Film festivali rüzgârına SineBU’dan 24 gösterimle katkı

SineBU, Ekim ayında İstanbul’da esen film festivali rüzgârına 24 film gösterimi ile katkıda bulunuyor. Her yıl Türkiye ve dünya sinemasının en iyi örneklerinden filmleri; görme ve işitme engelli sinemaseverlerin erişimine uygun olarak sunan Engelsiz Filmler Festivali ise 8-10 Ekim tarihleri arasında SineBU'da sinemaseverleri ağırlayacak. SineBU'da gösterime girecek filmler hem betimlemeli hem de işaret diliyle seyirciye sunulacak ve ücretsiz izlenebilecek.

Ekim programında şu yapımlar SineBU'da gösterimde olacak:

LAS HEREDERAS / MİRASÇILAR Berlin Film Festivali’nde aldığı ödüller ile öne çıkmakta. Gümüş Ayı ve Fipresci ödülleri yanında; sinema sanatında yeni perspektif açan filmlere verilen ödül olan Alfred Bauer’in sahibi olan film kadın özgürleşmesi ve sınıf farkı üzerine söz söylüyor. Kadın merkezli ve başarılı bir film izlemek isteyenler kesinlikle kaçırmamalı.

TOUCH ME NOT / DOKUNMA BANA Berlin Film Festivali’nde kazandığı Altın Ayı ödülü ve cinsellik üzerine cesur söylemleriyle dikkatleri üzerine çekmiş bulunmakta. Baş karakterler Laura, Tomas ve Christian’ın duygusal ve cinsel yaşantılarını tüm çıplaklığıyla keşfeden kurmaca bir belgesel niteliğindeki bu film, beden algısına ve şehvet duygusuna dair bütün önyargıları yıkmak için elinden geleni ardına koymayacakmış gibi gözüküyor.

MUSEO / MÜZE Berlin Film Festivali’nde en iyi senaryo ile Gümüş Ayı kazanmış; karakterler ve oyunculuklar ile de bol övgü toplamış bir film. Meksika’da 1985’te yaşanmış gerçek bir soygunun uyarlaması olan anlatı; açılışında altını çizdiği “this is a replica of the original” söylemine rağmen en iyi senaryo ödülüne uzandığı için seyircide epey beklenti yaratıyor. Önceki filmi GÜEROS ile 2014’te yine Berlin Film Festivali’nde en iyi ilk film ödülünü alan yönetmen Alonso Ruizpalacios mutlaka takibe alınası bir isim. 

ANONS Venedik Film Festivali’nde en iyi Akdeniz filmi ödülünü alarak dikkatleri üzerine çekmiş durumda. YOZGAT BLUES ile 2013’te Sofya’da en iyi balkan filmi ödülünü alan ve Türkiye’de yılın en çok sevilen-konuşulan filmlerinden birine imza atan Mahmut Fazıl Coşkun haliyle hatırı sayılır bir kitle edinmişti. Merakla beklenen yeni filminde senaryoda Ercan Kesal ile birlikte çalışan Coşkun, yine insanlar arası iletişimdeki mizaha odaklanırken, bu sefer arka plana bir tarihsel zemini; 1963 yılında gerçekleşen darbe girişimindeki İstanbul radyosunu yerleştiriyor. Türkiye sineması ve yönetmenin takipçileri filmi kaçırmayacaktır.

THE NIGHT EATS THE WORLD / GECE DÜNYAYI YUTTUĞUNDA ayın en ayrıksı filmi olacak gibi. Kitap uyarlaması olan film yönetmeni Dominique Rocher’in debut işi. Sırtını zombi janrasının klişeleşmiş dehşet dolu sahnelerine dayamayan; minimalist arthouse zombi anlatısını kaçırmak istemeyenler ajandalarına hemen not düşmeliler.

HALEF Murat Düzgünoğlu imzalı bir başka ayrıksı iş. Ankara ve İstanbul’da en iyi film dahil birçok ödül için yarışan film reenkarnasyon üzerine bir anlatı. Portakal bahçesini mekan edinen; modernizm ve aklın, inanç ve mistizm ile çatışmasını işleyen film yarattığı atmosferi ile övgüler toplamakta.

RADIOGRAM başarılı afişi ile hemen ilk bakışta merak uyandıran bir film. 1970ler komünist Bulgaristan’ında geçen anlatı, rejimin inanç ve yabancı radyo yayınları üzerine baskı kurduğu bir zeminde kendine akış arıyor. Müzik özgürlüktür mottosu ve başarılı sinematografisi ile övgü alan film Sofya Film Festivali’nde izleyici ödülünün sahibi oldu.

KINGS Deniz Gamze Ergüven imzalı bir film. 2015 yılında MUSTANG ile yurtdışında epey övülen, ülke içinde ise yer yer ağır eleştirilen yönetmenin yeni filmi bir süredir merakla beklenmekteydi. 1992’de Los Angeles’ta Rodney King’in polis tarafından darp edilmesi ve polislerin ceza almamasıyla başlayan; 53 ölüm, 2000’den fazla yaralanma ile bastırılan isyanı arka planına alan film, “olaylara fon amaçlı yaklaşmak, karakterleri derinliksiz yaratmak ve Daniel Craig, Halle Berry gibi oyuncuları kötü performe etmek” gibi başlıklarda sert bir şekilde eleştirilmekte. Sırf bu olumsuz eleştiriler bile filmi izlemek için yeterli sebep sayılabilir.

TAKSİM HOLD’EM Michael Önder’in debut işi. Tek mekanda geçen film ilk gösterimini Tokyo Festivali’nde yapmıştı. İdealize edilmiş adalet ve eşitlik beklentisi yanında, yaşanan gündelik hayata dair bir eleştiri aktaran film arka fonuna gezi olaylarını almakta.


SineBU Ekim programı detaylı bilgi için:

https://sinebu.boun.edu.tr/sinebu-ekim-2018-programi-belli-oldu

Tarih: 05 Ekim 2018