Hukuka verilerle bakış yeni bir araştırma alanı kazandırdı

Kayıt dışı ekonomi alanında yaptığı çalışmalarla öne çıkan Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ceyhun Elgin, Türkiye’de daha önce hiç çalışılmamış bir alan olan “Ampirik Hukuk ” alanında araştırmalar yürütüyor. Bu alanda ilerleyebilmek adına yeniden sınava girerek bu sene Hukuk Fakültesi diploması da alan Elgin, özellikle ABD’de oldukça gelişmiş bir alan olan amprik hukuka dair Türkiye’de öncü araştırmaların kapısını açmak üzere çalışmalarını sürdürüyor.

Hukuk ve ekonomi farklı alanlar gibi gözükse de hukuksal verilerin ekonomiye ve istatistik bilimine ait metotlar yoluyla analiz edilmesine dayanan ampirik hukuk araştırmaları iki alanı birleştiriyor. Sosyal medya hesabında hukuk fakültesi diploması aldığını belirten paylaşımıyla dikkat çeken Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ceyhun Elgin’e onu hukuk okumaya yönlendiren nedenleri ve üzerinde çalışmaya başladığı ampirik hukuk araştırmalarının nasıl bir alan olduğunu sorduk.

Ceyhun Elgin, hukuka olan ilgisinin yeni olmadığını ve daha önce de hukuk okumayı istediğini söylüyor. “Üniversiteye ilk girdiğim zamanda da hukuk okumayı düşünmüştüm zaten ama benim zamanımda hukuk çok popüler değildi ve iktisatı daha çok istiyordum. Sayısal öğrencisiydim ve o zaman da hukuk fakültesi puanları daha düşüktü ve sayısal öğrencisi olduğum için de puanım düşük bir katsayı ile çarpılıyordu. Buna rağmen İstanbul ve Ankara Hukuk Fakültesi’ne puanım yetiyordu. Hukuk fakülteleri bizim dönemimizden sonra çok popülerleşti ve haliyle puanları da yükseldi. Aslında ailem hukukçu bir aile, dedelerim zamanında kadılık dahi yapmış. Bu nedenle hukuk okumamı aile büyükleri çok istiyordu…

2010’da doktoramı bitirip Boğaziçi’ne hoca olarak geldim ve 2015’te de tekrar sınava girdim. ‘Niye beş sene beklediniz?’ diye soracak olursanız açıkçası çok da fırsat olmadı daha öncesinde. 2015’te girdiğim sınavdan sonra o dönem yakınlığını da göz önünde bulundurarak İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumaya başladım.”

İlk iki yılın derslerinde ailesinin hukuk geçmişinden bildikleri sayesinde çok zorlanmadığını belirten Elgin, icra hukuku, iflas hukuku, eşya hukuku gibi üçüncü ve dördüncü sınıf derslerinin daha detaylı olduğunu, daha çok çalışma gerektirdiğini ama bir an önce bitirebilmek adına çok da üstüne düşmediğini belirtiyor. “Ben bu sene yurtdışına araştırma iznine çıkacağımı bildiğim için üstten de ders alarak erken bitirmek istedim, ilk iki sene notlarım daha iyiydi ama son seneye doğru düştü. Tabi ‘Madem bitireyim diye okudunuz niye okudunuz, sadece diplomayı almak için mi yoksa avukatlık yapmayı mı düşünüyorsunuz?’ diye sorabilirsiniz. Hayır hakkım olsa da avukatlık yapmayacağım. Beni hukuk okumaya yönelten şeylerden biri aile geçmişimden de dolayı kişisel isteğimdi ama bundan daha da önemlisi Türkiye’de hiç olmayan ampirik hukuk araştırmaları alanının ilgimi çekmesiydi.”

Türkiye’da daha önce çalışılmamış bir alan

Ceyhun Elgin ampirik hukuk araştırmalarının Amerika’da çok yaygın olmasına ve Avrupa’da da çalışılmaya başlamasına rağmen Türkiye’de hiç çalışılmamış bir alan olduğunu belirtiyor. Elgin, bu alana dair şu bilgileri veriyor:

 “Amprik hukuk temelli araştırmalarda dava bazlı veriler kullanılıyor. Çok basit sorulardan ilerlenebiliyor. Örneğin bir davayı kim kazanır, davacı mı davalı mı? Davacı ya da davalının cinsiyeti ya da yaşı o davayı kazanma ihtimalinini nasıl etkiler? Bunun gibi sorulardan yola çıkarak dava verilerini topluyoruz. Örneğin, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 2012 takvim yılı içerisinde 700 tane boşanma davası görülmüş diyelim. Biz bu davaların dosyalarını edinerek sonuçlarıyla ilgili verileri bilgisayara aktarıyoruz ve farklı değişkenlere göre istatiksel ya da ekonometrik bir analiz yapıyoruz. Örneğin, Amerika’da yürütülen bir araştırma sonucunda yayınlanmış bir makale var. Hakim şartlı salıverme davalarını değerlendirirken psikolojisine göre ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor, öğle yemeklerinden önce hakimin kabul kararı verme ihtimali daha azken öğle yemeklerinden sonra bu ihtimal artıyor. Hatta Amerika’da teknik altyapı da kullanılarak oluşturulmuş uygulamalar da var. Örneğin bir iflas davası hakkında uygulama size davayı hangi mahkemede ve dönemde açarsanız kabul alma oranınızın daha yüksek olacağını söylüyor.”

Cinsiyet, etnik köken gibi farklı değişkenlerin davaların kazanılmasında nasıl bir etki yaptığının analiz edilebileceğini belirten Doç. Dr. Ceyhun Elgin şu anda üzerinde çalıştıkları araştırmayı da bizimle paylaşıyor: “Biz şu anda ‘İzale-i şuyu’ yani ortaklığın sona erdirilmesi davalarına bakıyoruz. Bu ortaklık sadece şirketler arası olmak zorunda değil, örneğin dedeniz vefat etti ve size ve amcanıza mirasçı olarak bir ev kaldı. Örneğin amcanızla satış konusunda anlaşamıyorsunuz ya da satmaya karar verdiniz, fiyatta anlaşamıyorsunuz, ev üzerindeki ortak mülkiyetini sona erdirmek için mahkemeye gidiyorsunuz. Eğer söz konusu mülk arsa gibi bölünebilecek bir şey ise mahkeme bölerek ikinize veriyor ama ev gibi bölünemeyecek bir şey ise satış kararı çıkıyor ve açık artırma yapılıyor. Bu açık artırma kamuya açık yapılıyor, davanın tarafları da dilerse ihaleye girebiliyor ve bilirkişi bir fiyat belirliyor ihale de bu fiyatın minimum %50’sinden başlıyor. Bu konuyla ilgili 2011-2017 yılları arasında İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde sonuçlandırılmış 1000’e yakın dava var. Bizim incelediğimiz davalar Yargıtay’a gitmiş, orada onanmış, satışı yapılmış ve parası ödenmiş davalar. Tam olarak baktığımız şey ise şu: Mahkemenin başında bilirkişinin o taşınmaz için atfettiği derğer ile davanın sonunda yapılan ihalede oluşan fiyat arasındaki farkı etileyen faktörler nelerdir? Daha çok başında olsak da bizim yaptığımız analiz bu.”

“Bu analiz sonucunda da bazı faktörleri başlık olarak elde ettik. Örneğin davanın süresi, temyiz edilip edilmemesi, taraflar arasındaki akrabalık ilişkileri, ki bu hısımlık derecesi olarak adlandırılıyor. Bunun dışında cinsiyet ayrımcılığı var mı diye de bakılabilir. Tabi burada amacımız adalet sistemine suç atmak değil, belki hiç ayrımcılık yapılmıyor diye de çıkabilir ya da bir ayrımcılık yapılıyorsa cinsiyetler arasında yapılmıyor olabilir, bakmak lazım.”

Diğer bir ifadeyle geniş bir alandaki dava konularını mikro veri haline getirdiklerini dile getiren Ceyhun Elgin, bu çalışmaları ilerletebilmek adına ciddi bir fona ihtiyaç duyduklarını sözlerine ekliyor.

Veri güvenliği sıkıntısı

Türkiye’de hukuk alanındaki istatistikler açısından şu anda Adalet Bakanlığı sitesinde dahi makro istatistikler olduğunu belirten Elgin, dava bazlı mikro istatistiklere ihtiyaçları olduğunu söylüyor: “Dava bazlı verilere ulaşabilmek için veri güvenliği konusu engel oluşturabiliyor ama bunu önlemek için etik kuruldan izin aldık. Sonuçta bizim için kişilerin bir önemi yok, hatta kişi isimlerini yazmıyoruz bile, biz sadece kişinin cinsiyeti, yaşı, akrabalık ilişkisi gibi bilgilerini kullanıyoruz. Araştırmacı etiğine sahipseniz ve gerekli yerlerden izinleri aldıysanız gizlilik konusunda bir sıkıntı çıkacağını düşünmüyorum.”

“Amerika’da ya da Avrupa’da bu araştırmalar yapılıyorsa Türkiye’de neden yapılmasın? Şu ana kadar bu alanda çalışan hiç kimse olmamış çünkü sayısal metotları bilen sosyal bilimciler hukuka, hukukçular da istatistik ve matematiğe yabancı. Halbuki bence bir hukuk lisans mezununun iyi derecede matematik ve istatistik bilmesi gerekiyor, şu anda bizim hukuk fakültelerimizin yayınladığı makalelerin çoğu teorik ve ISI endeksli dergilerdeki yayınları da çok az sayıda. Bu yayınlar arasında da ampirik hukuk araştırmalarına hiç yer verilmemiş, tabi dışarıdan gazel okumak gibi olmasın benim alanım değil ama artık benim alanım da diyebilirim, çünkü ben de artık hukuk mezunuyum.”

Önümüzdeki dönemde araştırma izni kapsamında Boston Üniversitesi, Dünya Bankası ve George Washington Üniversitesi’nde hem ders verip hem de araştırmalarına devam edecek olan Elgin, yeterli fon sağlanabilirse bu alanın çok sayıda çalışma ortaya çıkarılabilecek, çalıştay düzenlenebilecek ya da rapor hazırlanabilecek bakir bir alan olduğunu sözlerine ekliyor.

 

Haber ve fotoğraflar: Gizem Seher, Özgür Duygu Durgun / Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 01 Ağustos 2018