Boğaziçi Üniversitesi, enerji araştırmaları ve modellemesinde öncülük üstleniyor

Enerji Ekonomisi Derneği’nin düzenlediği Petrol & Gaz Çalıştayı enerji dünyasından önemli konuşmacılarla 16 Aralık’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde yapıldı. Şili’nin eski Enerji Bakanı ve Pontificia Católica de Chile Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Ricardo Raineri, İsrail Technion Üniversitesi öğretim görevlisi Gina Cohen ve Türkiye Petrolleri CEO’su Besim Şişman petrol ve gazda bölgesel gelişmeler ve küresel politikalar hakkında sunumlarını yaptılar.


Enerji Ekonomisi Derneği’nin ve IAEE’nin birlikte düzenlediği Petrol & Gaz Çalıştayı’nın açılış konuşmasını Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan yaptı.  Özkan, Boğaziçi Üniversitesi’nin 2005 yılında Enerji Ekonomisi Derneği’nin kuruluşuna ev sahipliği yapmış olduğunu hatırlatarak, “Üniversitemiz enerji konusunda hep öncü ve yol gösterici çalışmaların içinde olmuştur. Bu misyonun bir parçası olarak Türkiye’nin enerji politikalarında ihtiyaç duyulan araştırmaları yapmak üzere Boğaziçi Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi EPAM’ı hayata geçirdik’’ diye konuştu.

Enerjinin dünya politikasındaki önemine dikkat çeken Özkan şunları söyledi:

Ülkemizin zor günlerden geçtiği, bulunduğumuz bölgedeki ihtilafların ülkemizi de doğrudan etkilediği bu dönemde EPAM’ın çalışmaları özel bir anlam ve önem taşıyor. Sanayileşme devrinin enerji kaynağı petrolün en geniş rezervlerinin Ortadoğu’da olduğu anlaşıldıktan sonra bu yüzyılın başından beri Ortadoğu temelinde enerji kaynaklarına ve ulaşım yollarına hükmetme amacı olan birçok savaşa sahne oldu. Bugün de Avrasya coğrafyasında temelinde petrol ve gaz kaynaklarına erişim amacı olan savaşlar yaşanıyor. Kuzey Irak’ta, Suriye’de en çetin savaşların yaşandığı yerler; ya enerji kaynaklarının olduğu, ya da rafinerilerin ve enerji piyasalarının bulunduğu bölgeler.”

‘’Enerji modellemesinde en yetkin kurumuz’’

Konuşmasının devamında Türkiye’nin petrol ve gaz piyasalarındaki önemini vurgulayan Özkan, Boğaziçi Üniversitesi’nin Türkiye’nin ulusal modelleme çalışmalarında öncü kurum olarak öne çıktığını belirtti. Türkiye’nin ilk enerji planlama modelinin 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirildiğini hatırlatan Özkan, ‘’Boğaziçi Üniversitesi Enerji Modelleme ekibi 2010 yılında Kalkınma Bakanlığı’na, 2015 yılında da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Ulusal Enerji Modelleme Sistemlerini kurmuştur ve halen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ihtiyaçlarına da cevap verecek en gelişkin standartlarda tümüyle yerli teknoloji bir modelleme sistemi geliştirilmektedir. Boğaziçi Üniversitesi Enerji Sistemleri Modelleme Laboratuvarı’nda geliştirilen ulusal modelleme sistemleri ile Türkiye’nin Ulusal Bildirimi’nde yer alan enerji ve emisyon projeksiyonları yapılmaktadır. Enerji modellemesinde bugün Türkiye’nin en yetkin kuruluşu olmanın haklı gururunu taşıyoruz’’ diye konuştu.

Yenilenebilir enerjide Boğaziçi Üniversitesi’nin Türkiye’nin lider kurumlarından biri olduğunu anlatan Özkan, Sarıtepe Kampüsü’nde tüm elektrik ihtiyacını karşılayan bir rüzgar türbini kurulduğunu, alternatif enerji kaynaklarını geliştirip yaygınlaştırmak için Ar-Ge çalışmalarının üniversite bünyesinde sürdürüldüğünü ekledi.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ise çalıştay konularına giriş anlamındaki sunumunda enerji sektöründeki küresel değişimlerden bahsetti. Kumbaroğlu, çalıştay katılımcılarını Güney Kafkasya Doğalgaz Boru Hattı, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı ve TAP Projeleri hakkında bilgilendirdi.

“Ekonomi büyümezse enerji talebi de artmaz”

Prof Dr. Ricardo Raineri ise konuşmasında küresel anlamda enerji sektöründeki problemlerden bahsetti. “Enerji konuları hakkında düşündüğümde, ilk olarak nüfus değişimine bakarım” diyen Raineri, dünya üzerindeki hızlı nüfus artışının enerji tüketimini son otuz yılda %60 oranla arttırdığını söyledi. Enerji üretiminde ekonomik büyüme oranlarının önemini vurgulayan Raineri, düşük büyüme oranlarının enerji sektörü için birincil sorun olduğunu söyledi. Sunumunun ikinci yarısında, dünya petrol arz ve talep dengeleri üzerine analizlere yer verdi ve olası gelecek senaryolarına dayanarak 2040 dünyasının enerji stratejilerinden bahsetti.

Gina Cohen ise Doğu Akdeniz bölgesindeki gaz ile ilişkili gelişmelerden bahsetti. Özellikle İsrail’in denizdeki Levithan doğalgaz sahası projesine odaklandığı sunumunda projenin üretim kapasitesi, dağıtım kanalları gibi ayrıntılı bilgilerini paylaştı. Projenin boru hattı ihracat seçeneklerini değerlendiren Cohen, “Boru hattı ve doğal gaz politik bir meseledir” dedi. Cohen konuşmasının sonunda Türkiye’nin proje için jeopolitik önemini anlattı.

Küresel ve bölgesel düzeyde enerji sektörünün değerlendirilmesinin ardından Türkiye Petrolleri CEO’su Besim Şişman sunumunda Türkiye’nin jeo-stratejik konumunu, enerji potansiyelini ve enerji politikalarını ele aldı. “Yeterli rezerv var ama mesele o rezervlerin kontrol edilebilmesi ve güçlü işbirlikleri üretebilmek” diyen Şişman, katılımcıları Türkiye rezervleri, üretim ve tüketim oranları ve sektördeki yerel zorluklar hakkında bilgilendirdi.

 

Haber: Gökçe Büyükbayrak / Fotoğraflar: Talat Karataş

Kurumsal İletişim Ofisi

 

 

 


Tarih: 17 Aralık 2016