Boğaziçi Üniversitesi dünyanın farklı ülkelerinden öğrencilerin ikinci evi

Boğaziçi Üniversitesi; Avrupa, Amerika, Avustralya ve Uzak Doğu'daki birçok üniversite ile geliştirilmiş olan değişim programları ile her yıl yüzlerce yabancı öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Boğaziçi, 38 ülkeden en prestijli üniversitelerle yaptığı 1235 partnerlik anlaşması sayesinde yabancı öğrenci profili açısından küresel bir üniversite olma özelliği taşıyor. Farklı ülkelerden öğrenciler, Türkiye’yi kendi gözleriyle görüp bu deneyimi yaşamak istediklerini belirtiyor ve bu tercihlerinden son derece memnun olduklarını anlatıyorlar.

Boğaziçi’nin rengârenk portresinin ayrılmaz parçası olan, değişim programıyla gelen yabancı öğrencilerin Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih etme nedenlerinin başında öğrenci kulüplerinin çeşitliliği, üniversite içi dayanışma ve üniversitede farklı kültürlere saygılı, özgürlükçü bir geleneğinin olması geliyor.

Almanya’nın FOS-BOS Technik München Üniversitesi’nden gelen Johannes Breitsamter, Boğaziçi Üniversitesi Matematik bölümünde eğitim görüyor. Breitsamter, Almanya’daki öğrencilik deneyiminden farklı olarak buradaki kampüs yaşamının oldukça canlı olduğunu belirtiyor: “Almanya’da üniversiteler için sadece derslere girdiğimiz bir mekân benzetmesini yapabilirim. Boğaziçi’nde derslerin ötesinde çok renkli bir sosyal hayat var ve bunun bir parçası olmaktan oldukça memnunum” diyen Breitsamter, eğitim kalitesinden öğrenci etkinliklerine Boğaziçi’nin tam anlamıyla bir Avrupa üniversitesi olduğunun altını çiziyor.

Şanghay Üniversitesi’nden gelen Xaejie Guo ve Chao Gao Tarih bölümünde öğrenim görüyorlar. Türkiye’nin konumu gereği eşsiz bir yeri olduğunu ve bu nedenle buraya gelmeyi tercih ettiklerini belirten öğrenciler, dersler dışında Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Konfüçyüs Enstitüsü’nde çalışıyor ve  Türkçe öğreniyorlar. Çinli öğrenciler dahil oldukları öğrenci değişim programını bu coğrafya hakkında olabildiğince kültürel bilgi edinerek değerlendirmek istediklerini belirtiyorlar.

Ayrıca, kendi aralarında iletişimini arttırmayı amaçlayan Erasmus/ Exchange grupları yanında okuldaki dans, dağcılık, gastronomi kulüpleri gibi birçok farklı kulüpte faaliyet gösteriyorlar.

‘’Türkiye’yi kendi gözlerimizle görmek ve deneyimlemek istedik‘’

Değişim öğrencileri, Boğaziçi deneyimlerinin yanı sıra Türkiye gündeminden ne derece etkilendiklerine de değiniyorlar. Öğrencilerin görüşlerine göre, Batı dünyasından gelen Türkiye’deki güvenlik sorunu temalı uyarılar, eğitim amacıyla Türkiye’ye gelmelerini engellememiş. Özellikle başvuru süreçlerinde Türkiye’ye gelirken tereddütlü olduklarını fakat buraya geldikten sonra fikirlerinin hızla değiştiğini belirtiyorlar.

Fransız öğrenci Louis Dubost, akademik hayatının son basamağını Türkiye’de geçirmeye karar vermiş ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’ne Erasmus programı ile başvurmuş. Başvuru sürecinde Avrupa televizyonlarında Türkiye imajının abartılı bir şekilde tehlikeli sunulduğunu söyleyen Dubost, “Kendi gözlerimle görmek istedim, gelmekten vazgeçmek bir yana bu tür haberler, Türkiye toplumu hakkındaki merakımı arttırdı. Haberlerde çizilen resmin her zaman gerçeği göstermediğini bilen biriyim, gerçeği görmek istedim. Deneyimlemenin gerçeği bulmak için en iyi yol olduğunu düşünüyorum “ diyor.

Magdalini Timow, Aristotle Üniversitesi’nden gelmiş. İstanbul, Yunanistan’a çok yakın olmasına rağmen, komşu ülkede bile gerçekte olduğundan farklı bir şekilde resmedildiğini ve bu nedenle gelirken tereddütleri olduğunu söylüyor ve “İyi ki de vazgeçmedim ve buradayım, beklentilerimin çok ötesinde bir deneyim yaşıyorum” diye ekliyor.

Melisa Kumaşcı ise yarı Türk kökenli yarı Danimarkalı bir öğrenci, Kopenhag Üniversitesi’ndeki eğitiminin bir senesini Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde geçirmeye karar vermiş. Diğer öğrencilerden farklı olarak Melisa başvuru esnasında Türkiye’de yaşamak konusunda herhangi bir güvenlik çekincesi olmadığını söylüyor; “Danimarka’daki yakınlarım burada sürekli bombaların patladığını, bir savaş halinin sürüp gittiğini ve genç bir kadın için çok güvenliksiz bir yer olduğunu düşünüyorlar. Fakat ben hayatım boyunca Türkiye’ye defalarca geldim, bu ilk gelişim değil. İnsanlarını tanırım, dışardan algılandığı şekilde olmadığını biliyorum. Burası benim ikinci evim.”

Öğrenciler burada geçirecekleri süreci kampüs hayatıyla sınırlamamaya çalıştıklarını, Türkiye tarihini ve kültürünü daha iyi anlayabilmek için gezilere katıldıklarını ve İstanbul dışında şehirlere gittiklerini ve gitmeye devam edeceklerini söylüyorlar.


Haber: Gökçe Büyükbayrak- Talat Karataş (Kurumsal İletişim Ofisi)

Tarih: 26 Aralık 2016