“Modada Sürdürülebilir Markalara İhtiyaç Var”

Boğaziçi Üniversitesi mezunu iki girişimci yeni bir marka yaratarak moda sektörüne adım attılar. Iamnotbasic isimli e-ticaret sitesinde kendi tasarladıkları basic ürünlerin satışını yapan ikiliden Meriç aynı zamanda kendi bloğu Maritsa’da modanın nabzını tutuyor. Meriç Küçük, 12 Kasım’da gerçekleştirilen “BÜ’yülü Bir Gün”ün konuşmacıları arasında da yer aldı. Kendine has tarzıyla belli bir kitleye hitap etmeyi başaran ve moda sektöründe yerini alan Meriç Küçük ve Orkan Orgun ile kariyer yolculuklarını, Boğaziçi’ni, girişimcilik maceralarını ve modanın durumunu konuştuk.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Meriç: 2010 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde mezun oldum. Üç yıl kadar moda sektöründe çalıştım, aynı zamanda da blog yazmaya başladım. Onun devamında da kendi şirketimi kurdum, o şirketin devamı olarak da Orkan’la beraber Iamnotbasic’i kurduk.

Orkan: 2009 yılında İşletme Bölümü’nden mezun oldum. Bir akrabamın tekstil fabrikasında tecrübe kazandım daha sonra iş hayatına direk kendi işimi yaparak başladım. O esnada da Meriç’le beraber çalışmaya başladık, hikayemiz birleşmeye başladı.

Lisans yıllarından tanışıyor muydunuz?

Orkan: Evet, tanışıyorduk.

Moda ile ne zaman ilgilenmeye başladınız?

Meriç: Benim modaya ilgin çocukluktan ya da daha ileri zamanlardan geliyor diyebiliriz. Bunu bir hobi olarak düşünebiliriz. Üniversite tercih ederken de modaya dair bir eğitim alabilirdim ama Türkiye’de okuyacak bir yer yoktu hatta iyi diyebileceğimiz moda evleri de yoktu. Beli eğitimini alabildiğim bir iş değildi ama her zaman çalışmak istediğim ve merak ettiğim bir sektördü. Tabii çalışma derken de sektörde ne gibi bir iş bulabileceğimi de bilmiyordum. Üniversitede son sınıf okurken ne iş yapacağıma karar vermem gerekiyordu. O dönemde de insanlar arasında blog açma ya da hobi-iş karışımı işler yapma şeklinde bir akım vardı. Burada benim ilk hedefim de bu tarz bir ley yapıp, belki biraz ün kazandıktan sonra ne yapacağıma karar vermekti. Hem kurumsal bir yerde çalışıp hem de blogger’lık yapmaya başladım. Daha sonra bu taraf ağır basmaya başladı ve buradan devam ettim.

Orkan: Iamnotbasic’in de doğması zaten mantıklı kararların birleşmesi diyebiliriz. Meriç’in modaya ilgisi ve tecrübesi benim de tekstil tecrübem bir araya geldi.

E-ticareti neden tercih ettiniz?

Orkan: Dünyanın geldiği noktada eğer bir marka ortaya çıkaracaksak bunun internet kökenli olacağına inandık. Çünkü internet ortamında mağaza açmanın maliyeti daha düşük, insanlara ulaşmak daha kolay ve ulaşabileceğiniz insan sayısı da çok fazla. Biz de bunu kullanalım dedik.

Ürünlerinizi neye göre belirlediniz?

Meriç: T-shirt’le başlamamızın sebebi e-ticarette insanların alışveriş yapabileceği bir ürün seçmekti. Çok kompleks ürünlerden ziyade, daha basit bir ürünü tercih ettik. Neticede t-shirt’ün üretimi de satılması da daha kolay, talebi fazla ve maliyeti de daha uygun. Aynı zamanda kaliteli basic t-shirt konusunda sektörde de bir açık vardı.

Web sitenizi incelediğimizde ürünlerinizde bir konsept de yarattığınızı görüyoruz. Biraz bundan bahsedebilir misiniz?

Meriç: O konuda iki parametremiz var. Birincisi kitlemizle bir bağ oluşturmak, aynı dili konuşabilmek. Çünkü internette satış yaparken mağazadaki gibi fiziksel bir temasımız olmadığı için müşteriyle başka türlü bir iletişim kurmamız gerekiyor. Bu iletişimi kurmak için hikâye anlatmamız gerekiyor. İkincisi de bu işin ticari tarafını yansıtıyor. Biz öncelikle hikayemizi tanıtmak istiyoruz ki o hikayeyle kendisini özdeşleştiren insanlar siteye gelsinler.

Sizin direkt olarak hedeflediğiniz bir kitle var mı? Yaş aralığı verebilir misiniz?

Meriç: Genç profesyonel. 18-35 arası diyebiliriz buna.

Milenyum ve Y kuşağı karışımı diyebiliriz belki...

Orkan: Belki şöyle bir şey söyleyebiliriz. 25-35 arası bir kez düşünüp alıyorsa, diğerleri iki kez düşünüyordur. Finansal gerekçeleri de hesaba katabiliriz burada.

Ofis hayatının değişmesi, insanların iş ortamında resmi kıyafet giymeyi bırakması da çalışan kesimi size yönlendiriyor mu?

Meriç: Tabii ki sadece bir kesime hitap etmiyoruz ama casual smart giyinmeyi tercih eden insanlar bize geliyor olabilir. Hayat tarzı olarak bakıldığı zaman biraz daha kendinin patronu olan insanların tercihlerine hitap ediyor olabiliriz.

Girişimci olmanızda Boğaziçi’nin size bir katkısı oldu mu? Boğaziçi girişimcileri destekler nitelikte bir ortam sunuyor mu?

Orkan: Benim mezun olduğun yıl girişimcilik üzerine çok fazla bir eğilim yoktu ki zaten o zamanlar Türkiye’de de girişimcilik çok ön planda değildi. Ben de stajlarımı kurumsal firmalarda yaptım, hatta okurken de amacım kurumsal firmalarda çalışmaktı. Bu stajlardan sonra ben çevremin de yönlendirmesiyle girişimciliğe doğru kaymaya başladım. Ancak Boğaziçi’nin ortamı insanı çok serbest bıraktığı için insanlar girişimciliğe yönelmiş olabilir.

Meriç: Bence girişimcilik çok bireysel bir durum. İnsanlara üniversitede eğitim alırken girişimciliği öğretmeniz kolay değildir. Belki teşvik edilebilir ama girişimcilik daha çok insanların karakteriyle alakalıdır, bazı insanlar bu işleri yapabilecek bir karaktere sahip olabilir. Benim dönemimde tanıdığım bazı insanlar vardı ve onların yapısı girişimci olmaya müsaitti. Boğaziçi’nin bu noktadaki farkı da bu insanlara girişimci olacak imkânı tanımasıdır diyebiliriz. Bunun nasıl olduğunu tanımlaması biraz zor ama belki buradaki ortam, okulun eğitim dışında insanlara kattığı özellikler ve buradan aldıkları vizyon bu yola girmeyi kolaylaştırıyor olabilir. Bu sayede insanlar farklı yollara yönelebiliyorlar.

Okulun sosyal faaliyetlerinde aktif olarak yer aldınız mı?

Meriç: Bazı kulüplerde üyeliklerim vardı. Güzel Sanatlar ’da çok aktiftim. BÜSOS’ta yaklaşık dört sene gönüllü öğretmenlik yaptım.

Genel anlamda şu an ki modanın durumu ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Meriç: Türkiye’de çok öncü bir moda algısı olduğunu düşünmüyorum. Türk moda sektörü daha işin çok başında ve genellikle dünyadaki trendleri takip ediyor. Dünya genelinde ise iki farklı özellikten bahsedebilirim. Çok popüler olan, ünlüler üzerinden giden bir modadan bahsedilebilir. Burada modanın kendi kraliçe ve krallarını çıkardığı altın bir çağ var. Eskiden bu sayı azdı, şimdi her sene piyasada boy gösteren daha fazla insan ortaya çıkıyor. İletişim sektörünün gelişmesiyle de bu isimlerin daha büyük kitlelere ulaşmasının önü açıldı aslında.

Diğer tarafta da modayı daha butik diyebileceğimiz bir şekilde, özgün bir yaklaşımla yapmaya çalışan markalar var. Az önce söylediğim ünlüler üzerinden yürütülen ve çok sık bir tüketimin olduğu moda anlayışı yüzünden, dünyanın bir kesimi de karakterli bir moda anlayışına aç durumdadır. Bizim de amacımız, bu tarzda bir moda anlayışına sahip olmaktır.

Sürekli sizden alışveriş yapan bir kitleniz oluştu mu peki?

Orkan: Evet, böyle bir kitlemiz var. Müşterilerimiz bizden ortalama yılda üç kere alışveriş yapıyor ve siparişlerimizin yarısı daha önce sipariş vermiş kişilerden geliyor. Bizim amaçlarımızdan birisi de bu geri gelen kitleyi korumaktır. Çok indirim odaklı bir marka değiliz açıkçası ama mail listemize dahil olanlara bazen küçük sürprizler yaptığımız da oluyor.

Daha fazla bilgi için: https://www.iamnotbasic.com/

Söyleşi: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 25 Kasım 2016