‘’En iyi kurulmuş sistemler bile insanı odağa almazlarsa kaybederler’’

İnsan Kaynakları alanındaki prestijli buluşmalarından Boğaziçi Üniversitesi İnsan Kaynakları Zirvesi, bu yıl dördüncü kez gerçekleştirildi. İnsan odaklı performans yönetiminden güvene, sürdürülebilir başarıdan kadın istihdamının önemine güncel konuların masaya yatırıldığı zirvede İK’da geleceği belirleyecek yaklaşımlar ele alındı.

Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından bu yıl dördüncü kez düzenlenen İnsan Kaynakları Zirvesi, iş dünyası profesyonelleriyle sektörün ileri gelenlerini buluşturdu. 23 Mart Perşembe günü, Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker’in açılış konuşması ile Albert Long Hall’de başlayan zirvenin ilk konuşmacısı QNB Finansbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Alp, şirketlerin teknoloji ve varlığa odaklanırken kurumda yer alan bireylerin değerlerini unuttuğumuzu, hafızamızı kaybetmeye başladığımızı vurguladı.

Konda Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise  ‘’ Etkileşim Çağında Türkiye: Bu Topraklarda Kazanmanın Sırrı’’ üzerine konuşmasında başarı, liderlik, başarının sürdürülebilirliği, güven kavramları üzerine önemli saptamalarda bulundu.  

Türkiye’deki iş kültüründe insana dokunmak önemli

Bekir Ağırdır, kurumlar için başarıyı ‘’Paydaşlarınızı, ailenizi, çevrenizdeki herkesi bir sene önceye göre daha iyi bir hayata taşımış olmak’’ olarak tanımladı. Başarının sürdürülebilir olmasına vurgu yapan Bekir Ağırdır, başarının kurum kültürüne, bireylerin doğasına uygun olması gerekliliğinden de bahsetti.

Kariyer seçimlerinin başında olan gençlere seslenen Ağırdır, ‘’Gerçek başarının ne olduğunu en baştan doğru tarif etmek gerekiyor. Bu da kendinize doğru bir rol modeli seçmekten başlar. Eğer bu rol modelinde kendinize bir hayat ustası seçer ve usta-çırak ilişkisine güvenirseniz başarının anahtarını elde edersiniz. Kendine doğru hayat ustası seçmek kadar bulunduğunuz şirketi, kurumu doğru tanımak çok önemli’’ diye devam etti. Kurumların başarı algısı üzerine de konuşan Ağırdır, ‘’İş modelinizi yerelleştirmek önemli. Batı’daki İK uygulamalarını aynen alıp kurumunuzda uygulamak başarıyı getirmeyebilir. Örneğin performans yönetimi Batılı rasyonel bireye göre kurgulanmış bir kavramdır, oysa bu topraklarda (Türkiye’de) kurduğumuz ilişkiler duygusaldır. Teması severiz. Dolayısıyla insana dokunmanız önem kazanır’’ dedi.

Türkiye’de toplumun yüzde 30’u için gelecek, 10 yıl anlamına geliyor

Türkiye’de insanların güven aralığının çok düşük olduğuna dikkat çeken Bekir Ağırdır, yapılan son araştırmalardan birine göre nüfusun yüzde 30’u için gelecek kavramının 10 yıl ile sınırlı olduğunu; geçen yıl bu beklentinin 11 yıl olarak saptandığına dikkat çekti. Bu verinin toplumda gelecek kaygısının giderek arttığını gösterdiğini belirten Ağırdır, ‘’Türkiye insanı tek adımlık hareket eder. Markalarla ilişkisini de, siyasi liderlerle ilişkisini de genellikle bu tek adımlık hareket belirler. Dolayısıyla markaların insana dokunma noktasında sürekli bir emek harcaması gerekir’’ saptamasında bulundu.

Gençlerin ve özellikle kadınların bugün dünyanın yaşadığı sorunlu dönemde en çok güvenilmesi gerekenler olduğuna dikkat çeken Ağırdır, ‘’Şu anda bilgi toplumunda yaşıyoruz. Bu da zihin ve gönül dünyasının birlikte çalıştığı bir toplum anlamına geliyor. Kadınların zihin ve gönül dünyası yeni yaşamı da belirleyecek. Dolayısıyla kadınlara, gençlere, bu topraklara, kendimize güvenmemiz gerekiyor’’ diye konuştu.

 ‘’Performansın Önündeki Görünmeyen Engeller’’

Zirvenin konuşmacılarından İdil Türkmenoğlu (Boyner Holding Başkan Yardımcısı) ise ‘’Performansın Önündeki Görünmeyen Engeller’’i anlattı. İnsan Kaynakları’nda ‘’sisteme değil felsefeye yatırım’’ın gerekliliğine işaret eden Türkmenoğlu, bir organizasyonun ya da kurumun İK sisteminin bilinçli ya da bilinçsiz önyargılarla ayrımcılığa yol veren uygulamalara yol açabildiğine dikkat çekti. En iyi kurulmuş sistemlerde bile, ayrımcılığa uğrama ihtimali olması halinde çalışan potansiyelinin gerektiği gibi değerlendirilemeyeceğini veya tümden kaybedileceğini belirten Türkmenoğlu ‘’Hiç kimse renginden, inancından, kadınlığından, hakkını savunmaktan, politik tercihlerinden vazgeçmek zorunda değildir. Bu açıdan istediğimiz kadar İK yatırımı yapalım insan odaklı çözümler bulmadıkça sistem kaybeder’’ dedi.

‘’Kadın çalışanlara yönelik iyi niyetli uygulamalar aslında kariyer yoluna engel koyabiliyor’’

Bugün itibariyle erkek istihdamının ülkemizde yüzde 70, kadın istihdamının ise yüzde 26.3 olduğuna dikkat çeken Türkmenoğlu, kullanılmamış potansiyel olma açısından en çok kadınların etkilendiğini belirtti. İyi niyetli olsa da ayrımcılığa yol açan uygulamalara örnek olarak bir mağazada çalışan kadınlar için akşam eve dönüşleri zor olmasın diye erken saatte servis konulmasını gösteren Türkmenoğlu, bu ve benzeri uygulamalar yüzünden kadınlara o mağazanın yönetiminde gerekirse inisiyatif alma imkanı tanınmadığı ve dolayısıyla o işletmenin müdürü olma şansının engellendiğini ifade etti.

Konuşmasında İK’da performans anlayışının insan hakları ve demokrasi kültürü üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirten İdil Türkmenoğlu, ‘’Y Kuşağı’’ na da değinerek, ‘’Y Kuşağı’’na atfedilen kimi özelliklerin aslında bir çeşit kategorizasyon ve ayrımcılığa yol açtığına dikkat çekti. Türkmenoğlu bu nedenle İK’nın ayrımcılık oluşturacak uygulamaları değil ‘’Bireyin sağlığını, duygularını ve daha önemlisi onurunu odağa alması’’ gerektiğine dikkat çekti.

 ‘’Kendini yönetmeyi bilmeyen başkalarını da yönetemez’’

Zirvenin ‘’keynote’’ konuşmacısı, “Self-Leadership” kitabının yazarı Andrew Bryant ise ‘’Değişim Çağı’’ üzerine görüşlerini dinleyicilerle paylaştı. Bryant, değişim çağında iş modellerinin değiştiğini ve artık üretmek için bireylerden oluşan iş birimlerine ihtiyaç kalmadığını; insanların yerini makinelerin aldığını belirtti.

İnsanoğlunun bu çağda artık inovasyon yapmak ve yeni fikirler ortaya koymak zorunda olduğunu söyleyen Bryant, yaşanan bu değişimin kaçınılmaz olmakla beraber ayn zamanda stresli olduğunu ekledi. Stresi ancak onu kontrol ederek yönetmenin mümkün olduğunu ifade eden Andrew Bryant, stresi kontrol ederek önce kendimize sonra çevremize faydalı olabileceğimizi ekledi.  Değişim süreçlerinde yaşanan stresi kontrol etmeyi uçakta basınç düştüğünde takılan oksijen maskesine benzeten Bryant ‘’Liderliğin amacı çok sayıda takipçi yaratmak değil, aynı zamanda yeni liderler de yaratmaktır. Kendinizi yönetmeyi bilmezseniz başkalarını yönetemezsiniz. Kişi özyeterliliğiyle bir işi yapma nedenini birleştirebilirseniz o iş için motivasyonu sağlamış olursunuz’’ diyerek sözlerini tamamladı.  

‘’Bugünkü kuşak önce sevmeyi sonra saygı duymayı tercih ediyor’’

Zirvede Prof. Dr. Ayşegül Toker'in moderatörlüğünde gerçekleştirilen ‘’Yüksek Performanslı Takımlar İnşa Etme Sanatı' panelinde ise Tekfen İnşaat  İK Müdürü Özge Bozkurt performans için CV  ya da diplomanın değil, sahadaki insanların fikirlerinin önemsenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Grundfos Holding CFO'su Özgür Artak ise yeni kuşağın çok güvenli ortamlarda büyüdüğünü, bu yüzden de kendilerine daha fazla güvenli oldukları, böylece şirketleri daha hızlı analiz edip daha çabuk iş değiştirdiklerini belirtti. Ayşegül Toker ise bir önceki kuşağa hep saygı duymanın öğretildiğini ancak bugün yeni kuşağın önce sevmeyi sonra saygı duymayı seçtiğini ifade etti.

Zenger&Folkman Group başkanı Joseph Folkman, Self-Leadership: How to Become a More Successful, Efficient, and Effective Leader from the Inside Out kitabının yazarı Andrew Bryant gibi uzman konuşmacılarıyla İnsan Kaynakları alanında geleceği şekillendirecek yeni yaklaşımların doğmasını hedefleyen İnsan Kaynakları Zirvesi’nde ‘’Kriz dönemlerinde çalışan motivasyonu’’,  ‘’Etkileşim çağının kazananı olmak için yapılması gerekenler’’ gibi başlıklar çeşitli oturum ve panellerde tartışıldı.

 

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 24 Mart 2017