‘’Mükemmel ebeveyn olmaya gerek yok, ‘yeterince iyi’ olmaya çalışın’’

Boğaziçi Üniversitesi’nin bilimsel merak, özgür düşünce ve yaratıcı fikirlerin oluşmasına katkı sağlamak amacıyla başlattığı “Açık Ders”lerin beşinci serisi, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Metindoğan’ın ‘Çocuk ve Ebeveyn’ dersi ile dönemi kapattı. Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle 29 Mayıs tarihinde Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen seminerde çocuk ve ebeveyn ilişkisinde bağlanma ve ayrışma süreçleri ele alındı. Bireyin kendisine ve dış dünyaya olan güveninde erken çocukluk döneminde ebeveynle kurduğu bağlanma ilişkisinin belirleyici olduğu vurgulandı.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde "gelişim psikolojisi" "araştırma "yöntemleri" ve "uygulamalı araştırma" başta olmak üzere çeşitli dersler vermekte ve araştırmalar yürütmekte olan Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Metindoğan, seminerinde çocuğun dünyaya gelişiyle birlikte sürekli ‘oluş’’ halinde bir varlık olduğunu belirtti ve erken çocukluktan itibaren temel olarak ebeveyn –çocuk ilişkisinde edindiğimiz duygusal deneyimlerin yetişkin hayatımızdaki ilişkileri de belirlediğine dikkat çekti.

Seminerde, çocuğun dünyaya gelişinin ardından ebeveynle kurduğu bağlanma ve ayrışma sürecine ve genel olarak ebeveyn çocuk ilişkisine değinildi. Bağlanma ve ayrışma süreci içinde hem ebeveyn hem de çocuk tarafından yaşanan ruhsal kargaşa ve uzlaşma döngüleri; çatışma ve endişeler, yaşanan coşkulu ve doyurucu anlar ele alındı.

Konuşmasında ebeveynlerin çocuklarla olan ilişkilerinde yeterince iyi, doyurucu, geliştiren ve destekleyen bir “ebeveyn çocuk ilişkisi” yaşayabilmeleri için neler yapılabileceklerine değinen Ayşegül Metindoğan, günümüz anne babalarının ‘’mükemmel ebeveyn’’ olmaya çalışmak yerine ‘’yeterince iyi ebeveyn’’ olmanın yolları üzerine düşünmelerinin önemli olduğunu vurguladı. Çocuklarını en iyi okullara göndermek veya onlarla aktivite peşinden koşturmanın yerine çocuğun gerçekte ne istediğini, neye ilgisi olduğunu görmek gerektiğine değinen Metindoğan, bu çerçevede çocuğun gerek kendi sınırlarını gerekse ebeveynin çocuk için yapabileceklerinin sınırlarını görmesine izin verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Seminerinde ‘’Bağlanma teorileri’’nden bahseden Ayşegül Metindoğan, yaşamın erken dönemlerinde ebeveynin ulaşılabilir olmasının ve çocuğun ihtiyaçlarına cevap vermesinin çocuğun hayat boyu taşıyacağı güven duygusunun temellerini attığını vurguladı. Çocuğun zamanı geldiğinde gerek fiziksel gerekse ruhsal olarak ebeveyninden bağımsızlaşacağını belirten Metindoğan, hayatın ilk yıllarında ebeveyn ile kurulan yakın ve sevgi temelli ilişkinin çocuğun bağımsızlaşma sürecini de kolaylaştıracağına değindi.

Çocukların duygusal ve fiziksel gelişimleri açısından ‘’iyi’’ olabilmelerinin pek çok faktöre bağlı olduğunu belirten Ayşegül Metindoğan, bu faktörler arasında ailenin sosyo-ekonomik durumu, yaşanılan çevre-mahalle, ebeveynin ruh sağlığı, anne-baba arasındaki çift ilişkisi gibi faktörlerin etkili olduğunu vurguladı. Yapılan araştırmaların da gösterdiği üzere, mutlu bir çift ilişkisi olan anne-babaların çocuklarında davranış problemlerinin daha az görüldüğünü belirten Metindoğan; hatta bir araştırma sonucuna göre astım hastalığı olan bir çocuğun eğer mutlu bir anne-baba ilişkisi içerisinde ise astım semptomlarında önemli ölçüde iyileşme saptandığının görüldüğünü ekledi.

Konuşmasında, 1950’li yıllarda anne-çocuk ilişkisi üzerine geliştirdiği ‘’Bağlanma kuramı’’  ve öncü araştırmalarıyla tanınan İngiliz psikiyatr John Bowlby’nin Bağlanma Teorisi’nden de söz eden Metindoğan, Bowlby’nin teorisi çerçevesinde bağlanma oluşumunda anne ve çocuk arasında var olan sıcak ve duygu yüklü ilişki kişinin hem kendisine hem de başkalarına, hem de dış dünyaya olan güvenin oluşumunda kritik rol oynadığını ifade etti.

 

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Sinan Cem Deveci

Tarih: 30 Mayıs 2018