“Yalan haberin çekiciliği onun absürtlüğünde gizli”

Kuzey Kore, son dönemde gerçekliği sorgulanır ‘tuhaf’ haberlerle gündeme gelen bir ülke. Batı medyasında güvenilir mecralarda dahi Kuzey Kore ile ilgili asparagas nitelikte haberler yapıldığını görüyoruz. Kadınların bisiklete binmesinin yasak olmasından tutun da tüm Kuzey Korelilerin saçlarını ülkenin lideri Kim Jong-Un gibi kesmek zorunda olması gibi ‘’absürt’’ haberlerin son örneklerinden biri de Kuzey Kore liderinin yılbaşı kutlamalarını yasakladığını ve halktan İsa’ya değil babaannesine tapınmasını istediği yönündeydi. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü son sınıf öğrencisi Mert Can Yılmaz, Hindistan’a dek uzanan bir araştırmayla bu haberin gerçek olmadığını kanıtlarıyla gösterdi.

Mert Can Yılmaz gazetecilik deneyimi olan bir kişi değil, özel olarak Kuzey Kore’yi ilgi alanı olarak da saymıyor. O sadece medya okur-yazarlığının öneminin farkında olup doğru bilgiyi arayan bir Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi. Mert Can Yılmaz, Türkiye basınındaki hemen hemen her mecrada yayınlanmış olan Kuzey Kore haberinin, asparagas olduğunu, haberin kaynağına ulaşarak çok kısa bir sürede ispatladı. Kanıtlarını sosyal medya hesabından yayınlayarak haber sitelerinin de dikkatini çekti. Yılmaz ile haber teyidinin önemi, yöntemi, Kuzey Kore haberinin aslını bulma sürecini ve daha birçok konuyu konuştuk.

 

Öncelikle kendinden bahsedebilir misin? Gazeteci olmayı düşündün mü?

Merhaba, ismim Mert Can. Bu sene Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde son senem. Öğrenimime “Barış ve Çatışma Çalışmaları” alanında yüksek lisans yaparak devam etmeyi planlıyorum.

Türkiye belli başlı alanlarda ciddi anlamda uzmanlık açığına sahip. Terörizm konusu, eksikliklerimizin su yüzüne çıktığı belki de en kritik alan. Her birimizin yaşamına doğrudan temas ediyor, toplumumuzu travmatik deneyimlerle sınıyor. Bu alanda çalışmalar yaparak Türkiye’yi çözüme ulaştırabilecek alternatif politikalar sunmayı ve bu politikaları işleme koyabilecek bir pozisyonda bulunabilmeyi arzu ediyorum.

Gazetecilik çok değer verdiğim bir meslek. Gerçeği aydınlatmanın bedelini yaşamıyla ödeyen nice insanımız oldu. Sanıyorum çalışmalarımın bir kısmı gazetecilikle iç içe geçecek, ancak asıl odaklanmak istediğim mesele gerçeği aydınlatmanın yanında -okuduğum bölümün de biraz hakkını vererek- siyasi çözüm önerileri geliştirmek olacak.

Kuzey Kore Lideri Kim Jong-Un hakkındaki haberi araştırma sürecinden bahseder misin?

Yaklaşık altı senedir zaman zaman çeşitli demokratik kitle örgütlerinin içerisinde bulunarak Türkiye’de siyasetin akışına dair bir izlenim edinme fırsatım oldu. Her geçen gün kendimi biraz daha bilgisiz ve eksik hissediyor olduğum bir gerçek. Ancak üzerine siyasi argümanlar kurduğumuz bazı ülkelerin bilinmezliği her zaman bana çekici geldi sanıyorum.

Kuzey Kore, nev-i şahsına münhasır, bilinmezliklerle dolu bir ülke. Bu bilinmezliğe karşı duyduğum merak, ülke hakkında çeşitli kaynaklar taramamda ve kitaplar okumamda beni teşvik etmişti bir bakıma. Sınırlı sayıda dışa açık internet sitesi bulunan bu ülke hakkında hemen her hafta ana akım medya kanallarında absürt olarak nitelendirebileceğimiz haberler görmek beni şaşırtıyordu açıkçası. Yılbaşında “Kim’in babaannesine tapacaklar” gibi bir haber görmek de benim için bu absürt halin sınırlarında dolanıyordu.

Neredeyse tüm ana akım medya organlarında habere yer verildiğini fark ettim. Yaptığım şey oldukça basitti aslında. Haber yapılırken yararlanılan kaynak, haberin içerisinde zaten belirtilmişti. Hindistan’da İngilizce yayın yapan bir haber sitesi üzerinden Türkçeye çevrilmiş olan bu haberi orijinal kaynağından okuma ihtiyacı hissettim. Orijinal kaynaktaki haber yalnızca üç paragraftan oluşuyordu ve açıkçası pek de bir dayanağı bulunmuyordu. Daha sonra yine çok basit bir şekilde sitede haberi hazırlayan muhabirin iletişim bilgilerini buldum, Facebook üzerinden bana daha fazla kaynak ulaştırıp ulaştıramayacağı hakkında bir soru yönelttim. Nitekim haberi Türkiye’de neredeyse tüm medya organları haber yapmıştı. O da bana haberin daha önce başka haber sitelerince yapıldığını söyledi. Kısacası kendi yaptığı şey sadece başka bir kaynaktan alıp altına ismini yazmasıydı. Bu sırada bir yandan da Kuzey Kore’nin resmi haber kaynaklarını taramaktaydım. Belirtilen iddiaların herhangi birine bu kaynaklarda rastlamadım.

Sonra bu bahsettiğimiz “gazeteci” bana haberi derlediği kaynakları ulaştırdı. Ancak sorun şuydu ki ulaştırdığı kaynakların birinin tarihi kendi yazdığı haberin tarihinden sonraydı. Siz pazartesi yazdığınız bir haberin kaynağı olarak çarşamba günü yazılan başka bir makaleyi gösterirseniz size gülerler sanıyorum.

Gönderdiği 3-4 kaynağın da farklı farklı sorunları vardı. Bazılarında yalnızca Kuzey Kore’de yılbaşının kutlanmadığı yazılıydı. Ancak buradan “Babaannesine tapacaklar” gibi bir yargıya ulaşılamazdı. Anladım ki bu, yalnızca dikkat çekmesi adına kurgulanmış bir yalan haberdi. Haber amacına ulaştı, Hindistan’daki haber sitesi binlerce sayfada paylaşıldı, yeni yılın en yaygın yalan haberlerinden birinin sağlayıcılığı konumunda yüzbinlerce kez tıklandı.

Son olarak da bu kısa araştırmamı bir şekilde insanlara da duyurmak istedim.

“Tarafsız habercilik diye bir şey yoktur.”

Türkiye'deki habercilikle ilgili fikirlerini alabilir miyim? Yalan haberlerin gücü/amacı ne olabilir?

Türkiye’de habercilik dediğimizde homojen bir yapıdan söz edemeyeceğimizi öncelikle kabul etmemiz gerekiyor sanırım. İkinci kabul etmemiz gereken şeyse -belki de size biraz tartışmalı gelecek bu argümanım ama- tarafsız habercilik diye bir şeyin gerçekte var olmadığı. Belirli ideolojiler çevresinde yaşamını sürdüren insanların o ideolojiler etrafında yayın kuruluşları inşa etmesini ben şahsen anormal karşılamıyorum. Ama anormal olan şey belirli bir ideolojik yaklaşımı benimsetmek adına insanlara yalan söylemek ve bunu en çok okuduğumuz gazetelerin de yaptığı bir gerçek maalesef.

Yalan haberin çekiciliği onun absürtlüğünde gizli bir bakıma. Bir haber bizim gerçekliğimizden ne kadar uzak görünürse o haberin o kadar çok okunduğunu görüyoruz. Kuzey Kore haberiyse böyle bir fenomen içerisinde sadece küçük bir örnek.

Yalan haber bir kez yayıldı mı üzerine onlarca tekzip yayınlasanız da fayda etmeyecektir sanıyorum. Gerçekliğin değil yaratılan algıların çağında yaşıyor gibiyiz. Çekici algılar yaratıp onların gerçekliğine kendimizi inandırıyoruz. Bir süre sonra da o algılardan vazgeçmemiz zorlaşıyor. Bu yüzden yalan haberi sonradan düzenlemek yerine haberciliğe dair belirli bazı ilkeleri önceden kabul edip bir haberi yazarken kendi kendimizi denetlememiz gerekiyor. Yine “tarafsız olalım” iddiasında olmadığımı belirteyim. Tarafsız olamayız ama doğruları söyleyebiliriz.

Kendi deneyimlerinden yola çıkarak bir haberin doğruluğunu teyit etmenin nasıl yolları vardır? Kolay bir iş midir?

Eğer haber yurtdışı kaynaklıysa çoğu zaman oldukça kolay diyebilirim. Haberin orijinal kaynağına eğer Türkçe haberde yer veriliyorsa ve haberle ilgili kafanızda soru işaretleri oluşmuşsa hızla haberin kaynağına ulaşın ve haberi bir de oradan okuyun. Kaynak saygın bir yayın kuruluşu mu yoksa sıradan bir internet sitesi mi tespit edin. Sitede biraz gezindikten sonra hangi sitenin güvenilir olduğunu, kimin yalan haber yapabileceğini tespit etmeniz kolay olacaktır.

Eğer orijinal kaynak haberde belirtilmemişse Google News’ı kullanabilirsiniz. Konuya dair yapılan tüm haberleri size listeliyor ve genellikle en eski tarihli haberi bulmanız oldukça basit.

Sonrasında halen kafanızda soru işaretleri varsa haberin muhabirine ulaşabilirsiniz. Eğer kurumsallaşmış bir yapıdan söz ediyorsak size yanıt vereceklerdir. Bu noktada Türkiye’de çok sınırlı sayıdaki basın kuruluşunun böyle bir sorumluluğu kendisinde barındırıyor olduğunu söylemem gerek.

Türkiye’de haberlerin doğruluğunu denetleme adına yapılan değerli ve desteklenmesi gereken çalışmalar var. Benim takip ettiğim teyit.org ve yalansavar.org gibi internet siteleri bunlardan yalnızca ikisi. Bunların dışında özel olarak haberlerin değil ancak siyasilerin öne sürdüğü iddiaları denetleyen Doğruluk Payı gibi oluşumlara rastlıyoruz. Bu çalışmaların izlediği yöntemleri takip etmenin, yalan haberlere karşı gardımızı sağlam tutmamızda bize yardımcı olacağı kanısındayım.

 

Son yıllarda sosyal medya üzerinden haberlerin dolaşıma sokulması sence haberciliğe olan güveni azaltmış mıdır? Yoksa bağımsızlığı arttırdığı için doğru haber içeriğine ulaşmak daha mı kolay olmuştur?

Bu yanıtlaması biraz güç bir soru. Haberlerin sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulması artık önüne geçilebilecek bir şey değilmiş gibi duruyor. Yakın bir zamanda basılı yayının yerini çok daha büyük oranlarda internet alacak ve eskiden kulaktan kulağa birbirimize anlattığımız haberleri Facebook’taki zaman tünellerimizde daha yoğun olarak paylaşacağız. Bu ilerleyişin önünde durmak pek gerçekçi değil.

Öte yandan genel anlamda saygın basın kuruluşlarının haberlerinde nitel olarak bir zayıflama mevcutken bağımsız habercilik, kaybolan niteliklerin yerine alternatif sunmaya gayret ediyor. Bu gayretlerinde 140journos benzeri başarılı oluşumlar olmasına rağmen an itibariyle ana akım kuruluşlar kadar yaygın bir alana ulaşamıyorlar.

Kısaca genele baktığımızda haberciliğe duyulan güvenin azalmasını sosyal medyada aramaktan ziyade basın tarihimizin köklü kurumlarının habercilik anlayışlarındaki savrulmalarda aramamız gerektiği kanısındayım. Bağımsız habercilik bizlere doğru habere ulaşmamızda yardımcı olsa da şimdilik bu tarz yayıncılığın sınırlı bir çevreye seslenebiliyor olduğunu kabul etmemiz gerek.

 

Haber: Gökçe Büyükbayrak / Kurumsal İletişim Ofisi

 

 

 

 

 

 

Tarih: 26 Ocak 2017