‘’Türkiye kadınlarıyla gurur duymalı’’

2013 yılından bu yana her dönem dünyanın önemli akademisyenlerini Boğaziçi Lectures kapsamında konuşmacı olarak ağırlayan Boğaziçi Üniversitesi, bilim, sanat, edebiyat ve insani ilişkiler alanlarında gerçekleştirdiği çalışmalar ile birçok ödül alan Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite’i konuk etti.

Boğaziçi Lectures serisi kapsamında üniversitede bir konuşma yapan Prenses Hashemite, modern Irak’ın kurucusu Kral Faysal Bin El-Şerif Hüseyin’in torunu olarak kraliyet ailesinden gelen bir bilim insanı olmanın yaşamında ve profesyonel kariyerindeki izlerini dinleyicilerle paylaştı; toplumda iz bırakmış başarılı projelerinden örnekler verdi.

Dünyada kadın sağlığı ve hakları ile ilgili gerçekleştirdiği çalışmalar ve bilim, sanat ve edebiyat alanlarına yaptığı katkılar ile ayrıca birçok ödül alan Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite, “Barış ve Kalkınma İçin Bilimde Eşitlik ve Denklik" başlıklı konuşmasında tıp alanında çalışmaya Natasha isminde küçük bir hastasına verdiği sözle başladığını belirterek bu küçük ve öksüz kızın hatırasına duyduğu saygı ve ona verdiği sözle çalışmalarını genetik hastalıklar alanına yönlendirdiğini anlattı.

Konuşmasında Hz. Muhammed’in soyundan gelen bir aileye mensup olduğunu vurgulayan Hashemite, İslam tarihinin kendi soyunun tarihi de olduğunu belirterek İslam’a dair erken yaşlardan beri büyük bir araştırma merakına sahip olduğunu ve bu araştırmaları derinleştikçe topluma hizmet etmek adına daha fazla çalışmak istediğini anlattı.

5 yaşındayken pilot, 7 yaşındayken ise doktor olmak istediğini söyleyen Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite, Kraliyet ailesi mensubu olarak kendisine çizilen ‘’Prenses’’ rolü yerine toplum için çalışmayı tercih ettiğini anlattı.

Genetik çalışmaları için İslam bilginlerinden fetva aldı

Genetik alanında çalışmalarını sürdürülebilmek adına aralarında El-Ezher Üniversitesi de olmak üzere İslam coğrafyasının saygın üniversitelerindeki bilim insanlarından fetva aldığını aktarak Dr. Nisreen El-Hashemite, bu sayede çalışmalarını Arapça dilinde yayınladığını belirtti.  Hashemite, böylelikle genetik rahatsızlıkları bazı toplumsal yargılar nedeniyle adeta ‘’ayıp’’ olarak kabul eden Müslüman toplumda bu yargıların değişmesine ön ayak olduğunu anlattı. Genetik alanındaki çalışmalarına Londra’da başlayan Dr. Nisreen El-Hashemite, özellikle Londra’daki Müslüman hastalarla yakın diyalog içinde çalıştığını aktardı.

Doktor olarak görev yapmanın yanı sıra, dünya barışi için de çeşitli çalışmalara imza atan Dr. Nisreen El-Hashemite, UNESCO ile yürüttüğü sosyal çalışmalara  değindi. Bu kapsamda Irak’a ekonomik yaptırımların başladığı, savaşın sürdüğü sert bir politik iklimde Iraklı ve Kuveytli sanatçıları buluşturan bir serginin düzenlediklerini aktardı. Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite ayrıca bilimi topluma daha fazla yaklaştırmak amacıyla Beyrut’ta bir Science Café açtıklarını ve her ayın son Perşembe günü  farklı bir Arap ülkesinden bir bilim insanını burada ağırlayarak halka açık konferanslar düzenlediklerini belirtti.

‘’Kadın sağlığı üzerinde daha fazla durmalıyız’’

Brigham ve Harvard tıp okullarında ‘Kadınlar Hastanesi’nde kansere bağlı tüberoskleroz araştırmaları, yeni tedavi stratejileri ve doğru kan testleri ile ana kanser tiplerinin tespiti gibi çalışmalar yürüten Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite konuşmasında, kadın sağlığı konusunda tıp dünyasının daha fazla duyarlı olması gerektiğine dikkat çekti. Kadın sağlığının günümüzde cinsel sağlık veya üreme sağlığı ile ilgili boyutları dışında detaylıca ele alınmadığını söyleyen Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite, ‘’Bazı hastalıklar kadınlarda erkeklerden daha ağır seyredebilir. Bir kadının tedavi esnasında aldığı X-Ray ışınlarına verdiği tepki bir erkek hastadan farklı olabilir. Kadın sağlığı konusunu tüm dallarıyla ve uzmanlarıyla ele almak zorundayız’’ diye konuştu.

‘’Türk kadınları çok güçlü, onlarla gurur duymalısınız’’

Konuşmasında Türk dizilerine yakından takip ettiğini belirten Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite, dizilerde temsil edilen Türk kadının gerçek hayattakinden çok farklı olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: ‘’Türkiye’de kadınlar çok güçlü. Bununla gurur duymalısınız. Mühendislikten akademiye hemen her alanda Türkiye’deki kadınların sayısı ABD’de bu alanlarda çalışan kadınların sayısından çok fazla. Ancak Türkiye’de medya kadınları olduğundan farklı gösteriyor. Kadınların rol model olarak gösterilmesi gerektiğine inanıyorum ve bu konuda medyada dizi sektörüne önemli görevler düşüyor’’.

‘’Rol modelim Muhammed Ali’’

Kısa bir süre önce ünlü boksör Muhammed Ali anısına verilen bir ödüle değer bulunduğunu aktaran Prenses Dr. Nisreen El-Hashemite, ‘’Muhammed Ali benim kahramanım ve rol modelim oldu; çünkü o prensipleri için savaştı ve onlardan asla vazgeçmedi’’   diyerek sonlandırdığı konuşması kapsamında, tamamen kendi gayretleriyle yürüttüğü diplomasi sayesinde  Birleşmiş Milletler’in 11 Şubat gününü “International Day of Girls and Women in Science”  (Uluslararası Bilim Kadınları Günü) olarak kutlamaya başladığına da dikkat çekti.

 

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan

Tarih: 13 Ekim 2017