24 Kasım Öğretmenler Günü’nde eğitimciler Boğaziçi’nde buluştu

24 Kasım Öğretmenler Günü, Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen “Dünya Hızla Değişirken Bir Meslek Olarak Öğretmenlik” başlıklı bir panel ile kutlandı.

25 Kasım tarihinde Albert Long Hall’de gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Erktin, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak nitelikli bir bilimsel ortamda geleceğin eğitimcilerini yetiştiriyor olmanın önemine değindi. Fakülte olarak eğitim politikalarında atılan her bilimsel adımı takip edip desteklediklerini ve bu bağlamda eğitim fakültelerinin programlarının geliştirilmesi yönündeki politikaları olumlu bulduklarını belirten Emine Erktin, eğitimci yetiştirirken bilimsel standartların ve niteliğin her zaman ön planda tutulması gerektiğini ifade etti.

Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) tarafından her yıl 24 Kasım’da akademik ve sosyal alanlardaki başarısı nedeniyle bir Boğaziçi Üniversitesi öğrencisine sunulan ve Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Hikmet Sebüktekin’in adını taşıyan bursa bu sene Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü öğrencisi Zehra Baykal layık görüldü. Akademik başarılarının yanı sıra sivil alandaki çalışmaları ve sosyal sorumluluk projelerine katılımı nedeniyle ödüle değer bulunan Baykal, ödülünü BÜMED Başkan Yardımcısı Hülya Cesur ve Prof. Dr. Emine Erktin’in elinden aldı.

Etkinlik kapsamında gerçekleşen “Dünya Hızla Değişirken Bir Meslek Olarak Öğretmenlik” başlıklı panelde ise öğretmenliğin içinde yaşadığımız dönemdeki dönüşümleri ve üniversitelerdeki öğretmen yetiştirme modelleri gibi konular ele alındı. Panelin katılımcılarından Helmut Schmidt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Arnd- Michael Nohl, kamu okullarında öğretmenlik deneyimine dair bir konuşma yaptı. Nohl, “Öğretmenlik Bir Sisfos İşi Midir?” başlığını taşıyan konuşmasında kamu okullarının görevine değinerek, bu okulların temel işlevinin farklı kültürel, ekonomik, toplumsal sınıflardan gelen öğrencileri, ailelerinin belirlediği deneyim alanlarından çıkartarak onları toplumsal alana yönlendirmek olduğunu belirtti. Kamuya ait okulların eğitimli bir toplum yaratmaya hizmet ettiğini ifade eden Nohl, Habermas’a atıfla “sadece eğitimli yurttaşların toplumsal tartışmaların bir parçası olabileceğine ve toplumsal meselelerde söz alabileceğine” dikkat çekti.

Panel konuşmacılarından Boğaziçi Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Rıfat Okçabol ise “Eğitim Fakültelerinin Öğretmen Yetiştirme İşlevi” başlıklı sunumunda eğitim fakültelerinin vizyon ve misyonlarını; sorgulayan, kendini geliştiren, araştırma odaklı çalışan öğretmenlerin yetiştirilmesi için düzenlemeleri gerektiğini vurguladı. “Öğretmen Nasıl Yetiştirilir?” sorusu üzerine daha çok tartışılması ve düşünülmesinin ihtiyaç olduğunu dile getiren Okçabol, bugün öğretmenlerin nitelik ve davranışlarındaki değişimlerin üniversitelerdeki akademisyenler için de geçerli olduğuna bu sebeple eğitimdeki temel sorunların akademisyenler çerçevesinde de değerlendirilmesinin önemini belirtti.

Panele Çukurova Üniversitesi’nden katılan Doç. Dr. Erhan Bağcı da Zygmunt Bauman’ın “akışkan modernite” kavramı üzerinden içinde bulunduğumuz dönemde ön plana çıkan hayat anlayışının; sınav başarısına odaklı, girişimci, rekabetçi, teknisyen, tarihsel – toplumsal bağlamla ilişkisiz ve toplumsal duyarlılıklara mesafeli yeni öğretmenler oluşturduğunu açıkladı. Öğretmenlerin ülkelerin rekabet gücünün temel taşı olarak görülmeleri anlayışına şüpheyle yaklaşılmasını tavsiye eden Erhan Bağcı, modernitenin bireyselleşme vurgusu ile birlikte öğretmenlerin, kendilerini doğrudan ilgilendiren sorunlarla bile baş etme düşüncesine uzak durduklarını ekledi. Erhan Bağcı; öğretmen eğitimi konusuna da değinerek öğretmenlere, öğrencilere aktarılan bilgilerin tarihsel ve sosyolojik arka planını her zaman araştırma tavsiyesinde bulundu.

Etkinlik, panel konuşmacılarına yöneltilen sorular ve Atatürk büstüne çelenk sunulmasının ardından sona erdi.