‘’Soma’dan gerekli dersler çıkarılmadı’’

Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyenler ve öğrencilerin girişimleriyle oluşturulan Boğaziçi Üniversitesi Soma Araştırma Grubu ve Boğaziçi Soma Dayanışması, ilki Ocak 2015 tarihinde yayınlanan ’Ge-li-yo-rum Diyen Facia’’ başlıklı raporun güncelleştirilmiş üçüncü baskısını kamuoyuna sundu.

Faciadan hemen sonra bölgeye giderek çalışmaya başlayan Boğaziçi Üniversitesi Soma Araştırma Grubu’nun 2015 yılında hazırladığı kapsamlı gözlem, inceleme ve aktarım raporu geniş yankı bulmuştu. Siyaset yapıcılar ve karar alıcılar başta olmak üzere  meslek kuruluşlarına, meclis komisyonlarına , sivil toplum kuruluşlarına gönderilen raporda yer alan bazı önerilere faciadan sonra yapılan yasal düzenlemelerde yer verildiği belirtilmişti.

Bölge insanını tarımdan madene sürükleyen sebepleri, yok edilen tarım arazilerini, çiftçilerin işçilere dönüşümünü, madendeki iş şartlarını ve dayıbaşı-amir-işçi ilişkilerini, gözardı edilen güvenlik önlemlerini, eğitimleri, kadınların faciadan sonra yaşadıkları yas sürecini, hissettikleri toplumsal baskıyı, yağmur gibi bastıran yardım kampanyalarını, çocukların üstüne adeta boca edilen oyuncakları, bir şekilde babası madende ölmemiş çocukların yaşadığı yabancılaşmayı ve daha pek çok gerçeği yüzümüze vuran ilk ve tek bilimsel raporu hazırlayan araştırma grubu 2017 yılında bazı güncellemelerle raporun üçüncü baskısını hazırladı. ( İncelemek isteyenler için rapor: http://www.busomarastirmagrubu.boun.edu.tr/)

’Ge-li-yo-rum Diyen Facia’’ başlıklı rapor güncel verilerle genişletilmiş üçüncü baskısıyla ‘9 Mayıs’ta üniversitede düzenlenen bir toplantıda kamuoyunun dikkatine yeniden sunuldu.

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Fikret Adaman ve Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Nuri Ersoy’un konuşmalarıyla başlayan toplantıda Ersoy, üçüncü baskı için hazırlanan önsözde Soma’nın Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmeler nedeniyle gündemdeki yerini neredeyse kaybetmiş olduğuna dikkat çekti. Mağdur ailelerin adaleti beklediğini hatırlatan Ersoy, Soma’dan sonra da Türkiye’de çok sayıda iş kazası ve işçi ölümü yaşandığını belirtti. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2016 yılının Türkiye’de en çok işçi ölümünün (1970 işçi) gerçekleştiği yıl olduğunu belirten Ersoy, kadınlar, çocuklar ve göçmen işçilerin en güvencesiz çalışanlar olduğunu ekledi.

Soma’nın ardından 2016 yılında Siirt Madenköy’de 16 işçinin bir bakır madeninde can verdiğini hatırlatan Ersoy bu olayın Soma faciasından gerekli derslerin çıkarılmadığına dair bir örnek olduğunu belirtti. Türkiye için ‘’aklın ve bilimin hakim olduğu, insan hayatına değer verilen, para kazanmaktan daha önemli değerlerin öne çıktığı bir ülke olması ‘’ temennisi dile getiren Nuri Ersoy, Boğaziçi Üniversitesi Soma Araştırma Grubu olarak bu davanın takipçisi olacaklarını ve bu çerçevede kamusal sorumluluğu yerine getirmeye çalışacaklarını belirtti.

‘’Soma Zonguldaklaşmasın’’

Raporun saha çalışmasına dair güncellenen bölümünde ise facia sonrası travmanın devam ettiğine dikkat çekilerek, madencilik yasalarının değişmesine rağmen uygulamaya geçilmediği belirtildi. Raporda Soma’nın önündeki en büyük tehdidin ‘’Zonguldaklaşma’’ olduğu tespitine yer verildi.

Toplantıya katılan ve Soma’da oğullarını madende yitirmiş, kendisi de emekli madenci olan İsmail Çolak, eşi Gülsüm Çolak ve Elmas Kaya ile birlikte Soma davası müdahil avukatlarından Cihan Türsen Soma davasının gelinen noktada çeşitli tespitlerini ve beklentilerini dile getirdiler.  

Kendisi de madenci olan İsmail Çolak 26 yaşındaki oğlu Uğur Çolak’ı madende kaybetmesinin ardından artık neredeyse tüm yaşamını dava sürecine adadığını belirtti. Madenci yakınları ‘’adalet’’ kavramının ağır derecede zedelendiğinden dem vurarak Soma’nın kamuoyu nezdinde unutulduğunu belirttiler. Oğlunu kaybeden annelerden Elmas Kaya ise Soma davasında tüm Türkiye’yi arkalarında görmek istediklerini dile getirdi. Madenci aileleri, 13 Mayıs tarihinde Soma’da yapılacak anmada tüm Türkiye’den duyarlı insanları yanlarında görmek istediklerini vurguladılar.

Toplantıda söz alan Avukat Cihan Türsen, Devlet Denetleme Kurulu’nun 2012 tarihli madenlerde güvenlik konulu raporunun uygulamaya konulmadığını, eğer uygulanmış olsaydı bu facianın yaşanmamış olabileceğini söylerken Açık Radyo’daki Soma Nöbeti programını hazırlayan gazeteci Seçil Türkkan ise Soma davasının ana akım medyada artık eskisi gibi yer bulamadığına işaret etti ve kamuoyunda Soma’ya karşı bu ilgisizliğin bu haberlerin medyada görünür olmamasıyla bağlantısı olduğuna değindi.

Toplantının ardından Güney Meydan’da, Soma’da kaybettiğimiz 301 madencinin anısına fidan dikildi.

Haber ve fotoğraflar: Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 11 Mayıs 2017