Resmi keşfetmek için yola çıktı, "Discovery" adlı ilk sergisini Boğaziçi’nde açtı

2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Barış Can Solak, üç yıllık bir çalışma süreci sonunda ilk resim sergisini açtı. Özger Arnas Salonu’nda ziyaretçilerin beğenisine sunulan ve 25 resimden oluşan sergi ilgiyle karşılandı. Resme küçük yaşlarından itibaren ilgi duyan Solak, sanatını ilerletip profesyonel anlamda kültür sanat dünyasının içerisinde yer almak istiyor. Solak’la Boğaziçi’ni, resmin onun için ne anlam ifade ettiğini ve “Discovery” isimli ilk sergisini konuştuk.

Bize biraz kendinden bahsedebilir misin? Resim yapmaya ne zaman başladın?

1992 yılında Bursa'da dünyaya geldim. Eğitim hayatım üniversiteye kadar Bursa’da geçti. Resme yönelmemin öncesinde altyapı liglerinde basketbol oynuyordum. On dört yaşında sonrasında kronikleşecek omuz sakatlığı geçirdim ve kendimi ifade edebileceğim başka bir uğraş ararken mizah dergileri ve karikatür ilgimi çekmeye başladı. Çizgi roman dergilerinden kareleri çizmeye çalışarak çizgi ve renk dünyasına girmeye başladım. 2010 yılında da Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne başladım. Boğaziçi’nden mezun olduktan sonra İ. Bilgi Üniversitesi Örgütsel Psikoloji Bölümü’nde yüksek lisansa devam ediyorum. Bunun yanında bir hayvan sağlığı ve beslemesi firmasında yarı zamanlı çalışıyorum.

Lise yıllarından önce de resme ilgi duyuyor muydun?

Çocukluk yıllarımdan beri resme ilgim vardı. Bir kaç yarışmada resimlerim sergilenmişti; ama odaklanmam lise döneminde oldu. Lise yıllarında bir öğretmenim beni bu alana özellikle yönlendirdi. O dönemde okulun şiir, hikâye ve masal kitaplarına illüstrasyonlar ve dergi kapak tasarımları yapmaya başladım. Bu sayede hem resme ilgim arttı hem de resmederken kendimi daha rahat ifade edebildiğimi fark etmeye başladım. Bugüne kadar gelen yolda o sürecin büyük etkisi vardır.

Boğaziçi’ni kazandıktan sonra buradaki hayatında da resim önemli bir rol oynadı mı? Eğitim hayatınla resim yapma arasında nasıl bir denge kurdun?

Üniversite döneminde ders öncesi, sonrası ve süresinde vakit buldukça sürekli eskizler yapıp bunları nasıl resme aktarabilirim diye düşünüyordum. Ayrıca okuduğum bölümden dolayı eleştirel düşünce ve sosyo-ekonomik zemin üzerinden sanatı yorumlamaya başladım. Tarz oluşumum da büyük ölçüde üniversite yıllarında belirginleşti.

Özellikle etkilendiğin ressamlar var mı?

Sanat tarihinin farklı dönemlerden birçok isim var. Kısaca, üniversitenin ilk yıllarında Gustav Klimt’i ve Egon Schiele'yi çok incelerdim. Fransız empresyonistlerin fırça ve ton kullanımı da odaklandığım bir başka alan. Gauguin ve Van Gogh duygu-anlam üretimi, Picasso’nun ve Kandinsky'nin farklı hedeflerle temsili kırması da beni çok etkilemiştir. Son zamanlarda da genel olarak Alman expresyonistleri üzerine çalışıyorum. Yaşayan ressamlar arasında da Dana Schutz’ı beğenerek takip ediyorum. Resim içerisinde absürt durum hikâyelerini farklı yöntemler ve değişik zeminler kullanarak aktarma yaklaşımı ilgimi çekiyor.

Sergindeki resimler kaç yıllık bir çalışmanın ürünü?

Sergi üç yıllık bir çalışma neticesinde ortaya çıktı. Aralarında yağlı boya, akrilik, karışık gibi farklı teknikler bulunuyor. Temasını da “Discovery” olarak belirledim. Bu süre renkleri, kompozisyonu, deseni keşfettiğim bir dönem oldu. Bu aslında benim resim sanatını keşfe çıktığım bir yolculuktu. Ayrıca da bu serginin arkasındaki zaman kendimi çeşitli yöntemlerle ifade etmeyi keşfettiğim bir süreçti.

Boğaziçi’nde sanatını geliştirecek bir ortam buldun mu?

Burada katıldığım çeşitli etkinlikler ve dersler benim resim yapmamı geliştirici ve teşvik edici etkide bulundu diyebilirim. Contemporary Arts, Painting, Art of Amination ve New Media Arts gibi sanat derslerini aldım. Bu derslerin özellikle teorik zeminde sanata ve resme yaklaşımımı çeşitlendirdiğini söyleyebilirim. Bu dersler, gördüğüm noktaları daha farklı açılardan algılayabilmemi ve resme yansıtabilmi sağladı. Buna ek olarak Boğaziçi’nin farklı sosyal arka planlardan gelen insanlara ev sahipliği yapmasının da üzerimde etkisi olmuştur. Buradaki diyalog ortamı olaylara ve düşüncelere farklı açılardan yaklaşabilmemizi sağlıyor. Bu durum ayrıca duygu çeşitliliğini ve gözlem yeteneğini de artırıyor. Özellikle resim sanatında yaratıcılık için bu gibi ortamların çok geliştirici etkisi olduğunu düşünüyorum.

Resim sanatıyla ilgilenen bir kişinin hayatı nasıl geçer? Senin bu anlamda gelecek planların neler?

Şu aşamada istediğim profesyonellikte ilerleyemiyorum. Bu sergi de kendi imkânlarımla ortaya çıktı daha çok. Hayalim ise bu işi daha profesyonel bir şekilde yapmak. Bu sayede odaklanabileceğim bir zemin oluşturabileceğimi düşünüyorum.

Söyleşi ve Fotoğraflar: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi


Tarih: 10 Nisan 2017