Doğru okul nasıl seçilmeli?

Çocuklar okula hazır, peki ya okullar? Çocuğun tüm yaşamını etkileyecek kararlardan belki de en önemlisi, onun için en uygun olan okulu seçmek. Bireyde hayat boyu izler bırakan, çocuğun özgüvenin oluşması ve pekişmesinde kritik seçimlerden biri olan okul seçiminde göz önünde bulundurulması gereken kriterler neler olmalı? Öğretmenin buradaki rolü ve etkisi nedir? Çocuk için en doğru okul nasıl belirlenir? Çocuğu okula alıştırma sürecinde ailelere düşen sorumluluklar nelerdir? Okul seçerken dikkat edilmesi gerekenler noktaları Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mine Göl Güven, bir bölümü 23 Şubat tarihinde Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan söyleşisinde şöyle anlatıyor:

İyi okul nedir?

Kaliteli eğitimin özellikleri üzerine çokça teorik ve uygulamalı çalışmalar yapılıyor. Eğitimcilerin sohbetlerinde bile en son söylenen “İyi okul yakın okuldur” oluyor. Evinizden uzakta bir okul hele ki büyük şehirlerdeki trafik de düşünülürse, çocuğunuzun serviste boşa geçireceği zamana değmiyor. Oyunla, bolca hareket ederek, ailesiyle birlikte olması gerekirken, 20 çocukla bir minibüsün içinde oturarak zaman geçirmesi hiç adil değil. Ne olursa olsun okul yakın olsun. İkincisi, ailenin ve çocuğun özelliklerine ve beklentilerine uygun olan okul iyi okuldur. Beklenti çocuğun özellikleriyle uyumlu, gelişimini destekleyen bir programın uygulanmasıysa, sadece sınav ve akademik beceriye odaklanan bir okul iyi okul olmayacaktır.

Okul seçerken nelere dikkat etmeli?

Okulun fiziksel şartları önemli. Küçük ve kalabalık sınıflar programın uygulanmasında sıkıntı yaratıyor. Ayrıca farklı amaçlara uygun alanlar yaratmış olması gerekiyor. Ama bu da tek başına yeterli değil, spor salonu var, satranç odası var ama kullanılmıyorsa neye yarar? Öğretmenlerin mesleki gelişimlerini farklı yollardan desteklemeleri (kitap okuma, seminerlere katılma, iyi uygulama örneklerini takip etme) önemli. Yönetim birçok şeyin kapısını açıyor veya kapatıyor çünkü karar mercii. Yönetimin ailelerle ve öğretmenlerle kurduğu iletişim, esneklik ve katılık konusunda gösterge olabilir. Bir isteğiniz veya öneriniz olduğunda, o olmaz diye kestirip atmamalı. Veya ne istiyorsanız, hemen evet dememeli. Bu isteğinizin hangi ihtiyaçlardan doğduğunu öğrenmeye çalışmalı ve bunu hep birlikte hangi yol ve aşamalardan geçerek ulaşabileceğinize yönelik rehberlik etmeli, uygulamalar önermeli. Okulun yeniliğe açık ve yenilik arayışı içinde olması gerekli.

Okul seçiminde en önemli kriter nedir?

Öğretmen. Sadece ilkokul öğretmeni değil bu, her kademe için böyle. Öğretmenin teknik anlamda donanımlı ve yeterliliklere sahip olması önemli ama daha önemlisi çocuklarla ilişki geliştirmesi ve bağ kurması. Dinleme, yakınlık, sıcaklık, rahatlık, esneklik, saygılı, adaletli, duygulara duyarlı olma. Çocuklar önemli olduklarını ve önemsendiklerini hissetmek istiyorlar. En sevdiğimiz matematik öğretmeni, matematiği çok iyi bilmesinin yanı sıra (alanına hakim olan, bilgisini konuşturan öğretmen sevilir ve takdir edilir, hatta çocuklar onu yüceltir) bize vermiş olduğu “Önemlisin, sana değer veriyorum” tutumunu sergileyen matematik öğretmenidir.

Seçilen okuldan memnun kalınmadığında okul değiştirmek doğru mu? Hangi durumlarda okul değiştirmeli?

En iyisi çocuğunuza sormanız. Karşılıklı olarak bakış açınızı ve beklentilerinizi paylaşmanız. Okulda zamanının büyük çoğunluğunu geçiren O, arkadaşları orada, öğretmenleri, alıştığı çevre...

Çocuğunuzu dışlayan, etiketleyen, sizi dışarıda bırakan, sizi ve çocuğunuzu tanımaya çalışmayan, sizi “sadece” bir veli ve daha önemlisi çocuğunuz “sadece” bir öğrenci olarak gören okulunuzu değiştirin.

Ailelerin okul seçerken yaptığı en büyük hata nedir?

İsme gitmek. Yani falanca okul, bir isim var, o okula gidilmesi. Öneri alınabilir, deneyimli ailelerden görüş istenebilir, bu ayrı bir şey. Ama sadece isme gitmek yanlış. Bir de falanca aile çocuğunu oraya göndermiş diyerek okul seçmek.

 “Çocuğumuz okula hazır mı?” veya “Okullar çocuklarımıza hazır mı?”

Çocuğunuzun okula ne kadar hazır olduğunu anlayabilmek için bazı gelişimsel özelliklere bakmak gerekiyor. Gelişim psikomotor, sosyo-duygusal, dil-bilişsel ve öz bakım olarak dört alana ayrılıyor. Okulda başarılı olabilmek için bu gelişim alanlarına bağlı, soru sorma, yönergeleri anlama ve takip etme, dinleme, beden koordinasyonu, el-göz koordinasyonu, bağımsız hareket etme, rutini takip etme, odaklanma, birlikte çalışma, başladığı işi bitirme, kurallara uyma ve geçişlere ve farklılıklara uyum gibi beceriler gereklidir.

‘’Okullar çocuklar için hazır mı?’’ sorusuna gelince… Yukarıda ismi geçen beceriler ve eklenebilecek çok daha fazlası okullarda geliştirilmesi ve desteklenmesi gereken becerilerdir. Bu beceriler her yaşa ve her çocuğa göre farklı düzeyde gözlemlenir. Bu nedenle okullar programlarıyla, yöneticileriyle, öğretmenleriyle, malzeme ve donanımlarıyla ve fiziksel ortamlarıyla bu farklılıklara hitap edebilecek düzeyde ve yeterlilikte olmalıdır. Ayrıca okullar, farklı aile yapıları, beklentileri, istek ve taleplerini öğrenmeliler. Buradan, okulun tüm beklenti, talep ve istekleri karşılaması sonucu çıkartılmamalı. Bu, okul kültürü, felsefesi, uygulamalarının okulun aile profiliyle ne ölçüde örtüştüğü, farklı ve benzer aile profillerinin ele alınış şekilleri ile ilgili çalışmaların yapılabilmesi için önemli. Okul ve aile uyumu çocukların gelişimini destekleyen temel etmenlerden biridir.

Okulların çocuklar ve ailelerin bu beklentilerini karşılamada yaşadıkları zorluklar neler olabiliyor?

  • Çağın gelişmelerini yakalamada zorluklar: Hangi becerilerle donanmış birey nitelikli bir yaşam sürdürebilecek, bunu bugünden bilmek çok zor. 21. Yüzyıl becerileri, kodlama, nanoteknoloji gibi bazı teknolojik becerileri işaret ettiği gibi, takımla çalışma, sorumluluk alma, karar verme, medya okuryazarlığı gibi sosyal becerileri de kapsamaktadır. Bu kadar geniş bir yelpazedeki ihtiyaçları karşılamak okullar için zorlayıcı olmakta.

  • Nitelikli öğretmen: Elinizde ne kadar iyi bir program olsa da bunu sınıfa taşıyacak olan öğretmendir. Öğretmenlerin eğitim fakültelerinde aldıkları içerik ve yöntemin verimli kullanımı, meslek içinde öğrenmeye ve beceri geliştirmeye devam etme, süreç içinde deneyim kazanma niteliğin arttırılmasına yardımcı unsurlar. Bunun yanında öğretmenin kurumsal bağlılığı (sık sık okul değiştirmemesi) okulun felsefesini ve programını öğrencilerine etkili aktarımını sağlayacaktır.

  • Fiziksel yetersizlikler: Büyük şehirlerde dar alana sıkışma ve doğadan uzak olma gibi zorluklar yaşanırken, kırsalda kaynak yetersizlikleri yaşanmakta.

  • Merkezi yönetim: Devlet okullarında tek bir kaynaktan gelen kurallar, yaptırımlar, program vs. okulların yerel kaynakları kullanma ve ihtiyaçları karşılamasında soruna yol açmaktadır. Aynı merkeziyetçilik bazılarının 50 kampüsü aştığı özel okullar için de geçerlidir. Bu durum okullara bir standart getiriyor gibi görünse de, kısa ve uzun vadede çocuk ve ailelerin ihtiyaçlarına uygun hareket kısıtlılığı yaratmaktadır.

     

Çocukların okulda yaşayabilecekleri zorlukların da farkında olunması okul seçiminde faydalı olabilir.

  • Özellikle küçük yaşlarda büyük okul (bazı okullar 1000 öğrenciyi geçiyor) çok sakıncalı. Erken yaşlardan ergenliğe kadar çocukların birey olarak varlıklarının kabul görmesi onların kişilik gelişimi için çok önemli. Koridorda karşılaştıkları herhangi bir öğretmen ona ismiyle hitap ederek merhaba demeli.

  • Küçük ve kalabalık sınıflar da yine çocuğun birey olarak kaybolmasına ve öğrenci yığınları olarak görülmelerine neden olmakta. Katılım ile ilgili de sıkıntı oluşturuyor bu durum. Öğretmen ders içinde beş defa soru soruyor veya bit etkinliğe katılım bekliyorsa, o çocuğa ancak bir defa sıra geliyor veya hiç gelmiyor.

  • Daha az yetişkin rehberliği ve monitor etme: Yukarıdaki iki durumun sonucu. Çok çocuk az yetişkin, çocukların beceri gelişiminde ve öğrenmesinde öğretmenin birebir rehberliğini ve takibini sınırlandırıyor.

  • Daha az oyun: Günlük akışta çocuğun hareket edebileceği zamanın akademik etkinliklerle dengeli olması önemlidir. Son zamanlarda beyin ve hareket bağlantısı çok sık kuruluyor. Çok hareket bilişsel fonksiyonları artırıyor. Ama ne yazık ki hala 50 dakikalık oturarak işlenen dersleri ve 10 dakikalık (uygulamada çoğu zaman 5 dakika) teneffüsler takip ediyor.

  • Yorucu bir gün: Öğrenciler pasifleştikçe daha çok yoruluyorlar. Ama öğretmen yöntemi olarak hala öğretmen anlatır, öğrenci dinler ve öğrenir kullanılıyor. Çocuklar kafaları şişmiş bir şekilde evlere atıyorlar kendilerini. Öğretmenlerin farklı yöntemler (küçük grup çalışmaları, teknoloji kullanımı (akıllı takta, tablet), okul gezileri, uzman daveti, deneyler gibi) öğrencinin aktif ve etkin katılımını sağlayan yöntemler kullanılmalı.

  • Ödevler: Okulun ödev politikası çok önemli. Uzun süren bir okul gününden sonra, sadece tekrar etmeye dayalı bir kâğıt ödevi mi veriliyor, yoksa ihtiyaç duyulduğu zaman veya aralıklı olarak çocukları heyecanlandıran, öğrenme isteklerini arttıran, ilgilerini çeken konularda bir çalışma mı sunuluyor?

  • Grup baskısı ve arkadaş ilişkileri: Çocuklar bu konularda hem kendilerini hem de iletişimde oldukları insanlarla olan ilişkilerini yeni yeni tecrübe ediyorlar. “Bunu söylersem ne olur, bunu yaparsam ne olur?” bilmiyorlar. Arkadaşlık nasıl kurulur, nasıl geliştirilir öğreniyorlar. Grup bir şey isterse ve ben bunu yapmak istemiyorsam veya yapmamam gerektiğini biliyorsam onları nasıl reddetmeliyim, öğreniyorlar. Okulun sosyal beceri gelişiminde aynı akademik becerileri geliştirmedeki sorumluluğu üzerine alması gerekli.

  • İçerik: Zor... Bu ders zor, yapamıyorum, olmuyor. Bu serzenişler çok doğal. Biz de kosinüsten başlamadık. Müfredat böyle bir şey, üst üste konulan bilgi ve becerilerden oluşuyor. Burada okulun ve öğretmenin çocuğunuzun bilgi ve beceri düzeyinden başlayıp ilerlemesi önemli. Her zaman yapabilirsin, başarabilirsin tutumunu takınmalı ve zorlandığı yerlerde ona rehberlik edilmeli.

Okul seçiminde yapılması gerekenler:

  • Okula başlamadan önceki günlerde çocuğunuzun okul çevresini ve ortamını tanıması için ziyaretler yapabilirsiniz.
  • Bu ziyaretlerde sınıfın içi, okul çevresi ve okul içindeki yetişkinler, özellikle de öğretmenleri ile tanışmaya özen gösterin. Okul saatleri içinde bu mümkün değilse, okulun aktif olmadığı zamanları önerin.
  • Ne zaman okulun önünden geçseniz, bak burası senin yeni okulun deyin.
  • Okul rotasını kullanıp, yol üzerinde neler olduğu ile ilgili konuşmalar yapın. Sabah ve akşam trafiğine bakıp gidiş-geliş sürelerini tespit edin.
  • İlk gün ve haftalarda öğretmenlerin çocukların uyumunu sağlamak için ne tür teknikler uyguladığını sorun. Kendi çocuğunuz için öneriler getirin. Nelerden hoşlanır, neleri yapmaktan keyif alır?
  • Onu nereye bırakıp nereden alacağınızı ve ona bunun saat kaçta olacağını söyleyin.
  • Okul alış-verişini son dakikaya bırakmayın ve her şeyi bir kerede almayın.
  • Beslenme, tuvalet, üst değiştirme gibi ihtiyaçlarını kime ve nasıl söyleyeceği bilgisini verin. Kazalar olursa üstesinden gelme yöntemleri belirleyin.
  • Kolay giyinip soyunabileceği, rahat giysi ve ayakkabılar seçin.
  • ‘Teşekkür ederim’, ‘Lütfen’ gibi kibar olma sözcüklerini öğretin. Okulda çok işine yarar.
  • Okula birlikte başlayacağınız ‘okul arkadaşı’ bir çocuk ve aile ile iletişime geçin.
  • Kendi okula başlama hikâyenizi anlatın. Bununla ilgili bir kitap oluşturun.
  • Okul içindeki bir günle ilgili birlikte bir hikâye oluşturun. Bunu bir kitaba dönüştürün.
  • Okula başlama ile ilgili olumlu kitaplar okuyun. Örneğin ‘Ah, TonTon!’ ‘Atakan ve Cemile’ serileri gibi...
  • Kartondan bir okul oluşturun. Okulda olabileceklerin senaryosunu birlikte canlandırın.
  • İlk gün sorularını çok fazla sormayın.
  • Öğrenme ve beceri geliştirme uzun sürebilir. Okula uyumu hemen beklemeyin. Uyum sağlansa da arada yine problemler olacaktır. Bir şeyler düzgün gittiğinde hep öyle kalacağını düşünmeyin ki hayal kırıklığıyla baş etmeniz daha kolay olsun.
  • Okula başlandı ama çocukluk bitmedi! Artık büyüdün okula başladın... ile başlayan cümlelerden uzak durun. Bu cümlelerin ikinci yarısı hep bizim beklentilerimizle dolduruluyor. Artık büyüdün, üstünü sen giymelisin. Artık büyüdün, ödevlerini kendi başına yapmalısın gibi. Her gün biraz daha büyüdükleri doğru ama 18 yaşına kadar çocukluk devam ediyor, unutmayın!

 

 

 

Tarih: 23 Şubat 2018