Sürdürülebilirliğin anahtarı yosunlar olacak

Boğaziçi Üniversitesi’nin ‘’Açık Ders’’ seminerlerinde 2017 Bahar döneminin son dersi 17 Mayıs’ta gerçekleştirildi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin “Bilimden Yaşama, Yaşamdan Bilime” temalı “Açık Ders” serisinin 2017 Bahar döneminin son dersini Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Berat Haznedaroğlu verdi. Haznedaroğlu,  17 Mayıs Çarşamba günü “Gıda-Çevre-Enerji Bağlantısında Yosunlar ve Günlük Hayatımızdaki Rolleri” temalı seminerinde yosunların dünyanın geleceğinde oynayacağı rolleri yürüttükleri çalışmalar üzerinden anlattı.

 

Küresel iklim değişikliği günümüzde dünyanın karşılaştığı en önemli sorunlardan birisi. İklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan olağanüstü hava koşulları verimli tarım arazilerinin zarar görmesine sebep oluyor. Buna ek olarak hızla artan insan nüfusu, daha fazla enerji, gıda ve temiz su kaynaklarına olan ihtiyacı artırıyor. 1998 yılında altı milyar olan dünya nüfusu, 2011’de yedi milyara ulaştı. Tahminler 2025’e gelindiğinde dünya nüfusunun sekiz milyara ulaşacağını gösteriyor. Bu durumda insanlığın daha fazla enerjiye, gıdaya ve suya ihtiyacı olacak. Ancak fosil yakıtlardan elde edilen enerji, atmosferdeki karbon salınımını artırıyor, biyoçeşitliliği azaltıyor ve iklim değişikliğine sebep oluyor. Birbiriyle bağlantılı olan bu sorunların çözümü için bilim insanları dünyadaki yaşam formlarından en ilkel olanına başvuruyor: yosunlar.

Binlerce yıl önce, dünyadaki temel yaşam formlarının başlamasına sebep olan ve aşırı zor koşullarda varlık gösterebilen yosunlar, bugün geldiğimiz noktada insanlığın geleceğinde önemli bir role sahip olacaklar. İstanbul Mikroyosun Biyoteknolojileri Araştırma ve Geliştirme Birimi (İMBİYOTAB) Direktörü Yrd. Doç. Dr. Berat Haznedaroğlu, dünyanın ihtiyaç duyduğu enerji, gıda ve temiz suyun yosunlardan elde edilebileceğini ifade ediyor. Dünyanın en eski medeniyetlerinden olan Azteklerin ve Mayaların yosunları gıda maddesi olarak kullandığına dair kanıtların olduğunu ve günümüzde de Afrika’da gıda ihtiyacının bazı bölgelerde yosunlar üzerinde karşılandığını belirten Haznedaroğlu, yosunların profesyonel ortamlarda daha verimli bir şekilde kullanılabileceğini belirtiyor.

2017 Bahar döneminde Beşiktaş Belediyesi işbirliği ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) desteği ve Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin katkılarıyla sürdürülen “Bilimden Yaşama, Yaşamdan Bilime” başlıklı Açık Ders dizisinin 2017 Bahar döneminin son dersi Yrd. Doç. Dr. Berat Haznedaroğlu’nun sunumu ile 17 Mayıs Çarşamba günü Akatlar Kültür Merkezi’nde saat 19.00’da gerçekleştirildi. Haznedaroğlu, mikroyosun laboratuvarında yürüttükleri çalışmalar üzerinden yosunların gündelik yaşamımızdaki önemini anlattı.

Peki, “Yosunlar dünyanın artan enerji ihtiyacına nasıl cevap verecek?”

Haznedaroğlu şöyle yanıtlıyor: “Yosunlar fotosentezleri çok verimli organizmalardır. Atmosferdeki karbondioksit oranlarından daha fazlasını yakalama kapasitesine sahipler. Yani biz yosunları kontrollü bir mühendislik ortamında büyütürken onlara daha fazla karbondioksit verebiliyoruz. Bu sebeple küresel iklim değişikliği ile mücadelede avantaj sağlıyorlar.

Yosunlar fotosentez ile yakaladıkları karbondioksiti hücre içinde farklı ürünlere çevirebiliyorlar. Bunlardan en önemlileri depoladıkları yağ ve karbonhidrat molekülleri. Bunlar ağırlıklı olarak biyodizel, biyojet yakıtı ve biyoetanol üretiminde kullanılıyorlar. Bu yakıtların tamamı ham petrolden üretilen yakıtlara belli oranda harmanlanabiliyor. Dolayısıyla enerji konusunda yosunları kullanarak insanlığın ihtiyaç duyduğu enerjinin belirli bir kısmı elde edilebilir. Ek olarak bu işlemi yaparken doğayı daha az kirletmiş oluyorsunuz. Küresel olarak düşündüğümüzde, yosunlardan elde edilen biyoyakıt tüketildiğinde açığa çıkan karbondioksiti fotosentez ile tekrar kullanıldığı için atmosfere yeni sera gazı salınımı olmamış oluyor. İkinci olarak da ulusal bazda düşündüğümüzde elde edilen biyolojik yakıtlar sayesinde Türkiye’nin petrolde dışa bağımlılığı da azaltılabilir.”

Yosunlardan elde edilen yağları halihazırda gıda maddesi olarak tüketiyoruz”

Berat Haznedaroğlu, biyolojik yakıtların mısır ya da soya fasulyesi gibi enerji bitkileri olarak adlandırılan, yağ ya da nişasta açısından zengin bitkilerden de elde edilebildiğini ifade etti. Ancak besin değeri yüksek olan bu maddelerin enerji üretimi için kullanılması tartışma yaratıyor. Haznedaroğlu bu noktada yosunların hem gıda hem de enerji üretimi için ideal olduğunu ifade ediyor:

“Besin değeri yüksek olan bir tarım ürününün enerji için kullanılmasının doğru olup olmadığına dair tartışmalar gündeme geliyor. Yosunlar ise sahip olduğu tür çeşitliliği açısından gıda ürünleri değiller. O yüzden enerji ya da gıda üretimi için yosunlar açısından bir rekabet söz konusu değil. Ancak istenirse yosunlar hem gıda hem de enerji üretiminde hammadde olarak kullanılabilirler. Daha önce belirtiğimiz gibi verimli fotosentez, birim alanda elde edilecek yakıt ve gıda miktarı artırırken iklim değişikliği ile bağlantılı alan, su ve karbon ayak izini azaltıyor.

Bunlara ek olarak yosunlar çok hızlı büyüyebiliyorlar. İki-üç hafta içerisinde hasat elde edilebilecek seviyeye gelebiliyorlar. Başka bir avantajı da, diğer besin ürünlerinde olduğu gibi verimli tarım arazilerini kullanmak gerekmiyor. Soya fasulyesi ya da mısır için verimli tarım arazileri lazım, ayrıca bu arazilerin gübrelenmesi, sulanması ve belirli bir emek harcanması gerekiyor. Yosun büyütmek için bol güneşalan herhangi bir yer kullanılabilir. Gıda üretimi açısından bu çok büyük bir avantaj.

Yosunların diğer bir avantajı da proses edildiğinde gıda malzemesi olarak kullanılabilmesi. Halihazırda dondurma, puding, salata sosları, gibi gıdalarda ham madde olarak yosun kullanılıyor. Balık yağı olarak bildiğimiz hapların da esas kaynağı aslında yosunlar. Çünkü balıkların dokularında biriken yağ asitleri yedikleri yosunlardan geliyor.

Kendi çalışmalarımızda yerli türlerden bu faydalı yağ asitlerini ve diğer temel besin öğelerini üretmeye çalışıyoruz. Bu üretim sağlandığında besin değer yüksek olduğu için ve kullanım kolaylığından ötürü deprem gibi doğal felaketlerde besin takviyesi olarak yosunlardan üreteceğimiz hapları kullanabileceğiz.”

“Yosunlar sayesinde atık sulardan temiz kullanılabilir su elde edeceğiz”

Kısa zaman içerisinde güneşli gün sayısının fazla olduğu ve ılıman iklime sahip her yerde yosun üretim tesislerinin kurulabileceğini belirten Haznedaroğlu, yosunlar üzerinden atık suların kullanılabilir hale geleceğini ve bu sayede su ihtiyacının giderilebileceğini belirtiyor:

“Su meselesi çevre ile bütünleşik. Bitki yetiştirirken gübrelemek gerekiyor. Yosunları da büyütürken gübreleme gerekiyor. Gübre ağırlıklı olarak azot ve fosfor türevlerinden oluşur ve bu maddeler de çeşitli atık sularda bol miktarda bulunuyor. Evsel veya tarımsal atık sulardan algleri kullanarak biyogübre üretme amacıyla azot ve fosfor kazanımı yapabiliyoruz. Yani atık suları kullanarak hem enerji ve gıda için yosun yetiştirebiliriz hem de bu sayede suların kullanılabilir hale gelmesini sağlayabiliriz. Hali hazırda atık su arıtmasında kullanılan çeşitli yöntemlere ek olarak yosunlar da biyolojik arıtım yöntemi olarak tercih ediliyor.”

Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde bu çalışmaların tamamının yürütüldüğünü belirten Berat Haznedaroğlu, yosunların verimli tarım arazisine ihtiyaç duymadan, atmosfere ek karbon salınımı yapmadan gıda, enerji ve su ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir hammadde olmasının önemine dikkat çekiyor.

Söyleşi: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi

 

Tarih: 18 Mayıs 2017