1999’da 30 deprem istasyonumuz varken bugün bu sayı 258

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü’nün (KRDAE) 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıldönümü için düzenlediği basın toplantısında konuşan KRDAE Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener 1999 yılında 30 deprem istasyonu varken bugün bu sayının 258’e yükseldiğini söyledi. Prof. Dr. Özener ayrıca KRDAE’nin geliştirdiği Mobil Deprem Uygulaması’nın daha da kullanıcı dostu yapısıyla uygulama mağazalarında çok yakında yerini alacağı bilgisini de paylaştı.

KRDAE'nin 121 yılı kapsayan deprem haritasi
Mobil Deprem Uygulaması

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü’nün (KRDAE) 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıldönümü için düzenlediği basın toplantısında, KRDAE Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ve Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat ile Müdür Yardımcısı Dr. Öcal Necmioğlu, güncel çalışmalarla birlikte geride kalan son bir yılda gerçekleşen depremler hakkında konuştu.

Prof. Dr. Haluk Özener, Türkiye’de bilimsel gerçeklerin 7’den büyük bir deprem olacağını gösterdiğinin altını çizerken, Dr. Doğan Kalafat depremin büyüklüğüne değil, şiddetine odaklanılması, bu nedenle yapıların niteliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Dr. Öcal Necmioğlu ise kurulan gelişmiş istasyonlar sayesinde tsunamiyle ilgili uyarıları 7'nci dakikada paylaşabildiklerini ifade etti.

“DEPREMLERİN ÇÖZÜLME SÜRESİ 22 YILDA 30 DAKİKADAN 30 SANİYEYE DÜŞTÜ”

KRDAE Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener 17 Ağustos 1999’da deprem çözülme (analiz edilme) süresinin 30 dakika olduğunu, bu sürenin bugün 30 saniyeye kadar düştüğünü dile getirdi. 0,2 büyüklüğünde depremleri dahi gözlemleyebildiklerini belirten Prof. Özener sözlerini şöyle sürdürdü:

“17 Ağustos 1999’ta 30 istasyonla Türkiye ve çevresindeki deprem faaliyetlerini gözlemliyorduk. Deprem algılama eşiğimizse 2,5-3 büyüklüğü civarındaydı. Bugün geldiğimiz noktada 258 deprem istasyonuyla tüm Türkiye ve yakın çevresini takip ediyoruz. Bu gelişmiş istasyonlar sayesinde önceden 30 dakikada analiz ettiğimiz depremleri, şimdi 30 saniyede çözebiliyoruz. Önce otomatik çözümleme yapılıyor, ardından uzman sismolog arkadaşlarımız detaylı analizler gerçekleştirerek meydana gelen depremin büyüklüğünü paylaşıyor. Deprem çözümlemeleri yapılırken gerekli görürsek kurduğumuz uluslararası veri merkezleriyle yapmış olduğumuz anlaşmalar kapsamında diğer komşu ülkelerin verilerini de analizlere dahil ediyoruz.

“ÇALIŞMALARIMIZ MARMARA’DA YOĞUNLAŞIYOR”

 Marmara Bölgesi’nde araştırmaların yoğunlaştığını kaydeden Prof. Dr. Özener, Marmara Denizi’ndeki fayların "röntgenini çektiklerini" dile getirerek, biriken enerjiyi 7 gün 24 saat gözlemlediklerini vurguladı. Son yıllarda deniz tabanındaki çalışmaların daha da hız kazandığını söyleyen Prof. Dr. Özener, “Depremleri takip etmemizi sağlayan 476 sensörden 261’i Marmara Bölgesi’nde yer alıyor. Bildiğiniz üzere Marmara sanayi ve ekonominin kalbi. Bölgenin sismik boşluk olarak tanımlanması dolayısıyla uzun yıllardır büyük bir deprem de yaşanmadığı için gözümüz bu bölgede. Son 6-7 yıldır bu alanda daha da yoğunlaşan çalışmalarımızla birlikte deniz tabanında bulunan sismometrelerimiz yardımıyla buradaki fayların neredeyse röntgenini çekiyoruz. Bu sayede karakteristik özelliklerini belirleyerek, faylarda biriken enerji miktarını tespit edebiliyoruz. Bu yıl Marmara Bölgesi’nde 458 deprem kaydettik” dedi.

”FAYLARDA ENERJİ BİRİKİMİ AYNI DEĞİL”

Sunumunda 121 yıllık verilerden de faydalanan Prof. Dr. Haluk Özener, 1900’den bu yana Türkiye’de ortalama olarak her 6,5 yılda 7’nin üzerinde bir depremin yaşandığını, en son böyle bir depremin 2011’de Van’da kaydedildiğini hatırlattı. Türkiye’de depremlerin genellikle Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Ege Açılma Rejimi üzerinde yoğunlaştığının altını çizen KRDAE Müdürü Prof. Dr. Özener sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye’de 1900’den 16 Ağustos 2021’e kadar 4’ten büyük 11 bin 209; 3’ten büyükse 73 bin 171 deprem meydana geldi. Depremler genellikle Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Ege Açılma Rejimi üzerinde yoğunlaşıyor. Kandilli’nin tarihine baktığımızda her gün ortalama bir tane 3,0 ila 3,9 arasında deprem meydana geliyor. Ortalama dokuz günde bir 4,0-4,9; 50 günde bir 5,0-5,9; 18 ayda bir 6.0-6.9 ve yaklaşık 6,5 yılda bir ise 7’nin üzerinde bir deprem kaydediyoruz. MTA tarafından hazırlanmış olan diri fay haritasına baktığımızda Türkiye’nin büyük kesiminin deprem tehlikesi altında olduğunu görüyoruz. Ancak faylarda enerji birikimi aynı ölçüde olmuyor. Türkiye yılda ortalama 2,5 santimetre güneybatı yönünde, saat istikametinin tersinde hareket ederken faylarda enerji birikimi oluyor. Ancak bazı bölgelerdeki ortalama hareket yılda 3,5 santimetrelere ulaşırken kimi yerlerde bir santimin de altında kalıyor. Bu yıl Ege-Akdeniz’de çok daha fazla deprem yoğunluğu oldu. 4’ten büyük depremlerin ise özellikle 12 Adalar etrafında daha sık yaşandığını görüyoruz.”

"DEPREMİN ŞİDDETİNE DİKKAT EDİLMELİ"

Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat ise Türkiye’de deprem büyüklüğü ile şiddetinin karıştırıldığını hatırlattı. Dr. Kalafat, “Deprem büyüklüğü ile şiddeti aynı değil. Türkiye’de bu durum karıştırılıyor. Depremin şiddeti sizin nasıl hissettiğinizi tanımlıyor. Deprem açısından uygun bir zemin ve binadaysanız depremi ona göre hissediyorsunuz. Binanız depreme göre inşa edilmediyse, yeterli değilse, çok daha şiddetli bir depremle karşı karşıya kalıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“YEDİNCİ DAKİKADA TSUNAMİ UYARISI VEREBİLİYORUZ”

Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Öcal Necmioğlu da 2012’den beri hem ulusal hem de uluslararası alanda “Bölgesel Tsunami Hizmet Sağlayıcısı” olarak görev yaptıklarını dile getirdi. Dr. Necmioğlu, tsunami uyarıları için deprem büyüklüklerinin hızlı ve etkili bir şekilde belirlenmesi gerektiğinin altını çizerek şöyle konuştu:

“2012’den bu yana hem ‘Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi’ hem de UNESCO Hükümetler Arası Oşinografi Komisyonu çatısı altında ‘Bölgesel Tsunami Hizmet Sağlayıcısı’ olarak hizmet veriyoruz. Tsunami uyarı sisteminin çalışmasının temelinde deprem büyüklüğünün hızlı ve doğru bir şekilde tespit edilmesi yatıyor. Deprem olduktan sonra 7’nci dakikada tsunami uyarı mesajını iletmemizi sağlayan bir sisteme sahibiz.”

*/
  • KRDAE'nin 121 yılı kapsayan deprem haritasi
  • Mobil Deprem Uygulaması