Hayvanlar sandığımızdan daha zeki olabilir mi?

Boğaziçi Üniversitesi Yaz Okulu’nda bu yıl ders veren İtalyan araştırmacı Angelica Kaufmann ‘’Animal Mind’’ başlıklı dersinde hayvan zekâsına dair bilinen ezberleri bozuyor!

Boğaziçi Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri, Eğitim, Tarih, Dil Bilimleri ve Mühendislik alanlarında yoğunlaştırılmış eğitim veren 7 haftalık bir program olan Yaz Okulu, bu sene de ilgi çekici ders başlıklarıyla öğrencilerle buluşuyor.

Her yıl 250'yi aşkın dersin açılmakta olduğu Yaz Okulu, 25 Haziran’dan başlayarak 7 Ağustos 2018’e dek sürüyor.  Yaz Okulu’nda yurt içi ve yurt dışından alanında isim yapmış akademisyenler dersler veriyor.

Yaz Okulu’nda ‘’Animal Mind’’ adlı dersi veren araştırmacı Angelica Kaufmann bilim felsefesi alanında önemli çalışmalara imza atmış genç bir akademisyen. Hayvanların bilişsel yetenekleri üzerine ilgi çekici araştırmalar sürdüren Kaufmann, National Geographic, SİPA, Magnum’un yarışmalarından ödülleri olan profesyonel bir gezi ve aynı zamanda sahne fotoğrafçısı. Angelica Kaufmann ile ‘’Animal Mind’’ adlı dersi hakkında konuştuk.

Bize biraz kendinizden, eğitiminiz, deneyimleriniz ve araştırma alanlarınızdan bahseder misiniz?

Angelica Kaufmann- Milan Üniversitesi’nde mantık ve bilim felsefesi, Edinburgh Üniversitesi’nde ise aklın felsefesi üzerine eğitim aldım. Doktoramı Antwerp Üniversitesi’nde 2015 yılında ‘’Animal Intention’’ konulu tezimle Psikoloji Felsefesi üzerine yaptım. Bu çalışma aynı zamanda hayvanların bilişsel yetileri konusuna felsefi, etolojik (hayvan davranışlarını inceleyen zooloji alt dalı) psikolojik ve nörobilimsel perspektiften sistematik bir teori geliştirmeyi amaçlayan ilk çalışmalardan biri olma özelliğini taşıyor.

2016 yılında İtalyan Akademisi’nin araştırma bursuyla New York’ta Columbia Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. Columbia’da "Remembering the Future" adlı bir proje yürüttüm. Bu projeye daha sonra hayvanların anısal belleği üzerine çalışmalarla devam ettim. Proje 2017 yılına dek devam etti. 2017’de Göttingen Üniversitesi Lichtenberg-kolleg ve Leibniz Enstitüsü Primat Araştırmaları bölümünde burslu olarak çalışmalarıma devam ettim. Leibniz Vakfı ayrıca Kyoto Üniversitesi Primat Araştırmaları Enstitüsü’ndeki çalışmalarıma destek oldu. Son zamanlarda ilgi alanım daha çok hayvanların geçici deneyim kapasitelerinin temsili konusuna yöneldi.  Bu kapsamda Hebrew Üniversitesi bünyesindeki Sidney M. Edelstein Center for the History and Philosophy of Science, Technology and Medicine’de 2017-2018 ‘de doktora sonrası çalışmalarımı sürdürmekteyim. Bu yaz ilk defa Boğaziçi’nde ders vermeye başlayacağım ve açıkçası bu benim için bir ilk deneyim olacak. Sanırım aynı zamanda kendi çalışmamı ders olarak anlatmak harika bir fırsat olacak.

Daha önce Türkiye’de ve Boğaziçi Üniversitesi’nde bulundunuz mu?

Evet, daha önce bir konferansa konuşmacı olarak Boğaziçi’ne davet edilmiş ve Türkiye’ye gelmiştim. Daha önceki yıllarda da ülkenizi turist olarak ziyaret etmiştim. 2015 yazında ise Venedikli modern seyyah Niccolò Manucci’nin ayak izlerinde Türkiye’yi baştan sona kat ettiğim bir gezi yaparak fotoğraflar çekmiştim.

Boğaziçi ile ilgili çok güzel anılarım oldu. Boğaziçi kampüsü sadece dünyada gördüğüm en güzel üniversite kampüslerinden biri olmakla kalmadı aynı zamanda İstanbul beni tam anlamıyla büyüledi. Ayrıca öğrenciler ve fakülte çalışanlarının dostça tavırları bende iz bıraktı. Boğaziçi Üniversitesi’nde karşılaştığım ortam, bir araştırmacı için sıra dışı biçimde motive ediciydi doğrusu.

Peki, bu yaz Boğaziçi’nde ders vermeye nasıl karar verdiniz?

Yaz Okulu programı hakkında bilgim vardı ve bu benim için istekli bir öğrenci topluluğuna yepyeni bir konuyu aktarmak adına bence çok iyi bir fırsat diye düşündüm. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi’nin yüksek standartları düşünüldüğünde çok önemli bir adım olacaktı benim için. Eminim bu yaz derslerde öğreteceklerimden çok daha fazlasını ben öğreneceğim.

Animal Mind (Hayvan Aklı) bir ders başlığı için oldukça ilginç bir konu. Bize biraz da bu dersin içeriğinden söz eder misiniz?

Bu dersi daha çok lisans mezunlarına yönelik olarak tasarladım ancak dersin sürekli gelişen içeriğiyle farklı bir dinleyici grubu tarafından da takip edilebileceğini düşünüyorum. Normal olarak bu ders yüksek lisans öğrencilerine verilir daha çok. Ancak hayvanların bilişsel dünyalarına yönelen ilginin güç geçtikçe artması bana da bu alanda daha geniş bir içerik sunma imkânı tanıyor. Dersimi farklılaştıran en önemli unsur ise saha çalışmasına laboratuvarda yapılmış deneysel çalışmalardan veriler değil de; felsefi analizler sunacak olmam.  Bu yaklaşım, bu konuda aklımıza gelebilecek soruların spektrumunu da zenginleştiriyor.

Dersime şu soruyla başlıyorum; ‘’Bir babun (büyük insansı maymunlar ailesine dahil olmayan en iri primatlardan biri) başkaları ile birlikteyken sosyal ilişkileri anlayabilir mi? Ya da onları anlamak ve klasifiye etmek için belli kurallara ihtiyaç duyar mı? Başkalarının davranışlarını daha iyi sezinlemek için motive edici sebepler bulabilir mi? Bir davranış modeli öncesinde bunu kendisi için yapabilir mi? Hangi bakımlardan bir babunun düşünceleri ve davranışı bize benzer? Hangi bakımlardan farklılaşır? (Elbette dil yoksunluğu dışında) Bu sorular Charles Darwin’in de üzerinde düşündüğü sorular. Gerçekten bizler hayvanların aklına dair bir şeyler bilebilir miyiz?

Ders hayvan aklı üzerine çok disiplinli bir çalışmaya giriş çerçevesinde düşünülebilir. Akıl felsefesindeki geleneksel ve modern tartışmalardan hayvanların dünyayı nasıl deneyimlediklerine anlayabilmek adına nasıl yararlanabiliriz üzerine düşüneceğiz. Sorularımızdan biri de rol yapma, arzulama, inanma, niyet etme gibi eylemleri yapıp yapabilme yetenekleri üzerine olacak. Kendi aklının çalışma mekanizmaları ile ilgilenen herkes katılabilir!

Bu alana sizi yönelten ne oldu?

Aslında bu alana ilgilim lisans tezimi hazırlarken başladı ve o zamandan beri çalışmalarımı genişleterek sürdürdüm. Başlarda dil dışı iletişim konusu ile ilgilendim ve primatlar üzerine çalışmaya başladım. Bu çalışmalar sonucunda doktora tezimi yazdım. Beni etkileyen en önemli şey ise son 20 yıldır bu alanda yepyeni fikirlerin geliştirilmiş olması ve giderek büyüyen bu araştırma alanına yeni bilgilerin eklenmesini gözlemleyerek büyüdüm diyebilirim  Neticede ‘’Felsefe bilimlerin hizmetkârıdır’’ şiarıyla eğitim almış biriyim. Eğer bilimin izleyeceği yol bu ise ve ben de kendimi bir felsefeci olarak adlandırıyorsam hizmetkâr olmaya hazırım.

Bazı araştırmalar da gösteriyor ki hayvan aklı bazen sandığımızdan da karmaşık olabiliyor. Siz de öyle mi düşünüyorsunuz?

Akla dair, herhangi bir akla dair diyelim, bilimsel bir çalışma söz konusu olduğunda karmaşıklık ve basitlik gibi kavramlar biraz eski Roma tanrısı ikiyüzlü Janus’u gibi… Benim ilgi alanıma primatların bilişsel özellikleri girdi ve bu alanda bence en heyecan verici örnek Fildişi Sahilleri’nde avlanmaya çıkmış bir grup şempanzenin davranışlarının karmaşıklığıydı. Bu fenomen detaylı olarak Christophe Boesch tarafından çalışılmıştı. Bu, tartışmaya açık olabilir, ancak bilinen en sofistike ve uzun soluklu grup aktivitesidir bugüne dek gözlenen…

Bir başka ilgi çekici çalışma ise Tetsuro Matsuzawa tarafından yürütülen Ai projesi. Ai dişi bir şempanze ve onluk tabanda rakamları idrak edebilme yeteneği gibi inanılmaz bir örnek oluşturdu. Carel Van Schaik’in Sumatra’da orangutanlarla yaptığı çalışma bir diğer heyecan verici örnek sayılabilir. Liste bu şekilde uzar gider.

Ben size sadece birkaç örnek vererek zihnimizde basitten ziyade karmaşığı yapan şeyin ne olduğuna dair kavrayışımıza farklı yaklaşımların neler olabileceğini göstermek istedim. Düşünün, kargagillerden ahtapotlara farklı türlerle yürütülmekte olan şaşırtıcı araştırmalardan daha bahsetmedim bile! Bu alanda çalışan herkesin ortak amacı sanırım karmaşık görünen olgulara basit yanıtlar üretebilmek…

 

Angela Kaufman’ın akademik çalışmaları ve fotoğrafçılık kariyeri ile ilgili daha fazla bilgi için:

https://huji.academia.edu/AngelicaKaufmann

 https://www.angelicakaufmann.com/



Söyleşi: Özgür Duygu Durgun / Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 18 Temmuz 2018