Boğaziçili müzisyen Onurr: Hayatımı bazı işaretler belirledi!

2000’lerin başında Sakin grubuyla tanınan Onur Özdemir, müzik camiasında yazdığı, bestelediği ve söylediği şarkılarla giderek daha geniş bir hayran kitlesi edindi. Özdemir’in yazdığı ve bestelediği şarkıları Hadise, Murat Boz ve Ferhat Göçer gibi pop müziğin tanınan isimleri seslendirdi. Ayrıca Sezen Aksu’nun son albümü olan ‘Biraz Pop Biraz Sezen’deki Günaydın Memur Bey isimli şarkının da söz ve bestesi Onur Özdemir’e ait. Seyfi Teoman’ın yönettiği ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’’ filminin müziklerinde de imzası olan Onur Özdemir yakında yeni bir albümle müzikseverlerin karşısında olacak. Sahne adıyla ‘’Onurr’’, şarkı sözü yazarlığından besteciliğe A’dan Z’ye müziğin içinde bir sanatçı…

2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra eğitimine Boğaziçi ve Oxford üniversitelerinden yüksek lisans dereceleriyle devam eden Onur Özdemir aynı zamanda yeterlilik sınavından geçmiş bir doktora öğrencisi olarak İTÜ Sanat Tarihi’ne devam ediyor. Sosyal bilimlerden hiçbir zaman kopmadığını ve kendisini bu alanda geliştirmeye devam ettiğini vurgulayan Özdemir, yoğun bir tempoyla müzik hayatını sürdürürken bir yandan da Sanat Tarihi üzerine ders vermek istediğini belirtiyor.  

Özdemir ile öğrencilik hayatını, etkilendiği yazar ve düşünürleri, devam eden eğitimini ve müzik kariyerini konuştuk.

Boğaziçi’ndeki ve sonrasındaki eğitim hayatınız nasıl geçti? Öğrenci kimliğiniz kariyerinizi nasıl etkiledi?

1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne başladım. 2004 yılında mezun oldum. 2007 yılında da Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans yaptım. 2010-2012 yılları arasında da Oxford Üniversitesi’nde Klasik Arkeoloji üzerine yüksek lisans yaptım. Helenistik Dönem Heykelleri üzerine bir çalışma gerçekleştirdim orada. Şu anda da İTÜ Sanat Tarihi Bölümü’nde yeterlilik sınavını geçmiş bir doktora öğrencisiyim.

Sosyal bilimler okumak benim için büyük bir keyif. Hala daha bir yılda 20 kitap okuyorsam bunların 15-16’sı akademik kitaptır. O yüzden bu alanda okumayı, kendimi geliştirmeyi seviyorum. Felsefe okuduğum için teoriyle ilgilenmeyi biraz daha fazla seviyorum. Sanat felsefesi ve sanat tarihi ile ilgilenmeye başladığımda Antikite üzerine yoğunlaşmaya başladım. Bu yüzden de Antik Tarih ve Arkeoloji üzerine yüksek lisans yaptım.

Felsefede en çok hangi akımı ya da filozofları okumayı seversiniz?

Lisanstayken Kierkegaard okumayı çok severdim. Hatta Kierkegaard üzerine Amerika’da Minnesota’da özel bir kütüphane var. Oradan burs alıp, bir yaz o kütüphaneye gitmiştim. Lisansın ilerleyen zamanlarında Frankfurt Okulu’nu, Marks’ı daha fazla okumaya başladım. Frankfurt Okulu’nda özellikle Horkheimer beni etkiledi. Ancak bunların hepsi bir tarafa, bana göre modern felsefenin en üst noktası Hegel’dir. En sevdiğim kitabı da Tinin Fenomenolojisi’dir.

Ne zaman müziğe ilgi duymaya başladın?

Ortaokuldayken gitar çalmaya başladım. O zamanlar alternatif müzikler de ilgimi çekmeye başladı. Lisedeyken de besteler yapmaya başlamıştım. Pop müzik de hayatımda hep vardı. Harun Kolçak’ı, Aşkın Nur Yengi’yi, Levent Yüksel’i çok dinlerdim. Profesyonelleşmem de Sakin’le birlikte başladı. 2000’lerin başındayken rock patlaması diye tanımlanan dönemde, bizimle birlikte birkaç grubun dışında kimse kendi müziğini yapmıyordu. Zakkum, Gripin gibi gruplar daha çok cover yapıyorlardı ve bazı mekanlarda çıkabiliyorlardı. Sonra Peyote bir şekilde kendi müziğini yapan grupların sahneye çıkmasına ön ayak olmaya başladı. Orası açıldıktan sonra biz orada düzenli olarak çıkmaya başladık başka birkaç grupla beraber. Bu sayede daha da profesyonelleşmeye başladık. Müzikal yaklaşımımız da gelişti. Peyote açılana kadar da sahneye çıkabildiğimiz tek yer Boğaziçi Üniversitesi’nin Taşoda festivalleriydi. Taşoda’da sahne almak bizim için çok önemli bir uğraştı. İlk olarak 2001 yılında sahneye çıktık ve yıllar geçtikçe tarzımız daha da oturmaya başladı.

Kariyer tercihinizi çok ilginç buluyorum. Yani hem akademik anlamda ilerleme kaydettiniz ama bir taraftan da müzik camiasının içerisinde kaldınız. Normal şartlarda bu kadar eğitim almış bir kişinin akademiye devam etmesi ya da kurumsal bir şirkette çalışması beklenir. Bu kararı verirken risk aldığınızı düşündünüz mü?

Kendi hayatımla ilgili olarak bazı işaretleri takip ettim diyebilirim. Bu işaretler seçtiğim yolda daha emin adımlarla ilerlememi sağladı. Hayatımın bir döneminde ben de geleceğimi akademide görüyordum. Oxford’da doktoramı yaparım diye düşünüyordum. Ama bazı kırılma noktaları oldu. Mesela Afrodisias’ta bir kazıya katılmıştım Oxford’da öğrenciyken. Üç gün inanılmaz bir şekilde çalışmam gerekti orada. Kazıdan sorumlu olan hoca çok fazla sorumluluk almadı o kazıda. Benim altımdaki kişiler de işlerini tam yapmıyordu ve bu sebeplerden ötürü bütün işler benim başıma kalmıştı. Üç gün dayanabildim o kazıya. Sonunda oradan kaçtım. Zaten içimde sanatçı bir ruh vardı ve ben bu işleri yapmamalıyım diye düşündüm. İşte bu gibi kırılma anları müzik camiası içinde daha emin adımlarla yürümemi sağladı.

Müzik camiasından kimlerle çalışıyorsunuz? Kimler için şarkı yazdınız?

Ayşe Hatun Önal, Hadise, Murat Boz, Emir, Simge, İrem Derici, Ferhat Göçer gibi isimlere şarkı yazdım. Sezen Aksu’nun son albümündeki Günaydın Memur Bey şarkısının sözleri ve müziği de bana ait.

Peki, bir şarkının yazım sürecinden albümü çıkana kadar geçen sürede neler oluyor? Bu süreç nasıl ilerliyor?

Önce şarkının yazım süreci var. Sonra bu şarkı kimin aranjesi ile daha güzel olur diye düşünüyoruz. Ona göre bir isim belirliyoruz. Aranjör ile birlikte şarkının üzerinde çalışıyoruz. Bu çalışma bir şarkı için yaklaşık iki ay kadar sürüyor. Sonra albüm ya da single çıkarma süreci başlıyor.

Ben şimdiye kadar üç single çıkardım: Artist, Aşıklar Ölmez ve Ruj. Bunların her biri gittikçe yükselen bir ivmeyle devam etti. Şu anda yeni bir albüm çalışmam var. Çıkardığım single’ların aksine bu albümde slow şarkılar da yer alacak. Hatta bu albümdeki şarkıların çoğu bu özellikte olacak. İnsanların benim bu yeni halimi dinleyecek olması beni çok heyecanlandırıyor.

Söyleşi ve Fotoğraflar: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 16 Mayıs 2017