‘’Kıvılcımı büyütürsek Türkiye bir startup’lar ülkesi haline gelebilir’’

Ortakları arasında Boğaziçi Üniversitesi mezunlarının da olduğu, teknoloji startup’ı Insider, kuruluşunun üzerinden henüz 5 yıl geçmiş olmasına rağmen üç kıtada, 14 ülkede 150’ye yakın ekibiyle hızlı yükselişine devam ediyor. ‘’Türkiye’den teknoloji çıkabilir’’ fikriyle yola çıkan Insider’ın serüvenini ve Türkiye’de girişimcilik kültürünü şirketin kurucu ortaklarından Muharrem Derinkök (BÜ ’12) ile konuştuk. Derinkök, girişimcilik ruhu taşıdığını düşünen tüm mezun adaylarına ‘’Startup’larda çalışın ya da kendi işinizi kurun’’ çağrısını yapıyor.

 2012’de Sinan Toktay, Serhat Soyuerel, Muharrem Derinkok (BÜ ’12), Okan Yedibela, Arda Koterin ve Hande Çilingir(CEO) tarafından kurulan Insider’ın, Londra, Singapur, Kuala Lumpur, Cakarta, Ho Chi Minh City, Bangkok, Sidney, Seul, Moskova, Dubai, Varşova ve Istanbul’da ofisleri bulunuyor. Teknoloji girişimi olarak yola çıkan Insider’ın en yeni ofisi ise kısa bir süre önce Japonya’da açıldı.

Peki, Insider tam olarak neler yapıyor ve beş yıl içinde Türkiye’den çıkan bir teknoloji startup’ı olarak bu noktaya gelmeyi nasıl başardı? Insider’ı tanımaya girişimci Muharrem Derinkök’ün hikâyesiyle başlıyoruz:

‘’Malatya Fen Lisesi’nden mezun oldum ve 17 yaşında ilk defa İstanbul’a, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği’ne öğrenci olarak geldim. Boğaziçi, her anlamda ufkumu geliştiren bir yer oldu, dünyamı aydınlattı. Okulun her senesinde hayata ve iş dünyasına dair yeni şeyler keşfettim.

Öğrenciyken aynı zamanda sosyal faaliyetlerle de aktif bir dönem geçirdim. Özellikle kulüp faaliyetleriyle aktif ilgilendim, BÜDans’ta üç yıl görev aldım. Dansa hala devam ediyorum. Son sınıfa geldiğimde Boğaziçi Teknokent’te iki ayrı startup’ta çalışmaya başladım.

Okuldan 2012’de mezun olduktan sonra daha önce de staj yaptığım telekom sektöründe çalışmaya başladım. Kurumsal dünyayı merak ediyordum. O dönemde Big Data gibi, zamanın trendleri üzerine çalışmalar yapıyorduk. İki sene kadar kurumsal şirkette çalıştım ancak bu tür şirketlerin girişimci ruh taşıyan insanlar için çok doğru yerler olmadığına inanıyorum. Girişimci etrafındaki şeyleri değiştirmek, iyileştirmek derdi olan, huzursuz bir ruh haline sahip kişidir. Ben de onlardan biri olduğumu düşündüğüm için kurumsal hayattan ayrılarak girişimcilik kariyerine adım atmaya karar verdim.

Bu adımı atarken iki önemli motivasyonum vardı, ilki dünyada sorunlara çözüm oluşturan yeniliklerin bir parçası olmak isteğiydi. Örneğin, enerji sektöründe yenilenebilir enerji, ulaşımda elektrikli araçlar devrimleri gerçekleşiyordu. Dünyada bu ölçekte gelişmeler sürerken, mevcut işim tatmin edici gelmemeye başladı. Ayrıca bir de kişisel gelişim motivasyonu var. Kurumsal hayatın kişisel gelişimden çok sistemi devam ettirmeye yönelik bir doğası var. Girişimci iseniz bu bir noktadan sonra size cazip gelmemeye başlıyor’’.

Insider’ı altı ortak olarak 2012’de kurduklarını anlatan Derinkök, aralarında Singapore Airlines, Allegro, Uniqlo, Fiat, Loreal, Lenovo gibi devlerin de olduğu dünyanın en önemli markalarına, müşterilerinin beklentileriyle doğru orantılı büyümeleri için destek olduklarını ekliyor. Derinkök, şirket kurulurken, e-ticaret sitelerinin ticari başarılarını artırmayı amaçlayan bir yapıyla ilerlemeye karar verdiklerini belirtiyor:

‘’Şirketi kurarken e-ticaret patlama halindeydi. Şirketimiz o dönemde sosyal ticaret uygulamaları geliştiriyordu. Hatta kendi hikâyemizi Golden Rush döneminde altın arayanlara kazma kürek satanlara benzetiyorduk. Şimdi ise kendimizi ‘’predictive marketing company’’ olarak tanımlıyoruz. Yani müşterilerimiz olan markaların dijital varlıklarından müşterilerinin davranışlarına ilişkin data toplayıp, bu datayı yapay zeka ve makine öğrenmesi yöntemleri ile işleyerek, site ve uygulama içi kişiselleştirme, dinamik bildirimler, email pazarlama, dijital reklam gibi çeşitli kanallarda kullanıyoruz.. Yani bir markanın dijital pazarlama ekibini ihtiyaç duyacağı bütün teknolojileri üretiyor ve müşterimizin (partnerimizin) iş ortağı olarak çalışıyoruz’’.

Sadece beş yıl içinde 14 ülkede, yaklaşık 150 kişiden oluşan bir ekiple çalışan bir startup olarak kazandıkları bu hızlı ivmeyi ise şöyle açıklıyor Derinkök:

‘’Türkiye bir yönüyle yeterince büyük ama diğer yönüyle de yeterince büyük olmayan bir ülke. Bu şu demek; Türkiye size şirketinizi kurup ilk müşterilerinizi kazanmak için yeterli kuluçka ortamını sağlayan bir ülke ama bu noktadan çıkmadığınızda bir anda işlerin kötüye gidebileceği de bir yer. Dolayısıyla biz ilk günden yurtdışına açılmamız gerektiğini biliyorduk. Bu yüzden daha altıncı ayımızda ilk yurtdışı açılımımız Moskova’da oldu, ardından Dubai ofisi geldi. Bu arada çok şanslı olduğumuz bir nokta var. Altı ortak olduğumuz için her birimiz bir pazar ile ilgilenebilecek durumdaydı. Kurucu ortaklarımızdan Serhat’ın liderliğindeki, Akıncılar adını verdiğimiz ekibimiz yurt dışı genişlemeden sorumlu. Bu ekip, Müşteri Yöneticisi olarak ve Satış’ta yetiştirdiğimiz kişilerden oluşuyor. Bu kişiler bir ülkeye gidip o ülke ofisimizin kurulmasını sağlıyorlar. Bu anlamda büyüme stratejimiz bir anlamda Osmanlı’nın stratejisine benziyor desek yanlış olmaz’’.  

Girişimci ruhunu taşıyan yeni mezunlar, girişimlerde çalışsınlar veya kendi girişimlerini kursunlar

Muharrem Derinkök, Insider deneyimiyle aslında ‘’Türkiye’den teknoloji çıkabilir’’ fikrini tüm dünyaya göstermek istediklerini söylüyor ve uzun vadede girişimcilik açısından Türkiye’nin bir startup ülkesi haline gelebileceğinin altını çiziyor:

‘’Bugün Türkiye’deki en iyi okullara baktığımızda, örneğin Boğaziçi Üniversitesi, mezunlarının en çok çalıştığı sektörlerin bankacılık ve telekom sektörleri olduğunu görürsünüz. Bu sektörler aynı zamanda Türkiye’nin dünya liginde de en iddialı olduğu sektörlerdir. Bankacılıkta bizim teknolojik çözümlerimiz dünyasının çok ilerisindedir. Bu da şu anlama geliyor; yeteneği yönlendirdiğiniz sektör gelişir. Üniversiteden yeni mezun arkadaşlarımızın bankacılık veya telekom sektörlerinde değil de start up’larda, hatta kendilerinin kurduğu girişimlerde çalışmasının önünü açabilirsek Türkiye bir startup’ lar ülkesi haline gelebilir. ’.

Insider’ın Boğaziçi mezunu çalışanlarından Erhan Güngör (BÜ ‘15) ise Türkiye’de girişimcilik algısının değişmesi gerektiğini vurgulayarak şunları ekliyor:

‘’Türkiye’de startupların hep küçük kalması, hobi olmaktan öteye geçmemesi gerek gibi bir algı var. Bu algının değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Insider’a girdikten sonra fark ettim ki, startup bambaşka bir kavram çünkü sıfırdan başlayan bir şirket olarak herhangi bir sektörü kökünden değiştirecek işler yapabiliyorsunuz. Örneğin bir Airbnb geliyor ve konaklama sektörünü dünyanın dört bir yanında baştan sona değiştirebiliyor. ABD’de de yeni mezunların çok büyük bir oranı startup kuruyor veya startuplarda çalışıyorken bizdeki mezunların hala kurumsal firmalarda çalışmaya başlaması bu konuya bakış açımızda bir yerlerde hata yaptığımızı gösteriyor.”

‘’Yazılım ekibi için özel program geliştirdik: 29 yaşına kadar 29 ülke’’

Insider’in sosyal sorumluluk projelerinden de bahseden Derinkök, lise öğrencilerine yönelik son üç yıldır 1+1+1 adlı bir sosyal sorumluluk projesi yürüttüklerini belirtiyor: ‘’Bu projede şirketimizin gelirlerinin yüzde birini, isteyen çalışanları maaşlarının yüzde birini ve çalışanların zamanlarının yüzde birini liseli öğrencilerinin gelişimi için ayırıyoruz. Geçen sene Malatya’da bir lisenin bilgisayar laboratuvarını yaptırdık. Her cumartesi günü İstanbul ofisimizde liseli arkadaşlarımıza yazılımdan liderliğe, tiyatrodan dansa uzanan farklı alanlarda eğitimler veriyoruz’’.

Ekip arkadaşlarının 5-10 yıl içinde Türkiye’de birer startup kurucusu haline gelmelerini hedeflediklerini sözlerine ekleyen Derinkök, startup kültürünün ayrılmaz parçası olan sürekli gelişimi iş hayatının bir parçası haline getirdiklerini belirtiyor:  ‘’Örneğin yazılım ekibimiz için 29 yaşına kadar 29 ülke adlı bir projemiz var. Her yaz bütün yazılımcı arkadaşlarımızı, herhangi bir performans kriterine bağlı olmaksızın farklı bir ülkede geziye gönderiyoruz.

Muharrem Derinkök, ‘’Hızla büyüyerek, çalışan sayısını artıran ve dünya pazarlarında iddia sahibi bir şirket için hala start up demek mümkün mü?’’ sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

‘’Biz kendimizi start up olarak görüyoruz. Evet, her sene yüzde 2100’ün üzerinde büyüyoruz. Bu sürdükçe ve kültürümüzü korudukça kendimizi start up olarak tanımlayacağız. Facebook’ta baktığınızda binlerce mühendis çalışıyor ama Facebook hala kendi kültürüyle yaşayan bir yer.

Insider kültüründe de iki anahtar kavramımız var: Care ve Self Development. Bu kavramlar aynı zamanda start up ruhunun da temelini oluşturuyor. Bugün imrenerek baktığımız Silikon Vadisi de aslında Stanford’da bir elektronik profesörünün, öğrencilerini doğu yakasında kurumsal şirketlere girmek yerine, batıda kendi şirketlerini kurmaya teşvik etmesiyle başladı. B.Hewlett ve D.Packard’ın ateşlediği bu kıvılcım, bugün dünyayı kasıp kavuruyor. Biz de burada benzer küçük kıvılcımların büyük bir ateşe dönüşmesini arzu ediyor ve onun için çalışıyoruz’’.

 

Söyleşi: Ö. Duygu Durgun

Fotoğraflar: Talat Karataş / Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 06 Haziran 2017