''Öteki' bizi zenginleştiren bir fırsattır''

İbrahim Kalın, yeni kitabı ’Ben, Öteki ve Ötesi’ üzerine Boğaziçi Üniversitesi öğrencileriyle sohbet etti

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Genel Sekreter Yardımcısı, tarihçi, yazar İbrahim Kalın, yeni kitabı ‘’Ben, Öteki ve Ötesi /İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş’’ üzerine 26 Şubat Pazar günü Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilerle bir söyleşiye katıldı.

Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü (BİSAK) tarafından düzenlenen etkinliğe katılan İbrahim Kalın, söyleşi öncesinde Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan ile de bir araya geldi. Kalın, sohbetin ardından kitabını imzaladı.

İbrahim Kalın, İslâm ve Batı'nın iç içe geçmiş tarihinin ana hatlarını ele alan hacimli çalışmasına dair söyleşisinde, İslâm ve Batı toplumlarının etkileşim içinde olan tarihlerinin dün ve bugün ifade ettiği anlamları; felsefe, siyaset, teoloji, sanat gibi farklı alanlardan yaklaşımlarla ele aldı. İslam ve Batı’nın Ben ve Öteki kimlikleri üzerinden mutlak bir çatışma halinde olmak zorunda olmadığına dikkat çeken Kalın, tarih boyunca İslam ve Batı’nın ilişki içinde olduğu ve farklı toplumların birbiriyle iç içe geçtiği dönemler yaşandığını hatırlattı.

Ben’e odaklanmak fakirleştirir, Öteki ise zenginlik katar

Kalın, ötesi kavramının “Ben ve Öteki”nin buluşmasından ortaya çıkan bir artı değer olduğunu belirtti. Kalın, Bağdat, Basra, Granada, Timbuktu gibi şehirlerin tarihsel yolculukları anlamında Ben ve Öteki’ni çoğulculuk anlamında yaşattığı örnekler olarak gösterdi.

Sadece Ben’e odaklanmanın insanı fakirleştireceğini söyleyen Kalın, ‘’Öteki bizim dışımızda olan, mutlak manada bir düşman olmak zorunda değil. Düşünce geleneğimizde Öteki, insanı zenginleştiren bir fırsattır, sadece Ben’e odaklanmak bizi fakirleştirir. Oysa insanların ve toplumların birbirinden öğrenecekleri, alabilecekleri çok şey var’’ dedi. Ayrıca, Ötesi kavramının metafizik bir anlam içerdiğine değinen Kalın, ‘’Ben ve Öteki’ni var eden bir Ötesi vardır. Ötesi ile ilişki ne kadar güçlü olursa Ben ve Öteki’nin çatışma alanları da o kadar azalır’’ dedi.

İslam algısının çeşitli düşünce kuruluşları başta olmak üzere çeşitli imajlar ve algılar üzerinden özellikle şiddet, terör, geri kalmışlık, irrasyonalite gibi olumsuz kavramlarla özdeşleştirilerek günümüzde yeniden ve tekrar üretilmeye çalışıldığını; İslam ve şiddetin yan yana gösterilmeye çalışıldığını belirten Kalın, ‘’İslam eğer kılıç zoru ile yayılmış olsaydı, tarih boyunca baktığınızda siyasi ve askeri anlamda İslam’ın zayıfladığı zamanlarda, sonradan Müslüman olan topluluklarının eski inançlarına geri dönmeleri gerekirdi ancak bunun böyle olmadığını gördük’’ diye devam etti.

11, 12 ve 13. yüzyıllarda İslam medeniyetinin en verimli, en üretken döneminde olduğunu anımsatan Kalın, İbni Sina, İbni Rüşd gibi alimlerin yetiştiği bu asırların aynı zamanda İslam coğrafyasının Haçlı Seferleri, Moğol istilalarıyla kıskaca alındığı dönemler olduğunu, buna rağmen İslam düşünce geleneğinin varlığını korumayı başardığını belirtti. Kalın ayrıca, bahsi geçen bilginlerin hiçbirinin yaşadıkları dönemde kendilerini Doğulu veya Batılı olarak tanımlamadıklarını ve sadece ‘’hakikati aradıklarına’’ dikkat çekti.

Kitabında ele aldığı üzere, ‘’Ben’’ ve ‘’Öteki’’ ilişkisini üç farklı yaklaşım ve kavramsal çerçeveyle açıklayan Kalın, bu yaklaşımlardan ilkinin Öteki’ni yok sayan Avrupa merkezci akım, diğerinin Öteki’ni ortadan kaldıran veya kendine benzetmek isteyen sömürgeci yaklaşım olduğuna değindi. Kalın, bu çerçevede ayrıca ‘’Ne Ben ne de Öteki… aslında herkes eşit ve birdir’’ olarak tanımlanabilecek bir üçüncü liberal ütopya olmakla birlikte, bunun tarihsel bir gerçekçiliği olmadığına işaret etti.

Kalın, 80’ler ve Soğuk Savaş sonrası dönemle birlikte liberal teorinin kazandığı küresel boyutla ‘’Ben’’ ve ‘’Öteki’’ öteki ayrımının olmayacağı beklentisi içine girildiğini ancak geçtiğimiz 10-15 yılda siyasi ve toplumsal boyutta yaşananlara bakıldığında kimlik, aidiyet, ortak hafıza gibi meselelerin daha fazla gündemimizde olduğunu ifade etti.

Kalın, öğrencilerden gelen bir soru üzerine ise günümüzde, küreselleşme ile birlikte kimliklerde, yaşam tarzlarında tek tipleşme olduğunu ancak önemli olanın ‘’Kendi medeniyetimizle ilgili bizim dünyaya söyleyeceğimiz söz nedir’’ sorusunun cevabını bulmakta yattığını ifade etti.

İbrahim Kalın konuşmasına son verirken öğrencilere çok kıymetli bir dönemde olduklarını anımsattı; bu dönemi iyi değerlendirmeleri gerektiğini tavsiye ederek ‘’Kendinizi çok yönlü, çok boyutlu yetiştirin. İkinci veya üçüncü bir dil öğrenecekseniz şimdi öğrenin, bir enstrüman çalmayı veya resim yapmayı istiyorsanız bunu şimdi yapın. Zamanı verimli kullanın’’ dedi.  Kalın, soru-cevap bölümünün ardından kitabını imzaladı.

 

 

Haber ve fotoğraflar: Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 27 Şubat 2017