Biyometri çalışmalarında bir Boğaziçili

TÜBİTAK, BİLGEM’de biyometrik sistemler, sayısal damgalama, imgeleme/örüntü tanıma sistemleri üzerine çalışan Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunumuz Umut Uludağ, araştırmalarını Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) Aylık Yayını Boğaziçi Dergi'ye anlattı. Derginin Eylül 2015 sayısında yer alan söyleşiyi Boğaziçi'nden Haberler okurları için paylaşıyoruz.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1999 yılında lisans derecemi, 2001 yılında ise yüksek lisans derecemi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden aldım. Lisans bitirme projemi ve yüksek lisans tezimi Prof. Dr. Bülent Sankur’un danışmanlığında tamamladım. Yüksek lisans eğitimim süresince, TÜBİTAK, Marmara Araştırma Merkezi, Bilişim Teknolojileri Enstitüsü’nde sinyal işleme, örüntü tanıma, biyometrik sistemler konularındaki çalışmalarda görev aldım.

2001-2006 yılları arasında ise Michigan State University, Computer Science and Engineering Bölümü’nde Prof. Dr. Anil Jain’in araştırma asistanı olarak bulundum. Biyometrik sistemlerin güvenliği konusundaki doktora tezimi de 2006 yılında sundum. Bu sürecin yaz aylarında Intel, NIST, Siemens, Symbol Technologies gibi kurumlarda çalışma imkânım oldu.

2006-2009 yılları arasında, Lumidigm şirketinde parmak izi ve tüm el biyometrileri konularında araştırma-geliştirme çalışmalarında bulundum. 2009 yılında ülkemize geri döndüm. TÜBİTAK, BİLGEM’de biyometrik sistemler, sayısal damgalama, imgeleme/örüntü tanıma sistemleri üzerinde çalışıyorum.

Misafir öğretim üyesi olarak Gebze Teknik Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi ve İstanbul Şehir Üniversitesi’nde lisansüstü dersleri verdim/veriyorum.

İstanbul Şifresi isimli bir kısa romanımı Temmuz 2013’te www.umutuludag.com  adresindeki ağ sayfamda yayınladım. Ocak 2015’ten bu yana da Kayıp Hattat isimli şiir kitapçıklarımı aynı adreste yayınlıyorum.

Biyometrik sistemler üzerine yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kimlik doğrulama ve tanımlama için fizyolojik veya davranışsal çeşitli öğelerin (parmak izi, yüz, iris, ses, damar izi gibi) kullanıldığı bu sistemler konusunda yaklaşık 15 yıl çalışma şansım oldu. Doktora öncesi çalışmalarım parmak izi imgelerinin sayısal damgalama teknikleri ile güvenliklerinin artırılması üzerineydi. Doktora çalışmalarım sırasında ise biyometrik sistemlere karşı ataklara önlemler ve biyometrik kripto sistemler için algoritmalar geliştirdim. Son yıllarda ise parmak izi biyometrisi için başarı limitleri konusunda çalışıyoruz. Ayrıca, üniversitelerdeki öğrencilerimle birlikte yüz tanıma ve akıllı telefon biyometrileri konularında da çalışmalar yürütüyoruz.  

Türkiye biyometri uygulamalarında hangi noktada?

Özel sektör firmalarımız bu konularla yakından ilgili, akademik düzlemde de değerli çalışmalar yapılabiliyor. Nüfus cüzdanlarımızın yerine geçecek olan ve biyometrik öğeler içeren akıllı kimlik kartlarının dağıtımı tamamlandığında, yeni uygulamaların geliştirilmesi için de fırsatlar doğmuş olacak.

Bilişim çağında, biyometriyi kullanmayan geleneksel yöntemlerle kimlik doğrulama bize gerekli başarı, hız, verimlilik ve güvenliği çoğu uygulamada sağlayamıyor. Biyometrinin bu isterlere sahip tüm uygulamalarda akıllıca kullanımı, ülkemizde ve dünyada önemli araştırma konuları arasında.

Bu alana ilgi duyan mezunlara ve öğrencilere önerileriniz var mı?

Hem ülkemizde hem de dünyada önemi gittikçe artan bu ilgi çekici alan önümüzdeki yıllarda daha çok konuşuluyor olacak. Birkaç uzmanlık kümesinin (bilgisayar mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, matematik, donanım tasarımı vb.) kesişiminde bulunuyor. Sinyal işleme, örüntü tanıma ve istatistik temellerinin bu alanın teknik kısımlarında çalışabilmek için gerekli olduğu söylenebilir.

Söyleşi: Emine Çavak

Tarih: 06 Ekim 2015