Deprem gerçeğinden kaçamayız; hazırlıklı olmalıyız

150. Kuruluş yılını kutlayan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü uzmanlarınca verilecek ‘’Açık Ders’’ seminerlerin ilkinde ‘’Deprem’’ konusunda ‘’Bildiklerimiz ve Bilemediklerimiz’’ masaya yatırıldı. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener seminerinde, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin altını bir kez daha çizdi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin bilimsel konulara ilgi duyan herkes için başlattığı ‘Açık Ders’ler beşinci döneminde Üsküdar Belediyesi işbirliğiyle devam ediyor. Bu yıl 150. Kuruluş yılını kutlayan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü uzmanlarının katılımı ile bilim meraklıları ile buluşacak olan ‘Açık Ders’lerin bu seri kapsamındaki ilk dersi 7 Mart’ta Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener tarafından verildi.

Haluk Özener seminerde depreme neden olan oluşumlar, nerelerde deprem oluyor, fay hatları ve fay çeşitleri, Türkiye’de deprem gözlemleri, depremler nasıl izleniyor, depremler artıyor mu, depremler önceden bilinir mi, ülkemizde gerçekleşen deprem istatistikleri, Kandilli Rasathanesi tarafından gerçekleştirilen güncel deprem araştırmaları, deniz tabanı gözlemleri ve deprem erken uyarı sistemleri hakkında bilgiler vererek dinleyicilerin sorularını yanıtladı.

Kandilli Rasathanesi'nin tarihçesini anlatarak konuşmasına başlayan Haluk Özener, Rasathane’nin Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında Pera’da kurulduğunu, 1894’te yaşanan büyük İstanbul Depremi ardından 2. Abdülhamid döneminden itibaren Rasathane’ye alınan iki sismograf cihazı ile deprem izleme faaliyetlerine başlandığını aktardı.

Özener, Rasathanenin 1926’da İcadiye tepesine taşındığını ve 1983 yılında Boğaziçi Üniversitesi bünyesine alındığını belirterek 2002'den sonra teknolojik anlamda hızlı bir gelişme kaydedildiğini vurguladı. Özener; "1999 yılına kadar tüm Türkiye'de 30 tane deprem istasyonumuz vardı. 99'dan sonra çok geliştik. Bugün 223 istasyona ulaştık ve bu sayı yıl sonunda 230'u bulacak. Eskiden manuel olan algılama sistemlerimiz vardı. Artık bütün istasyonlardan gelen uydu, GSM gibi kanallardan gelen dijital verileri alabiliyoruz. Deprem algılama kapasitemiz çok gelişti. Küçük depremleri bile yakalama şansımız var. Mesela Marmara Denizi'nin içinde Japon ortaklığı ile deniz tabanına kurmuş olduğumuz sismometre cihazları ile 0,2 büyüklüğündeki depremleri bile yakalayabiliyoruz’’ bilgisini verdi.

Türkiye neden bir deprem ülkesi?

Gelişen olanaklar sayesinde günümüzde Rasathane olarak deprem algılama kapasitesinin önemli ölçüde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Özener,  Türkiye’nin neden bir deprem ülkesi olduğunu ise şöyle anlattı:

"Afrika ve Arap plakasının hareketleri Anadolu plakasını da etkiliyor ve Anadolu plakası Batı’ya doğru ilerliyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Anadolu plakası batıya doğru yılda 2.5 cm civarında hareket ediyor. Bu hareketten dolayı bir enerji birikiyor. Bu enerji doyuma ulaştığında deprem olarak ortaya çıkıyor. Bu hareket olmasaydı deprem olmayacaktı. Hareketin Ege'de 3.5 cm'ye doğru yaklaştığını görüyoruz. Bu hareketler neticesinde çok uzun yıllar sonra jeolojik olarak Yunanistan ile aramızdaki Ege Denizi kalmayacak’’.

2017 yılı içinde Türkiye genelinde toplam 34 bin 134 deprem kaydettiklerini söyleyen Prof. Özener, istatistiklere göre Türkiye'de ortalama her 6,5 yılda bir 7 ve üzeri, 18 ayda bir 6 ile 7 arası büyüklüğünde, 50 günde bir 5 ile 5,9 büyüklüğünde, her gün ise 3'ten büyük depremlerin olduğunu belirtti.

Marmara’da 7 üzerinde bir deprem bekleniyor

Marmara’da 1766 ve 1894 tarihlerinde büyük depremler yaşandığını hatırlatan Haluk Özener, Marmara'da ‘’1900'lerden sonra 4'ten büyük depremler var ama 7'lik bir deprem İzmit'ten başka görmüyoruz. Ancak bir gün mutlaka olacak. Türkiye bir deprem ülkesi. Bu gerçekle yaşamamız gerekiyor.  Hep belirttiğimiz gibi, depremin nerede ve ne büyüklükte olacağını yaptığımız incelemeler sayesinde bilebiliyoruz ancak depremin zamanını bilme şansımız yok. 1999'da yaşanan depremin ardından vatandaşlarımız artık daha bilinçli.  Binaların deprem yönetmeliğine uygun olup olmadığına bakılıyor. Afet eğitimleri veriliyor. Yapı denetimleri yapılıyor. Bu anlamda deprem zararlarını azaltma çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü olarak İstanbul'da deprem erken uyarı sistemini kurduklarını ve bu sistem kapsamında Marmara Denizi içinde 10 tane istasyonun görev yaptığını belirten Özener şöyle devam etti:

’İki deprem arasında, ortalama 5 saniye yıkıcı dalga arasında fark var. Bu sayede ikinci yıkıcı depremi ortalama 5 saniye önceden tespit edebiliyoruz. Bu bilgiyi de İGDAŞ gibi Marmaray gibi acil durumlarda tedbir alınması gereken otomasyon sistemlerine iletebiliyoruz. Bu önlem, yıkıcı bir depremin hasarlarının azaltılmasını sağlıyor. Depremin şiddetli olacağı yerleri AKOM ve AFAD'a ileterek yardım ekiplerinin nereye yönlendirilmesi gerektiğini tespit ediyoruz." 

Kentsel dönüşüm ilçe bazlı olmalı

Beklenen büyük bir deprem öncesinde deprem zararlarının en aza indirgenmesi yönünde kentsel dönüşüme de değinen Haluk Özener, bu konudaki görüşlerini şöyle ifade etti:

"Kentsel dönüşüm bina bazlı değil ilçe bazlı olmalı. Tamamen bir bütün olarak ele alınıp gerekiyorsa kötü zeminli, depreme dayanıksız yerleri terk edip, transfer alanları oluşturup oralarda yapılar yapılmalı. Belirli bölgeleri yeşil alan olarak boş bırakmamızda fayda var."

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün toplumu deprem gerçeğiyle yaşama ve hazırlıklı olma açısından bilinçlendirme yönündeki çalışmalarından da söz eden Haluk Özener afet eğitimlerinin müfredatın bir parçası olması gerektiğine dikkat çekti.

‘Açık Ders’ler Üsküdarlılarla buluşmaya devam edecek

Açık Ders yeni dönem programı kapsamında, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü’ne bağlı Bölgesel Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdür Yardımcısı olan Jeofizik Mühendisi Dr. Öcal Necmioğlu’nun “Tsunami Tehlikesine Hazır Mıyız?” başlıklı semineri 27 Mart tarihinde gerçekleşecek.

Bu semineri, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek’in 10 Nisan’da “Küresel Isınma ve İklim Değişikliği” başlıklı semineri ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü olarak görev yapmış olan Jeofizik Mühendisi Dr. Doğan Kalafat’ın “Türkiye’de Deprem Afeti ve Eğitimi “ başlıklı semineri 30 Nisan tarihinde vereceği Açık Dersler izleyecek.

Açık Ders’ler, Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi Boğaziçi Salonu’nda, Saat: 19:00’da gerçekleşecek.

 

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

Tarih: 08 Mart 2018