‘’Hocaların Hocası’’ Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, öncü akademik çalışmalarıyla Boğaziçi’nde anıldı

Türkiye'de sosyal psikolojiye çok büyük katkılar yapmış ve uluslararası psikoloji dünyasının önemli isimleri arasına girmiş, geçtiğimiz Mart ayında kaybettiğimiz ‘’Hocaların Hocası’’ Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı için 15 Mayıs tarihinde Boğaziçi Üniversitesi'nde bir anma toplantısı düzenlendi. Toplantıda Kağıtçıbaşı’nın yürüttüğü aile, kadın ve çocuk odaklı çalışmalar ele alınırken eski öğrencileri ve meslektaşları ‘’Hocaların Hocası’’na dair anılarını paylaştılar.

 

Psikoloji Bölümü tarafından düzenlenen toplantıda Prof. Kağıtçıbaşı’nın Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nün kurulmasındaki rolü ele alındı ve bu süreçteki tanıklıklar dinlendi.

Psikoloji Bölümü öğretim üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Tekcan, toplantıyı açarken yaptığı konuşmada Prof. Dr. Kağıtçıbaşı’nın pek çok insanın hayatına dokunmuş bir isim olduğunu belirtti. Tekcan, Kağıtçıbaşı’nın Boğaziçi Üniversitesi’nde Psikoloji Bölümü’nün kurulmasındaki katkılarının yanı sıra bu disiplinin Türkiye’de gelişmesine yönelik de çok önemli destek ve katkısı olduğunu vurguladı.

Psikoloji Bölümü Emeritus öğretim üyelerinden Prof. Dr. Güler Fişek ise Psikoloji Bölümü’nün kuruluş sürecinden bahsettiği konuşmasında siyasi atmosfer bakımından hayli sorunlu bir dönem olan 1970’lerin ortalarında ODTÜ’den ayrılarak Boğaziçi’ne geçen hocalar arasında Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın da bulunduğunu anlattı. Sosyolog ve siyaset bilimci Şerif Mardin’in Boğaziçi’ne gelişinin ardından burada bir Sosyal Bilimler Bölümü kurma çabalarını ve bu kapsamda Kağıtçıbaşı’nın Boğaziçi’ne hoca olarak davet edilmesini anımsatan Gülay Fişek, Çiğdem hocanın Psikoloji bölümünün bir ‘’major’’ olarak kabul edilmesi yönündeki gayretlerine değindi.

Toplantıda, Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın konuşmacı olarak katıldığı etkinliklerin videolarından bir derleme izlendi. Bu görüntülerden birinde Kağıtçıbaşı, bölümün kuruluş öyküsünü eğlenceli anılarla süsleyerek anlatırken bir dönem Boğaziçi’nde Tansu Çiller ile aynı odayı paylaştığına dair anekdotlar da aktardı.

Üç ayrı panel ve Kağıtçıbaşı’nın çalışmalarına bakış

 Üç ayrı panelden oluşan toplantıda araştırmalarında insan gelişimi, aile arasındaki etkileşimi kültürlerarası bir bakış açısıyla ele alan ve "kültürlerarası benlik ve aile modeli" kavramını geliştiren Prof. Dr. Kağıtçıbaşı’nın 1975 yılında yürüttüğü, Türkiye’nin de yer aldığı 9 ülkeyi kapsayan ‘’Çocuğun Değeri’’ araştırması ve ‘’Aile Değişim Kuramı’’ çalışmalarının yanı sıra, kuruluşunda öncülük ettiği Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) bünyesindeki çalışmaları üç ayrı panelde ele alındı. Toplantıya Boğaziçi Üniversitesi’nde Kağıtçıbaşı’nın öğrencisi olmuş ve onunla birlikte çalışmış akademisyenler katılarak çocuk-anne-aile ve toplum odaklı çalışmaların günümüzde taşıdığı güncel değeri vurguladılar.

Prof. Dr. Ercan Alp ve Prof. Dr. Bilge Ataca’nın katıldıkları ‘’Değiş(mey)en Değerler: Çocuğun Değeri Araştırması’’ başlıklı ilk panelde, Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın ilk göz ağrısı olan ‘’Çocuğun Değeri’’ araştırması ve araştırma bulguları ele alındı.

1975’ten 2003’e Türkiye toplumunda 30 yıllık değişime ayna tutan çalışma

Bu araştırmayla çocuğun aile için taşıdığı anlam, çocuğa atfedilen değerler, ailelerin neden çocuk sahibi oldukları gibi soruların yanıtlarının aranmasının hedeflendiği belirtildi. 1975 yılında yürütülen araştırmada çocuğun aile içindeki öneminin ekonomik değer ve psikolojik değer üzerinden anlamlandırıldığına işaret edildi.

Kağıtçıbaşı’nın bu araştırmayı 2003 yılında güncellediğini belirten Bilge Ataca, aradan geçen 30 yıl içinde çocuğa atfedilen değerler anlamında kuşaklararası bazı farklılıkların ortaya çıktığını ve yeni araştırmanın Türkiye’nin aile yapısındaki değişimlere ayna tuttuğunu ifade etti.

Araştırmadan çıkan önemli sonuçları da aktaran Ataca, 1975-2003 yılları arasındaki süreçte çocuklara verilen psikolojik değerde bir artış kaydedildiğini; buna karşın çocuğun aileye ekonomik kazanç sağlaması veya yaşlılıkta çocuktan bakım beklenmesi gibi beklentilerin düşüş trendine girmiş olduğuna dikkat çekti.

Artık kız çocuk tercih ediliyor

Özellikle anneler ile farklı yıllarda yapılan mülakatlarda ise söz konusu 30 yıllık süreçte erkek çocuk beklentisinin yüzde 70’ten (1975 yılında), yüzde 41’e (2003) düştüğünü saptadıklarını anlatan Prof. Ataca, söz konusu araştırmada şehirli, sosyo - ekonomik düzeyi daha yüksek kadınların artık daha kız çocuğu sahibi olmak istedikleri sonucunun ortaya çıktığını ekledi. (1975’te kız çocuk yüzde 25 oranında istenirken 2003 yılındaki çalışmada bu oran yüzde 59’a yükselmiş).

Bilge Ataca, Prof. Kağıtçıbaşı’nın Aile Değişim Kuramı’nı oluştururken aileyi ancak bir toplumun yaşam koşulları, kültürü, sosyo -ekonomik koşulları gibi etmenlerle anlayabileceğimizi savunduğunu sözlerine ekledi.

Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın geliştirdiği diğer projelerin konu edildiği ikinci panele Prof. Dr. Güler Fişek, Prof. Dr. Diana Sunar, Prof. Dr. Sevda Bekman ve Uzman Psikolog Hilal Kuşçul Katıldı.

Okul öncesi çocuk eğitimi ve gelişiminin kaynak kitaplar arasına girmesini sağladı

Güler Fişek, Kağıtçıbaşı’nın 70’li yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı için farklı araştırmacılarla birlikte geliştirdiği “Türkiye’de okul öncesi çocuk eğitimi ve gelişimi projesi”nin detaylarını anlattı. Proje sayesinde Milli Eğitim Bakanlığı için 7 ayrı kitap ortaya çıkarıldığını söyleyen Fişek, bu kitap serisinin alanında ilk olduğunu ve Kağıtçıbaşı sayesinde okul öncesi çocuk eğitimi ve gelişimi kavramının Türkiye’nin gündemine girdiğini ifade etti. Sarı kitaplar olarak bilinen bu kitap dizisinin uzun yıllar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kaynak kitaplar olarak kullanıldığını da söyleyen Fişek, Kağıtçıbaşı’nın bu projeden sonra “Anne Çocuk Eğitim Programı”nı başlattığını belirtti.

Prof. Dr. Sevda Bekman ise, Anne Çocuk Eğitim Programının Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın en önem verdiği konulardan birisi olan, bilimin toplum yararına kullanılmasına bir örnek teşkil ettiğini ifade etti. Anne Çocuk Eğitim Projesiyle 1993 yılında AÇEV’in kurulduğunu ifade eden Bekman, bu projenin üniversite, STK ve devlet işbirliği konusunun en önemli örneği olduğunu belirtti. AÇEV’in yıllar içerisinde Türkiye’de ve Türkiye dışında önemli eğitimler gerçekleştirildiğini de belirten Bekman, bilimin topluma yansımasının önemli bir örneğini teşkil eden AÇEV’in kadınların toplumsal rollerinin güçlenmesine de büyük katkıları olduğunu sözlerine ekledi.

Toplantının üçüncü panelinde Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın yakın zamanda ortaya koyduğu çalışmalar ele alındı. Bu projelerden birisi olan İşlevsel Okur Yazarlık Projesinin (İYOP), Kağıtçıbaşı’nın eski öğrencilerinden olan Prof. Dr. Sami Gülgöz ile Prof. Dr. Fatoş Gökçen anlattı. İYOP’un sadece yazılı metinle sınırlı bir bilimsel proje olmadığını altını çizen Gülgöz ile Gökşen, aynı zamanda aktif bir şekilde uygulandığını belirtti. Bu projenin, Kağıtçıbaşı’nın önem verdiği konulardan olan kadının toplumdaki yerinin güçlendirilmesi bağlamında değerlendirilimesi gerektiğini de belirttiler.

Nermin Abadan Unat da katıldı

Anma toplantısının son bölümünde Kağıtçıbaşı’nın öğrencileri, meslektaşları ve ailesi Hocaların Hocası ile olan anılarını paylaştı.

Toplantıya, Türkiye’de iletişim bilimleri alanının kurucu isimlerinden sosyolog ve siyaset bilimcisi bir diğer ‘’Hocaların Hocası’’ Prof. Dr. Nermin Abadan Unat da katılarak anılarını aktardı. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın yıllar önce doçentlik sınavına girdiğini belirten Abadan Unat, Kağıtçıbaşı’nın her zaman toplum değerlerini önemseyen bir isim olduğunu belirtirken, Kağıtçıbaşı’nın otobiyografisini (Lula ve Ben) bu mesleği yapan herkesin okuması gerektiğini ifade etti.

Boğaziçi Üniversitesi eski rektörlerinden Prof. Dr. Üstün Ergüder ise Çiğdem Kağıtçıbaşı ile 1974 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde tanıştıklarını anlattı. Kağıtçıbaşı’nın Boğaziçi’ni çok sevdiğini ifade eden Ergüder, Boğaziçi’nin Robert Kolej sonrası üniversiteleşmesinde Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın öğrencisi olan ve daha sonrada meslektaşları olan Prof. Dr. Ercan Alp, Doç. Dr. Ayfer Bartu Candan ve Prof. Dr. Ali Tekcan da Kağıtçıbaşı ile ilgili uzun yıllara dayanan dostluklarını ve arkadaşlıklarını paylaştılar.

 

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

Tarih: 16 Mayıs 2017