Anıt höyükten tarihi çırçır fabrikasına kültürel mirası korumak

‘’Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü-2018 "Nesiller Arası (Kültürel) Miras Türkiye’’ etkinlikleri kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde '’Pamuktan Bilime: Tarihi bir Çırçır Fabrikasının Antik Tarihin Araştırıldığı Bir Merkeze Dönüşümü'' başlıklı panel gerçekleştirildi.


Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Aslı Özyar'ın ev sahipliğinde düzenlenen panel, kısa süre önce, 19 Nisan tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Tarsus-Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi Konferans Salonu'nda dinleyicilerle buluşmuştu.

Boğaziçi Üniversitesi’nde 3 Mayıs’ta biraraya gelen konuyla ilgili uzmanlar arasında ICOMOS Türkiye Milli Komite Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İclal Dinçer de yer aldı. Toplantıya ayrıca Mersin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tamer Gök, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Sayar, Mersin Üniversitesi Dr.Öğr Üyesi Songül Ulutaş, Türk Serbest Mimarlar Derneği yönetim kurulu üyesi Saadet Sayın ve Yüksek Mimar Erol Doğan da katıldı.

ICOMOS Türkiye Milli Komite Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İclal Dinçer panelin açılış konuşmasında Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi’nin, 1965 yılında korumanın anayasası olarak kabul edilen Venedik Sözleşmesi ile bağlantılı olarak kurulduğunu ve temel misyonunun kültürel varlıkların korunması konusunda ana ilkeleri oluşturmak, güncel koruma sorunlarını izlemek ve toplumu bu konularda bilgilendirmek olduğunu anımsattı. Bugün dünyada koruma uzmanlarından oluşan 10.100 kişisel, 320 kurumsal üyesi bulunan ICOMOS’un, 28 bilimsel komite ve 110 ulusal komite ile faaliyet gösterdiğini belirten Dinçer, ICOMOS’un Türkiye’deki kuruluşunun 1973 yılına uzandığını ve 150 üyesi bulunduğunu ekledi.

Dünyada ICOMOS – Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi - tarafından her yıl kutlanmakta olan 18 Nisan Anıtlar ve Sitler Günü’nün bu yılki temasının “Nesiller Boyu Kültürel Miras” olarak kabul edildiğini ifade eden Prof. Dr. İclal Dinçer, 2017 yılı sonunda Delhi’de Miras ve Demokrasi teması ile gerçekleştirilen 19. ICOMOS Genel Kurulu’nun Sonuç Bildirgesi’ne atıfta bulunarak  ICOMOS Bildirgesi’nin ana sloganının Miras, herkes için temel bir hak ve sorumluluktur olarak benimsenmiş olduğunu ve tüm kültürler için çeşitliliği, sosyal bağlılığı, eşitliği ve adaleti güvence altına alan ve kutlayan anlamlı ve adil bir geleceğin kurulmasının ana hedef olarak vurgulandığını belirtti.

Tarsus Gözlükule Höyüğü ve Tarihi Çırçır Fabrikası’nın buluşan hikayesi

Tarsus’un ilk kurulduğu yerleşim yeri olan ve günümüzde ilçenin merkezinde bulunan Gözlükule höyüğünde arkeoloji çalışmaları yürüten ekibin lideri olan Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Aslı Özyar ise panelde yaptığı konuşmada gerek Tarsus’u oluşturan Gözlükule Höyüğü’nün gerekse günümüzde Boğaziçi Üniversitesi tarafından bir araştırma merkezine dönüştürülmüş olan, geçmişte ise tarihi bir çırçır fabrikası olan Gözlükule Kazıları Araştırma Merkezi’nin birbirleriyle olan ilişkisine değindi.

Höyüğün doğal bir anıt; çırçır fabrikasının ise ülkemizde ve bölgede sanayinin gelişmesini simgeleyen bir anıt olarak birbiriyle benzeştiğini vurgulayan Aslı Özyar bu iki anıt yapının birbirleriyle bu yönde ilişkilendirilmesinin aynı zamanda söz konusu yapıların korunmasına da yardımcı olduğunu ifade etti.

Tarsus’taki Gözlükule Höyüğü’nü bir açık laboratuvar alanı olarak ele aldıklarını ve bunu yaparken höyüğü de korumaya çalıştıklarını aktaran Özyar, yaptıkları çalışmalarda Ortaçağ dönemi- Erken İslami dönem kent kurgusuna dair önemli bulgulara rastladıklarını aktardı. Tarsus’taki SİT alanı uzantısında yer alan tarihi bir fabrika olarak yıllarca faaliyet göstermiş olan Çırçır Fabrikası’nı da aynı bakış açısıyla koruma altına alarak bir araştırma ve kapalı laboratuvar haline getirdiklerini anlatan Aslı Özyar, uzun vadeli bu bakışla hem anıt höyüğü hem de tarihi fabrikayı tekrar canlandırarak korumanın mümkün olduğunu vurguladı.

Haber ve fotoğraflar: Kurumsal İletişim Ofisi


Tarih: 03 Mayıs 2018