"Toplumda tsunami farkındalığının geliştirilmesi şart"

Türk ve Japon uzmanlar 5. yılına giren MarDİM projesinde Marmara’da deprem ve tsunami zararlarının azaltılması için çalışıyor. Uzmanlar, Marmara’da oluşabilecek büyük deprem öncesi bilimsel çalışmalarını proje kapsamında sürdürürken; bölgede olası bir deprem ve sonrasında oluşabilecek tsunamiye karşı daha dirençli bir toplum oluşturulmasına yönelik olarak çalışıyor.

İstanbul AFAD ev sahipliğinde 19 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilen ‘’Marmara Bölgesi’nde Deprem ve Tsunami Zararlarının Azaltılması ve Türkiye’de Afet Eğitimi Projesi- İstanbul Bölgesel Semineri’’ne Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener’in yanı sıra KRDAE’nden Dr. Doğan Kalafat, Prof. Dr. Ali Pınar, Dr. Ceren Özer Sözdinler ve Dr. Öcal Necmioğlu da katılarak KRDAE’nün Marmara Bölgesi’nde deprem ve tsunami zararlarının azaltılması konusunda yapılan çalışmaları aktardılar.

Boğaziçi Üniversitesi’nin liderliğinde,  ülkemizden ve Japonya’dan farklı üniversitelerin de katılımıyla yürütülmekte olan MarDİM projesinde Japon uzmanlar da seminere katılarak proje kapsamında yapılan çalışmalar ile ilgili değerlendirmelerde bulundular.

KRDAE’den Doç. Dr. Gülüm Tanırcan’ın moderatörlüğünde, İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürü (AFAD) İbrahim Tarı, Prof. Dr. Haluk Özener, AFAD Deprem Dairesi Başkanı Dr. Murat Nurlu ve MarDİM projesi ortaklarından Japon İşbirliği Ajansı (JICA)’nın temsilcisi Ko Goto’nun açılış konuşmalarıyla başlayan toplantıda beşinci yılına giren MarDİM projesi hakkında Dr. Doğan Kalafat tarafından katılımcılara bilgi verildi.

Dr. Kalafat, Japonya Deniz-Yer Bilimleri ve Teknoloji Ajansı (JAMSTEC) ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) işbirliğinde devam eden projenin çok disiplinli bir çalışma olduğunu belirtti.

MarDİM projesi kapsamında Marmara deniz tabanında çok disiplinli jeofizik çalışmalar, olası tsunami modellemeleri, mikro-bölgelendirme, bir deprem esnasında zeminin ve üzerindeki binaların davranışlarının hesaplanması, maksimum yer hareketlerinin öngörülmesi ve hasar tahmini, kent tahliye simülasyonları, depremin etkili olacağı alanlar ve yaratacağı ivmelerin simülasyon modellerinin ortaya konulması gibi çalışmaların yapıldığını belirten Kalafat, bu çalışmalar sayesinde son beş yıl içinde önemli bir bilgi ve teknolojik birikiminin oluştuğunu ifade etti.

Türkiye’de ilk defa kullanılan teknolojilerle Marmara Denizi’nde araştırmalar yapıldı

Kalafat, Nisan 2018’de sona erecek olan MarDİM projesi öncesinde toplumun tsunami hakkında yeterli bilgisi olmadığını; bu proje kapsamında üretilen eğitici materyaller ve verilen eğitimlerle toplumun belli bir farkındalık seviyesine ulaşmasının sağlandığı sözlerine ekledi. Dr. Kalafat ayrıca, Marmara’da olası bir tsunami durumunda erken uyarı sisteminin devreye girerek ilgili sonuçların kullanılmasına yönelik olarak AFAD’a iletilmesinin sağlanabileceğini ve bu yolla tsunamiden etkilenme riski olan bölgelerde tahliyenin yapılabileceğini aktardı.

Ayrıca, MarDİM projesi kapsamında tsunami ile ilgili yürütülen araştırmalarda kullanılan Deniz Tabanı Gözlemevi (OBS) cihazlarının Türkiye şartlarına uygun olarak tasarlanarak Japonya dışında ilk defa Türkiye’de kullanıldığını belirten Kalafat, bu proje kapsamında deniz tabanında elektromagnetik-elektrik alan-açılma ölçerlerin kullanıldığını ve bu gözlemlerin uzun süreli yapıldığını belirtti.

Tsunamide erken uyarı teknolojisi

Prof. Dr. Ali Pınar’ın ‘’Marmara Denizinde Kuzey Anadolu Fay Zonu Boyunca Fay Segmentasyonu ve Sismik Aktivitenin Derinliği’’ başlıklı sunumunun ardından, Kagawa Üniversitesi’nden Prof. Dr.Yoshiyuki Kaneda, ‘’Tsunami Zarar Azaltma Konusunda Japonya’daki Bilimsel Çalışmalar’’ı anlattı. Kaneda, 2011’de yaşanan Tohoku depreminde oluşan tsunamide çok önemli kayıplar verildiğini anlatarak, erken uyarının tahliye ve kurtarma işlemlerinde hayati önem taşıdığına işaret etti. Japonya’da kullanılmakta olan ve erken uyarı konusunda önemli bir ilerleme sağlayan DONET sisteminden de bahseden Kaneda, DONET sisteminde her saniye ölçüm yapılabildiğini ve hata payının yok denecek kadar az olduğunu aktardı.

Marmara deniz tabanında heyelan riskleri araştırıldı

Toplantıda 20 Temmuz 2017’de Bodrum ve Kos adasında yaşanan deprem ve meydana gelen tsunami de toplantıda ele alındı.  Boğaziçi Üniversitesi KRDAE’nden Dr. Ceren Özer Sözdinler ve ODTÜ’den Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner’in sunumunda Marmara Denizi’nin aktif bir tektonik yapıya sahip olması nedeniyle tsunamilere de açık bir bölge olduğuna işaret edildi.

Marmara Denizi’nde olası 32 adet fay parçasının belirlendiğine dikkat çeken uzmanlar, bu veriden hareketle 30 farklı deprem senaryosu oluşturulduğunu ve farklı tsunami modellemeleri yapıldığını aktardılar. Dr. Ceren Özer Sözdinler, Marmara’da 6 noktada su seviyesi değişimleri ve dalga varış zamanlarını analiz ettiklerini belirterek en kötü senaryoya göre çalışmalarını sürdürdüklerini aktardı. Olası bir tsunaminin asıl nedeninin deprem mi, yoksa deniz tabanı heyelanı mı olduğu sorusundan hareketle çeşitli analizler yaptıklarını aktaran Sözdinler, Marmara denizinin pek çok noktasında deniz tabanı heyelanı olmasının ve bunların etkili olacağının mümkün olduğuna dikkat çekti.

Büyük bir depremde sahil şeridinden uzak kalınmalı

Boğaziçi Üniversitesi KRDAE’nden Dr. Öcal Necmioğlu ise Kandilli Rasathanesi bünyesinde kurulmuş olan deprem erken uyarı sistemi sayesinde Marmara’da olası bir tsunamide bu sistemin ilgili kurumlara veri akışı sağlayabileceğini belirtti. Necmioğlu, tsunami uyarısının kamuoyuna iletilmesinde karar vericilerin ihtiyacı olan zamanın ve tahliye işlemleri için gereken zamanın son derece kritik olduğuna dikkat çekti.

Necmioğlu, Japonya’da uygulanmakta olan DONET gibi çoklu fiziksel parametre ölçer sistemlerin Türkiye’de uygulanır olması halinde tsunaminin daha erken ölçülebileceğine işaret ederken, Marmara’da büyük bir deprem olması halinde yurttaşların en az 1-3 saat kadar sahil şeridinden uzak kalmalarının sağlanması gerektiğini ekledi. Necmioğlu, ilgili kamu otoritelerinin bu konuda toplumu bilgilendirmesinde büyük fayda olduğunu ifade etti.

Japonya örneği: Ahşap malzeme ile yapılan evler depreme daha dayanıklı

ToplantıdaJaponya'da Şehir Yapısı için Afet Zararlarının Azaltılması’’ konusundaki çalışmaları anlatan Dr. Mayumi Sakamoto ise, 1995 Kobe Depremi’ni yaşamış biri olarak tanıklıklarından bahsetti. 3,6 milyon kişinin etkilendiği, 300 bin kişinin evsiz kaldığı Kobe depreminden sonra kentin bir daha eski ekonomik gücüne erişemediğini belirten Sakamoto, depremin zararlarını en aza indirebilmek için dayanıklı malzemelerle inşa edilmiş binaların tercih edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Sakamoto, Türkiye’de geleneksel olarak ev inşaasında tuğla/ briket kullanıldığına Japonya’da yapılan testlerde ise ahşap malzemeyle inşa edilen evlerin depremden daha az etkilendiğine işaret etti.

JAMSTEC’den  Dr. Seçkin Özgür Çıtak ise, “İleri Düzey Deprem Tehlike Haritalarının Hazırlanması” kapsamında yapılan Zeytinburnu Pilot Bölgesi çalışmalarından bahsetti.  Çıtak, binalarda mikrotremor ölçümleri, zemin özelliklerinin, yapı özelliklerinin belirlenmesi çalışmaları ve Marmara Denizi’nde fay kırılması senaryosu sonucu Zeytinburnu ilçesinin tamamı için bütünleşik deprem simülasyonu uygulaması hakkında bilgiler verdi.

Haber ve fotoğraflar: Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 26 Eylül 2017