‘’Cinsiyetçi algıları yıkmak için futbol sadece bir araç’’

Türkiye'de kız çocuklarını futbolla tanıştırmak ve onları takım ruhuyla güçlendirmek amacıyla sürdürülen Kızlar Sahada Akademi'ye bu yıl Boğaziçi Üniversitesi’nin üç köklü kulübü de destek verdi. Projede görev alan Boğaziçi Üniversitesi gönüllüleri adına Melis Ertuğ ve Yasin Efe ile konuştuk...

Ülkemizde kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin en fazla görünür olduğu alanların başında kuşkusuz futbol geliyor. ‘’Erkek sporu’’ olarak görülen futbolda eşitsizliğin farklı biçimlerde tezahürlerini görmek mümkün. Toplumsal cinsiyet eşitliği adına ülkemizde sürdürülmekte olan sosyal sorumluluk projelerinin başında gelen Kızlar Sahada Akademi, tüm Türkiye’de kız çocuklarını futbolla tanıştırmak, onları takım ruhuyla güçlendirmek, futbolu herkesin keyifle yapabileceği bir spor olduğu konusunda bilinçlendirmek adına faaliyetler gerçekleştiriyor.

Akademi’nin bu seneki programına Boğaziçi Üniversitesi’nin üç köklü öğrenci kulübü; Eğitim ve Araştırma Kulübü (EREC), Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS) ve Spor Kurulu (SK) destek verdi.  Kızlar Sahada Akademi’nin kurucusu Actifit ve Kızlar Sahada’nın danışmanlığında yürütülen projenin bu seneki destekçileri arasında Boğaziçi Üniversitesi’nin yanı sıra, Belgin Yağları, ISS Türkiye, MSD, Sarıyer İz Gönüllüleri, Tekfen Gayrimenkul ve Toplum Gönüllüleri Vakfı da yer aldı.

Kilyos Ferhan Bedii Feyzioğlu İlkokul ve Ortaokulu’ndan 10-12 yaşlarında 50 kız öğrenci Boğaziçi Üniversitesi Sarıtepe Kampüsü'nde üç hafta boyunca Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu gönüllüleri ile birlikte futbol öğrendi ve benzersiz bir deneyim yaşadı.  8 Ekim’de sona eren program kapsamında kız öğrenciler Boğaziçili gönüllülerle birlikte futbolun yanısıra bilim, dans ve drama gibi farklı alanlarda da biraraya geldiler.

Kızlar Sahada Akademi 2017 projesinde görev alan Boğaziçi Üniversitesi gönüllüleri adına Melis Ertuğ ve Yasin Efe sorularımızı yanıtladı.

Boğaziçi Üniversitesi'nin farklı kulüpleri Kızlar Sahada Akademi projesi için nasıl bir araya geldi?

Prof. Dr. Eser Borak’tan aldığımız “Management of Ethics and Sustainability” dersi için “Kızlar Sahada Akademi Boğaziçi Üniversitesi” projesini geliştirdik. Geliştirme aşamasında bu fikri çok beğendik.

Hem hocamız Prof. Dr. Eser Borak’ın hem de projenin isim sahibi “Actifit” şirketinin teşvik ve desteklerine ek olarak Boğaziçi Üniversitesi’nin çeşitli öğrenci kulüpleri ile bu projeyi hayata geçirmemizin kaçınılmaz olduğunu ve bunu gerçekten istediğimizi fark ettik. Projenin etkisinin kalıcılaşması ve giderek artması amacıyla sürdürülebilirliği göz önünde bulundurduğumuzda üniversitedeki öğrenci kulüplerinin aktif rol alacağı bu projenin sürdürülebilir bir projeye dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu gördük.

Proje şekillendikçe üç köklü ve büyük kulüp olan Eğitim ve Araştırma Kulübü (EREC), Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS) ve Spor Kurulu (SK) ile içerik, strateji ve operasyonel açıdan fikir alışverişlerinde bulunmaya başladık. İş birliği çağrımıza aldığımız olumlu yanıtlardan hemen sonra gönüllü listemiz hızlıca dolmaya başlamıştı bile. Daha önceden de kulüpler aracılığıyla bu tarz sosyal sorumluluk projelerinde benzer görevler alan üyeler projemizi benimsediler ve bize gönüllü desteği vermeye karar verdiler.

Projede ilköğretim çağından 50 öğrenciye futbol eğitimi ve yanı sıra çeşitli atölyeler veriliyor. Bu programın içeriğinde neler vardı, detaylandırabilir misiniz?

Toplamda 6 gün süren etkinliğimizin ilk beş gününde yarım gün futbol eğitimi ve yarım gün diğer atölyeler olmak üzere bir program izledik. Spor Kurulu gönüllüleri tarafından tüm katılımcılara futbol eğitimi verdik. Futbol antrenmanlarıyla paslaşma, takım çalışması, top kontrolü ve şut çekme gibi beceriler kazandırmayı amaçladık. Tüm katılımcıların katıldığı futbol antrenmanının yanı sıra katılımcılara bilim, step ve yaratıcı drama atölyelerinden seçtikleri bir atölyeye de 5 gün boyunca katılma imkanı sunduk.

Daha önce de benzer projelerde görev almış olan Bilim Kulübü ile birlikte katılımcıların ilgisini çekecek ve onları daha da meraklandırarak bilime yönelmelerini teşvik edecek bir atölyeler dizisi planladık. İçerik olarak çeşitli deneyler, gözlemler, oyunlar ve birbirinden ilgi çekici deney aletleriyle tanışmayı kapsayan bu atölyenin meyvelerini proje sonundaki sergimizde gözlemleyebileceğiz.

Boğaziçi Üniversitesi step takımı BuAngels gönüllüleri ile step atölyesine katılmayı tercih etmiş katılımcılara futbol eğitiminin yanında step eğitimi veriyoruz. Böylelikle futbol antrenmanlarına ek olarak step ile de ekip çalışmasında bulunurken ritim ve senkron yeteneklerini geliştiriyorlar. Katılımcılarımız ve gönüllülerimiz etkinliğin son gününde gerçekleştirecekleri gösteri için büyük bir heyecanla hazırlandılar.

BUSOS’un içeriğini hazırladığı yaratıcı drama atölyesi katılımcılarına sonsuz bir dünyanın yani yaratıcılığın kapılarını aralıyor. Bu atölye ile katılımcıların kendilerini keşfetmeleri, ifade etmeleri ve özgüven kazanmaları hedefleniyor. Rol yapma, resim, müzik, dans gibi becerilerin kazandırılmasını amaçladığımız bu atölye sonunda da küçük bir oyun sergilendi. Bu oyunu katılımcıların ebeveynleri, sınıf arkadaşları, destekçilerimiz ve tüm gönüllülerimiz izlediler.

Etkinliğin son gününe davetli olan ebeveynler için TOG (Toplum Gönüllüleri Vakfı) ile birlikte toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine bir eğitim programı planladık. Böylelikle projenin etkisinin etkinlik sonrasında da devam etmesini ve projenin katılımcılarımız üzerindeki etkisinin katlanarak artmasını hedefledik.

Etkinliğin son gününü sergi ve gösterilere ayırmamızın arkasında katılımcılarımıza neler başarabildiklerini görmeleri, ortaya somut bir şeyler çıkarmış olmanın getirdiği gururla özgüven kazanmaları dürtüsüydü. Sergi ve gösterilere ek olarak katılımcılarımız son günde bir de penaltı gösterisi yaptılar. Bu penaltı gösterisinde beş gün boyunca futbol eğitimi almış olan küçük katılımcılarımız onlara futbol öğreten gönüllülerimize karşı penaltı atışı kullanarak beş gün gibi kısa denebilecek bir sürede ne kadar iyi futbol öğrendiklerini kanıtladılar.

Projeye katılan okullar nasıl belirlendi?

Projeyi öncelikle Hisarüstü bölgesindeki okullarla gerçekleştirmeyi planlamıştık. Fakat bölgedeki ilk okul ve orta okullarda hali hazırda yürütülen Boğaziçi Üniversitesi projeleri olduğu için farklı bir bölge ve okul arayışına başladık. Boğaziçi Üniversitesi’nin “sürdürülebilir kampüs” ilkesini benimsediği Sarıtepe Kampüsü’nde bu etkinliği gerçekleştirme fikri çok hoşumuza gitti ve kampüs çevresinde yer alan Kilyos Ferhan Bedii Feyzioğlu ilk okulu ve orta okulu ile görüşmelerde bulunduk. Okul idarecilerinin istekli yaklaşımı sayesinde kısa sürede proje okulumuzu belirledik. Sonrasında okuldaki kız öğrenciler ile minik bir sunum ile buluştuk ve onları gelecek okul döneminde ne gibi bir projenin beklediğine dair bilgilendirme broşürleri verdik. Sunumumuza dönütler çok olumluydu ve bizim projeye olan bağlılığımızı çok artırdı.

Katılımcılar nasıl seçildi?

Projeye başlamadan önce yaptığımız araştırmalar ışığında, böyle bir projenin en çok 10-12 yaş grubu çocukları için faydalı olacağını saptadık ve bu yaş grubuna denk gelen sınıf aralığı 4, 5 ve 6. sınıflar idi. Bu sınıflarda öğrenimine devam eden tüm kız çocuklarını projemize dahil etmek istedik ve projeyi bu sayıya göre şekillendirdik. Yani aslında seçim yapmadık, sadece yaş grubunu belirledik.

Her çocukta farklı bir kazanım

Öğrencilerden nasıl geri bildirimler aldınız? Proje koordinatörleri olarak öğrencilerin projeye yönelik ilgisi üzerine gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Projenin ilk gününde, atölyelere henüz başlamadan önce yaptığımız ankette kızların birçoğu başarılı olmaktansa başarısız olmayı kendine daha yakın hissetmiş ve onu işaretlemis. Bunun sebepleri arasında da ne yazık ki çevrelerinden gelen "Yapamazsın, yeteneğin yok, sen anlamazsın" gibi yargılar olabilir. Bizler bu projeyle kızların başarısız olsalar bile bunu ancak deneyimledikten sonra görmelerini ve elbette yeri geldiğinde başarısızlığı da kabullenmelerini hedefliyoruz. Ancak denediklerinde zaten başarılı olduklarını görüyorlar ve eminim ki akıllarındaki başarısız olma düşüncesinden biraz da olsa uzaklaşıyorlar.  Bu ölçüm anketine ek olarak örneğin futbol atölyesinde EREC ve BUSOS kulüplerinden birer gönüllümüz bulunuyor, böylelikle atölye esnasında öğrencilerden bire bir geri bildirim alabiliyoruz.

Step Atölyesi sorumlularından İlayda Üzel’in de belirttiği gibi “Kızlar, ilgi alanlarının ve yeteneklerinin keşfedilip geliştirilmesi gereken yaşta olup her türlü yeniliğe açıklar. "Step nedir?" diye sorulduğu zaman cevap veremeyenlerin şimdi "En sevdiğin spor hangisi?" sorusuna cevap olması, dans etmekten utananların kendini göstermek için okulda çalışıp arkadaşlarına dahi öğretmesi, yoruldukları zaman ara verince öğrendikleri hareketleri tekrarlamaya çalışmaları, üstelik tüm bunları güler yüzle yapmaya çalışmaları paha biçilemez bir mutluluk.”

EREC Kulübü gönüllülerinden Feyza Yeliz Bayındır ise şu cümlelerle çocukların ilgilerinden bahsediyor: “...Gün sonundaki deneyim paylaşımında ise atölyeler boyunca neler yaptıklarından ziyade neler hissettikleri üzerine sohbet ediyoruz. Her fırsatta heyecanlı ve mutlu olduklarını söylüyorlar. Beni en çok etkileyen ise "Denemeden önce yapamayız sanıyorduk ama denedikten sonra başardığımızı gördük" demeleri oldu. Kızlar Sahada Akademi, inanıyorum ki her bir çocukta farklı bir kazanım ve belki de daha önce hiç yaşamadıkları bir hissiyat oluşturdu…”

BUSOS gönüllülerinden Deniz Köylüoğlu da gözlemlerini şöyle aktardı: “Ben hem proje için hem de ayrı ayrı atölyeler için çok iyi geri dönüşler alıyorum. Her öğrencinin aktivitelerde etkin rol aldığını ve gönüllülerle birlikte güzel çalışmalar ortaya koyduğunu gözlemledim. Kimileri önceden ilgi duydukları bir alanda kendilerini geliştirme fırsatı buluyor kimileri de ilk kez karşılaştıkları bir alandaki potansiyellerini keşfediyorlar. Projeyle kendi yeteneklerinin ve çalışmayla gelen başarının farkına varıyorlar. Bu sayede ilgi ve dikkatleri en üst düzeyde kalarak günleri tamamlıyorlar.”

Son olarak projenin odak noktasında bulunan futbol atölyesi gönüllülerinden ve aynı zamanda kendi de futbol oynayan biri olarak Ebrar Özen, kızlara gelişim döneminde böylesine bir katkı sağlamaktan çok mutlu olduğunu dile getirdi. 50 kız çocuğunun neredeyse hepsinin futbolla çok ilgili olmasının ve hatta daha önce herhangi bir organizasyonda oynamamalarına rağmen bir çoğunun kendine özgü oynama biçimlerinin olmasının kendisini çok şaşırttığını vurguladı.

Futbol, oyuncusu ve taraftarı ile erkek egemen bir spor dalı. Bu proje bu algıyı değiştirmek adına neler vaat ediyor?

Biz cinsiyet eşitliği mesajı vermek için yola çıktık ve bunun için en uygun alanın futbol olduğuna karar verdik, çünkü sizin de söylediğiniz gibi maalesef futbol erkek egemen bir spor dalı.

Aslında bizim amacımız futbolu cinsiyetsiz bir spor dalı haline getirmek değil, biz sadece futbolu bir araç olarak kullanıyoruz. Ancak amacımız olmamasına rağmen bu proje bu algıyı da yıkıyor, daha da ötesinde tüm cinsiyetçi algıları yıkıyor. Biz kızların vizyonlarını genişletmeye çalışıyoruz. Toplumun onlara yapamazsınız dedikleri şeyleri aslında fırsat verildiği zaman nasılda kolayca yapabildiklerini gösteriyoruz.

Günün sonunda biraz motivasyon ve özveri ile her şeyi başarabileceklerini, başarısız olduklarında da ancak denedikten sonra bunu dile getirmeyi, denemeden önce başarısız olacağım dememeleri gerektiğini ve başkalarının yargılarıyla hareket etmemeleri gerektiğini onlara gösteriyoruz.

 Söyleşi: Ö. Duygu Durgun / Kurumsal İletişim Ofisi

 

 

Tarih: 09 Ekim 2017