Tamamen yerli ve %100 organik mobil strateji oyunu: “Osmanlı Devri“

Dünya devi oyun şirketlerinin ürettiği strateji oyunları milyonlarca kişi tarafından oynanıyor. Üstelik bu oyunlar artık sadece PC üzerinde kalmıyor, günümüzde artık yeni nesil oyuncular boş zamanlarında her an her yerde kullanabildikleri mobil cihazları üzerinden oyun oynamayı ve yeni oyunlar keşfetmeyi tercih ediyor. Mobil strateji oyunları arasında kısa sürede popülerlik kazanıp tüm dünyada kendi oyuncu kitlesini oluşturan bir oyun da Boğaziçi Üniversitesi’nde doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden 2013 senesinde mezun olan Selman Özkeçeci ve Bilgisayar Mühendisliği yüksek lisans programından 2014 yılında mezun olduktan sonra aynı bölümde doktora programına devam eden Mustafa Tuğrul Özşahin “tamamen organik ve yerli” bir mobil strateji oyunu olan “Osmanlı Devri”ni geliştirdiler.

Android ve IOS işletim sistemlerini kullanan akıllı telefonlardan ücretsiz olarak indirilip oynanabilen Osmanlı Devri, Osmanlı Devleti’nin yükseliş hikayesini konu alıyor. Oyuna Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen bir beylik olarak başlayan oyuncular Anadolu’daki konumlarını sağlamlaştırmak için karşılarına çıkan tehditlerle mücadele ediyor.

Oyunun geliştiricileri Selman Özkeçeci ve Mustafa Tuğrul Özşahin ile Osmanlı Devri oyununu ve mobil oyun dünyasını konuştuk.

Osmanlı temalı bir oyun geliştirme fikri nasıl ortaya çıktı?

Selman: Biz Tuğrul’la Türk Müziği Kulübü’nde tanıştık. Ben hali hazırda Osmanlı temalı çizimler yapıyordum ve Tuğrul da benim çizimlerimi görünce kendisinin de oyun denemeleri yaptığını ve bu iki özelliği oyun geliştirmek için birleştirebileceğimizi söyledi. Böylece bu oyunu ortaya çıkarabilecek bir karışım oluşmuş oldu.

Tuğrul: Birçok genç gibi biz de oyun oynamaya meraklıydık fakat oynadığımız oyunlarda hep yabancı karakterler vardı, onların maceraları, onların mimarisi, atmosferi ve dili. Kendi tarihimizi işleyen oyunların çok az sayıda olduğunu fark ettik. Oyun geliştirme konusuna her zaman meraklıydım, bu merak sebebiyle Bilgisayar Mühendisliği bölümüne girdiğimi söyleyebilirim ve bu sayede yazılım geliştirme gibi konuları öğrendim. Selman’ı tanımadan evvel de kendi çapımda oyun yapma denemelerim oldu fakat gördüm ki bu tek başına yapılabilecek bir şey değil. Grafik tasarımı, ses tasarımı gibi bin bir türlü derdi olan bir mesele. O sebeple oyunlarım hep kısır kalıyordu. Selman’ın çizimlerini gördükten sonra teknik kısmı ben hallederim, çizimleri ve müzikleri ise Selman halleder diye anlaştık.

Oyunun her detayını hiç destek almadan sadece ikiniz tasarlamışsınız, tasarlama sürecinden bahsedebilir misiniz? Bir mobil strateji oyunu nasıl geliştirilir?

Selman: Başlangıçta uzun bir karar aşaması var. Oyunun tarzına ve senaryoya karar veriliyor. Mobil strateji oyunları gerçekten film çekmenin ötesinde bir emek istiyor, çünkü film 2 saat süren bir şeyken burada saatlerce oynanan bir kurgudan bahsediyoruz. Kurgu, ödül-ceza sistemleri, ona göre belirlediğiniz mekaniklerin yanında tüm görsellere karar vermek gerekiyor bu aşamada. Yazılımsal olarak da mümkün kılınması gerekiyor tüm bu kararların. Bu aşamadan sonra işçilik aşamasına geçiyorsunuz.

Bu karar aşamaları da konu itibariyle iyi bir tarihsel bilgi gerektiriyor değil mi?

Selman: Şimdilik kurgusal tarih denilen ekolü takip ediyoruz. Birebir tarihsel gerçeklik taşıması derin araştırmalar gerektirir ayrıca gerçekten saptığımız noktada eleştiriler çokça artar diye düşünüyoruz. Televizyon dizilerine gelen eleştirileri görüyoruz. Ciddi danışmanlıklar bulmak gerekir öyle bir durumda. Kurgusal karakterler yaratarak gerçek tarihi karakterlere yanlış yaptırma ihtimalini de ortadan kaldırıyoruz. Ama tabi görsel olarak çok yoğun bir araştırma yapmak durumunda kalıyoruz. Minyatürler, eski gravürler, Avrupalı ressamların eserlerinden yararlanarak o dönemin mimarisi, kıyafetleri hakkında bilgi topladım. Binalar taştan mı, kerpiçten mi, ahşap mı gibi ayrıntı sorular için görsel kütüphanemizi geliştirmemiz gereken pek çok durum oldu.

“Osmanlı Devri” , savaş, adalet ve müzik kültürüyle bir bütün oluşturuyor.

Müzik ise ayrı bir konu. Türk Müziği’nin bilinen eserleri sayesinde yüzyıllar ötesine dair müzik bilgisi edinebiliyoruz. Enstrümanlar ve seçilen makamlar olarak Türk Müziği’nin makamlarını tercih ediyoruz ki oyunun atmosferine başka türlüsü yakışamazdı zaten. Çünkü oyun savaş, adalet ve müzik kültürüyle bir bütün oluşturmayı hedefliyor. Bu projeye başlamak tarihe karşı bir sorumluluk yüklüyor. Bir hata ya da saygısızlık yapmadan tarihimizin bütünlüğünü korumaya çalışıyoruz.

Oyunu tasarlarken hedef kitle olarak tarihe ilgi duyan kişileri mi seçtiniz?

Tuğrul: Bizim tarihimize olan sevgimiz oyuncularda karşılık buldu diyebiliriz. Özellikle ilk sürümlerde Osmanlı isminden dolayı oynamayı tercih eden insanlar çoğunluktaydı. Bize gelen yorumlardan bunu anlayabiliyoruz. Ama daha sonra yurt dışından da yorumlar gelmeye başladı. Şu anda IOS ve Android’te toplamda 1 milyon indirme sayısına ulaştık. 2016 yılında da “Best Of” listesinde yer aldık ve bir ödül kazandık. Şu an yurt dışından indirmeler Türkiye’deki sayıyı geçti. Oyuncuların yaş özellikleri ise heterojen bir yapı gösteriyor, 12 yaşından 40 yaşına dek farklı yaş gruplarından oyuncular var. Çocuklar biraz zorlanabiliyorlar oyunu oynarken.

Selman: Mobil oyunlar genelde basit kurgulara sahiptir, otobüste oynar kapatırsınız. Fakat Osmanlı Devri’nin yurt dışından da ilgi görmesinin ve bu kadar sevilme sebebinin, bilgisayar oyunları gibi hikayesi olan, katmanlı bir kurguya sahip olması olduğunu düşünüyoruz. Çevrimdışı olarak uzun süreler oynayabileceğiniz ve içerisinde stratejik algoritması olan bir    oyun olduğu için yaş istemeden büyüyor ama bu küresel anlamda da bizim başarımızın sebebi oluyor.

Tuğrul: Yabancıların en sevdiği şey bu oyundaki serbestlik. Mobil oyunlarda genelde kare kare sınırlı bir hareket alanı oluyor. Burada serbest hareket edebiliyor, askerleri istediğiniz yere götürüp istediğiniz kişiyle savaşabiliyorsunuz. Mobil oyunlarda genelde bu özellik olmuyor.

Osmanlı Devri oyunu yerli bir projeyle tarihimizin anlatıldığı az sayıda oyundan biri. Büyük şirketlerin geliştirdiği strateji oyunlarında da Osmanlı, Türk ya da genel anlamıyla “doğulu” karakterlere rastlanıyor. Sizin oyununuzla karşılaştırdığımızda bu temsili karakterlerin ne derece farklılaştığını söyleyebiliriz?

Tuğrul: Batıda üretilen oyunlarda genellikle oryantalist bir bakış açısı olduğunu görüyoruz. Onların Osmanlı ya da Türk’ten anladığı daha çok Alaaddin ve Yasemin karakterleri gibi şeyler. Göbeği açık dansöz kadınlar, şarkılı çengili harem temaları ya da Türk lokumu göstermek seviyesinde. Bu coğrafyanın tamamı Arap olarak resmediliyor.

Selman: Sığ bir bakış açısıyla tek tip karakterler yaratılıyor. Halbuki Selçuklunun, Osmanlı’nın tarihine baktığımızda bir ayağı Orta Asya’da bir ayağı Anadolu’da bir ayağı Arap Yarımadası’nda basıyor, çok geniş bir coğrafya. Osmanlı’nın tek tipleştirilmesi imkânsız. Biz yeni oyun fikirleri de geliştiriyoruz ve yine kendi tarihimize dönük olsun istiyoruz. Osmanlı ve Selçuklu dönemine yöneliyoruz. Bu istediğimizin sebebi de aslında biraz bu. Bu tek tipleştirmenin yerine oyun alanında gerçek kültürümüzü gösterebilmek. İnanılmaz bir çeşitlilik var ama bunca zaman sadece doğulu deyip tek bir şekle bürünmüş bir figür var. Osmanlının her on yıllık döneminden çok fazla kurgu çıkarılabilir, bu anlamda tarihimiz müthiş bir kaynak. Böyle bir kaynak varken de başka bir yere bakamıyoruz bile.

Öncelikli plan Osmanlı tarihi temalı yeni oyunlar geliştirmek mi?

Selman: Osmanlı Devri oyununun içeriğini geliştirmek ve oynanma süresini uzatmak üzerine çok istek var. Bu konuda her gün onlarca mail alıyoruz. Oyunun pazarlaması konusuna da çok eğilmedik hatta %100 organik diyebiliriz. İş adamlarından finansör olmak isteyenler oldu, ama biz şimdilik kaliteye odaklanmak istiyoruz. Tekniğimizi mükemmelleştirelim, büyüyeceksek de kontrollü büyüyelim istiyoruz. Kaliteli iş yapmak ve bize yani tarihimize dair içerik oluşturmak öncelikli hedefimiz. Pazarlama kaygımız yok. Oyun alanındaki problemimiz teknik sorunlar. Batı’da teknik çok ileri seviyede, çok fazla üretim yapılıyor ama artık içerik sıkıntısı yaşanıyor. Bizde de içerik çok ama teknik problemi aşmak gerekiyor.

Mobil pazarda mobil pazara karşı

Tuğrul: Biz kendi güzel olduğunu düşündüğümüz şeyi yapalım istiyoruz. Bir oyun sevildi ve tuttu diye o oyunu taklit etmek istemiyoruz. Çok fazla mobil oyun üretimi yapılıyor fakat beğenilen oyunlara öykünülerek yapılıyor bunun sonucunda da sığ şeyler ortaya çıkıyor. Mevcut olan oyunların neden tuttuğuyla ilgilenmiyoruz. Bize oyunların pazarlamasıyla uğraşın çok daha büyük paralar kazanırsınız diye akıl verenler de oldu. Şuna satın, bundan sponsorluk alın diye. Yapmak istemedik, organik dememizin arkasında ideolojik bir arka plan var. Kar odaklı çalışmak istemiyoruz.  Aynı zamanda bizim mobil pazarda mobil pazara karşı bir duruşumuz var diyebilirim. Çünkü dünya görüşü olarak çocukların saatlerini oyunlara vermelerine karşıyız. Bu nedenle kasıtlı olarak biten bir oyun yaptık. Uzatın isteklerine de bu nedenle karşılık veriyoruz. Çocukların saatlerini sömürmek istemiyoruz.

Selman: Bu mecrada inanılmaz bir içerik var. Buraya sağlıklı, kültürel bir içerik sağlamak için uğraşıyoruz. Niyetimiz, madem burada böyle bir tüketim var, burada bir kültür erozyonu oluşacaksa biz buna karşı bir içerik sağlayalım. Bu proje bizim için de çok geliştirici oldu. Çizimimi bu proje esnasında geliştirdiğime inanıyorum. Bence herkesin çok disiplinli ilgi alanları olmalı. Boğaziçi Üniversitesi’nde ilgi alanlarınızı geliştirebileceğiniz çok imkân var. Okulun sağladığı fırsatlardan yararlanmak çok önemli. Yetenekleri doğrultusunda herkes kendisini geliştirmenin yollarını aramalı. Ben politika mezunuyum fakat şu an İnteraktif Medya Tasarımı konusunda yüksek lisans yapıyorum. Çizim ve müzik yeteneğimi üniversite yıllarımda geliştirdim.

 

Haber: Gökçe Büyükbayrak


Tarih: 04 Nisan 2017