Görmeyenler için dünyanın 'en Akıllı Bastonu'nda Boğaziçili imzası

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Lisans Programındaki eğitimini 2011 yılında tamamlayan görme engelli Kürşat Ceylan, Vestel ile birlikte yürütülen WeWalk projesini yürüten ekibin liderliğini üstleniyor. Projenin Birleşmiş Milletler’de Örnek proje olarak sunulduğunu da anlatan Ceylan’dan akıllı bastonun hikâyesini ve Boğaziçi yıllarını dinledik.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Programındaki lisans eğitimini 2011 yılında tamamlayan Kürşat Ceylan, bir sivil toplum kuruluşu olan Young Guru Academy’de (YGA) yenilikçi görme engelli teknolojilerinin geliştirilmesinden sorumlu olarak çalışıyor.  WeWalk akıllı baston bu projelerden birisi.  Ceylan, Boğaziçi Üniversitesi’nde “Engelliliğin sadece bir farklılık olduğunun kabullenilmesinin kendi anlam yolculuğuna çıkabilmesinin temelini oluşturduğunu” söylüyor.

WeWalk, görme engellilerin önlerine çıkan engelleri algılayıp uyarması, akıllı telefonlarla entegre olabilmesi ve geliştirilecek uygulamalarla yeni özellikler kazanabilmesiyle öne çıkan dünyanın en akıllı baston projesi. Kürşat Ceylan ile hem 2018 yılının ilk çeyreğinde piyasada olması beklenen WeWalk projesini hem de Boğaziçi yıllarını konuştuk.

Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Boğaziçi yıllarınızdan?

Boğaziçi'nde Türk Dili ve Edebiyatı'nda başladım. Sonra 2. sınıfta Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik'e geçtim. Okula 2005 yılında girdim ve 2011’de mezun oldum. Mezun olmak için acele eden bir öğrenci değildim. Çünkü "Bu zaman gelip geçecek, burada farklı şeyler yapmam gerekiyor" düşüncesindeydim. 2 sene kadar kürek takımındaydım, 3 sene kadar tango yaptım. Daha sonra ABD'ye değişim programı kapsamında gittim, YGA’ya da üniversitede okurken başvurdum ve seçildim.

Tabii üniversite yılları insanın da kendini keşfettiği bir dönem oluyor. Yunus Emre’nin de dediği gibi “okumaktan mana ne, kişi kendin bilmektir” Boğaziçi Üniversitesi bana en çok bu yönden katkı sağladı. "Ben bu hayatta neyi arıyorum?" sorusunu düşünmemde çok etkili oldu. Hani denir ya, insanın davranışlarına üç tip arayış yön verir: haz arayışı, üstünlük arayışı, anlam arayışı. Boğaziçi’nde okurken özellikle YGA ile tanıştığım dönemler “peki ben hayatımda neyin arayışındayım” diye düşünmeye başladığım, bütün bu düşüncelerin yolculuğunu yaşadığım yıllar oldu benim için.

Boğaziçi Üniversitesi insanın kendini rahatça bulabileceği bir ortam hazırlıyor. O yolculuk güzeldi ve anlamlıydı. Birçoğumuz farklı liselerden, farklı kültürlerden geldik Boğaziçi Üniversitesi'ne. Ve o esnada herkes liseye kadar kendi perspektifini oluşturmuş oluyor elbette. Aile ve çevre muhakkak etkiliyor. Ailen nasıl, çevren nasıl biliyorsun. Ama Boğaziçi Üniversitesi'ne gelince "Sen nasılsın? Senin yolculuğun nasıl?" gibi sorular sorabiliyorsun kendine. Senin yolculuğun o zaman başlıyor. Bence o yüzden insanlar için de bu kadar kıymetli. O anlam yolculuğunun başladığı yer benim için Boğaziçi Üniversitesi.

WeWalk projeniz medyada çok ilgi çekti, bize bu projenin çıkış öyküsünü anlatır mısınız?

YGA’da 10 yıldır görme engelliler alanında çalışıyoruz. Daha önce kapalı alanlarda navigasyon teknolojisini hayata geçirdik. Bu teknolojiyle görmeyenler şu an 9 farklı şehirde 23 farklı AVM’de mağazadan mağazaya navigasyon alabiliyorlar.

Ardından sinemalarda sesli betimleme teknolojisini geliştirdik. Bu teknolojiyle uygulama filmi telefonumuzun mikrofonu aracılığıyla tıpkı bir insan gibi dinliyor ve filmin hangi sahnesinin oynadığını anlayıp görmeyen izleyiciye filmin sessiz sahnelerini anlatıyor.

Bütün görme engelliler bu teknolojilere Turkcell ile geliştirdiğimiz Hayal Ortağım uygulaması üzerinden erişip ücretsiz kullanabilirler.

Son bir yıldır ise Vestel ile birlikte WeWALK akıllı baston projesi üzerine çalışıyoruz.

WeWalk engelleri algılıyor, telefonla birlikte kullanılıyor ve kullanıcıyı yönlendiriyor

Akıllı bastonun üç özelliği olsun diye hayal ettik. Birincisi engel algılama. Göğüs ve baş hizasındaki engelleri algılayıp uyarabilsin... Görme engelliler ayak hizasındaki engelleri bastonlarıyla algılayabiliyorlar ama göğüs ve baş çevresindeki engelleri algılamaları mümkün değil. İkincisi telefonla entegre olma özelliği, bluetooth üzerinden. Üçüncüsü de açık platform olsun dedik. Telefonla entegre olduktan sonra bunun içerisinde farklı uygulamalar geliştirilebilsin istedik. Geliştirilecek uygulamalarla yeni özellikler kazanabilecek böylece.

Peki, bu özellikleri nasıl sağlıyor? Ne gibi donanımlara sahip?

Engelleri algılayabilmek için üzerinde bir ultrasonik sensörü ve titreşim motorları var. Engel algılandığında buradaki titreşimden fark edilebiliyor.

Bastonunuz üzerinden telefonunuza komut verebilmek için bir touchpad’i var. Görmeyenler şu anda da dokunmatik ekranlı telefonlar kullanıyorlar. Ekrana dokunulduğunda telefon dokunduğunuz yeri size okuyor. O sebeple bu tarz bir kullanıma karşı bir alışkanlık zaten var.

Bunun yanı sıra: gyroscope’u, ivme ölçeri, pusulası, hoparlörü ve istenildiğinde sesli komut vermek için bir mikrofonu bulunuyor

Örneğin X adresi kayıtlı. "Beni X'e götür" dediğimde telefonla entegre olarak baston bana navigasyon sağlayabiliyor.

Eskiden elimde baston varken bir yandan da telefondan sürekli navigasyonu takip etmem gerekiyordu. Bu da yolda yürürken çok dikkat dağıtan bir durum. Şimdi telefonu cebimden çıkartmama gerek kalmadan daha rahat bir navigasyon imkanı sunmayı hedefliyoruz. Biz bunun ilk uygulamasını da az önce bahsettiğim Hayal Ortağım uygulamasında yer alan kapalı alan navigasyonu ile yapacağız. Böylelikle AVM'ye girdiğim zaman "Beni X mağazasına yönlendir," dediğimde, ona göre yönlendirme alabileceğim. Güzel yanlarından biri de, WeWalk farklı bastonlara takılabiliyor. Bastonun üst kısmı ayrılabiliyor. Zaten bastonların ucu kırılabiliyor, eğrilebiliyor. Ve bunun değiştirilebilmesi gerekebiliyor. Baston değiştirildiğinde üst kısım o bastona da takılabiliyor.

Ortalama nasıl bir sürede baston değişmesi gerekiyor?

Kullanıma bağlı olarak 1-1.5 yılda bir değişiyor. Tüm bir cihaz yapmak yerine ayrılabilir bir parça olarak yapmamızın sebebi de aslında bu. Her seferinde yeni bir WeWalk almanız gerekmiyor. Onun yerine bastonun değişmesi yeterli oluyor. WeWalk sabit kalıyor.

“Projemizi uluslararası arenada anlatmaya devam ediyoruz”

Ürün ne zaman piyasada olacak?

2018'in ilk çeyreğinde çıkması planlanıyor. Bunları ilk destek veren kitleye ulaştırmak istiyoruz. Daha sonra versiyon 2.0'ı geliştirelim istiyoruz. Zaten dünyada da gerçekten ilgi çeken bir proje. New York’ta Birleşmiş Milletler’de örnek proje olarak da anlattık, bir Avrupa ülkesinin kralına da anlattık. Kapalı bir oturumdu, medya ile paylaşmamamız özellikle rica edildi.

Ama en azından bunun nasıl gerçekleştiğini anlatabilir misiniz?

Tabii… Dünyada her yıl gerçekleşen önemli bir teknoloji zirvesi var. Bütün firmalar yaptığı en son teknolojileri gösteriyorlar. Kral beş projeden haberdar ediliyor. Hepsine bakması mümkün değil zaten. Beş projeyi gizli bir oturumda dinliyor. Muhtemelen gizli olmasının sebebi de "Bizi neden dinlemedi?" şeklinde sorular gelmemesi için... Hükümet yetkilileri de bulunuyor toplantıda. Orada da WeWalk’u anlatma fırsatımız oldu.

Bu görüşmelerin, sunumların bizi en çok heyecanlandıran yanı, Türkiye’den çıkan bir sosyal inovasyonun dünyaya örnek olması, tüm dünyada kullanılacak olması.

WeWalk nasıl bir süreç içinde gelişti?

Geçen sene biz kitlesel fonlamaya çıktık. YGA olarak projelendirmiştik, konsept tasarımı ortadaydı. Bunu hayata geçirmek için bizim bir kitleden destek almamız gerekiyor dedik. Aslında çok hızlı bir şekilde de fonlandı. Türkiye rekoru kırdı. 48 saat içinde topladık...

Hatta aştı da sanırım gereken bütçeyi?

Aştı, evet. 290 bin lira toplamayı başardık kampanya sürecinde. Bizi en çok mutlu eden şeylerden birisi de buydu. Çünkü, biz halk olarak gani gönüllüyüz ama daha çok günü kurtaracak işlere destek olmayı seviyoruz. Burada ise belki ilk defa teknoloji temelli bir sosyal inovasyon etrafında geleceği değiştirmek için buluştuk.

Ardından da Vestel ile birlikte geliştirme sürecine başladık. Biz YGA'lı gençler olarak burada konsept-tasarım çıkarmıştık. Ama üretim mühendisliği, üretim tecrübesi bambaşka şeyler Orada da Vestel tecrübesiyle projeye can verdi.

 “Engelliliğin de bir farklılık olduğunun kabullenilmesi Boğaziçi’ni daha kıymetli yapıyor”

Peki son olarak, Boğaziçi'ne 'engelsiz kampüs' olarak baktığınızda nasıl görüyorsunuz, diğer üniversitelere göre?

Boğaziçi zaten engelli konusunda çok hassas bir üniversite. Bu Robert Kolej'den ve o Amerikan eğitim kültüründen gelen bir şey. Herkese eşit fırsat verme düşüncesi var. 1950'li yıllarda Robert Kolej'den mezun olan görme engelli insanlar da var. Oradan ABD'ye gitmişler, benim de tanışma fırsatım olmuştu. 1970'lerde de var. O zamanlar bile zor gümrük şartlarında kabartma kitaplar getirilirmiş, kamyonlarla... Şu an YÖK yönetmeliğiyle tüm üniversitelerde Engelli Birimi olmak zorunda. Ama bunu YÖK'ün zorunluluk haline getirmesinin en önemli sebebi Boğaziçi Üniversitesi'nde bunun zaten yılllardır olması. Ve Boğaziçi Üniversitesi'nde bunu gören diğer üniversitelerdeki görme engellilerin, engelli öğrencilerin bunu talep etmesi sonucu oldu bu. Bu anlamda öncü bir yanı vardır Boğaziçi'nin. Sadece kabartma kitap da değil, teknoloji anlamında da böyle bir öncülüğü var. Ekran okuyucular, kabartma ekranlar... Hep Boğaziçi'nde 1990'larda, bu teknolojiler gelişmeye başladığından beri var olan şeyler. O yüzden de hala Boğaziçi Üniversitesi görme engelliler tarafından çok tercih edilen üniversitelerden bir tanesi.

Tabii teknoloji gibi şeyleri bir şekilde sağlarsınız. Bunlar maddiyatla alakalı şeylerdir, bütçeniz olursa getirtirsiniz. Ama kültür olarak öğrencilerinden hocalarına meseleye bakış bir eksiklik değil bir farklılık yönünden oluyor. Sarışın olmak gibi, uzun boylu olmak gibi, kısa boylu olmak gibi... Engelliliğin de de bir farklılık olduğunun kabullenilmesi Boğaziçi Üniversitesi'ni daha kıymetli yapıyor. Bu bakış açısı engelli öğrencileri çok rahat hissettiriyor. Çünkü sonuçta hiç kimse ayrı görülmek istemez, öteki hissetmek istemez. Boğaziçi'nde de bunu hiç hissetmiyorsunuz. "Evet, adam görmüyor" deniliyor. Evet, görmüyor yani, şimdi ne yapıyoruz? Bu işin sıradanlaşması da bu kültürün oturmuş olmasından kaynaklanıyor. Benim o anlam yolculuğumun altındaki nokta da o bence. Çünkü "Burada ben kabulleniliyorum," diyebiliyorsunuz ve bu çok güzel bir his. Ve "Evet, peki ben nasıl birisi olmak istiyorum?" diyebiliyorsunuz sonrasında. Bence o sebeple çok kıymetli Boğaziçi Üniversitesi.

Söyleşi ve Fotoğraflar: Sinan Cem Deveci / Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 04 Aralık 2017