‘Neon Kafes’lerde çalışmak: “AVM’lerin yorgun gençleri”

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Yüksek Lisans Programı’nın düzenlediği ve bu yıl ikincisi gerçekleşen “Sosyal Politika Seminerleri” kapsamında Ece Öztan, Nurcan Özkaplan ve Ester Ruben’in Alışveriş Merkezlerinde çalışan gençleri araştırdıkları "AVM'lerin Yorgun Gençleri: Tezgahtarlıktan Satış Elemanlığına Emeğin Dönüşümü" isimli bir seminer düzenlendi. Seminerde Ece Öztan, İstanbul’da farklı niteliklere sahip 10 AVM’de 21 marka ve 130 mağazada mağaza çalışanlarıyla yürüttükleri çalışmanın sonuçlarını paylaştı.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Yüksek Lisans Programı tarafından düzenlenen ve Ece Öztan (Yıldız Teknik Üniversitesi), Nurcan Özkaplan (İstanbul Üniversitesi) ile Ester Ruben'in (Yıldız Teknik Üniversitesi) “AVM’lerin Yorgun Gençleri: Tezgahtarlıktan Satış Elemanlığına Emeğin Dönüşümü” isimli araştırmasının tartışıldığı aynı isimli seminer Boğaziçi Üniversitesi Nafi Baba Binasında 14 Şubat 2018 tarihinde gerçekleşti. Seminerin açılış konuşmasını yapan Sosyal Politika Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Volkan Yılmaz, AVM çalışanları üzerine emek perspektifi üzerinden çok fazla çalışma olmadığını, bu bakımdan seminerin öneminin arttığını belirtti.

“AVM’ler geleneksel ticaret metotlarına kıyasla Anadolu’da hala parlayan bir yıldız”

İstanbul’da farklı niteliklere sahip 10 AVM’de 11 farklı sektörde 21 marka ve 130 mağazada çalışma yürüttüklerini belirten çalışmanın araştırmacılarından Yıldız Teknik Üniversitesi Araştırma Görevlisi Dr. Ece Öztan, 404 geçerli anket ve 30 derinlemesine görüşme yaptıklarını aktardı. “AVM’lerde emek ne kadar örgütsüzse yatırımcılar ve markalar da tam tersine o kadar örgütlü” diyen Öztan, “ABD’de de AVM’lere ilgi azaldı ve AVM inşa etme süreci bir anlamda durdu. Ancak bizde durum böyle değil. İstanbul gibi büyük şehirler AVM’lere doymuş gibi gözükebilir; ancak Anadolu’da AVM’ler halen daha geleneksel ticaret metotlarına kıyasla parlayan bir yıldız” ifadelerini kullandı.

“Genç Öğütücü Makine”: AVM çalışanlarının yarısından fazlası 25 yaşından daha genç

Çalışmasının anket bulgularını paylaşan Öztan, “AVM’lerde mağazalarda çalışanların yarısından fazlası 25 yaşından küçük, yani çok genç bir kitle. 35 yaş üstü çalışan ise yalnızca %6 civarında. Ben bu anlamda AVM’lere ‘genç öğütücü makine’ diyorum” dedi. Çalışanların %80’inin bekâr olduğunu söyleyen Öztan, “Çalışan gençlerin %65’i lise, %26’sı ise üniversite mezunu. Çalışanların %35’i ise öğrenci ve lise mezunu olarak bahsedilen kısım içinde bunlar da var” ifadelerini kullandı.

AVM’lerde mağazacılık sektöründe lise mezunu olarak yükselmenin mümkün olmasının çalışan gençler için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu söyleyen Öztan; yine de satış elemanlığını bir meslek olarak gören çalışan sayısının çok az olduğunu, bu nedenle sirkülasyonun çok yoğun yaşandığını belirtti. Öztan, sirkülasyonun temel nedeninin sektörden ayrılmak veya daha iyi koşulları olduğu düşünülen uluslararası markalara geçiş yapmak olduğunu aktardı.

“Mevcut çalışma rejimiyle satış elemanlığının meslek olarak kabullenilmesi çok zor”

“Bizim konuştuğumuz çalışanlarda işe bakışa dair geçicilik vurgusu çok fazlaydı. Zaten çalışanların büyük kısmı ailesiyle yaşıyor ve bu bağlamda AVM’lerde çalışmaya harçlık olarak da bakabiliyor” diyen Öztan; çalışanların yarısının toplam aile gelirinin 3.300 TL’nin altında kaldığını, AVM’lerde satış elemanı olarak çalışan gençlerin genelinin cumartesi-pazar günleri de dâhil olmak üzere haftada 48 saat çalıştığını, çalışma saatlerinin ve ‘shift’lerin öngörülemediğini, bayram ve özel günlerde tatil şansının düşük olduğunu, kimi günler çalışma saatlerinin 13-14 saate varabildiğini, çalışanların satışın yanı sıra kol emeği gerektiren işler de yaptığını ve alışveriş festivallerinin çalışma şartlarını daha da zorladığını belirtti. “İşverenler de satış elemanlığının bir meslek olarak oturmamasından yakınıyor; ancak bunun meslek olarak oturmaması zaten çalışma rejiminin bir sonucu” ifadelerini kullanan Öztan, kazanılan çıplak ücretin asgari olduğunu ve bu yüzden primlere çalışanlar arasında çok önem verildiğini belirtti.

“Gençler ‘havalı’ ve güvenli bir yerde çalıştığını düşünüyor”

En küçük yaş gruplarında kadınların daha fazla temsil edildiğinin aktarıldığı seminerde, AVM’lerin güvenlikli ve kapalı alanlar olmasının aileler için genç kadınların çalışmasına izin vermek konusunda kolaylaştırıcı bir etkisi olduğu belirtildi. “AVM’ler çalışanlar için sokak mağazalarından daha güvenli alanlar olarak görülüyor. Ayrıca ailelerin sınıfsal konumuna kıyasla ‘havalı’ bir yerde çalışmanın da önemli olduğunu gençlerden çok duyduk” diyen Öztan, zor çalışma şartlarına karşın çalışanların önemli bir kısmının durumlarından memnun olduğunu gördüklerini söyledi. “Memnuniyetin temel nedeni dar anlamda da olsa güvence, yani SGK’lı olmak... Fakat AVM çalışanlarını doğrudan güvenceli görmek doğru değil; çalışma rejimi ‘eğreti çalışma’ (precarious work) özellikleri gösteriyor” ifadelerini kullanan Öztan, yarı zamanlı çalışma dendiğinde dahi çalışma saatlerinin haftalık 27 ila 36 saat arasında değiştiğinin altını çizdi.

“Hızlı moda, hızlı satış”: Döngüye uyum sağlayacak dinamik ve genç emek

AVM’lerde mağazacılık sektöründe çalışan gençlerin tam zamanlı çalışma durumunda asosyal ve atipik bir çalışma biçimini benimsemek durumunda kaldıklarını belirten Öztan, görüştükleri satış elemanlarının sürekli bir şey yapmak veya yapıyor gibi görünmek zorunda kalmaktan yakındıklarını aktardı. “Mağazalarda askılığa dokunmak bile bir iş oluyor; yaslanmak yasak ve oturacak bir yer yok” diyen Öztan, bunun sebebinin çalışanların markayı temsil etmesi olarak görüldüğünü söyledi. Seminerde, performansların çok sıkı denetlendiğini ve marka içi mağazalar arasında da rekabetin dayatılabildiğini aktarıldı.

“Hızlı moda ve hızlı satış beraberinde o döngüye uyum sağlayabilecek dinamik ve genç emeği gerektiriyor” diyen Öztan, bu bağlamda ‘duygusal emek’ ve ‘estetik emek’ formlarının anlaşılması gerektiğini vurguladı. “Çalışanların müşterilerin duygularına göre kendi duygularını regüle etmesi gerekiyor. Bu da güler yüzlü olmaktan ibaret değil. Müşteri memnuniyeti sürekli olarak garanti altına alınmaya çalışılıyor; çalışanların duygularının sürekli gizlenmesi ve denetlenmesi gerekiyor” diyen Öztan, “Birçok zor hikâye dinledik. Dayanmak gerçekten güç hale gelebiliyor” ifadelerini kullandı. Duygusal emek kontrolünün özellikle 3-4 yıl sektörde çalışanlar arasında ‘değersizlik hissi’ yarattığını vurgulayan Öztan, bir emek stratejisi olarak duygusal emeğin yanı sıra estetik emeğin de AVM’lerde yer bulduğunu aktardı. Estetik emeği çalışanın “metayı, markayı ve sınıfı giyinmesi” olarak tanımlayan Öztan; bunun kadınlar için makyaj ve bakımın yanı sıra kiloya dikkat etmek şeklinde ortaya çıkabildiğini söyledi. “Ruj rengi ve saç rengi fiilen denetleniyor” diyen Öztan, bu ikili emek denetim süreci sebebiyle AVM’lerin “neon kafes” tanımlandığını söyledi.

Haber: Sinan Cem Deveci / Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 16 Şubat 2018