Malzemeyi ‘’dinleyerek’’ tasarım yapmak…

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu Serkan Aka, Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Kulubü’nde resim, tasarım ve heykel üzerine bugün de bu pratikleri devam ettiriyor. Aynı zamanda çizimler yapan Aka’nın 2012 yılında İletişim Yayınları’ndan çıkan illüstrasyonlarını yaptığı ve Ayşe Pınar Köprücü ile hikâyesini yazdığı ‘Ay Tutulması’ adında bir çocuk öyküsü kitabı da bulunuyor. Aka’nın en son yaptığı işlerden biri de Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği bünyesinde yeni açılan ‘Niche’in mekân tasarımı oldu.

Serkan Aka Endüstri Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra kendini tasarım ve illüstrasyon alanlarında geliştirmiş yetenekli bir tasarımcı. Ahşap, metal, kâğıt, kumaş gibi farklı hammaddelerle çalışan çok yönlü sanatçı, aynı zamanda atık ve buluntu malzemeleri de kullanarak yeni ve özgün tasarımlar ortaya koyuyor. Serkan Aka’nın en son yaptığı iş Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’ne bağlı olarak yeni açılan ‘Niche’in mekân tasarımı oldu. Hem kafe hem de restoran kısmı bulunan Niche baştan aşağı Aka’nın özgün tasarımlarıyla dolu.

Kendinizi ve yaptıklarınızı anlatabilir misiniz?

Serkan Aka - Çocukluğum Isparta'da, Burdur gölünün kıyısında geçti. Liseyi İzmir'de okudum. Boğaziçi'nden 2008'de mezun oldum. Üniversiteyi bitirdiğimde okuduğum alanda çalışmak istemediğime karar verdim, özel ders vermek, pazarlarda kendi yaptığım ürünleri satmak, sokak müzisyenliği, garsonluk gibi çeşitli işlerde çalıştım. Bir süredir bir yandan mekân ve ürün tasarımı, bir yandan da mekâna özgü yerleştirmeler, çocuk kitapları, albümler, takvimler için illüstrasyonlar yapıyorum.

Yaptığım işlerde ellerimi kullanmayı, yeni malzemeler keşfetmeyi, yeni teknikler geliştirmeyi seviyorum.

Tasarıma ve güzel sanatlara ilginiz ne zaman başladı?

Serkan Aka – Çocukken başladı. Resim yapmaya ne zaman başladım hatırlamıyorum ama suluboya ve patates baskıyla ilkokulda tanıştım, hala resimlerimde en çok kullandığım teknikler bunlar. Ortaokulda resim öğretmenim İlknur Şen'den çok şey öğrendim, suluboyayı bu kadar sevmemi o sağladı.

Tasarıma da ilgim o zamanlardan olsa gerek, ilk lambamı yanlış hatırlamıyorsam ilkokulda yapmıştım, deniz kabuğu ve deterjan kapsülünden bir lambaydı.

Buluntu objelerle, atık malzemeyle çalışmak da o dönemden kalma, kaybetmemeye çalıştığım bir beceri. Çocukken bunu böyle isimlendirmiyorduk ama sonuçta taşlar, dallar, inşaat çöpleri, ağaç kabukları, kumaşlar, koliler, gazoz kapakları ile oyunlar oynamak aslında atık malzemeyle tasarım dediğimiz şey. Zamanla bu malzemelerle daha kalıcı işler yapmaya başlıyorsun sadece.

Mekân ve mobilya tasarımına ilgimi kaldığım küçük yurt odalarına ve şekilsiz öğrenci evlerine borçluyum. Hazır mobilyalarla bu alanlara sığmak, bu dar alanlarda ferah hissetmek çok zordu, e tabi ekonomik olarak da çok kolay değildi. Üniversitedeyken güzel sanatlar kulübünde, bu kaldığım evlere uygun mobilyalar üretmeye başladım, kampüste bulduğum dalları ve kullanılmış inşaat kalaslarını kullanıyordum. Sonra arkadaşlarımın evlerine bir şeyler yapmaya başladım, derken olaylar gelişti.

Tasarımı nasıl öğrendiniz?

Serkan Aka –Çoğunlukla deneme yanılmayla, kendi kendime atölyede çalışarak öğrendim, öğreniyorum, ilkel bir yöntem bu ama sanırım bunu tercih ediyorum. İşi uzmanından öğrenmemek, bazen çok zaman kaybına yol açsa da, denenmemiş, pas geçilmiş bazı rotaları keşfetme ihtimalinizi güçlendiriyor. Biten bir öğrenim süreci yok, sürekli yeni tecrübeler ediniyorum.

Yanlarında çalışarak bir şeyler öğrendiğim insanlar var bir de. Özellikle Çağlayan Örge, Aziz Tavil ve Bayram Candan ile geçirdiğim zamanlarda çok tecrübe edindim.

Tabi tüm bu anlattıklarım dışında ailemden de ilham alıyorum. Mesela dedem su kabağından lambalar yapardı. Çocukluğumda ailem halı dokumacılığı ile uğraşırdı. Motifleri dedem çizerdi ve bazen elinde kalan artık ipliklerle de motifler üretirdi.

Hangi alanlarda tasarımlar yapıyorsunuz?

Serkan Aka – Yaptıklarımı alanlara göre sınıflandırmakta zorlanıyorum. İnternet sitemde bir çözüm olarak kâğıt üzerindeki işler, mekândaki işler ve tasarımlar olarak üç kısım oluşturduk. Kağıt üstündeki işler (on paper) bölümü illüstrasyonlardan, mekân içindeki işler (in space) bölümü mekana özgü yerleştirmelerden ve tasarımlar(design) bölümü de iç mekanın mimari olarak, mobilya ve aydınlatma gibi daha fonksiyonel nesnelerin tasarımından oluşuyor.

Neden kendi bölümünüzle ilgili bir iş yapmadınız?

Serkan Aka – İlgi alanlarıma bakınca, aslında ben neden bu bölümü tercih ettim ki? Neden fen lisesinde okudum? Şimdi bakınca hepsi hem saçma hem de önemsiz geliyor. Her tecrübe beklenmedik yeni ihtimaller getiriyor. Endüstri mühendisliği tabi ki isabetli bir tercih değildi ama İstanbul'a gelmek, Boğaziçi'nde okumak iyi karşılaşmalara ve tecrübelere olanak verdi.

En son Niche’in tasarımını yaptınız. Niche’deki bütün ürünlerin tasarımı size mi ait?

Serkan Aka –Evet, neredeyse bütün ürünlerin tasarımını ben yaptım, saksılardan, bahçe aydınlatmalarına kadar her ürünü burası için bu son altı ayda tasarladım. Ürünlerin bir kısmını kendi atölyemde üretirken, kimilerini beraber çalıştığım zanaatkârlarla beraber onların atölyelerinde ürettik.

Kendi atölyeniz var mı? Nerede çalışıyorsunuz?

Serkan Aka - Evimdeki bir atölyem var, çoğunlukla aydınlatma elemanlarını, yerleştirme işlerini ve illüstrasyonlarımı orada yapıyorum. Mobilyaları ya da büyük işleri az evvel bahsettiğim zanaatkâr arkadaşlarımın atölyelerinde yapıyoruz.

İşlerinizi nasıl tanımlarsınız?

Serkan Aka – Süreç odaklı tasarımlar yaptığımı düşünüyorum, işin başındayken sonunda ne çıkacağından çok emin olmadan üretmeye başladığım tasarımlar. İşlerimde ne malzemeyle, ne de mekânla iktidar uygulamadan ilişki kurmaya çalışıyorum. Kullandığım malzemeleri dinlemek, tasarımda onlar için uygun alanları bulmak, onların iyi çalıştığı form ve boyutları fark etmek önemli.

Mekân tasarımında sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda psikolojik olarak da konforlu hissedeceğiniz alanlar tasarlamaya çalışıyorum. Ergonomi standartları iyi hissetmek için yeterli olmuyor, benim en öncelik verdiğim nokta iyi atmosfer yaratmak, bu da hem kullandığınız malzemelerle, hem ne kadar birbiriyle uyumlu işler yaptığınızla ama temelde yapacağınız mekânı ne kadar sevdiğinizle ilgili sanırım. İçinde oturmaktan keyif aldığım mekânlar yapmaya çalışıyorum.

Yerleştirmeler ve illüstrasyonlarımı tanımlamak daha zor. Sanırım hep havada kalmış, bir anda donmuş gibi görünen sahneler yapıyorum. Yerleştirmelerimde tel, tülbent gibi narin malzemeler; resimlerimde sulu boya kullanmayı seviyorum. İşlerimdeki fiziksel hafiflik benim için önemli. Atık malzeme kullandığımda ise malzemelerin dokusu istediğim atmosferi yaratmamda yardımcı oluyor ya da bana aklımda olmayan yeni fikirler veriyor.

Gelecekle ilgili planlarınız?

Serkan Aka – Kolektif üretim alanları ilgimi çekiyor. Özellikle sanat ve tasarımda böyle alanlar hem çok zor, hem de çok faydalı. Bu kadar bireysel fikirlerin ve beğenilerin hüküm sürdüğü, sınırların belirsiz olduğu konularda yan yana olmak çok daraltan bir durum olabiliyor, ama bir yandan da dirsek temasının çok verimli olduğu bir alan. İşte bu sorunlar ve ihtiyaçları göz önünde bulunduran bir üretim alanı oluşturmak, ya da böyle bir oluşuma katılmak istiyorum. Endüstriyel olmayan tasarımların yapılabileceği, süreç odaklı düşünmenin, atık-buluntu malzemeyle çalışmanın geliştirilebileceği bir alan oluşturmak... Pratiğin, denemenin ve paylaşmanın esas olduğu bir sanat-tasarım mekânı.

 

http://www.serkanaka.com

Söyleşi : Serdar Yetkin / Kurumsal İletişim Ofisi


Tarih: 06 Temmuz 2018