Yetişkinler çocuğunun oyun serüvenine müdahale ettiğinde büyü bozuluyor

Boğaziçi Üniversitesi’nin BU+ Etkinlikleri kapsamında ‘’Çocuk’’ temasıyla başlattığı yeni ‘’Açık Ders’’ serisinin 21 Aralık’ta gerçekleşen üçüncü semineri ‘Çocuk oyununa yetişkin müdahalesi’ni inceledi. Dr. Mine Göl Güven’in verdiği seminerde, oyunun çocuğun dünyasında ne anlama geldiği ve yetişkinlerin oyunlara yaklaşımının ne olması gerektiği tartışıldı.

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Mine Göl Güven tarafından verilen “Çocuk ve Oyun – Çocuk Oyununa Yetişkin Müdahalesi” isimli seminer 21 Aralık’ta, Boğaziçi Üniversitesi ve Beşiktaş Belediyesi’nin işbirliği ile Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Seminerde, katılımcılar ‘çocuk ve oyun’ teması üzerinde bilgilenme, düşünme ve soru sorma fırsatı buldu.

Katılımcıların tek kelimeyle “oyun”u tanımlamasının ardından başlayan seminerde Dr. Mine Göl Güven, oyunun ne anlama geldiğini tartışmaya açtı. “İnternette birçok videoda hayvan yavrularının da oyun oynadığını görüyoruz. Oyun sayesinde birçok beceri geliştiriyorlar. Bu anlamda oyuna ‘hayata hazırlık’ anlamını ithaf edenler de var” diyen Güven, bu düşünme biçimine karşın oyunu tek bir kalıba sığdırmanın zor olduğunun, oyunun yalnızca hayata hazırlık olarak görülemeyeceğinin altını çizdi.

Oyun sadece kendi başına da anlamlı

Oyunun içten gelen ve sonuç değil süreç odaklı olan doğal bir davranış olduğunu belirten Güven, oyunun öğrenme, hayata hazırlanma gibi daha ‘büyük’ bir amaca hizmet etmesi gerekmediğini; tersine kendi başına da anlamlı olabildiğini vurguladı. Oyunlarda çocuğu edilgen bırakmanın mümkün olmadığını belirten Güven, çocukların oyun algısının daha özgür olduğunu, yetişkinler gibi zamanla ve mekânla doğrudan sınırlanmadığını belirtti. Oyunun yalnızca öğrenmenin aracı ve ‘motoru’ olarak algılanmasının sorunlu bir bakış açısı olduğunu vurgulayan Güven, çocukların öğrenme ile oyun arasında keskin bir çizgi çizdiğini söyledi. Araştırmalara göre birçok çocuğun resim çizmeyi oyundan ziyade ‘iş’ olarak görmesinin de bu algının anlaşılmasında yardımcı olabileceğini aktaran Güven, “Öğrenme merakla gerçekleşir diyoruz. Ancak önümüzde belirli bir müfredat olduğunda o müfredat oyunla öğrenilse bile çocuk için bir görev halini alıyor. Süreci kendilerinin başlatması oyun algısı açısından çok önemli” ifadelerini kullandı.

“Yetişkin burnunu fazla sokarsa büyüyü bozar”

Çocukların oyunlarına yetişkin müdahalesinin minimum düzeyde olması gerektiğini belirten Güven, “Bir şey yapmamız gerektiğinde dahi bir ajandamız olmamalı. ‘Ben bunu öğretmek için oynuyorum’ dememeli” dedi. Serbest oyun kavramının önemini vurgulayan Güven, oyun ortamının kısıtlanmasının yanlış olduğunu, oyun alanının bir serüven haline gelebilen açık uçlu bir halde olmasının çocukların oyun algısı açısından önemli olduğunu belirtti. Yetişkinlerin çocuklarının oyununa müdahalesinin yardım taleplerinin karşılanması, çatışmaların çözümlenmesi, desteklenmesi gereken davranışları desteklenmesi seviyesinde olmasının önemini belirten Güven; yetişkinlerin, oyunu çocuğun yönlendirmesine izin vermesi, gözlemci ve işbirlikçi olmaları gerektiğinin altını çizdi.

18 Ocak’ta ‘Çocuk ve Dil’ semineri

Boğaziçi Üniversitesi Kültür Sanat Komisyonu tarafından hayata geçirilen, Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nin desteği ve Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle düzenlenmekte olan “Her Yönüyle Çocuk” temalı Açık Dersler çerçevesinde Akatlar Kültür Merkezi’nde 18 Ocak 2018’de Prof. Dr. Berna Haznedar’ın vereceği “Çocuk ve Dil” semineri yer alacak.

https://buplus.boun.edu.tr/etkinlik-turu/acik-ders


Haber: Sinan Cem Deveci / Kurumsal İletişim Ofisi, Fotoğraf: Kenan Özcan


Tarih: 22 Aralık 2017