Yapay zekâ sanat eseri üretebilir mi?

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Say, 45.İstanbul Müzik Festivali kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Víkingur Ólafsson konseri öncesinde “Dehâ Programlanabilir mi?” başlıklı bir konuşma yaptı.

Dinleyicilere “Bach gibi yaratıcı dehâların ürettiklerini bir yapay zekâ da başarabilir mi?” sorusunu yönelten Cem Say, ilk yapay zekâ ürünü olarak adlandırabileceğimiz Leibniz’in geliştirdiği dört işlem yapabilen hesap makinasından satranç ve go şampiyonlarını yenilgiye uğratan yapay zekâ programlarına kadar birçok örnekle bilimin gelişme hızını göstererek bu gelişmenin sınırsızlığını vurguladı.

İnsanların ve bilgisayarların davranış şeklinin bir tür “üret ve sına sistemi” olduğunu söyleyen Say, aslında “Yaratıcılık dediğimiz şeyin en basit haliyle bir ürün üretip ardından sınanması ve güzel olanların elde tutulması” olduğunu belirtti. “Bu üretme ve sınama işlemini bilinçdışı olarak ve otosansürü kapatarak yüksek kapasitede yapan kişilere de dahi diyoruz” diyen Say, aslında bilgisayarların da tüm alternatifleri hızlıca sınayarak çalıştığını belirtti.

‘’Yapay zekânın henüz iyi bir edebi eser yazabildiğini söyleyemesek de resimden müziğe birçok sanatsal alanda denendiğini ve başarılı sonuçlar elde edildiğini görüyoruz’’ diyen Say, salondaki dinleyicilere ressam Harold Cohen’in Aaron isimli bir programla ürettiği tablolarını ve müzisyen David Cope’un geliştirdiği EMI programının Chopin ve Bach stilindeki bestelerini örnek olarak sundu.

Yapay zekâ konusunun her zaman yeni tartışmalar açtığını ve yeni sorular ortaya çıkardığını belirten Say, sanat eserlerinin de bilgisayarlar tarafından üretilebileceğini ama bunun tam olarak sanatın büyüsünün bozulduğu anlamına gelmeyeceğini vurguladı ve konuşmasının sonunda şu sözleri ekledi:

“Deha bir yandan da anlaşılamazlık içerir ve bilgisayarlar bunun da mı büyüsünü bozdu denebilir. Fakat burada umut vermek adına bir bilgisayar mühendisi olarak şunu söyleyebilirim: İki çeşit yapay zekâ vardır. Eski moda yapay zekâ tüm bildiklerini yani verilerini açıklayabilirdi. Şimdiki programlar ise bu verileri insan beyninin yapısını taklit eden sinir ağları şeklinde gösteriyor. Yani yeni moda yapay zekâların ne öğrendiklerini biz programcılar bile anlayamıyoruz.“

Boğaziçi’nde öğrencilere açık prova

Boğaziçi Üniversitesi, İKSV’nin düzenlediği İstanbul Müzik Festivali 45. yılında İzlanda Yılın Müzisyeni Ödülü sahibi Víkingur Ólafsson'u 7 Haziran akşamı Albert Long Hall salonunda ağırladı. Konserde Bach’ın çeşitleme sanatının doruk noktası olarak bilinen Goldberg Çeşitlemeleri’ni yorumlayan Ólafsson, salonu dolduran müzikseverleri düşünsel bir yolculuğa çıkardı. Öğrenciler konser öncesinde yükselen yıldız piyanistin açık provasını izleme imkânı da buldu.


Tarih: 09 Haziran 2017