Lise öğrencileri “1 Genç 1 Gelecek” ile geleceği yakalıyor

Boğaziçi Üniversitesi mezunları Murat Yiğen ve Cem Öztürk tarafından hayata geçirilen 1 Genç 1 Gelecek, lise öğrencilerinin önemli seçimler gerektirecek ve geleceklerinde büyük etkisi olacak üniversite hayatına bilinçli ve hazırlıklı olarak başlamasını amaçlayan ve gönüllülük esasına dayanan bir kuruluş. Lise öğrencilerinin geçmekte olduğu süreçleri hâlihazırda deneyimlemiş başarılı üniversite öğrencilerinin ve farklı alanlarda başarı kazanmış bireylerin tecrübelerini aktarmasını amaçlayan girişimi, kurucularından Murat Yiğen ile konuştuk.

1 Genç 1 Gelecek, Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden 2016 yılında mezun olan Murat Yiğen ve Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü’nden 2015 yılında mezun olan Cem Öztürk’ün öncülüğünde kuruldu. Nisan 2015’te hayata geçen girişim, “Geleceği Yakala” ilkesiyle lise öğrencilerinin geleceklerinde önemli olacak yetkinlikleri şimdiden kazanmalarına, üniversite hayatına bilinçli ve hazırlıklı olarak girmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Şimdiye dek girişimcilik, tasarım, sosyal girişim, ekonomi ve kodlama gibi alanlarda çalışmalar yürüten 1 Genç 1 Gelecek, alanında başarılı olmuş bireyler ve başarılı üniversite öğrencilerinin gönüllülük esasında hayata geçirdikleri bir proje.

1 Genç 1 Gelecek tarafından ortaya koyulan tüm projeler ve atölyeler, gönüllülük çerçevesinde ve sponsor desteği neticesinde ücretsiz etkinlikler olarak gerçekleştiriliyor. Girişimin kurucularından Murat Yiğen, ekiplerinin “Potansiyelini gerçekleştirmiş, üretken ve bilinçli gençler” için çalışmalarını sürdürdüğünü söylüyor. Şimdiye dek 1200 lise öğrencisine ulaşma fırsatı bulan 1 Genç 1 Gelecek projesini, kurucularından Murat Yiğen’den dinledik.

Proje sizinle beraber bir diğer Boğaziçi mezunu Cem Öztürk tarafından hayata geçirildi. Biraz sizleri tanıyabilir miyiz?

Ben Murat Yiğen, Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden 2016 yılında mezun oldum. Şu anda bir danışmanlık firmasında teknoloji alanında çalışıyorum. Arkadaşım Cem Öztürk de Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü’nden 2015 yılı mezunu. Şu anda Ludwig-Maximilians Universität München’de yüksek lisans yapmakta. Cem ile Boğaziçi Üniversitesi’ne geldiğimizde, katıldığımız bir kulüp olan BÜYAK’ta (Boğaziçi Üniversitesi Yöneylem Araştırma Kulübü) tanıştık. 2010 yılından beri süregelen bir arkadaşlığımız mevcut.

Peki, 1 Genç 1 Gelecek projesinin ortaya çıkış süreci nasıl oldu? Projeyi ortaya koymaktaki motivasyonunuz neydi?

Ben üniversiteye girdiğimde kendim ile ilgili birçok eksiğimin olduğunu fark ettim. Çevremde çok kaliteli, farklı uğraş alanları olan, çeşitli aktiviteleri yapmış veya yapmakta olan birçok insan vardı. Bunları görmek kendimi sorgulamaya itti beni. Seçmiş olduğum bölüm benim için ne kadar doğruydu her zaman aklımda soru işareti olarak durdu. Bölümü seçerken çok farkında olmadan seçmiş olduğumu anladım. Bu süreçte üniversitenin Tanıtım Ofisi’nde çalışıyordum. Gelen liselere yaptığımız sunumlar sonrasında gelen sorulara baktığımda, benim yaşadığım eksikliklerin sadece benim değil neredeyse tüm öğrencilerin genel problemi olduğunu fark ettim. Eğitim alanına olan ilgimle de beraber bunun için aklımda hep bir şeyler yapmak vardı ama sadece nasıl sorusunu cevaplayamıyordum. Bir gün evde duvarlara astığım ‘flip chart’lar üzerinde fikir yürütmeye başlayarak bir taslak oluşturdum. Bu sırada ev arkadaşım olan Cem ile fikirlerimi paylaştım ve onun da katılımı ve sonrasında katkıları ile beraber 1 Genç 1 Gelecek hayata geçti. Bu sırada üniversitede öğrenci olduğumuzdan dolayı çevremizde buna dâhil olabilecek arkadaşlarımızı da davet ederek bir ekip oluşturduk. Böylece serüvenimiz 2015 yılı Nisan ayında başlamış oldu. Yaşadığımız problemleri en azından bizden sonra gelen genç arkadaşlarımız için ortadan kaldırmanın arzusu yatıyordu temelde. Özellikle dünyada eğitim alanında gerçekleşen değişimlerle beraber, bu değişimleri takip eden farklı projeler gerçekleştirmeye başladık.

Biraz sisteminizi anlatabilir misiniz? Nelere özen göstererek öğrencilerle ilişki kuruyorsunuz?

Şu an ekibimizdeki herkes gönüllü olarak çalışıyor. Ekibimiz, potansiyelini gerçekleştirmiş, üretken, bilinçli ve parlak gençlerimizin olduğu bir Türkiye için çalışmalarını sürdürmekte. Gerçekleştirdiğimiz projelerimizin ve bu projelere destek olan fonksiyonlarının her birinde arkadaşlarımız görevlerini yerine getiriyor; “Geleceği Yakala” ilkesiyle gün geçtikçe daha fazla lise öğrencisine parlak bir gelecek için yol göstermeye çabalıyor. Burada bizi ayırt eden noktayı şöyle açıklayabilirim: Gönüllü denildiği zaman herkes ben de işin ucundan tutayım yaklaşımı sergiliyor. Ancak biz gönüllüleri de mülakat ile yetkinliklerini göz önünde bulundurarak ve en az 1 yıl süre için görevine yeterli zamanı ayırabilecek olan kişiler ise dâhil ediyoruz. Şunu belirtmeliyim ki, şu an ekibimiz gerçekten çok kaliteli ve işini özenle yapan insanlardan oluşuyor ve bu bize büyük avantaj sağlıyor. Kaliteli işler çıkartan arkadaşlara sahip olduğumuz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Yaptığımız tüm projelerde lise öğrencileri için bir başvuru sürecimiz var. Burada temel aldığımız nokta öğrencilerin motivasyonu. Diğer bir nokta ise başvurdukları “Projeden beklentileri ile projenin kendisi eşleşiyor mu?” sorusuna odaklanmak. Bunları ölçmek için online başvuru ve telefon görüşmesi gerçekleştiriyoruz.

Sisteminizin geleneksel eğitim anlayışından nasıl bir farklılığından bahsedebiliriz? “Uygulayarak öğrenme” dediğimizde, 1 Genç 1 Gelecek projesi bağlamında ne anlamalıyız?

Şu an gerçekleştirdiğimiz tüm projeler 3 temel noktaya değiniyor: İlham verme, fikir oluşturma, uygulama. Bunları gerçekleştirirken öğrenci odaklı bir şekilde; onları araştırarak, anlayarak ve uygulamaya çalışarak öğrenmelerini hedefliyoruz. Bunun için gönüllü eğitmenlerimiz (eğitmenlerimiz de gönüllü üniversite öğrencileri) projelerde öğrencilere rehberlik ediyor. Yani direk bilgi aktarmaktansa öğrencinin kendisinin sonuca ulaşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Artık bilgi kolay bir şekilde erişilebilir durumda. Asıl nokta, öğrencinin bilgiyi nasıl kullanacağını bulabilmesini öğretebilmek. Biz de bunun için takım çalışması, problem çözme, eleştirel düşünce, süreç yönetimi gibi yetkinliklerinin gelişmesi üzerine programlarımızı tasarlamaya çalışıyoruz.

Tanıtım videonuzda lise öğrencilerinin “farkındalığını arttırmak” amacıyla bu projeye giriştiğinizi söylüyorsunuz. Bu açıdan 1 Genç 1 Gelecek’in bugüne kadar hayata geçirdiği alt projelerden ve bunların amaçlarından bahsedebilir misiniz?

Evet, temel hedefimiz farkındalığı arttırmak. Bahsettiğim her şeyin temelinde aslında bu yatıyor çünkü ilk önce kişi kendinin farkında varmalı. Sonrasında ise dünyada neler olduğunu anlayabilmeli ve bunun örneklerini görüp kendine rol model bulabilmeli. Bizim de bu amaçlar doğrultusunda şu an 4 projemiz bulunmakta. 101:Atölye, 7 haftalık bir eğitim programımız; öğrencilerin tasarım, teknik ve yönetim alanları altında ayrılıp eğitim aldıkları ve gruplar oluşturarak tespit ettikleri probleme yönelik proje çalışması yaptıkları bir projemiz. Paragon adlı çalışmamız ile spor, sanat, girişimcilik, tasarım, sosyal sorumluluk gibi çeşitli alanlarda fark yaratan gençleri sahneye çıkartıp hikâyelerini dinleyerek, erken yaşta başarmanın mümkün olduğunu göstermeyi ve bunun yollarını aktarmayı hedefliyoruz. IFY (Ideathon for Youth) kapsamında ise Birleşmiş Milletler’in 17 global hedefinden belirlenen 3-4 tanesi üzerine gençlerin takımlar halinde yarışıp, 24 saatte teknolojik çözüm üretmesini bekliyoruz ve böylece global bakış açısı, sorunlar üzerinde farkındalık yaratma, takım çalışması, çözüm üretme, proje yapabilme gibi yetkinliklerinin gelişmesini hedefliyoruz. Son projemiz olan ODIN (One Day Internship) ile de çeşitli meslek alanları için kurum ve kuruluşları öğrenciler ile ziyaret ediyor, böylece ileride yapmak istedikleri meslekleri o işi yapmakta olan insanlardan duymalarını ve gerçekleştirilen simülasyon ile deneyimlemelerini amaçlıyoruz.

Peki, şimdiye dek kaç lise öğrencisiyle etkileşim fırsatı buldunuz? Öğrencilerden ve ailelerden aldığınız geri dönüşler nasıl oldu?

Şu ana kadar yaklaşık 1200 öğrenciye ulaşma fırsatımız oldu. Nisan 2015’ten beri ulaştığımız bu sayı bizi gerçekten mutlu ediyor. Öğrencilerden aldığımız geri dönüşler ise çok güzel. Mesela Paragon projesi sonrası bir öğrencimizden “7 saatte hayatım nasıl değişti” adlı bir mektup almak bizi çok mutlu ediyor. 101:Atölye projesi sonrasında “Sizin sayenizde projemi geliştirebildim” diyen öğrencilerimiz veya program sonrası proje yapan ve bize ulaşıp anlatan öğrencilerimiz oluyor. Atölyelerimizde tanışıp arkadaşlıkları devam eden birçok gencimiz oluyor. Özellikle yeni insanlarla tanışmak çok hoşlarına gidiyor. Tabii biz her zaman geri bildirim formları oluşturup alıyoruz. Burada eksik noktalarımızı da görüp projeleri geliştiriyoruz.

Son olarak, Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olarak geçirdiğiniz yılların projenizle nasıl bir ilişkisi olduğunu söyleyebilirsiniz?

Ben büyük bir mutlulukla söyleyebilirim ki Boğaziçili olmak bu hayatta aldığım en doğru karardı. Çünkü Boğaziçi kültürünün benim gelişimimde, hayata olan bakışımda ve kendime olan inancımda büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Bunu sadece kendime saklamayıp bu kültürü yaymak için atölyemize gelen öğrencilerle de paylaşmaya gayret ediyorum. En temelde mesajım dini, dili, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun herkese açık ve tüm düşüncelere saygılı olmamız gerektiğidir. Bugün atölyelerimizde azınlık okullarından öğrencilerimiz de mevcut ve biz bundan mutluluk duyuyoruz. Çünkü önemli olanın hep beraber güzel işler çıkarmak olduğunu biliyoruz ve bunu bana ilk öğreten kurumun Boğaziçi Üniversitesi olduğunu hiçbir zaman unutmayacağım.

Söyleşi: Sinan Cem Deveci / Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 05 Aralık 2017