‘’Eğitim, ekonomi ve demokrasi ile birlikte ele alınmalı’’

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen ‘’24 Kasım Öğretmenler Günü’’ kutlama programına katılarak eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

‘’24 Kasım Öğretmenler Günü’’ Boğaziçi Üniversitesi’nde Yabancı Diller Eğitimi Bölümü tarafından ‘’Türkiye’de Yabancı Dil Eğitimi’’ teması çerçevesinde 26 Kasım tarihinde düzenlenen özel bir etkinlik programıyla kutlandı. Etkinliğe katılan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, yabancı dil eğitiminin Türkiye’nin meselesi olduğunu belirterek ülkemizin bu konunun altından kalkacak birikime sahip olduğunu söyledi.

Bu alanda başarısını kanıtlamış belli kurum ve aktörlerle mesafe almayı planladıklarını ve 2023 Vizyon dokümanında da bu konuya özel bir yer verdiklerini ifade eden Bakan Selçuk, eğitim sisteminden söz ediliyorsa mutlaka insanın da ele alınması gerektiğini vurguladı. Ziya Selçuk,  Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada eğitim gündemine dair görüşlerini şöyle ifade etti:

‘’Eğitim insanla ilgili bir kurum. İnsan yetiştiren kurumlar insana dair görüşlerini felsefi bir zemine oturtmak durumunda. Eğitim kurumları mutlaka bir sistem yaklaşımı içinde ele alınmalıdır. Veriye dayalı eğitim yaklaşımını önemsiyoruz. Eğitimle ilgili alacağımız her kararda veriye dayalı yaklaşım ve buna uygun metodolojileri kullanmalıyız’’.

‘’Öğretmen yetiştirmeyi kaynağında ve okul bazlı olarak ele alıyoruz. Türkiye’deki okullarımızı 20-30 farklı parametre üzerinden değerlendirerek ve her birinin kendi gereksinimlerini göz önüne alarak, gerektiğinde pozitif ayrımcılık yaparak bu okulları destekleyeceğiz’’.

‘’Öğretmen niteliği üzerinde yoğunlaşmak zorundayız, öğretmene yatırım yapmamız gerekiyor. Yabancı dil eğitimi konusunda ise ülkemizde büyük bir birikim var. Bu birikim üzerinde çalışarak mevcut sistemle bu birikimi ilişkilendirmemiz gerekiyor’’.

‘’Milli Eğitim Bakanlığı olarak eğitimin ekonomi ve demokrasi ile birlikte ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Alınmaması halinde eğitim kapalı bir sistem dönüşür. Bugün eğitim için ürettiğimiz çözümlerin yarın sorun olarak karşımıza çıkmaması için beli bir zaman planı içinde çalışmak zorundayız. Biz spor bir araba ile değil 100 vagonluk bir trenle uğraşıyoruz. Bakanlığımız olarak beklenti ve umut yarattığımızın farkındayız ancak eğitim bir millet ödevidir. Eğitimle ilgili herkesin sorumluluğu söz konusu’’.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan’ın ev sahipliğinde, Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü tarafından bu yılki organizasyonu gerçekleştirilen 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinliğinde kutlama programının açılış konuşmasını Prof. Dr. Ayşe Gürel yaptı.

Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürel, konuşmasında Bakan Ziya Selçuk’un ‘’Eğitim sorun değil çözümdür’’ saptamasına ithafen ‘’İngilizce eğitimini sorun olarak görmüyoruz. İngilizceyi ülke çapında iyi öğretebilmemiz mümkündür. Ancak bu alandaki en acil düzenleme İngilizce öğretmenlerinin yetişmesi için yapılacak düzenlemelerdir’’ görüşünü dile getirdi.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Erktin ise eğitimde en büyük problemin nitelik sorunu olduğunu belirterek Boğaziçi Üniversitesi olarak daha nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda MEB başta olmak üzere tüm çabalara destek olmaya hazır olduklarını ifade etti.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan ise konuşmasında Boğaziçi Üniversitesi’nin eğitim-öğretim alanında olduğu kadar bilim ve araştırma alanında ‘’Yarından sonrası’’nı yaratma vizyonuyla dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alma hedefiyle çalıştığını bir kez daha vurguladı.

Hikmet Sebüktekin Bursu İlke Salar’a verildi

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde her yıl Eğitim Fakültesi kurucu dekanı Hikmet Sebüktekin anısına Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED)  tarafından verilmekte olan Hikmet Sebüktekin Bursu ise bu sene Kimya Öğretmenliği öğrencisi olan ve 3.21 not ortalamasının yanı sıra ders dışı sosyal faaliyetlerdeki başarısı ile bursa hak kazanan İlke Salar’a takdim edildi. BÜMED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Öngör'ün de katıldığı törende İlke Salar bursunu, Bakan Prof. Dr. Ziya Selçuk’un elinden aldı.

Türkiye’de Yabancı Dil Eğitimi: Bir Yol Haritası için Öneriler

Törenin ardından “Türkiye’de Yabancı Dil Eğitimi: Bir Yol Haritası için Öneriler” panelinde Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim Görevlisi Aylin Ünaldı, Doç. Dr. Sumru Akcan ve Prof. Dr. Belma Haznedar konuşmacı olarak yer aldı.

Yabancı dil öğreniminin temel ögelerinden bahsederek konuşmasına başlayan Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belma Haznedar, yabancı dil öğreniminin bir mucize olmadığını ve doğru yöntem ve eğitim malzemeleri kullanılarak öğrenimin mümkün olduğunu dile getirdi. Dünyada yabancı dil eğitiminin geçirdiği aşamalardan da bahseden Haznedar, Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında çerçevenin neresinde yer aldığını misafirlerle paylaştı: “1997’de Eğitim Reformu ile orta öğretim düzeyindeki yabancı dil öğretimi ilköğretim kademesine alınmıştır. 2006 yılında yapılan köklü değişiklikler ile de yabancı dil öğretimi ilköğretim 4. sınıftan 2. sınıfa alınmış olup halen bu sistem uygulanmaktadır. Bu anlamda Türkiye hiçbir ülkenin gerisinde değildir.” Türkiye’nin yabancı dil öğretiminde bir birikimi olmasına rağmen yabancı dil dersine haftalık ayrılan 2 saatlik sürenin yetersiz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Belma Haznedar, bu sürenin artırılmasının önemli olduğunu ifade etti.

Yabancı dil öğretiminde kullanılan öğretim malzemelerinin özelliklerine de konuşmasında yer veren Prof. Dr. Belma Haznedar, öğrenciye sunulan her malzemenin bir anlam bütünlüğü içinde olması gerektiğini belirterek bu amaca yönelik içerik, görev ve oyun temelli dil öğretim modellerinin kullanılabileceğini önerdi. Bu önerilerin 2023 Eğitim Vizyonu’nun ilkeleriyle de uyumlu olduğunu dile getiren Haznedar, ayrıca Eğitim Vizyonu’nda yer alan veriye dayalı eğitim modelini de desteklediklerini vurguladı: “Eğitim sisteminde yapılacak tüm değişiklikler veriye dayalı yapılmalı ve yabancı dil eğitimine ayrılan süre ve eğitim yöntemleri de gözden geçirilmeli.”

Prof. Dr. Belma Haznedar’ın ardından söz alan, Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sumru Akcan, yabancı dil eğitiminin öğretmen eğitimi boyutunu ele alarak hizmet öncesi ve hizmet içi sorunlardan bahsetti. Hizmet öncesi eğitim düzeyinde öğretmen adaylarının orta öğretim sonuna kadar temel İngilizce becerilerini kazanarak üniversiteye gelmelerinin önemini vurgulayan Akcan, öğretmen adaylarının yurt dışı öğretmen eğitimi sertifika programlarına gönderilmelerinin artırılması ve uygulama düzeyinde staj derslerine ek olarak sınıf gözlemlerine yer veren derslere de müfredatta yer ayrılması gerektiğini belirtti:

“Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak öğretmen adaylarının sınıf içi gözlem becerilerini geliştirmeleri amacıyla Sarıyer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde ‘Ders Arası Dil Molası’ projesini yürüyoruz ve adaylar stajın yanında devlet okullarına giderek ilköğretim 4. sınıf öğrencileriyle çalışma olanağı buluyorlar.” Müfredatta zengin seçmeli derslere yer verilmesinin ve uzman akademisyenlerin uygulama derslerinde daha aktif olmalarının da hizmet öncesi eğitim kalitesini artıracağını vurgulayan Akcan, hizmet içi eğitim boyutundaki önerilerini de misafirlerle paylaştı.

Hizmet içi eğitim boyutunda danışman öğretmenlerin ders yüklerinin azaltılmasının öneminin altını çizen Doç. Dr. Sumru Akcan, danışman öğretmen modeli ile hizmet içi eğitimin dinamiğinin okul içinde yaratılmasının gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde hazırlanmakta olan öğretmen adaylarına yönelik tezsiz yüksek lisans programıyla da adayların kuram ve uygulama becerilerine geliştireceklerini misafirlerle paylaşarak bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan destek beklediklerini de dile getirdi.

Yabancı dil eğitiminde ölçme ve değerlendirme konusunu tartışan Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Görevlisi Aylin Ünaldı, konuşmasına merkezi geçiş sınavlarının öğrenciler üzerindeki etkilerinden bahsederek başladı. Öğrencilerin bilişsel ve sosyokültürel gelişimlerinde merkezi geçiş sınavlarının önemli bir yeri olduğunu belirten Ünaldı, hedefin sınava odaklı bir sistem olmaması gerektiğini ve sınav yapılması zorunluysa da doğru bir şekilde yapılması gerektiğini ifade etti. Yabancı dil seviyesini ölçen merkezi geçiş sınavlarının dilin gerçek hayattaki işlevini ölçmede yetersiz olduğunu belirten Ünaldı, “Lisenin sonuna kadar LGS’de yer alan 10 soruluk bölüm dışında yabancı dili ne kadar öğrendiğimizi belirten bir bilgi yok” sözleriyle yabancı dilde ölçme ve değerlendirmeye ağırlık verilmesine ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Dr. Öğretim Görevlisi Aylin Ünaldı, mevcut sorunlara yönelik kullanılabilecek aşamalı dil değerlendirme sistemini misafirlerle paylaştı:

 “Dil yetisini değişik düzeylerde ölçebilen, erişimi kolay ve bir eğitim yılında birkaç defa performans değerlendirilmesi için kullanılabilecek bir sınav, eğitim sisteminden bağımsız olarak seviyelendirme için kullanılabilir.”

Aşamalı dil değerlendirme sisteminin 2013 Eğitim Vizyonu’nun “yaşa göre değil, düzeye göre sınav” anlayışıyla da uyumlu olduğunu belirten Ünaldı, programın uygulamaya konulabilmesi için her türlü işbirliğine hazır olduklarını vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

 

Tarih: 26 Kasım 2018