Atlantik’ten gelen dördüncülük kupası!

Türkiye'nin ilk üniversite yelken topluluğu olan Boğaziçi Üniversitesi Denizcilik ve Yelken Kulübü, Avrupa’nın en büyük sportif organizasyonlarından biri olan The EDHEC Sailing Cup’tan (Course Croisière EDHEC) 4.lük derecesiyle Türkiye’ye döndü.

Boğaziçi Üniversitesi Denizcilik ve Yelken Kulübü’nün Nurettin Dorukhan Sergin (trim), Arif Ertuğ Cebeci (anayelken), Mustafa Selman Akıncı (başüstü), aynı zamanda 470 sınıfında yarışan milli yelkenci Sevim Sırma Karaca (dümen) ve Sinem Dalkılıç’tan (piyano) oluşan ekibi, MIT, Harvard, Cambridgre, UCLA gibi  iddialı üniversite takımlarıyla yarıştı.

Boğaziçi ekibi, EDHEC Sailing Cup’a nasıl hazırlandıklarını Boğaziçi’nden Haberler’e şöyle anlattı: 

‘’Öncelikle bir numaralı problemimiz J80 teknesine alışık olmayışımızdı. Genel olarak son yıllarda çoğunlukla simetrik balonlu teknelerde yarışıyoruz. Sportsboat sınıfında da çok sık olmamakla beraber Platu25 teknesinde çıkıyoruz. Tekneye alışmamızın iki ayağı var. Teorik ayağını Y kuşağının çocukları olarak Youtube’dan profesyonel ekiplerin videolarını izleyerek ve makaleler okuyarak hallettik. Hatta kafelerin prize yakın masalarını kolladığımız zamanlar epey eğlenceliydi.

 

Özellikle manevralardaki görev dağılımlarını oturtmamız açısından çok önemli oldu. Bu teorik çalışmayı denizde oldukça soğuk İstanbul günlerinde az ama öz çıkışlarla taçlandırdık. Hem J80 hem First 7.5 tekneleriyle antrenman yaptık. Burada çok özel bir teşekküre yer vermek isteriz. Araba kiralama şirketlerinin bile zorluk çıkardığı yaşlardaki beş gence güvenen, teknelerini emanet eden, o soğukta beraber antrenmana çıkıp çok kıymetli tecrübelerini aktaran Şükrü Uzuner, Serdar Ünsel ve Ali Akkın ağabeylerimizin hakkını ödeyemeyiz. Onlar olmasa sudan çıkmış balığa dönerdik o teknede ki bazı yeni ekiplerin bunu yaşadığına orada şahit olduk. Bunun dışında hem birlikte hem bireysel fiziksel antrenman yaptık. En az hepsi kadar önemlisi son bir  ay sürekli beraberdik. Ekip uyumumuz ilk günden itibaren üst düzeydeydi’’.

 

Üniversitelileri bir araya getiren büyük yarış organizasyonlarına önem verdiklerinin altını çizen ekip,  ‘’Ne yazık ki çok az bu yapıda etkinlik var. EDHEC ise tam aksine dünyada bunun en iyi örneği diyebiliriz. Hem nicelik hem de beynelmileldik açısından. Bu tarz bir organizasyonda boy gösterebilmek hem ülkemizin görünürlüğü hem de ders çıkarmak anlamında bizim için çok önemli. Boğaziçi Yelken özelinde ise, maddi imkanları kısıtlı bir devlet okulu yelken oluşumu olarak bu fırsatlar altın değerinde oluyor’’ diyor.

Boğaziçi Üniversitesi Denizcilik ve Yelken Kulübü üyeleri,yarışların yapıldığı Arzon’u ve oradaki yarış atmosferini şöyle anlatıyorlar:

 

‘’Yarış nerdeyse her sene yer değiştiriyor. Fransa’nın Atlantik kıyısındaki yerler tercih ediliyor. La Rochelle, Le Sable D’olonne ve Brest gibi ünlü yerler mesela. Dürüst olmak gerekirse Arzon’un adını hiç duymamıştık. Fransa’nın Breton bölgesinde yerleşimin çoğunluğu müstakil yazlık evler olan küçük bir yarımada aslında Arzon. Gelgitler Türkiye’de asla göremeyeceğimiz boyutlarda. Marinalar buna göre yüzer şekilde tasarlanmış. Akşam kara seviyesinden 6-7 metre aşağıda gördüğünüz tekeneler sabah bir bakmışsınız burnunuzun dibine gelmiş. Tabi bu gelgitler aynı zamanda sağlam akıntılara sebep oluyor. Bunlardan haberdar olmak hem marina giriş çıkışlarında hem yarışlarda faydalı oluyor.

Arzon eskiden önemli bir denizci kabasıymış. Yerleşimin eski merkezindeki kiliseye yaptığımız ziyarette kilisenin süslerinde çok sık yelkenli tekne motifleri fark ettik. Kasabanın nüfusu yarış sebebiyle iki katına çıkıyor’’.

 

Ekibi en çok zorlayan konunun Fransızca engeli olduğunu belirten ekip üyeleri, yarışlar esnasında yaşadıkları unutulmaz anları ise şöyle anlatıyorlar:

‘’Coğrafyaya tam hakim olmamak bizi zorladı. Özellikle gelgite bağlı akıntı trendleri ve değişen rüzgar yönlerine tepkimiz zaman zaman gecikti. Orayı tanıyan dümencilerin bunun avantajını iyi kullandıklarını hissettik. Bir de tabii unutmadan ilk günkü denize çıkma teşebbüsümüzden bahsetmek lazım. Kayıt günü işlerimizi erken tamamladığımız için akşamüstü denize çıkmak istedik. 10 yıl önceki Boğaziçili Yelkencilerin yaptığı gibi biz de çıkıp “Boğaziçi Yelken Atlantik’te!” videosu çekip dönecektik. Ancak 25 civarları esen rüzgar ve pruvadan çok sert bir akıntı yedik. Ne videoyu çekebildik ne marinadan çıkabildik. Şanslıyız ki bu moral kıran bir anı olmaktan çok gülerek hatırlayacağımız bir anı olarak hafızalarımıza yer etti. Ama herkesin suratındaki “Atlantik hep böyle mi olacak?” ifadesi görülmeye değerdi’’.

 

J80 kategorisinin en ciddi yarışların yapıldığı grup olduğunun altını çizen Boğaziçililer, turnuva  izlenimlerini anlatırken bu başarının tüm mimarlarına da selam gönderiyorlar: ‘’Biz bu grupta, 26 tekne içinde iki profesyonel dümencili ekip ve EDHEC’teki diğer gruplarda da açık ara en başarılı öğrenci ekibi olan KEDGE Business School’un ardından dördüncü, bütün ekibi öğrenci olan ekipler arasında ikinci bitirdik.

 

Bu bizim şartlarımızdaki bir yelken takımı için hakikaten çok kıymetli bir başarı. Biz EDHEC’te kalıcı olmak istiyorduk, o yüzden istisnai bir başarı elde etmemiz bizim açımızdan çok önemli. Tabii bu istisnai başarı istisnai bir katkı olmadan elde edilemezdi. Bu yüzden bu başarıda en az ekip kadar katkısı olan çok kıymetli isimlere teşekkür etmek istiyoruz.

 

Öncelikle idari işlerimizle sürekli yakından ilgilenen yönetim kurulu üyemiz Bilge Bilge’ye çok teşekkür ediyoruz. Onsuz gümrükten bile dışarı çıkamazdık herhalde. Ekibin bu zamana kadar yelkenciliğine büyük katkısı olan Fenerbahçe Kulübü Yelken Şubesine, Eren Özdal’a ve Oğuz Ayan’a çok teşekkür ederiz.  Yine bir çok işimizin hallolmasında bize sabırla yardımcı olan Cenk Tekkaya’ya çok teşekkür ediyoruz.

 

Yukarıda bahsettik ama bir kez daha antrenman konusunda yaptıkları fedakarlıklardan dolayı Şükrü Uzuner, Serdar Ünsel ve Ali Akkın’a teşekkürler ediyoruz. Umarız kendileriyle beraber birçok kez daha yelken yapma fırsatımız olur.

 

Son olarak bütün bu harika anıları mümkün kılan mezunlarımızdan Bülent Sandal, Banu Sandal ve ailesine sonsuz teşekkürler ediyoruz. Biz Bülent Sandal’ı sadece çektiği harika fotoğraflarla ve gülümsemesiyle tanıdık. Bu yarışın sonunda kendisine edebileceğimiz yegane teşekkür de yüzümüzdeki gurur ve gülümseme. Umarız şu an olduğu yerde bu teşekkürümüzü görmüştür. Umarız şu an seyrettiği sularda pruvası neta, rüzgarı kolayınadır’’.

 

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi Tarih: 04 Mayıs 2017