Çiçeği burnunda Boğaziçililer, üniversitelerini tanıyor

Boğaziçi Üniversitesi’ne 2018 yılında yerleşen öğrenciler, Sarıtepe Kampüsü’nde ve Güney Kampüs’te düzenlenen “Üniversiteyi Tanıma Günleri”ne katılıyor. 17 Eylül’de Kilyos Kampüsü’nde düzenlenen BU101 dersleriyle başlayan etkinlikler, 20-21 Eylül'de Güney Kampüs'teki oryantasyon programı ile son bulacak. Boğaziçi Üniversitesi’ne katılan yeni öğrencilerden üniversite hayatına başladıkları ilk gün izlenimlerini öğrendik.

Her yıl yeni öğrencilere üniversiteyi ve üniversite hayatını tanıtma amacıyla yapılan “Üniversiteyi Tanıma Günleri” bu yıl 17 Eylül’de Boğaziçi Üniversitesi Sarıtepe Kampüsü’nde düzenlenen ve Boğaziçi Kampüsleri’nde gündelik yaşamdan, mezun gözüyle Boğaziçi Üniversitesi’ne uzanan çeşitli başlıklarda sunumlar içeren BU101 dersleriyle başladı.

Sarıtepe Kampüsü Necmettin Tanyolaç Salonu’nda gerçekleşen derslerin ilkinde Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Atay Gök “Derse Gitmeden AA Alınır mı?: Akademik Yaşam” başlığını taşıyan sunumunu gerçekleştirdi. Öğrencilere ders seçim süreçlerinden, notlandırmaya kadar akademik yaşamın hemen her evresi konusunda temel bilgilerin aktarıldığı sunumda Prof. Dr. Zeynep Atay Gök öğrencileri derslere gereken ilgiyi göstermeleri, aksi halde başarısızlığın kaçınılmaz olduğu konusunda uyarırken, Boğaziçi’nin yalnızca derslere gidilip gelinen bir yer olmadığını söylemeyi de ihmal etmeyerek tüm öğrencilere başarılarla dolu bir akademik yaşam diledi.

Prof. Dr. Zeynep Atay Gök’ün ardından mikrofonun başına geçen Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci İşleri Dekanı Doç. Dr. Zeynep Uysal “Kampüste Hayatta Kalmanın Yolları: BÜ Kampüslerinde Gündelik Yaşam” ve “BÜ Yurtlarında Yaşam” başlıklı iki sunum gerçekleştirdi. Sarıtepe Yurtları’ndan başlayarak okul yurtları hakkında genel bilgileri öğrencilere aktaran Uysal, öğrencilerin üniversite hayatları boyunca yurtlarda konaklamasalar dahi hayatlarının büyük çoğunluğunun kampüste geçeceğini vurguladı ve bu nedenle kampüs yaşamına dair kütüphaneden yemekhanelere BÜREM’den MEDİKO’ya bu temel bilgileri edinmenin önemine değindi. Doç. Dr. Uysal’ın ardından söz sırası “Mezun Gözüyle BÜ” başlığını taşıyan sunumunu yapmak üzere Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü ’95 mezunlarından İdil Türkmenoğlu’na geldi. Kariyeriyle ilgili detayları öğrencilerle paylaşan Türkmenoğlu, tüm öğrencilere herkesin hikâyesinden bir ders çıkarmayı ve adımlarını buna göre atmayı tavsiye ederken, Boğaziçi’nin yalnızca kariyer basamaklarını tırmanırken değil tüm hayatında kendisiyle olduğunu, Boğaziçi’nden daima güç aldığını vurguladı.

Türkmenoğlu’nun ardından “Kampüste Hayatta Kalmanın Yolları: Kilyos’ta Yaşam” başlığını taşıyan sunumunu yapmak üzere Doç. Dr. Hasan Bedir öğrencilerin karşısına geçti. Öğrencilerin 2018-2019 eğitim yılı boyunca Sarıtepe Kampüsü’nde karşılaşabilecekleri hakkında genel bilgilerin verildiği bu sunumun ardından “Yalnız Değilsiniz: BÜ’de Psikolojik Danışma ve Destek-BÜSÖD” başlıklı sunuma geçildi.

Birçoğu ilk kez ailesinden ayrı yaşayacak ve tamamen yeni bir sosyal çevreye katılacak olan öğrencilerin yardıma ihtiyaçları olduğu her an çalabilecekleri bir kapı olduğunun vurgulandığı sunumda, Boğaziçi Üniversitesi Sarıtepe Öğrenci Destek Birimi’ne öğrencilerin nasıl ulaşabileceği ve hangi konularda yardım alabileceği üzerine temel bilgiler aktarıldı. Günün bu son sunumunun ardından ilk gün etkinlikleri Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü tarafından sahneye konan “Gecede Devam Eder Renk Dans” isimli müzik gösterisiyle son buldu. Bu sene beş güne yayılan Üniversiteyi Tanıma Günleri  Sarıtepe Kampüsü’nün ardından 20-21 Eylül tarihlerinde Güney Kampüs'e taşınarak katılımcılara kulüp etkinlikleri ve kulüp buluşmalarıyla renkli bir program sunuyor.

Boğaziçi’ne katılan yeni öğrencilerin izlenimleri: “Bu büyük ailenin parçası olmaya geldim”

Etkinliğin ilk gününde ayrıca BU101 derslerini takip eden “taze Boğaziçililer”le konuştuğumuzda neden Boğaziçi’ni tercih ettikleri sorusuna okulun sahip olduğu gelenek ve vizyondan çok etkilendikleri yönünde cevaplar verirken, BU101 derslerini de okulu tanımaları açısından oldukça verimli bulduklarını belirttiler.

Emirhan Korkmaz: Liseyi Samsun’da okudum. Bu yıl Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’ne yerleştim. Öncelikle, Boğaziçi’nin İstanbul’da olması önemliydi benim için. Bunun dışında da burada da “network” kavramının önemli olduğunu biliyorum. Tüm Türkiye’ye yayılmış durumda Boğaziçi mezunları ve hepsi önemli yerlerdeler. Ben biraz çekingen bir insanım, sosyal olarak da gelişmeyi bekliyorum burada.

Enis Ünal: Aslen Muğlalıyım ama liseyi Denizli’de okudum ve bu yıl burada İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü’ne yerleştim. Okulun vizyonu ve gerek iş konusunda gerek diğer konularda bana katabilecekleri beni çok cezbetti ve Boğaziçi’nin insanı sınırlamayan aksine ne yapmak istiyorsa o konuda çeşitli imkanlar bulabileceği bir yer olduğunu düşünüyorum. BU101 derslerini de oldukça faydalı buldum diyebilirim.

Ali Berk Taşkın: Denizli’den geliyorum, bu yıl Boğaziçi’nde PDR Bölümü’ne yerleştim. Buraya gelmemin en önemli sebeplerinden biri buranın gerçek bir geleneğe ve kültüre sahip olması. Bu değerleri üzerimde taşımak ve bu büyük ailenin bir parçası olmak için buraya geldim. Boğaziçi’nin her şeye kapı açabilecek bir üniversite olduğunu düşünüyorum. BU101 derslerini ise epey verimli buldum.

İrem Kılıç: Kayseri’den geliyorum. Kimya Bölümü’nü kazandım bu sene. Bilim insanı olmak istiyorum. Boğaziçi’nin eğitiminin çok iyi olduğunu hepimiz biliyoruz, o nedenle ilk tercihim burası oldu ve burada olduğum için çok mutluyum. Bilimin hangi alanıyla ilgilenmem gerektiği konusunda çok emin değilim açıkçası, Boğaziçi’nin bana bu konuda geniş bir alan tanıyacağını ve mezuniyetimden sonra eğitimime yurt dışında devam etmek istersem çok güçlü bir referans olacağını düşünüyorum. BU101 dersleri için ise akıllarımızdaki soru işaretlerinin giderilmesi bakımından oldukça faydalı oldu diyebilirim.

Ayça Evci: Edirne’den geldim ve bu yıl Kimya Öğretmenliği’ne yerleştim. Ben aslında dişçi olmak istiyordum, Boğaziçi planım çok yoktu açıkçası ama kendi lisemden mezun olmuş ve Boğaziçi’nde okuyan insanlarla konuştuğumda buranın çok farklı bir okul olduğunu kavrayıp ilk tercihime Boğaziçi yazdım. Çok memnunum buraya gelmiş olmaktan. Kulüplerin ününü duydum. Özellikle hazırlık bittikten sonra kulüp çalışmalarında çok aktif olmak istiyorum ve bu okulda kendime katabileceğim her şeyi katmak istiyorum. Henüz BU101 derslerinin hepsine katılabilmiş değilim ancak Cuma’ya kadar hepsine katılacağım, oldukça bilgilendirici dersler olduklarını düşünüyorum.

Aysun Adar: Ankara’dan geliyorum ve Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. Aslında iki yıldır Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okumanın hayalini kuruyorum ancak çok ufak bir farkla o bölümü ne yazık ki kaçırdım. İlk tercihim olan bölüm olmamış olsa dahi Boğaziçi’nde okumanın artılarını kaçırmak istemedim, ayrıca şu anki bölümümün de geniş bir alanı olduğunu düşünüyorum. Üniversiteyle ilgili en etkilendiğim şey açıkçası insanın yalnızca bölüm dersleriyle değil, istediği her şeyle ilgilenebilecek bir alan bulabilmesi ve kendini bu doğrultuda yetiştirebilmesi. Gelmeden önce çok araştırmıştım Boğaziçi’ni ve herkes o kadar güzel şeyler söylüyor ki, etkilenmemek mümkün değil.  Yalnızca eğitim manasında da söylemiyorum bunu elbette, tüm akademik faaliyet bir tarafa, burada hoşgörülü ve farklı insanlarla tanışacak olmanın heyecanını yaşıyorum.

Maide İdil İspir: Bu yıl Matematik Bölümü’ne yerleştim, İzmir’den geliyorum. Türkiye’de aidiyet duygusunun en yüksek olduğu okulun Boğaziçi Üniversitesi olduğunu düşünüyorum, beni öncelikle bu cezbetti. Bunun yanı sıra benim akademik hedeflerime ulaşabilmem için en doğru yerin Boğaziçi olduğunu düşünüyorum. Boğaziçi’nde kendimi daha iyi tanımayı ve iyi olduğum alanlarda daha çok gelişebilmeyi umuyorum.

Haber: Oktay Güney / Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

Tarih: 18 Eylül 2018