Tüm renkleriyle Boğaziçi’nden yeni öğrencilere ‘’Hoşgeldiniz’’

2017-2018 Eğitim-Öğretim Dönemi “BÜ’lü Olmak” temasıyla hazırlanan “Üniversiteyi Tanıma Günleri”yle başladı. Yeni öğretim yılında Boğaziçi Üniversitesi ailesine katılan öğrenciler, “Yarından Sonrası” için eğitim alacakları okullarını tanıdı. 2017’de Boğaziçili olan öğrenciler ‘’BÜ Öğrencisi Zamanı Nasıl Kullanır’’dan, ‘’Kampüste Hayatta Kalmanın Yolları’na ve ‘’Geleceğin Mezunları’’ olarak kendilerini bekleyen fırsatlara çok farklı konularda Boğaziçi Üniversitesi hocaları ve mezunlarından bilgi aldılar. Kilyos Kampüsü ve Güney Kampüs’te düzenlenen kulüp etkinlikleri ve buluşmalarına katılarak A’dan Z’ye Boğaziçi Üniversitesi ile tanıştılar.

Üniversiteyi Tanıma Günleri, Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Temsilciliği Kurulu (ÖTK) Başkanı, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ve Tarih Bölümü öğrencisi Mert Nacakgediği ‘nin yaptığı açılış konuşmasıyla 19 Eylül’de başladı. Nacakgediği, “Türkiye’nin en iyi üniversitesine hoş geldiniz” diyerek üniversiteye gelen öğrencileri başarılarından ötürü tebrik etti. Boğaziçi’nin sadece diploma veren bir okul olmadığını, aynı zamanda erdemli, özgürlükçü ve inovatif olmayı öğreten bir kurum olduğunu ifade eden Nacakgediği, Boğaziçi’nin bütün bileşenlerinin kendilerine iyi bir eğitim vermek için hazır olduğunu belirtti. ÖTK hakkında da bilgi veren Nacakgediği, kurulun öğrencilerin haklarını savunmada her zaman ön planda olduğunu ve bunun bir parçası olmak isteyen öğrencilerin Kasım ayında yapılacak olan ÖTK seçimlerine katılabileceklerini sözlerine ekledi.

Derse girmeden AA alınır mı?

Nacakgediği’nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Atay öğrencilere “Derse Girmeden AA Alınır Mı?” isimli ilk derslerini verdi. Derslerden uzak kaldıkları her zamanın kendilerini aleyhinde olacağını belirten Atay, özellikle hazırlık eğitimi boyunca iyi İngilizce öğrenebilmenin derslere tam katılımla sağlanacağını belirtti.

Bunun dışında Boğaziçi Üniversitesi idari birimleri ve akademik yaşamı hakkında öğrencileri bilgilendiren Atay, Boğaziçi’nde sistemin aşağıdan yukarıya doğru işlediğini belirterek okulunun faaliyetlerinde katılımcılığın ve çoğulculuğun temel prensipler olduğunun altını çizdi. Öğrenci etkinliklerinde Kulüpler Arası Kurul’un karar mercii olduğunu da belirten Atay, konuşmasında Burs Ofisi’nden Etik Komisyonu’na kadar bütün birimler hakkında öğrencilere bilgi verdi.

Boğaziçi’nde kültür ve sanat

Hazırlık öğrencilerinin katıldığı bir diğer ders ise Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Gülsoy’un verdiği “Sanat Uzun Okul Kısa: BÜ’de Sanat” dersi oldu. Boğaziçi Üniversitesi’nin kültür ve sanat faaliyetlerine çok geniş bir perspektifle yaklaştığının altını çizen Gülsoy, öğrencilerin hem farklı birimler vesilesiyle istedikleri alanlarda kendilerini geliştirebildiğini hem de kampüs içindeki etkinlikler sayesinde kültür ve sanatın Boğaziçi’nde sürekli yaşadığının altını çizdi. BU+ Etkinlikleri, Mithat Alam Film Merkezi, SineBU, Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, Albert Long Hall Klasik Müzik Konserleri ve Açık Dersler hakkında detaylı bilgiler veren Gülsoy, özellikle Açık Dersler sayesinde Boğaziçi’nde üretilen bilginin geniş kitlelere ulaştığını belirtti.

Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan, dünyaca ünlü yazar ve sanatçıların bulunduğunu da belirten Gülsoy, üniversitenin akademik ve sosyal hayatının bu alanlarda kişisel gelişim sağlamaya uyumlu olduğunun altını çizdi.

Geleceğin mezunları olarak BÜ öğrencileri

Boğaziçili Olmak: Geleceğin Mezunları Olarak BÜ Öğrencileri başlıklı bir konuşma yapan Rektör Danışmanı ve Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Yenal ise öğrencilere gelecek planlamalarını lisans hayatları boyunca iyi bir şekilde yapmaları gerektiğini hatırlattı. Boğaziçi Üniversitesi Kariyer Merkezi ve Mezunlar Ofisi olarak bu kariyer planlaması yapan öğrencilere yardımcı olduklarını belirten Yenal, özellikle son dönemde disiplinlerarası yaklaşımın hayatın her alanında başarıya giden yolun anahtarı olduğunu ve Boğaziçi’nin en önemli özelliğinin de bunu sağlamak olduğunu ifade etti. Boğaziçi Üniversitesi bölümlerinin farklı alanlarda öğrencilerin kendilerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla öğrencilere bolca seçmeli dersler aldırdığını hatırlatan Yenal, bu sayede iş hayatında karşılaşılan uyum yeteneği, takım çalışması ve problem çözebilme yeteneklerinin öğrencilerde geliştiğini kaydetti.

Boğaziçililer iş hayatında her zaman tercih ediliyor

Sektör temsilcileriyle yaptıkları görüşmelerde Boğaziçi mezunlarının şirketler tarafından neden tercih edildiğini sorduklarını ve onların da Boğaziçi mezunu olanların sadece iş hayatı için gerekli teknik bilgilere sahip olmadıklarını, aynı zamanda iş hayatına pozitif katkı sağlayan sosyalleşme ve problem çözme becerilerinin de gelişmiş olduğunu söylediklerini belirtti. Yeni girişli öğrenciler olarak iyi bir eğitim planı yapmaları halinde bu özelliklere sahip olabileceklerini söyleyen Yenal, farklı bölümlerden alacakları derslerin yanı sıra Boğaziçi’nin zengin sosyal ve kültürel hayatının da kişisel gelişimlerine büyük katkıda bulunacağını ifade etti. Kariyer Merkezi’nin etkinliklerini takip etmeleri halinde mezuniyet sonrası kuracakları hayatın alt yapısını lisans eğitimleri sırasında yapabileceklerini de ekleyen Yenal, bütün öğrencilere akademik yaşamlarında başarılar diledi.

Boğaziçi Üniversitesi 1995 yılı mezunu ve Boyner Grup Başkan Yardımcısı İdil Türkmenoğlu üniversiteye yeni başlayan öğrencilere deneyimlerini anlattı. Halen İşletme Bölümü’nde iş hayatında liderlik üzerine bir ders de veren Türkmenoğlu, 25 senedir İnsan Kaynakları yönetimi yaptığını ifade etti. Üniversiteyi kazanmış olmayı kariyerlerinin başlangıcı olarak görmelerini söyleyen Türkmenoğlu, Boğaziçi gibi bir okulda oldukları için çok şanslı olduklarını söyledi. İş hayatında her zaman Boğaziçi mezunlarıyla çalışmanın daha iyi olduğunu ifade eden Türkmenoğlu, bunun birden fazla sebebi olduğunu aktardı.

İyi bir kariyere sahip olmak için güçlü yönlerinin geliştirmelerini öğütleyen Türkmenoğlu, farklı alanlarda kendisini geliştirmiş ve sosyal yönü kuvvetli adayların iş hayatında başarıya giden yolda bir adım önde olduğunu söyledi. Bunun yanında Boğaziçi mezunlarıyla ve son sınıf öğrencileriyle sürekli irtibat kurmalarını ve böylece “Back to the future” yaparak kendilerini neyin beklediğini anlayabileceklerini söyledi. Boğaziçi’ndeki sosyal hayatın canlı olmasının “networking” yapmak için büyük avantaj sağladığını da ekleyen Türkmenoğlu, not ortalamasının üniversiteyi tam anlamıyla yaşamanın önünde engel olmaması gerektiğini, bunun yanında iş ve staj deneyimimin mezun olduktan sonra çok değerli olduğunu ifade etti. İş ve yüksek lisans başvurularında “Sizi diğerlerinden ayıran nedir?” sorusuna cevap vermenin önemine de değinen Türkmenoğlu, iyi bir kariyere sahip olmak için şimdiden geleceği planlamak gerektiğini de sözlerine ekledi.

“Bizi hep bu havalar mı mahvediyor?”

Üniversiteyi Tanıma Günleri kapsamında Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Tufan Turp da yeni öğrencilere “Bizi Hep Bu Havalar mı Mahvediyor? Çevre ve İklim Farkındalığı” başlıklı dersini verdi. İklim ve hava durumu terimlerinin farkını açıklayarak söze başlayan Turp, iklim değişikliğinin herkesin sorunu olduğunu vurguladı. Turp, atmosferdeki karbondioksit seviyesinin son 800 bin yıldaki en yüksek düzeye geldiğini belirttiği konuşmasında, 1896 yılından bu yana atmosferdeki karbondioksit seviyesinin artmasının ortalama sıcakları da arttıracağının bilimsel olarak bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmadığının altını çizdi. İstanbul’da bu yaz görülen dolu yağışlarının ve ABD’de gerçekleşme aralığı sıklaşan kasırgaların iklim değişikliğinden bağımsız olmadığını söyleyen Turp, “iklimden kaynaklanan risklerin azalmayacağını, herkesin bu konuda hazırlıklı olması gerektiğini” belirtti. Türkiye’nin uluslararası düzeyde iklim değişikliği karnesinin iyi olmadığını da vurgulayan Turp, 1999-2012 yılları arasında Türkiye’de karbondioksit salımının %133 arttığına dikkat çekti. Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığının güneş enerjisini destekleyen politikalarla aşılmasının mümkün olduğunu ifade eden Turp, Türkiye’nin iklim ve enerji alanında teknoloji geliştirmesinin gelecek nesiller için de kritik bir önemi olduğunu sözlerine ekledi.

İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin iklim modellemeleri ve bu modellerin etki analizlerini yeni öğrencilere kısaca sunan Turp, ortalama sıcaklıktan daha da önemli olarak ortalamadaki uç değerlerin artmasının büyük bir sorun yaratacağını, uç seviyede gerçekleşen sıcaklık ve yağışların çok daha tehlikeli hale gelebileceğini belirtti.

Teyit.org’un Kurucusu Foça’dan “Sosyal Medya Okur Yazarlığı”

Boğaziçi Üniversitesi ailesine yeni katılan öğrencilerin ilgiyle izlediği  bir diğer ders ise Teyit.org’un kurucusu Mehmet Atakan Foça’nın verdiği “İmaj Her Şey Değildir: Sosyal Medya Okur Yazarlığı” dersi oldu. Konuşmasına basında ve sosyal medyada yayılan haberlerin doğrulanması amacını güden Teyit.org’u kısaca tanıtarak başlayan Foça, günümüzde internet kullanımının kullanıcı için nasıl bir anlamı olduğunu tartıştı. Google, Twitter, Facebook ve Instagram gibi çok fazla kullanıcı sayısına sahip sosyal platformların “daha çok kendi sesimizi ve bize benzeyen kişilerin sesini duymamıza yönelik bir internet anlayışı yarattığını” belirten Foça, “Kullanılan algoritmalar sayesinde görmek istediklerimiz dışında kalan şeyleri filtrelediğimizi” vurguladı.

 

Foça, günümüz internet kullanımında sadece benzer fikirleri almamızı sağlayan algoritmaları “Filtre Balonları” ve “Yankı Fanusları” olarak tanımladığı konuşmasında, internet kullanımımızda farkında olarak veya olmayarak yarattığımız filtreleme ve belli bir fanusa sıkışma durumu sonucunda doğru bilgiye ulaşmanın zorlaştığının altını çizdi. Yanlış bilgilenmenin nelere sebep olabileceğini açıklayan Foça; internet üzerinden yayılan yanlış bilgiler sonucunda gerçekleşen ayrımcılıklardan, ticari kayıplardan, diplomatik krizlerden ve demokrasilerin zarar görmesinden örnekler sundu. Foça, internet üzerinden edinilen her bilgiye inanılmaması gerektiğini ve bilgilerin doğrulanmaya muhtaç olduğunu ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.

Yeni Boğaziçililer’den ilk izlenimler …

19-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Üniversiteyi Tanıma Günleri programına katılan öğrenciler Boğaziçi Üniversitesi hocalarının verdikleri derslerle üniversitenin akademik programına ve kampüsün sosyal yaşamına renk katan kulüp faaliyetleri hakkında bilgi edinme şansı buldular. Boğaziçi Üniversitesi’nin 2017 girişli öğrencilerine Üniversiteyi Tanıma Günleri hakkında ilk izlenimlerini sorduk:

 

Afra Yel, İktisat Bölümü

“Ankara’dan geliyorum. Kilyos kampüse gelince büyülendim diyebilirim. Üç-dört gündür buradayız ama yurt ortamı çok renkli ve güzel. Farklı insanlarla tanıştım. Okulun ortamı da çok etkileyici. Oryantasyon programı da ayrıca bilgilendirici oldu. Kulüpler hakkında bilgi aldım. Her kulüple konuşma imkanı elde etti. Bölümümden ötürü İşletme Kulübü çok ilgimi çekti. Müzik kulübünün faaliyetlerini de takip etmeyi istiyorum. Bu kadar faal bir okulda olmak, bu kadar köklü kulüplere sahip olan bir okulda okuyacağım için de ayrıca şanslı hissediyorum.”

 

Yağmur Metin, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü

“Oryantasyon programı okulu tanıma açısından çok faydalı oldu. Beklediğimden çok farklı bir ortam buldum burada. Kulüp tanıtımlarını ilgiyle takip ettim. Bundan sonra da farklı kulüplere katılmayı çok istiyorum.”

 

Emre Berk Altun, İşletme Bölümü

“Boğaziçi beklediğimden çok farklı bir ortam sundu bana. Ayak uydurmaya çalışıyorum. Geçen sene okul olarak tanıtım gezisine gelmiştim, yaz döneminde de tanıtım günlerinde buradaydım. Güney Meydan’a aşık olarak Boğaziçi’ne gelmeyi çok istemiştim ve bu isteğim gerçekleşti. Kulüp faaliyetleri hakkında bilgi alıyorum. Münazara Kulübü ve İşletme Kulübü dikkatimi çekti. Diğerleri hakkında da bilgi aldım. Önümüzdeki süreçte kulüp faaliyetlerine katılmayı iple çekiyorum.”

 

Altay Erlik, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü

“Okula geleli üç gün olmasına rağmen kendimi şimdiden Boğaziçili hissediyorum. Konuşmaların hepsini takip etmeye çalıştım. Birçok aktiviteye katıldım, kulüplere kayıt oldum. Tiyatro Kulübü’nden BÜYAK’a kadar birçok kulübün faaliyetlerine dâhil olacağım. Uzun zamandan beri tiyatro ile ilgileniyorum. Bundan sonra da Boğaziçi’nde tiyatro faaliyetlerine katılacağım. Oryantasyon sayesinde okul hakkında önemli bilgiler edindim, buraya gelmeden önce de birçok şeyi biliyorduk ama ortam gerçekten çok farklıymış.”

 

 Haber: Talat Karataş, Sinan Cem Deveci/Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

 

 

 

 

 

 

Tarih: 22 Eylül 2017