Müzik, ebeveyn ile bebek iletişiminin önemli bir parçası

Boğaziçi Üniversitesi’nin BU+ Etkinlikleri çerçevesinde “Çocuk” temasıyla başlattığı yeni “Açık Ders” serisinin 20 Mart’ta gerçekleşen seminerinde ‘Çocuk ve Müzik’ konusu ele alındı. Seminerde, Yrd. Doç. Dr. Gaye Soley yaşamın ilk yıllarında müzik olgusunu birçok yönden ele aldı.

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Gaye Soley tarafından verilen “Çocuk ve Müzik” başlığını taşıyan seminer, Boğaziçi Üniversitesi ve Beşiktaş Belediyesi ortaklığıyla Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Gaye Soley yaşamın ilk yıllarında müziği, müziğin sosyal etkilerini ve bebeğin müziği nasıl algıladığını ele alırken, ebeveynler ile çocuk arasındaki iletişimde müziğin yerini de tartıştı.

Müzik ebeveyn ile bebek iletişiminde çok önemli bir rol oynuyor

Bebeklerin henüz konuşamadıkları ilk aylardan itibaren çevreleriyle ve özellikle ebeveynleriyle iletişim kurduğunu aktaran Soley, “Müzik, bu anlamda ebeveyn ile bebek iletişiminde çok önemli bir rol oynuyor. Araştırmalarda bu iletişimin çok ritmik bir yapısı olduğu görülüyor,” ifadelerini kullandı. Araştırmacılara göre müziğin anne-baba ile bebek arasındaki senkronizasyonu kolaylaştırdığının düşünüldüğünü söyleyen Soley, “Bebeklerle konuşma biçimi de hiçbir kültürde istisna göstermeksizin müzikal unsurlar içeriyor. Hepimiz bebeklerle konuşurken daha inişli çıkışlı ve daha melodik bir ses kullanıyoruz,” dedi.

Bebekle konuşulurken sesin değiştirilmesinin bilinçli olmaktan ziyade içgüdüsel olduğunu aktaran Soley, bebeklerle gerek konuşurken gerek ninni veya oyun şarkıları söylerken kullandığımız seslerin daha tiz frekansta, daha basit yapıda ve daha fazla tekrar içeren bir halde olduğunun altını çizdi.

“Müzik, bebeğin duygu durumunu düzenliyor”

“Evrensel bir davranış olarak hepimiz bebeklere şarkı söylerken benzer şeyler yapıyoruz,” diyen Soley, “Ve bebekler de aslında bunu seviyor. Bebekler kendilerine yöneltilen konuşmalardansa müziğe daha uzun süre ilgi gösteriyor,” ifadelerini kullandı. Teknolojik gelişmelere rağmen bebeklikte ebeveynlerin şarkı söyleme kültürünün sürdüğünü belirten Soley, “Şarkı söylemek bebeğin duygu durumunu düzenliyor. Gerek bebek uyutulacağında, gerekse oyun havasına sokulacağında şarkı söylemek bebeği sakinleştirmeye veya hareketlendirmeye yardımcı oluyor,” dedi.

Bebekler ile ebeveyn arasında müzik üzerinden kurulan ilişkinin kimi araştırmacılara göre bebeğin anne-babanın yüzünü tanımasına yardımcı bir süreç de olduğunu aktaran Soley, enstrümantal müziktense insan sesinin bebeklerin ilgisini çok daha fazla çektiğini belirtti.

Şarkı söylemenin özellikle prematüre bebeklerin fiziksel gelişimine olumlu etkileri var

Bebeklere şarkı söylenmesinin, bebeklerin fiziksel gelişiminde olumlu etkileri olduğunu vurgulayan Soley, “Birçok araştırmada özellikle masaj-müzik ikilisinin prematüre bebeklerde fiziksel gelişimi hızlandırdığı görülüyor,” ifadelerini kullandı.

Müzikle anne karnında tanışıldığını söyleyen Soley, bebeklerin özellikle hamileliğin altıncı ayından itibaren birçok sesi ayırabilme kapasitesini eriştiklerinin altını çizdi. Soley, bebeklerin anne karnında duyduğu şarkıları doğum sonrasında da tanıyabildiklerini aktararak; yaşamın ilk yıllarında anadili ayırırken de temel olarak ritmik farklılıklara odaklanıldığını vurguladı.

Müzik ile dil arasında derin bir ilişki var

Müzik ile dil arasında derin bir ilişki olduğunu söyleyen Soley, bebeklikten itibaren alınan aktif müzik eğitiminin daha iyi ritim ve melodi algısının yanı sıra sözel bellek, gürültülü ortamda konuşulanları anlama, bilinmeyen dillerdeki tonal farklılıkların ayırdına varma, anlama ve okuma becerisini arttırma ve ikinci dil öğrenimini kolaylaştırma gibi etkileri olduğunu vurguladı. Müziğe dair becerilerin duyma yetisi, genetik yatkınlık, yetenek, zeka, sosyo-ekonomik durum gibi birçok faktöre göre değişkenlik gösterebileceğini belirten Soley, müzik eğitiminin genel zeka ile doğrudan bir ilişkisinin kurulamadığının da altını çizdi.

Aynı şarkıyı bilmek çocuklar arasında bağ kuruyor

Müziğin en önemli sosyal etkisinin senkronizasyon olduğunu söyleyen Soley, “Müzik eşliğinde senkronize şekilde yürüyen çocuklarda ve yetişkinlerde yardımlaşma eğilimde artış gözleniyor. Bebekler de daha önceden senkronize oldukları kişiye daha fazla ilgi gösteriyor,” dedi. Aynı şarkıları bilmenin de çocuklar arasında bağ kurucu bir işlev gördüğünü söyleyen Soley, “Yetişkinlerde de benzer bulgular var. Ortak kültürel bilginin çok önemli olduğu her iki grupta da gözleniyor,” ifadelerini kullandı.

Haber: Sinan Cem Deveci / Kurumsal İletişim Ofisi, Fotoğraflar: Kenan Özcan

Tarih: 22 Mart 2018