‘’Şerif Mardin her dönem muhalif bir bilim insanı oldu’’

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Sosyoloji Bölümü'nün düzenlediği Şerif Mardin Anısına başlıklı toplantı 14 Aralık 2017 tarihinde Rektörlük Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Mardin, düzenlenen iki ayrı panelde, bıraktığı akademik miras ve Boğaziçi Üniversitesi’ne sosyal bilimler alanına verdiği önemli katkılarla bir kez daha gündeme geldi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin eski rektörlerinden Prof. Dr. Üstün Ergüder, anma toplantısının açılışındaki konuşmasında bugün Boğaziçi’nin çok başarılı bir üniversite olmasında Şerif Mardin’in katkısının çok büyük olduğunu belirtti. Ergüder, 1973-1991 yılları arasında Boğaziçi’nde hoca olan Şerif Mardin’in Boğaziçi’ne geldikten sonra, o dönemki adıyla İdari Bilimler Fakültesi’nde çok büyük bir değişim yaşandığını, Mardin’in bilimsel kişiliğinin, adeta bir mıknatıs gibi, pek çok bilim insanını Boğaziçi’ne çektiğini anlatarak Şerif Mardin’in Boğaziçi’nde sosyal bilimleri interdisipliner ve inovatif bir anlayışla yapılandırdığını belirtti.

O tarihlerde ODTÜ’deki öğrenci olayları nedeniyle akademik hayatın sekteye uğradığını anımsatan Ergüder, dönemin olayları neticesinde Çiğdem Kağıtçıbaşı, Metin Heper gibi hocaların ODTÜ’den Boğaziçi’ne geldiğini; ayrıca ABD’den Yılmaz Esmer, Faruk Birtek gibi isimlerin  yine bu dönemde Boğaziçi Üniversitesi’ne katıldığını ekledi.

Akademide ‘’disiplin imparatorlukları’’ kurulmasına karşı oldu

Biray Kolluoğlu moderatörlüğünde ‘’Mardin'in Akademik Mirası’’nın ele alındığı panelde ise
Ayşe Öncü, Meltem Ahıska ve Zafer Toprak, Şerif Mardin’in bıraktığı akademik birikim üzerine konuşmalar yaptılar. Ayşe Öncü, ‘’Toplum bilimlerine bütüncül yaklaşımı, toplum bilim incelemelerinde içeriden anlamayı ön plana çıkaran metodolojik yaklaşımı ve iktidar-kültür ilişkilerini karşılıklı sorgulayan yaklaşımı’’nı Şerif Mardin’in akademik kişiliğinin en önemli unsurları olarak niteledi. Sosyal bilimlerin sınırlarını zorlayan tavrı ile Şerif Mardin’in her zaman kendi bağımsız araştırma gündemini oluşturan bir bilim insanı olduğunun altını çizen Ayşe Öncü, Şerif Mardin’in akademide ‘’Disiplin İmparatorlukları’’ ya da ‘’Bölüm İmparatorlukları’’ kurulmasına karşı çıktığını ve bir ‘’Sosyal Bilimler Kooperatifi’’ anlayışı oluşturmaya çalıştığını ifade etti.

Araştırdığı her konuya ‘’eleştirel yakınlık’’la yaklaştı

Şerif Mardin’in öğrencisi olan Meltem Ahıska ise konuşmasında, Şerif Mardin’in '70 ve 80’lerde üniversitede öğrenci ve hocalar arasında çeşitli tartışma platformları yaratmaya çalıştığını ve bu ortamı eşitlikçi bir anlayışla oluşturduklarını anlattı. Mardin’in modern-seküler akademisyen meslektaşları kadar muhafazakar çevrelerde de yeterince anlaşılamadığını vurgulayan Ahıska, ‘’Şerif Mardin zıtlıkları birleştirmeyi değil, ikiliklerin ötesinde düşünmeyi öneren bir düşünürdü. Eleştirdiği nesneye /konuya yakınlık duymayı ama aynı zamanda ona geniş bir mesafeden bakmayı önemserdi. Başka bir deyişle, Mardin’in yaptığı yaklaşmak ama o nesneye/konuya teslim olmamaktı’’ görüşünü dile getirdi.

Zafer Toprak ise Şerif Mardin’in her dönem muhalif bir akademisyen olarak sosyal bilimler alanına büyük katkılar yaptığını vurguladı. Mardin’in 1956’da Mülkiye’ye giriş hikayesinden söz eden Toprak, kendisinin de Mardin’in öğrencilerinden biri olduğunu belirtti.

Şerif Mardin’in hayatında 1956 (ABD’den dönerek Mülkiye’ye hoca olarak girmesi) ve 1968 tarihlerinin önemli olduğunu ifade eden Toprak, konuşmasında özetlediği tarihsel dönem kapsamında 1950’lerde ABD’nin dünya siyasetinde oynadığı rol üzerinden Marshall yardımlarına, ardından Kıta Avrupa’sına yönelik kültürel yayılmacılığına ve Türkiye’de ABD desteğiyle ODTÜ ve Erzurum Atatürk üniversitelerinin kuruluşuna kısaca değindi.

Böyle bir dönemde Türkiye’ye dönen Mardin’in hayatında 1968 yılının önemli bir dönemeç olduğunu belirten Zafer Toprak, Marksizmin bu dönemde dünya çapında güç kaybetmeye başladığını ifade ederek Mardin’in de 1968 sonrasında kültüralizme yöneldiğini belirtti.

Şerif Mardin Boğaziçi’nde sosyal bilimlerin orkestra şefiydi

Prof. Dr. Yeşim Arat moderatörlüğünde düzenlenen “Şerif Mardin’i Hatırlamak” panelinde konuşan Prof. Dr. Binnaz Toprak ise Boğaziçi Üniversitesi’nde sosyal bilimlerin Şerif Mardin sayesinde alanında en iyi bölümlerden birisi olduğunu belirtti. Mardin’in ‘dünya tarafından tanınan, son derece saygın’ bir isim olduğunu aktaran Toprak, bu sayede Boğaziçi Üniversitesi’nin de imajının değişmeye başladığını ve sosyal bilimlerde ön plana çıktığı sözlerine ekledi.

Mardin’in disiplinlerarası bir isim olduğunu vurgulayan Toprak, onun sosyoloji, tarih, antropoloji ve siyaset bilimi literatürüne hakim olduğunu ve bu yüzden de Boğaziçi’nde farkı disiplinlerin bir arada olduğu sosyal bilimleri kurduğunu aktardı. Alanının en iyi isimlerinin 1970’lerde Boğaziçi Üniversitesi’ne geldiğini ve idari bilimlerin en üst katında yer aldıklarını aktaran Toprak, o dönemi tanımlarken ‘Bizim bölümümüz bir okul gibiydi, birbirimizden çok şey öğrenirdik. Oradaki dinamizmi Şerif Bey sağlardı’ diye ekledi. ‘Benim neslim Boğaziçi Üniversitesi’nde sosyal bilimleri kuran nesildir’ diyen Binnaz Toprak, ‘Şerif Bey de farklı ilgi alanları ve bakış açıları olan bu ekibin orkestra şefiydi’ tanımını kullandı. 

Prof. Dr. Jale Parla ise Mardin ile çok yakın dost olduklarını ve Mardin’in sosyal bilimci olmasının yanı sıra ‘kritik duyarlılığı olan bir edebiyat meraklısı’ olduğunu aktardı. Parla, Fransız romanını çok iyi bilen Mardin’in, Proust meraklısı iyi bir entelektüel olduğunu aktardı. Mardin’in Genç Osmanlılar ve Jön Türkler üzerine olan eserlerinin sosyal bilime önemli katkıları olduğunu da belirten Parla, akademiye ve çalıştığı konulara ‘azami sempati’ ile yaklaşan bir tarzı olduğunu da sözlerine ekledi.

Şerif Mardin’in öğrencilerinden Prof. Dr. Lale Babaoğlu ise Şerif Mardin’den beş ders aldığını ve Mardin’in seviyesinin çok yüksek olmasına rağmen seviyeyi düşürmeden öğrenciye birikimini aktardığını kaydetti. Verdiği derslerin öğrenciye ne kadar ulaştığına çok önem veren Mardin’in, üniversitenin dışında da kendileriyle sosyalleştiğini belirtti.

Panelden sonra katılımcılar Şerif Mardin ile ilgili kendi anılarını da paylaştılar. Kürsüye gelen Prof. Dr. Selçuk Esenbel, Prof. Dr. Faruk Birtek ve Hatıra Şenkol, Şerif Mardin’in akademik ve kişisel yönlerine dair hatıralarını, düşüncelerini aktardılar.

Haber: Özgür Duygu Durgun, Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

 

Tarih: 15 Aralık 2017