygulamaya alacaklarını kaydetti.  

Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş’nin Anonim Şirket yapısından önce Teknopark’a bağlı bir birim olduğunu, şu anda ise profesyonel bir yönetimi olan, sürdürülebilirlik amacı güden bir şirket yapısına kavuştuğunu belirten Tekeli, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan başkanlığında, altı Yönetim Kurulu üyesi belirlendiğini aktardı. Yönetim Kurulu üyelerinin üniversitenin farklı alanlarını kapsayacak biçimde, interdisipliner bir yapıyla oluşturulduğunu ve Senato tarafından seçildiğini belirten Tekeli, yeni yapının bugüne dek TTO bünyesinde sunulan hizmet kalitesini ve performansını artıracağını vurguladı.

Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. Yöneticisi Sevim Tekeli ve Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. Girişimcilik ve İnovasyon Yöneticisi A.Barkın Arak’tan konu hakkında bilgi aldık.

TTO’nun şirketleşme süreci nasıl gelişti ve üniversiteye ne gibi katkıları olacak?

Sevim Tekeli-  Daha önce burası bir idari ofisti ve kurum olarak teknoparka, işlerimizde ise rektörlüğe bağlı faaliyet gösteriyordu. Üniversite ile organik bir bağ olmaması belirli kısıtlamalar getiriyordu. Yasal mevzuat özellikle sektörle iş yapma ve para transferi gibi mevzularda önümüzde ciddi engeller koyuyordu. Bu açından bir anonim şirkete dönüşmek en çok bu noktada bize özgürlük ve esneklik getirecek. Sanayi ile iş birliğini bundan sonra daha kolay yürütebileceğiz. Bildiğiniz gibi, özel bir kanunla kurulduk. Bu kapsamda tanımlanan bazı esneklikler ve kolaylıklar var, bunlardan yararlanacağız. Bununla beraber profesyonel bir yönetim var. Rektörümüz yönetim kurulu başkanı aynı zamanda. Üniversite birimlerinden de demokratik bir şekilde başvurular toplandı ve altı yönetim kurulu üyesi Senato tarafından seçildi. Yönetim kurulundaki altı hocamızın hepsi farklı farklı disiplinlerden gelmekteler. Buna da çok önem verildi ki hizmet verirken üniversitenin her kesimini kapsayabilelim ve disiplinlerarası bir yaklaşımı burada oturtabilelim. Bu bizim hizmet kalitemizi artıracak ve bizi profesyonelleştirecek. Performans sistemine dayalı bir yönetim algımız olacak bundan sonra.

İş dünyasından da bu yapıya dahil olacak isimler var mı?

A.Barkın Arak: Ortaklıklar planlanıyor. TTO’ya daha fazla destek olmak isteyen kurumlar var. Daha imtiyazlı ortaklıklar planlanıyor. Bu planlar TTO’nun yönetimine ortak olacak şekilde bir yatırım düşüncesini değil sermaye ortaklığı düşüncesini odağına alıyor. Sponsorluğa yakın bir ortaklık düşüncesi diye özetleyebiliriz bunu.

Proje bazlı mı yoksa geniş anlamıyla bir ortaklık düşüncesi mi var?

A.Barkın Arak: Şu an proje bazlı yürütüyoruz. Belirli bir proje için doğrudan o projeye destek olmak adına ortaklıklar başlayacak. Yönetmelik gereğince üniversite yalnızca kuruluş aşamasında TTO’ya sermaye aktarabiliyor. Sonraki dönemlerde ise  sırtını üniversiteye dayayan değil, kendini sürdürebilen bir hale gelmesi için ek sermaye aktarımına izin verilmiyor. Projelerinizi destekleyecek ortaklıklar sermayenizi artırmanın tek yolu. İleriki aşamalarda proje bazlı olmayan ortaklıklar da düşünülebilir. Bu konuda pozitifiz.

Ne zaman şirketleştiniz?

A.Barkın Arak: Resmi olarak 13 Haziran’da kurulduk. Yaklaşık 2-3 aylık bir hazırlık sürecimiz oldu. Bahsettiğimiz kanun çerçevesinde kurulan ilk TTO A.Ş. biz olduk.

A.Barkın Arak: Teknoparkların altında ayrı bir sermaye şirketi olarak çalışan TTO’lar da var ancak doğrudan okula ait olan sermaye şirketi olarak ilk örnek biziz. Bu açıdan öncülüğü yapan üniversite Boğaziçi oldu. Bu konuda zaten YÖK’ün ve TÜBİTAK’ın çok büyük bir isteği var. Yakın zamanda açacakları ve halihazırda bulunan birçok programa sadece bizim statümüzdeki TTO’lar başvurabiliyor. Örneğin girişim sermayesi fon süreci başlıyor, bu özellikle önemli. Üniversitelerin fon yaratabilmek adına yapılandırılması söz konusu. Bu şekilde aslında YÖK ve TÜBİTAK üniversiteleri kendi şirketlerini kurmaya teşvik ediyor. Herhangi bir birim olduğunuz zaman ekonomik anlamda çok kısıtlanıyorsunuz, prosedürler ve yasal mevzuatların bu bakımdan boğucu etkisi oluyor. Teknoparklarda faaliyet gösteriyorsanız da bu sefer üniversite ile ilişkilerinizde kopukluklar oluşuyor. Bizim durumumuzdaysa hem üniversite ile bağınızı güçlü tutabiliyorsunuz hem de bir anonim şirketi olmanın getirdiği esnekliklerden de faydalanıyorsunuz. Aslında çok güzel bir model bu açıdan.

Önümüzdeki 5 yıl içerisinde gerçekleştirmeyi planladığınız projeleriniz neler?

Sevim Tekeli: Kısa vadede TTO A.Ş. gelir modelinin temeli, sanayi iş birliğine dayanıyor ve biz de bu konuda daha önce hiçbir TTO’nun denemediği modeller çalıştık. Bunları uygulamak öncelikli planımız. TTO kadrosunu multidisipliner, iş geliştirme odaklı çekirdek bir ekip olarak tutup çalışan sayısını çok şişirmeyerek fazlasına ihtiyaç duyulduğu zamanlarda bunu dışarıdaki iş ortaklarımızla geliştireceğiz.

Uluslararası şirketlerle global ölçekte ürün geliştirmeye yönelik uzun süreli stratejik iş birlikleri yapmak, birbirini tamamlayıcı faaliyetlerde bulunan şirketlerle karşılıklı çözüm ortaklığı modeline girmiş durumdayız. Çok farklı kurumlarla bu şekilde bir ağ yapısı oluşturduk aslında. Bu ağ öncelikle içimizden başlıyor. Örneğin BÜMED’in oluşturduğu Business Angels birlikteliği, yine Boğaziçi mezunlarının kurduğu BCB Danışmanlık gibi, kendi içimizdeki belli başlı araştırma ve girişimcilik merkezi gibi kurumlarla çok yakın çalışıyoruz ve yeni modeller oluşturup, işlerimizi geliştirmek adına güçlerimizi birleştiriyoruz. Orta ve uzun vadede ise girişimcilik ve ticarileştirme faaliyetlerinden de geri dönüş alabileceğimiz yenilikçi modeller üzerinde çalışıyor.

Daha tanımlı ve toparlayıcı bir üst yapı kurulmuş olduğunu anlıyoruz bu yeni süreçte?

Sevim Tekeli: Aslında klasik TTO yapılarında genelde, TTO’ya belli bir sorun ve ihtiyaç kapsamında başvuru yapan sanayi kuruluşlarıyla akademik işbirlikleri geliştirilir. TTO A.Ş. yapılanmasıyla, biz daha proaktif bir yaklaşımla kendi geliştirdiğimiz modelleri ihtiyaç duyacağını düşündüğümüz kuruluşlara götürmek üzerine bir iş yapma biçimi geliştirmek üzere çalışmalarımıza başladık.

Yine girişimcilik alanında geliştirdiğimiz yaratıcı modellerimiz var. Firmaların tanımlanmış sorunlarına yönelik, buna belki güdümlü girişimcilik diyebiliriz, riski minimize edilmiş girişimcilik programları tasarlıyoruz. Akademik girişimciliğe yönelik yeni bir programımız var.

Akademik girişimciliği biraz açabilir miyiz?

A.Barkın Arak: Akademik girişimcilik, temelde üniversitede yürütülen araştırmaların, kurulan şirket vasıtasıyla ticari bir ürün haline getirilmesi sürecini tanımlıyor.

Türkiye’de hızla gelişen bir girişimcilik ekosistemi var. Boğaziçi Üniversitesi gerek öğrenci ve akademisyenleri gerek çevresinde oluşmuş networkle bu alanda çok ciddi bir potansiyel taşıyan bir kurum ancak bu zamana kadar bu potansiyel hakkıyla işlenebilmiş değil. Bunun bir nedeni de geçmişte şu an bizim kurum olarak sahip olduğumuz esnekliğe sahip olamamak. Şirketleşmeyle beraber biz Boğaziçi’ni girişimcilik konusunda hak ettiği yere getirmek için çalışmalara başladık. Bu yüzden öncelikle bir değer zinciri yaratmak üzere bir hamlemiz oldu. Bu değer zincirini biz çok farklı partnerlerimiz arasında koordinasyon sağlamak, girişimci sayımızı artırıp, bizim elimizden geçecek iyi fikirlerin, iyi planların şirketleşmesini ve şirketleştikten sonra önce ülkede tutunup sonra uluslararası pazara çıkmasını sağlamak olarak tanımlıyoruz.

Boğaziçi mezunlarının kurduğu şirketler de bu yapı içinde yerlerini alacaklar mı?

A.Barkın Arak: Bu konuda oldukça avantajlıyız. Boğaziçi’nin mezunu kendi okuluyla çalışmayı istiyor ve bunun için haklı gerekçeleri var. Boğaziçi’nin hem akademisyenleri, hem diğer personelleri, hem öğrencileri, hem mezunları, hem de okulun çevresinde oluşmuş networke dahil olan başka kim varsa bunlar ülkenin en kaliteli insanları aslında. Dolayısıyla bir Boğaziçi mezununun sahip olduğu bir şirket zaten yüksek hedefleri olan, yüksek çıktılar isteyen bir şirkettir. Böylesi bir şirketin sahibi olan Boğaziçili elbette karşısında kendi dilinden anlayan, kendiyle benzer vizyonu paylaşan insanlarla çalışmak istiyor. Biz bu şirketleşmeyle beraber buna çok daha fazla imkân veren bir hale geliyoruz.

Son olarak, TÜBİTAK’ın bireysel genç girişimcilik üzerine başlattığı BIG programının uygulayıcısı oldunuz. Bu programı biraz anlatır mısınız bize?

A.Barkın Arak: Boğaziçi Üniversitesi olarak bireysel genç girişim – BİGG   uygulayıcı kuruluşu olarak seçildi.

Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş tarafından yürütücülüğü yapılacak "DREAM BiGG" programı ile girişim fikirlerinin geçecekleri eğitim ve mentorluk sürecinden sonra TÜBİTAK tarafından 150.000TL hibe ile şirketleşmeye yönlendirilmesi hedefleniyor.
DREAM BiGG programına katılan girişimciler kuluçka, ortak çalışma alanları ve prototip merkezlerine erişim, farklı alanlarda uzun süreli mentorluklar, büyük sanayi kuruluşları ile işbirlikleri, yatırım ve uluslar arası programlara katılım ek imkanlarına da sahip olacaklar.

Bu bizim kendi girişimcilik projelerimizin omurgası haline gelecek bir program bu nedenle hedefimiz sadece girişimcilere BİGG desteği kazandırmak değil,  yüksek potansiyelli girişimleri erken aşamadan uluslar arası oyunculuğa taşıyacak Boğaziçi Üniversitesi girişimcilik süreçlerine dahil etmek. İlk büyük projemiz DREAM BiGG olacak. Bunu takiben uluslararası programlar başlayacak. Onun ardından ise girişim sermayesi programı başlayacak. Boğaziçi’nin girişimcilik alanında hızlı bir atılım yapmasını sağlayacağız. Sanayiyle de daha önce söylediğim gibi kısa vadeli değil, uzun vadeli ortaklıklar planlıyoruz. Özetle diyebiliriz ki bir taraftan girişimcilikle ilgili çalışmalarımızı yürütüp bir taraftan sanayi iş birliğini sağlayacağız. İki koldan bu ülkedeki öncü TTO olmayı hedefliyoruz.

 

Söyleşi: Özgür Duygu Durgun/ Kurumsal İletişim Ofisi

 

 

 

 

Tarih: 18 Temmuz 2018