"Farklılıklara toleransı ve özgür düşünceyi özümseyen bir kulübüz"

Geçmişi Robert Kolej’e dek uzanan münazara geleneğini Boğaziçi Üniversitesi’nde devam ettiren Münazara Kulübü, öğrencilerin özgür düşünce adına faaliyet göstermesini amaçlayan etkinliklere imza atıyor. Sadece münazara etkinlikleriyle yetinmeyen kulüp, düşünce ve farklılıklara saygı anlamında birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. Boğaziçi Üniversitesi Münazara Kulübü’nün tarihini, etkinliklerini, eğitimlerini ve önümüzdeki dönem faaliyetlerini kulübün başkanı ve Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Tunca Bozkurt’a sorduk.

Öncelikle biraz kendinden bahsedebilir misin?

2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü’ne girdikten sonra bu sene başında Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne geçiş yaptım. Münazara Kulübü’ne okula başladığım zaman katıldım. İlk sene bizim deyişimizle ‘çaylak’ olarak başladım. Sonra kulübün saymanlığını devraldım. Bu süre içerisinde Münazara Kulübü’nün okul içerisinde düşünce aktivitelerinde daha aktif olması adına çalışmalar yürüttüm. Bu senenin başından itibaren de Münazara Kulübü başkanı olarak devam ediyorum.

Biraz Kulübün tarihi hakkında bilgi verebilir misin?

Münazara Kulübünün kurumsal tarihi 1998 yılında ülkenin ilk üniversite münazara topluluğu olan Boğaziçi Üniversitesi Münazara Takımı’nın kuruluşuyla başlıyor. Bir takım olarak başlayan, sonrasında ise bir alt kurul olarak devam eden kurumsal maceramız ise 5 sene önce kulüpleşmemizle devam ediyor. Fakat okulun arşivlerine göz attığımızda Robert Kolej zamanında da münazara aktivitelerinin gerçekleştirildiğini görüyoruz. Örneğin Bülent Ecevit de Robert Kolejde öğrenciyken münazara çalışmalarında yer alıyormuş, yakın zamanda bunu öğrendik. Bu arada 1998 yılında kurulan Münazara Takımı 1999 yılında Türkiye Ulusal Münazara Şampiyonası'nın ilkini düzenliyor. 17 sene sonra bu yıl tekrardan bu şampiyonanın ev sahipliğini kazandık ülkedeki diğer münazara kulüpleri arasında yapılan oylama sonucunda.

Kulübün faaliyetleri nelerdir? Ne sıklıkla toplantılar düzenliyorsunuz?

İsminden de anlaşılacağı üzere Münazara Kulübü’nün en temel aktivitesi münazaradır. Ancak kulübümüz sadece bununla yetinmiyor. Biraz da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki kulüpçülüğün getirisi olarak tek bir alanda kalmak yerine daha geniş bir alanda faaliyetler yürütülebiliyor. Münazara temel olarak bir düşünce aktivitesidir. Biz de okul içindeki özgür düşünceyi destekleyici her türlü faaliyetin içerisinde bulunmaya adayız. Sadece münazara oyununu gerçekleştirmekten ziyade üyelerimize, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine ve Türkiye’deki diğer münazara topluluklarına biraz daha özgür düşünce, tartışma ahlakı gibi kavramları göstermeyi ve öğretmeyi temel amacımız olarak görüyoruz.

Sadece münazara yapmıyoruz demiştim. Bunun yanında 2013 yılında ilk adımları atılmış olan Model Birleşmiş Milletler (MUN) alt kurulumuz aktif bir şekilde faaliyet gösteriyor. MUN, BM ve diğer uluslararası kuruluşların simülasyonunu yapan bir organizasyondur. Milletler Cemiyeti zamanından beri faaliyet gösteren bir organizasyon bu. Amerika’da ortaya çıkıyor. 20 senedir Türkiye’de aktifliği bulunuyor. 3 senedir de kurumsal olarak bizim kulübümüz bünyesinde Boğaziçi Üniversitesi’nde faaliyet gösteriyor. Bunun dışında Siyaset Bilimi Öğrenci Temsilciliği Kurulu ve Avrupa Çalışmaları Merkezi Öğrenci Forumu (AÇMÖF) ile birlikte kurduğumuz Idea Center Platformu bulunuyor. Bu platformla da, okuldaki düşünce aktiviteleri noktasında ortaklık yürütüyoruz. Diğer iki oluşumla beraber bu platform altında çeşitli etkinlik planlarımız var. Kulübümüz bu şekilde İngiliz Parlamentosu’ndan esinlenerek ortaya çıkan ‘münazara oyunu ’nu Türkçe ve İngilizce olarak yapıyor. Bunun yanında MUN aktivitelerine ve diğer düşünce temelli aktivitelerine devam ediyor.

‘’Tek kırmızı çizgimiz nefret söylemi’’

Tartışma konularını açar mısın? Ne gibi konuları tartışmayı tercih ediyorsunuz? Bunlara örnek verebilir misin?

Münazaranın kazanımlarından bir tanesi de seri ve sistematik düşünmeyi öğretmesidir. Münazara maçlarında konu verilir, 15 dakikalık bir hazırlanma süresi verilir, sonra da maça çıkılır. Öncesinde bir araştırma yapma ya da internetten hızlıca bir şeylere bakma gibi bir durum söz konusu değil. Tamamen insanın kendi bilgi birikimiyle ve yetenekleriyle alakalı bir şey aslında. Eğitim programımız da zaten bunları geliştirmeyi amaçlıyor.

Konular hayatla ilgili her şeyi kapsıyor. Mesela insani ilişkiler, uluslararası ilişkiler, birey-devlet ilişkileri, ekonomi gibi konuları tartışabiliriz. Eğer bir konu tartışmaya açıksa, bir hükümetinin ve bir muhalefetinin, devlet bağlamında hükümet ya da muhalefetten bahsetmiyorum burada, bir konuyu destekleyen ve bir konuya karşı çıkan iki taraf dengeli bir şekilde oluşabiliyorsa biz o konuyu tartışabiliriz. Sadece tek bir kırmızı çizgimiz olduğunu söyleyebilirim: Nefret söylemine açık değiliz. Herhangi bir konuyu tartışırken ötekileştirici dil kullanımına veya nefret söylemine tolerans göstermiyoruz.

O halde kulübünüzün amacını özgür düşünceyi desteklemek olarak belirliyorsunuz ve 3 koldan bu amaca hizmet eden faaliyetler yürütüyorsunuz diyebilir miyiz?

Aslında şöyle bir yapılanmamız bulunuyor. Türkçe Münazara Alt Kurulu, İngilizce Münazara Alt Kurulu, Model BM Alt Kurulu ve aynı zamanda yuvarlak masa toplantılarının dahil olduğu diğer aktiviteleri gerçekleştiren bir alt kurulumuz var. Idea Center bunun biraz daha dışında yer alıyor. Yeni yapılanan bir oluşum olduğunu söyleyebiliriz. Tam olarak kulübün bir alt kurulu değil, bundan ziyade ÖTK, AÇMÖF ve bizim kurduğumuz şu anlık gayriresmi bir platform. Bu gruplarla Idea Center markası altında ortak etkinlikler gerçekleştiriyoruz.

Üyelerinize özellikle öğretmeye çalıştığınız bazı metotlar var mı? Sıfırdan bir üye geldiği zaman Münazara Kulübü’nde ne ile karşılaşıyor?

Okulun ilk haftasında bizim gösteri maçlarımız oluyor. Bu gösteri maçlarında deneyimli üyelerimiz yeni öğrencilere ve diğer ilgilenenlere yönelik bir münazara maçı yapıyorlar. Bu Folklor Kulübü’nün gösteri yapması ya da Müzik Kulübü’nün koro gösterisiyle aynı mantıkta gerçekleşiyor. Temel olarak biz ne yapıyoruz ve ileride nereye gelebilirsiniz göstermek istiyoruz burada. Sonrasında üye kayıtlarımız başlıyor ve üyelerimiz geldiği zaman üyelerimize münazaranın ne olduğunu anlatıyoruz. Tanışma toplantılarımızda münazaranın temel değerlerini öğretmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda onların tartışma ahlakı, tartışma yetisi ve sistematik düşünme konusunda ne seviyede olduklarını ölçmeye çalışıyoruz.

Bu aşamadan sonra devam eden üyelerimizle hükümet kanadının ve muhalefet kanadının neyi temsil ettiğini anlatmaya çalışıyoruz. Mesela hükümet ve muhalefet kanatlarının açılış ve kapanış takımları vardır. Bunlar arasında da bir rekabet vardır. Tüm bunların neyi ifade ettiğini üyelerimizin bilmesi gerekiyor. Sıralı konuşmak, 7 dakika konuşmak nasıl olabilir? Öncesindeki 15 dakika konuşma süresini nasıl kullanabilirsiniz? 7 dakikalık konuşmaya neler sığabilir? Bir kişi konuyla ilgili çok şey biliyor olabilir. Buna rağmen çok iyi bir münazara konuşması yapamayabilir. Ne bildiğinden ziyade, bildiklerini nasıl kullanması gerektiği daha önemlidir bu anlamda. Boğaziçi Münazara olarak oyunu centilmence oynamayı teşvik ediyoruz. Bununla birlikte nasıl kazanılabileceğini de öğretiyoruz ama sadece kazanmaya dönük bir oyun olursa, bazı ilkeler göz ardı edilebiliyor. Bu da bizim pek tercih ettiğimiz bir durum değil.

Sence münazaranın kaybedeni ve kazananı var mıdır?

Teknik olarak vardır. Her salonda 4 tane takım oluyor. 2 hükümet, 2 muhalefet takımı. Maç sonunda bunlar 1. 2., 3. ve 4. oluyorlar. Ama bence bir kazananı ve kaybedeni yok. Çünkü 4. olunca da 1. olunca da öğrenilen çok fazla şey var. Mesela maç bitiyor ve jüri paneli kararı veriyor. Bu arada jüri paneli de öğrencilerden oluşuyor.

Münazara Kulübünün öğrencileri mi yapıyor jüri üyeliklerini?

Bizim kulübümüz içindeki maçlarda evet. Turnuvalara gittiğimizde başka okulların öğrencileri oluyor. Jüri paneli sonuçları duyurduktan sonra her seferinde hangi takımın eksiğinin ne olduğuna dair bir geri bildirim yapılıyor. Bu bile başlı başına bir kazanımdır. Bunun dışında farklı arka planları olan insanların bir konuya bakış açılarını öğrenmek inanın çok yararlı oluyor. Mesela açılış ve kapanış takımının rolleri. Açılış takımı bir duruş sergiler, bir fikir beyan eder. Kapanış takımından da ya bir duruş sergilemesi ya da bir duruşu daha genişletmesi beklenir. Burada kapanış takımları bazen öyle yaratıcı olabiliyor ki, bir konuya daha farklı bakılabileceğini görebiliyorsunuz. Bunlar özellikle en başlarda çok fazla gerçekleşebiliyor. Bu bağlamda pratikte bence kazanan ya da kaybeden bulunmuyor.

Peki, bir insan münazara kültüründen öğrendikleriyle, başkalarına hiç beğenmeyecekleri bir fikri kabul ettirebilir mi?

Eğer bir fikriniz varsa ve bunu sistematik bir şekilde anlatırsanız ikna ediciliği artırabilirsiniz. Münazara kültürünü edinmemiş insanların bazen bir konuyu tartışırken ortamın gerilmesi çok mümkün olabiliyor. Biz de belki tartışırken gerilebiliyoruz ancak burada önemli bir nokta var. Bizim yaptığımız, sahip olduğumuz fikri, çeşitli bağlamlarda ve sistematik bir şekilde karşımızdakine sunmak. Özellikle tartışmaları daha makul bir düzeye çekmek ve sözlerin ön plana çıktığı bir ortam kurmak istiyoruz.

Model Birleşmiş Milletler ve Münazara Alt Kurullarınızı biraz daha açar mısın? Tam olarak neler yapıyorsunuz ve ne sıklıkla toplantılar gerçekleştiriyorsunuz?

Az önce bahsettiğim üç alt kurulun haftada en az bir kere toplantıları oluyor. Bu alt kurulların kendine özgü bir müfredatı bulunuyor. Sene başından başlayarak üyelerin gönüllü katılımıyla gerçekleşen bir şekilde, yeni üyeleri sıfırdan yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu eğitim programı sadece kulübe yeni üye olanlara uygulanmıyor. Aynı zamanda ikinci, üçüncü ve dördüncü senesinde olan deneyimli üyelerimizi de farklı paralel programlarla destekliyoruz.

En başta daha teknik eğitimler veriyoruz. Argümantasyon, karşı fikirleri çürütme ya da size birisi bir fikir ilettiği zaman buna nasıl karşılık verebilirsiniz gibi detayları öğretmeye çalışıyoruz. Münazarada mutlak doğru yoktur. Her şeyin cevabının olduğu varsayımıyla yapılır münazara. Zaten böyle olduğu için de insanlara nasıl cevap verilebilir, eksikler nasıl bulunabilir, bunların üzerine nasıl çıkılabilir gibi noktaların üzerinde duruyoruz. Bunları öğretmeye çalışıyoruz. Nasıl argüman bulunur ya da aklınızda olan düşünceyi nasıl sistematik bir şekilde anlatabilirsiniz gibi noktaları da öğretiyoruz. Güz dönemi sonunda Boğaziçi Çaylaklar Münazara Şampiyonası isminde bir münazara şampiyonası düzenliyoruz. Bu 8 sene önce Boğaziçi Münazara’nın ortaya attığı, sonrasında ise ODTÜ başta olmak üzere çeşitli okulların da kullandığı bir format. Bu şampiyona ülke çapında münazaraya o sene başlamış lise ve üniversite öğrencilerinin, yani “çaylak münazırların” kendi aralarında yarıştığı bir etkinlik. Aralık ayının başında düzenlediğimiz son Boğaziçi Çaylaklar 500 katılımcısıyla ülkedeki en geniş kapsamlı münazara aktivitesi oldu.

Sadece başarıya odaklı bir grup değiliz. Bizim hedefimiz insanların özgür düşünce, tartışma ahlakı gibi konuları özümsemeleridir. Tartışma esnasında daha açık olmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Boğaziçi Üniversitesi de zaten öğrencilerine bu temelde kültür öğeleri aşılıyor. Münazara Kulübü bunu biraz daha ileriye götürmeyi amaçlıyor. Farklılıklara saygı, düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü ve ifade özgürlüğü gibi konularda daha ileri bir noktaya varmaya çalışıyoruz. Genel olarak da Türkiye Münazara Kulüpleri içerisinde aldığımız başarılar, yetiştirdiğimiz münazırlar ve düzenlediğimiz organizasyonlarla saygın bir konumumuz olduğunu düşünüyorum.

Model BM ise, başta BM olmak üzere çeşitli uluslararası organizasyonların simülasyonunun yapılabildiği bir organizasyondur. Mesela; NATO, G20 ve Avrupa Birliği bunlardan bazılarına örnek olarak verilebilir. Daha çok organize eden grubun tercihine bağlı olarak neyin simüle edileceği değişiklik gösterebiliyor. Model BM Türkiye’de çok sayıda okul tarafından yapılıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde daha yeni olduğunu söyleyebiliriz. Biz aktif olarak bunu yapan okulların konferanslarına katılım gerçekleştiriyoruz. Ayrıca bu yaz Boğaziçi Üniversitesi’nde bir Model BM konferansı düzenlemek istiyoruz. Model BM’nin münazarayla benzer noktaları bulunuyor. Ayrıca ben bir Türk olarak, herhangi bir konferansta Türkiye’nin bir delegesi olarak bulunamıyorum. Başka bir ülkeyi temsil etmem gerekiyor. Böylelikle farklı kültürlere karşı bir empati geliştirilebiliyor. Bununla beraber uluslararası sorunlara yönelik farkındalığı artırma noktasında büyük bir etkide bulunabiliyor. Aynı zamanda çok geniş bir sosyal çevre de sunuyor.

Geçen yıl New Arab Debates kapsamında okulda bir atölye çalışması gerçekleştirdiniz sanırım, bundan biraz bahseder misin?

Evet bu kapsamda okulumuzda Etyen Mahçupyan ve Binnaz Toprak’ın katılımcıları arasında yer aldığı, “Türkiye Demokrasisi Ağır Tehlike Altında mı?” konusu üzerine, BBC’nin dünyaca tanınan televizyon yorumcusu Tim Sebastian’ın liderliğinde bir münazara gerçekleştirilmişti. Bu etkinlik kapsamında, dünyada önemli münazara platformlarından biri olarak kabul edilen New Arab Debates’in yöneticilerinden Tanya Sakzewski ile soru sorma üzerine bir workshop gerçekleştirdik.

Soru sorma münazarada çok önemlidir. Çünkü taraflardan birisi konuşurken diğerinin soru sorma gibi bir hakkı vardır. Bunu İngiliz Parlamentosunda ya da TBMM’de de görebilirsiniz. Tanya Sakzewski ile bu atölye çalışmasında gazetecilerin politikacılarla röportaj yaparken nasıl sorular sorabilecekleri üzerinde durduk.

Bu noktada daha net şeyler sormak çok önemli olabiliyor. Soruyu çok fazla uzattığınız zaman, karşınızdaki insan bunun arasından birkaç kelime seçip onlara göre kendi istediği cevapları verebilir. Bunun önüne geçmek için soru sorarken net olunması gerekiyor. Bu konuları tartıştık kendisiyle ve bu atölye çalışmasından çok şey öğrendik.

Peki kulüp olarak önümüzdeki dönem nasıl etkinleriniz var?

İstanbul içinde ve dışında olmak üzere haftalık turnuvalarımız olacak. Yurtdışında Leiden, Rotterdam ve Belgrad gibi yerlerde turnuvalara katılım olacak. Bunun dışında, sürekli katıldığımız yazları gerçekleşen Avrupa Üniversiteler Arası Münazara Şampiyonası (EUDC ya da Euros) ile tarihlerinden dolayı daha seyrek katılabildiğimiz kışları gerçekleşen Dünya Üniversiteler Arası Münazara Şampiyonası (WUDC ya da Worlds) var.

Eğitim programlarımız devam edecek. Bunun yanında kulüp içi bir turnuva düzenleyeceğiz. Bir de Türkiye çapında bir ulusal münazara şampiyonası düzenleyeceğiz. Ayrıca her sene düzenlenen Türkiye Ulusal Münazara Şampiyonası’nın ev sahipliğini kazandık Süleyman Demirel Üniversitesinde yapılan oylamada. Bu ev sahipliğinin özel bir önemi de biraz önce bahsettiğim gibi 1999’da ilkini düzenlediğimiz Ulusal Şampiyona’yı 17 yıl sonra evine getiriyor olmamız. Ayrıca Kilyos’ta geçen dönem iki kere yaptığımız gibi yine Kilyos’ta kamp yapmayı düşünüyoruz. Model BM’nin çalışmaları da devam ediyor olacak. Idea Center kapsamında üç etkinlik dizimiz olacak. Biri çeşitli güncel sosyal bilimler konuları üzerine paneller şeklinde gerçekleşecek. Bunun yanında bir anayasa çalıştayı yapmayı düşünüyoruz. Bir de Suriye sorunuyla ilgili olarak devam eden Cenevre Görüşmeleri’nin bir simülasyonunu yapacağız. Kulüp içinde çeşitli okuma gruplarımız oluyor. Bunlara devam edeceğiz. Bu dönem bir kulüp yayını çıkaracağız. Son olarak, sosyal ve idari bilimler öğrencilerinin özel sektör dışı kariyer olanaklarını tanıyabilmesini sağlamak adına Alternatif Kariyer Günleri isimli bir etkinlik gerçekleştireceğiz.

Münazara kulübü üyesi, yöneticisi ve başkanı olarak okul öğrencilerine ne gibi bir mesaj iletmek istersin?

Ülkemizde tolerans eksikliği bulunuyor. Biz de üyelerimize farklılıklara tolerans göstermeyi öğretmeye çalışıyoruz. Aslında Boğaziçi Üniversitesi de kendi toplumu başta olmak üzere tüm ülkeye buna benzer bir mesaj veriyor. Okulumuz bizlere verdiği iyi eğitimin yanında, 150 yıllık da bir kültüre ve değerlere sahip ve bu kültürü bize aşılıyor. Ben de şahsi olarak bu kültüre daha fazla sahip çıkılması ve farklılıklara daha fazla tolerans gösterilmesini temenni ediyorum.

Söyleşi: Talat Karakaş /Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

Tarih: 21 Mart 2016