Akıllı kentler için akıllı sistemler geliştiren ödüllü araştırmacı Boğaziçi’nde

ABD’de kentler için akıllı sistemler geliştiren Boğaziçi Üniversitesi mezunu başarılı bilim insanı Doç. Dr. Nurçin Çelik, ABD’deki çalışmalarına kısa bir ara vererek, araştırmalarına devam etmek ve 2017 Sonbahar döneminde ders vermek üzere, mezun olduğu okuluna döndü.

Boğaziçi Üniversitesi mezunu iki parlak genç bilim insanı olan Nurçin Çelik ve Sinan Keten, geçtiğimiz yıl Ocak ayında ABD Başkanlığı tarafından araştırma kariyerlerinin erken döneminde bilim insanları ve mühendislere sunulan en yüksek ‘Onur Nişanı’na layık görülmüşlerdi.

Uluslararası alanda birçok dergide makaleleri yayımlanan ve çok sayıda ödül alan Çelik'in, dinamik veri güdümlü çok ölçekli simülasyonlar ile kompleks sistemlerin kontrolü üzerine çalışmaları bulunuyor. Halen bu alanda Miami Üniversitesi’nde ABD Savunma Bakanlığı için akıllı kentler üzerine çalışan Çelik, Ocak 2017’de törenle sunulan ‘Onur Nişanı’ ödülünü dönemin ABD Başkanı Barack Obama’dan almıştı.

Bu ödülün araştırmalarının devamlılığı açısından çok önemli olduğunu belirten Nurçin Çelik, Onur Nişanı’nın sunulmasının ardından ABD’nin en saygın bilim topluluklarından biri olan National Academy of Engineering sempozyumuna araştırmacı Sinan Keten ile birlikte davet edilen davet edilen az sayıdaki genç bilim insanından biri oldu.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden 2006 yılında mezun olan ve çalışmalarına ABD'de devam eden Çelik, Arizona Üniversitesi’nde sistem ve endüstri alanında yüksek lisans ve doktorasını tamamladı.

2001 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ne Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencisi olarak başlayan Çelik, bölümde bir sene okuduktan sonra Endüstri Mühendisliği’ne geçiş yapmış. 3. sınıfta exchange öğrencisi olarak Arizona Üniversitesi’ne giden Çelik, Boğaziçi’nden mezun olduktan sonra master ve doktorasını ilerleyen dönemde Arizona Üniversitesi’nde tamamlamış.

Kısa süre önce doçentliğini de alan Nurçin Çelik, 2018 Bahar dönemine dek Boğaziçi Üniversitesi’nde master ve doktora öğrencilerine ödülünün de konusu olan ‘’Veri Güdümlü Simulasyonlar’’ başlıklı dersi verecek.

Akıllı şehirlerin altyapılarını tasarlayan sistemler geliştiriyor

Doktora tezi olarak başladığı Dinamik Veri Güdümlü Simülasyonlar konusunda araştırmalarını ilerleten Çelik, geliştirdikleri simülasyonları gerçek sisteme uygulayarak simülasyonu hem gerçek zamanlı hem de akıllı yapmayı hedeflediklerini belirtiyor. Doktora sonrasında çalışmalarını daha çok elektrik şebekelerine yönelten Çelik, akıllı şehirlerin altyapıları üzerine odaklanıyor. Miami gibi, dünyada kasırgaların çok sık görüldüğü bir bölgede yaşayan Nurçin Çelik, kasırgaların kentin şebekeleri için çok önemli sorunlar doğurabildiğini ve bu nedenle akıllı sistemlerle böyle ağır hasar verici bir doğa olayından nasıl korunulabileceği üzerine çalıştıklarını belirtiyor.

Bu kapsamda ABD Savunma Bakanlığı’ndan gelen vakalar üzerinde çalışmalar yürüten Çelik şöyle devam ediyor;

‘’Bahsettiğimiz akıllı elektrik şebeke sistemine “smart grid” deniliyor, “microgrid” ise bunun en küçük birimi olarak düşünülebilir. Biz bu microgrid yapılar üzerinde çalışıyoruz. Örneğin elinizde 2-3 bina var ve bu binaların her yerinde sensor var.  Bu binalardan birinde sorun çıktığında binayı izole mi edelim ya da diğer binaya yardım için teşvik mi edelim, gibi konular üzerinde küçük ölçeklerde çalışıyoruz. Gelecek dönemde de Miami Üniversitesi’nin bulunduğu kent için bu ölçeği büyüterek, yani artık şehir ölçeğinde bu çalışmaları devam ettirmeyi planlıyoruz’’.

İstanbul için Acil Eylem Planı farklı alanlardan çok sayıda uzmanın birlikte çalışmasını gerektiriyor

Akıllı kentler üzerinde yoğun çalışmaları olan araştırmacılardan biri olan Nurçin Çelik, deprem gibi bir gerçekle yaşamak zorunda olan İstanbul’u düşündüğümüzde, kent için hazırlanması gereken acil eylem planının şehir yönetiminden akademisyenlere, fon yöneticilerinden uygulama alanlarında çalışacak insan kaynağına çok farklı alanlarında ve her biri uzmanlığını kanıtlamış isimlerden oluşan geniş bir ekiple başarıya ulaşabileceğini belirtiyor. Bu tür planların ortak akla dayanan ve sadece kâğıt üzerinde değil uygulanabilir nitelikte olması gerektiğine dikkat çeken Çelik, ‘’İstanbul çok büyük, çok komplike, dolayısıyla çok fazla zorluğu olan bir şehir. Örneğin depremin gece olduğunu düşünelim; sokaklar arabalar tarafından işgal edilmiş durumda. İnsanların sığınabileceği alanlar sınırlı. Her evin altında veya yanında toplanma alanları olması lazım. Network olarak baktığınızda İstanbul’un bir avantajı varsa o da elektrik network ’ünün yer altında olması. Ancak bu avantaj bile yanında farklı zorlukları getirebilir. Bu tip büyük bir projede her ayrıntı dikkatli bir şekilde incelenmeli’’ diyor.

‘’Çok zeki öğrencilerimiz ve yetkin hocalarımızla Boğaziçi’ni yıllar sonra bıraktığım gibi buldum’’

Türkiye’ye ve Boğaziçi Üniversitesi’ne dönmek fikrinin her zaman gündeminde olduğunu söyleyen Nurçin Çelik, bu süreci anlatırken aynı zamanda Türkiye’de daha gelişmiş bir araştırma ortamının oluşması adına önerilerini de paylaşıyor:

‘’Boğaziçi’ne dönmek hep aklımdaydı, akademik izin dönemim gelince de aklıma gelen ilk yer Boğaziçi oldu. Buradaki bilim ortamını görmek istiyordum. Aklımda iki ülke vardı; Türkiye veya Yeni Zelanda. Ancak Türkiye özlemi ağır basınca buraya geldim. Boğaziçi’nin ortamını biliyorum, hocaları biliyorum. Bu nedenle başka bir alternatif düşünmeden Boğaziçi’ne geldim. Okulu bıraktığım gibi buldum. Öğrencilere bakıyorum, çok zekiler. Burada ders vermek hoca olarak da çok keyifli. Ancak imkânlar yurtdışına göre çok sınırlı. Daha rekabetçi bir ortam olması gerektiğini düşünüyorum. ABD’de farklı ajanslardan farklı projeler için hocaların teşvik alabilmesi için verilen destek çok fazla. Türkiye’de ise benim bildiğim sadece TÜBİTAK var. Hatta biz de onun bir programına başvurduk. Oysa çok daha farklı desteklerin olması gerekiyor. Türkiye’de teşvik açısından daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç var’’.

Bilim yapılabilmesi için öncelikle iyi bir araştırma ortamına ihtiyaç var

Projelerin araştırma boyutunun önemine değinen Çelik gelişmeye açık bir bilim ortamı için her şeyin başında araştırma imkânlarının geldiğini söylüyor:

‘’Her projenin bir araştırma boyutu olması önemli. Bilim olabilmesi, araştırma olabilmesi ve öğrencilerin de işin içinde olabilmesi için böyle bir ortama ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bir araştırmacı için en önemli konu öğrenci kalitesi, araştırma ortamı, fakülteye verilen değer ve sunulan imkânlar. Ayrıca ABD’de örneğini gördüğümüz üzere araştırmacıların ailelerine-çocuklarına kadar uzanan burs gibi, barınma (ev) gibi haklar söz konusu.  Tümünü bir paket olarak düşündüğünüzde bunlar çok önemli’’.

Uzun yıllar yaşadığı ABD’de eğitim ortamını da gözlemleme fırsatı olan Çelik, son olarak gözlemlerini şöyle aktarıyor:

‘’Temel eğitimde çocuklara verilen müfredat ABD’de son derece hafif. Asıl amaç okuma alışkanlığını ve kritik düşünme yetisi kazandırmak. Sınıfların düzeni bile yuvarlak sıra düzeni olduğu için etkileşimi artırıyor. En önemlisi de yukarıdan aşağıya gördüğünüz davranış stili. Öğretmenin öğrencinin gözünün içinde bakarak iletişim kurabilmesi çok önemli. Ben her basarinin temelinin eğitim sisteminde olduğunu düşünüyorum’’.

 

Haber ve fotoğraflar: Özgür Duygu Durgun / Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 28 Kasım 2017