‘’Üniversite sıralamalarında başarı kriterleri çeşitlendirilmeli’’

Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Öğrenci Forumu’nun düzenlediği “Avrupa ve Üniversitelerimiz” konulu söyleşide Boğaziçi Üniversitesi eski rektörlerinden Prof. Dr. Üstün Ergüder, Türkiye ve Avrupa üniversiteleri ve eğitim sistemleri hakkında bilgilendirici bir konuşma yaptı.

Uluslararası üniversite derecelendirme kuruluşlarının sıralamalarına dair görüşlerini de paylaşan Üstün Ergüder,  Türkiye’deki üniversitelerin dünya üniversitelerinin gerisinde kaldığı konusundaki görüşlere yönelik olarak  “Bu sıralamaların neye göre yapıldığına dikkat etmemiz gerekiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nin başarısının en önemli sebeplerinden birisi olan kurum kültürü hiçbir sıralamaya dahil edilmiyor”  saptamasını yaptı.  Ergüder, üniversitelerin başarılarında sadece belirli kriterlerin baz alınmasının yöntem açısından sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’de ve Avrupa’da değişen üniversite eğitim sisteminin tarihçesi hakkında bilgiler veren Üstün Ergüder, Türkiye’nin uzun yıllar Kıta Avrupası’ndan aldığı kürsü sistemini benimsediğini belirtti. Bu sistemle İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi gibi kurumların ön plana çıktığını belirten Ergüder, 1950’lerde Ankara’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin kurulması ve yine aynı dönemde Robert Kolej’de yüksek eğitim verilmeye başlanması gibi iki önemli gelişme sayesinde Türkiye’de üniversite eğitiminin dönüşmeye başladığını ifade etti. Bu gelişmeler sonucunda Kıta Avrupası sistemine alternatif olarak Amerikan eğitim sistemine dayalı perspektifin Türkiye’ye gelmeye başladığını aktaran Ergüder, buna rağmen 1970’li yıllarda hala eski sistemin etkili olmaya devam ettiğini aktardı.

1980 sonrası Yüksek Öğretim Kurumu’nun kurulmasıyla tamamen eski sistemden Amerikan sistemine geçildiğini aktaran Ergüder, Türkiye’nin yüksek öğretimi Avrupa’dan daha önce dönüştürmeye başladığını aktardı. 1990’lı yıllarda Avrupa’da Avrupa Birliği’nin oluşabilmesi için Amerika ve Uzakdoğu ile yarışabilecek bir yüksek öğretime ihtiyaç olduğunu düşünmesinin Bologna Süreci’nin başlamasına vesile olduğunu aktaran Ergüder, Türkiye’nin de bu sürecin bir parçası olduğunu sözlerine ekledi. Türkiye ile birlikte eski Sovyet cumhuriyetlerindeki üniversitelerin Amerikan sistemine daha rahat adapte olduğunu aktaran Ergüder, rektörlüğü döneminde Avrupa üniversiteleri ile geliştirilen ilişkiler sayesinde bu süreci yakından takip ettiğini aktardı. Ergüder, o dönemde Türkiye’nin Avrupa topluluğuna üye olması konusunda ciddi bir kamuoyu desteği olduğunu da anımsattı.

Üniversiteler inovasyonla eğitim kalitesini artırır

Üniversitelerin her zaman daha iyi eğitim sistemini hedeflemeleri gerektiğini sözlerine ekleyen Ergüder, yüksek öğretimde inovasyonun önemini vurguladı.  Sabancı Üniversitesi’nin kurucu rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu’nun bölümsüz fakülte sistemininin yenilikçi bir örnek  olduğunu ifade eden Ergüder, bu gibi sistemlerin ve üniversiteler arası rekabetin eğitimin kalitesini artıracağını inandığını belirtti.

Üniversite sıralamalarında uygulanan yöntemler sorgulanmalı

Konuşmasında çeşitli derecelendirme kuruluşları tarafından yapılmakta olan üniversite sıralama ve derecelendirmelerine de değinen Ergüder,  pek çok uluslararası sıralamada Boğaziçi Üniversitesi’nin iyi sonuçlar elde ettiğini aktarırken aynı zamanda bu sıralamaların ne kadar doğru yapıldığına da dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.  “Ben bu derecelendirmelerin birçoğunu inceledim. Mesela Boğaziçi Üniversitesi’nin yıllardır başarısının temelinde yatan kurum kültürünü hiçbir sıralama ölçüt olarak almıyor. Genellikle yapılan araştırmalara göre sıralıyorlar ama mesela sosyal bilimlerde araştırma yapmak fen bilimlerinden daha zor. Bütün bu değişkenlerin dikkate alınması gerekiyor” görüşünü dile getirdi.

Haber: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi

Tarih: 08 Aralık 2017