Spora dair ne varsa burada!

Boğaziçi Üniversitesi’nde doğan Mysu, sporla sağlıklı yaşamak isteyen herkese açık bir sosyal platform…

Spor ve sağlıklı yaşam odaklı My Sports Universe ( Mysu ), spor dünyasına değen herkesi bir araya getirmeyi hedefliyor. Temelleri Boğaziçi’nde atılan ve kısa zamanda yatırım alan Mysu, profesyonel spor sosyal platformu olarak spor eğitmenlerini, spor salonlarını, spor yapanları ve yapmak niyetinde olanları buluşturuyor. Türkiye’de ve dünyada benzeri olmayan bir sosyal pazar yeri olmayı hedefleyen Mysu, farkını akademik alanın desteğinden alıyor.

Mysu’nun hikâyesini projeye fikir aşamasından itibaren danışmanlığıyla destek olan Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker ve Boğaziçi Üniversitesi Elektrik elektronik mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra işletme bölümünde doktora programına devam eden Mysu’nun kurucusu Yusuf Öç anlattı.

Mysu uygulamasını geliştirme fikri nasıl ortaya çıktı?

Yusuf Öç: Ayşegül Hoca benim tez danışmanım, birlikte farklı bir konu üzerine çalışıyorduk ve bu konu için şirketlerle konuşup analitik veri toplamamız gerekiyordu. Bu aşamada sıkıntılar yaşadık ve çalışma bir yerde tıkanmaya başladı. Bunun üzerine Ayşegül Hoca bana “Sen sporla çok ilgileniyorsun, spor teknolojileriyle ilgili bir şeyler çalışabilirsin” önerisinde bulundu.

Ayşegül Toker: Şirket verisi gerektiren projelerde maalesef böyle sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Türkiye’de şirketler genelde projeleri beğeniyorlar fakat veri paylaşmaya gelince büyük sıkıntılar yaşanıyor. Benim temel araştırma alanım yeni teknolojilerin ve özellikle dijital teknolojilerin tüketiciler ve şirketler tarafından adaptasyonu. Spor alanına yönelme fikri ikimizin de boş zamanlarında aramızda yaptığımız spor sohbetlerinden doğdu. Ben iki yılı aşkın süredir pilates yapıyorum, Yusuf da sporla çok yakından ilgili. Spor teknolojilerinin adaptasyonu hem çok iyi bildiğimiz hem de sevdiğimiz bir konu oldu.

Yusuf Öç: Araştırma aşamasına geldiğimizde de benzer bir araştırmanın daha önce yapılıp yapılmadığını saptayabilmek için ilk olarak literatür araştırması yaptık. Bu konuyla ilgili birebir çalışmanın çok az olduğunu gördük. Daha sonra sahada bir ön çalışma yaparak spor yapan yapmayan insanlarla konuşmaya başladık. Mülakatlar çerçevesinde spor teknolojilerine girmeden evvel, ‘’Spor yapıyor musunuz, ne sıklıkla yapıyorsunuz, hangi spor salonlarına gidiyorsunuz, nereye gideceğinize nasıl karar veriyorsunuz, bir eğitmenden destek alıyor musunuz?’’ gibi sorular sorduk. Bu soruların cevabının hep dar kapsamda kaldığına şahit olduk. Bu aşamada spor teknolojisi bir yana internette de aslında spor yapan kullanıcılara destek olacak projelerin olmadığını fark ettik. Ardından hem profesyonellerle hem de amatörlerle görüşmelere başladık. Onlara spor alanlarıyla ilgili takip ettikleri internet mecraları olup olmadığını sorduk. Yani görüşmelerle eksik olanı keşfettik ve çözüm olacak bir projeyi hayata geçirmeye karar verdik: Sporcular için sosyal pazar yeri.

Kullanıcılar Mysu’dan nasıl yararlanabilir?

Yusuf Öç: Aslında amacımız spor yapmak isteyen insanların hem spor arkadaşı hem de spor eğitmeni ve spor salonu bulabileceği bir sosyal ağ oluşturmak. Kullanıcı bunların hiçbirini aramıyorsa bile Mysu sayesinde spor ve sağlıkla ilgili zengin içeriklere ulaşabiliyor. Günümüzde sosyal medya ülkenin gündeminden dolayı çok karışık ve çok siyasi, kişinin kendine zaman ayırabileceği sadece spor odaklı bir şeylerin okunabileceği bir ortam yaratmak istedik.

Mysu profesyonel spor eğitmenlerini bünyesine nasıl katıyor?

Yusuf Öç: Mysu’da profesyonel eğitmenlerin ve kurumların ayrı bir sayfası olduğunu görebilirsiniz. Üyelerimize bu sayfalarda görüntülenmek üzere fotoğraf çekimi gibi konularda da destek veriyoruz. Sporcuların kendilerini tanıtma fırsatı bulmakta zorlandıklarını gördük, Facebook ya da Instagram gibi alanlardan paylaşımda bulunuyorlar fakat bu alanlarda çok çeşitli içerikler olduğu için sporcuların paylaşımları gözden kaçabiliyor. Mysu sayesinde kendi web sitesini açmamış çok sayıda profesyonel için online varlıklarını yönetmelerini sağlayacak bir platform sunulmuş oluyor. Profesyoneller bu sayfalardan rezervasyon alabiliyor, güncel paylaşımlar yapabiliyor.

“Şeffaflık ve güvenilirlik”

Profesyonel hesaplar konusunda bizi ayrıcalıklı kılan şöyle bir standart oluşturduk. Sertifikalı olmayan herhangi bir eğitmen Mysu’da profesyonel hesap oluşturamaz. Hedefimiz ve taviz vermeyeceğimiz iki şey şeffaflık ve güvenilirlik. Kimse spor salonuna gittiğinde oradaki spor eğitmenine sertifikasını sormaz. Biz aracı kurum olarak bu görevi üstleniyoruz. Mesela iki yıl pilates eğitimi alan bir kişi teknik olarak eğitim verebilir çünkü onun bilgisini almıştır ama eklem ve kas bilgisi olmayan bir eğitmen sakatlanmalara sebep olabilir.

Ayşegül Toker: Araştırma esnasında gördük ki spor salonları kişiye göre fiyatları değiştirebiliyorlar. Online olarak birçok spor salonu ücretleri paylaşmıyor. Tüketici tarafında çok bilinçli olunmadığı için yüksek bedeller ödememek uğruna düşük fiyatlar tercih edilebiliyor, halbuki eğitiminden emin olmadığımız birinden spor danışmanlığı almamak gerekiyor. Bu noktada bize danışmanlığını ve desteğini esirgemeyen uluslararası eğitmen Barış Çunguroğlu’nun da tavsiyesi ile eğitmenleri aldıkları sertifikalara göre uluslararası, ulusal ve yerel diye belirtmeyi düşünüyoruz. Bu şekilde amacımız eğitimine önem veren eğitmenlerin kendilerini daha iyi tanıtabilmeleri.

Ünlü hocalardan online ders almak da mümkün

Mysu daha çok yeni bir uygulama ama kısa zamanda epey ses getirmişe benziyor. Şimdilik profesyonel hesaplar İstanbul ile sınırlı sanırım. Bu coğrafi sınırlama için sunduğunuz bir çözüm var mıdır?

Yusuf Öç: Bugün 300 tekil, 80 de profesyonel hesap bulunuyor. Önümüzdeki seneye dair hedefimiz 1.000 profesyonel eğitmen ve kuruma ulaşmak, tekil kullanıcı sayısını ise 100.000’e çıkarabilmek. Aktif bir pazarlama stratejisine geçmemiş bir girişim için oldukça iyi bir rakam bu.

Ayşegül Toker: Şu anda öncelik arz tarafında, çünkü arz olmadan kullanıcıya bir şey sunamayız. Online girişimlerde kritik kitle diye bir kavram vardır, kritik kitle sağlanmadığı müddetçe kullanıcı memnun kalmaz çünkü içeriği yeterli bulmaz. Şu aşamada Yusuf eğitmenlere ulaşmaya çalışıyor ki pazarlama ve reklam kısmına geçildiğinde insanlar hazır ve yoğun bir içerik bulabilsin.

Yusuf Öç: Coğrafya sınırlamasını ise video derslerimizle aşmayı hedefliyoruz. Biz herkesin spor yapmasını istiyoruz, bu bahsettiğimiz kişisel eğitim ya da spor salonuna gitmek pahalı olabiliyor. Kaliteli içerik bulmak ise çok zor, Youtube’ta binlerce içerik var ama biz profesyonel içerik oluşturmayı hedefliyoruz. Şu an çekim yaptığımız Rıfat Özkök diye dünya şampiyonu bir hocamız var. Rıfat Özkök İstanbul’da olduğu için Ankara’daki, Diyarbakır’daki veya İzmir’deki bir insanın ondan ders alabilmesi mümkün değil. Biz dünya şampiyonundan ders almak isteyenlere ulaşabilmek için 8 hafta gün gün online olarak içerik oluşturuyoruz.

“Fiziksel iyilik ruh ve zihinsel iyilik demek’’

Ayşegül Toker: Sosyal bir tarafı da var bu projenin. Türkiye’nin %30’u obezite sorunuyla yaşıyor ve bu sorun artan bir trend izliyor. Dünyanın durumu da çok .iyi değil. Sıhhat ( wellness) kavramı dar bir kapsamda sadece fiziksel değil zihinsel ve ruhsal boyutları da içerir. Bunlar birbiri içine geçmiş şeyler, fiziksel olarak iyi olduğunuzda ruhsal ve zihinsel olarak da iyi oluyorsunuz.

Yusuf’un tezine ‘’Spor motivasyonu’’ diye bir alt başlık ekledik. Psikoloji alanındaki denetim odağı (locus of control) kavramını zayıflama literatüründen alıp kendimize uyarladık. Bu kavram en basit haliyle ‘’Hayatın dümeni bende ve eğer ben istersem başarırım’’ anlamına geliyor. Aslında buna sahada konuştuğumuz insanlardan yapılan gözlemler sonucunda vardık. Buradan hareketle oluşturduğumuz hipotezimiz, spor teknolojilerinin adaptasyonunun spor motivasyonuyla doğrudan ilişkili olduğu. Akademik araştırmadan beslenen bilgileri de mysu.com’a yansıtmayı düşünüyoruz.

Teknopark’ta kişiye özel spor algoritması geliştirilecek

Yusuf Öç: Buradan da Mysumatch projesine ulaşıyoruz aslında. Bu da dünyada yapılmamış bir spor eşleştirme algoritması. Çok farklı parametreler var. Spor sadece salona gideyim, ağırlık basayım gibi bir şey değildir. “Kullanıcının psikolojisi, motivasyonu nedir?”, “beklentisine bağlı olarak kullanıcı yağ mı yakmak istiyor yoksa sağlıklı yaşam mı hedefliyor?” … Bunlar çok önemli sorular. İnsanlara sorduğumuzda ‘’İyi bir fiziğim olsun’’ diyor ama bunu sağlıklı şekilde yapmanın önemini tam olarak kavramamış oluyorlar. Mysumatch dediğimiz algoritma belli modellemelerle size en uygun olan spor branşını bulup isteğe, motivasyona, ne kadar süre yapılacağına dair size en uygun spor branşını, hocaları ve spor salonlarını önerecek. Bu algoritmayı Boğaziçi Üniversitesi Teknopark’ta geliştirmek için başvuruda bulunduk.

Mysu pazar yeri olmasının ötesinde bir sosyal ağ özelliği de taşıyor dedik. Spor etkinlikleri için de bir altyapı geliştiriyorsunuz. Son olarak bundan da bahsedebilir miyiz?

Aslında spora değen her şeyle ilgiliyiz. Siz bir tenis maçı yapmak isteyecek olsanız, Mysu’dan bir arkadaşınızı davet edebilecek, salonu ayarlayabilecek ve maçı yapabileceksiniz. Mysu üzerinden etkinlik, turnuva oluşturma gibi altyapıları geliştiriyoruz. Türkiye’de şu anda en çok yapılan spor, halı saha maçları. Sadece İstanbul’da 2.000’in üzerinde halı saha var. Bu türlü bir etkinlik altyapısı spor faaliyetlerini arttıracaktır. Bu hizmeti Boğaziçi Üniversitesi Spor Kulübü’ne ücretsiz olarak veriyoruz çünkü Boğaziçi Üniversitesi’ndeki spor ruhunu desteklemek ve canlandırmak istiyoruz. Okulumuzun önemli bir spor geleneği var, Olimpiyatlara gidebilmiş ilk Türk takımı Robert Kolej öğrencileridir. Böyle bir ortamı değerlendirmek ve desteklemek gerektiğine inanıyoruz, Rektörümüz Prof. Dr. Mehmed Özkan da spor geleneğini canlandırmak istediğini bize belirtmişti. Gençlerin de enerjisini spora kaydırmak için böyle bir projeyi geliştirmek istiyoruz ve yeni fikirleri de sürekli entegre etmek istiyoruz.

 

Haber: Gökçe Büyükbayrak , Fotoğraf: Talat Karataş /Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 28 Mart 2017