24 Kasım Öğretmenler Günü’nde pandemide eğitim tartışıldı

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin düzenlediği “24 Kasım Öğretmenler Günü Haftası Çevrimiçi Etkinlikleri” 24-26 Kasım tarihleri arasında yapıldı. “Pandeminin Ev ve Okul Hayatına Yansımaları”, “Pandemi ve ötesinde Bilişim Teknolojileri Uygulama Öğretmeni Olmak” ve “Üniversite-Okul Araştırma İşbirlikleri” oturumlarıyla düzenlenen etkinliklerde, 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlanırken eğitim alanına yönelik sorun ve yenilikler de konuşuldu.

Etkinlik programı

24 Kasım’da başlayan serinin ilk oturumu “Pandeminin Ev ve Okul Hayatına Yansımaları” oldu. Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Erdiller Yatmaz açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, erken çocukluk dönemi eğitiminde okul-ev iş birliğinin önemine değinildi. Dr. Öğr. Üyesi Erdiller Yatmaz, eğitimcilerin pandeminin yarattığı sorunların yanı sıra fırsatlara da odaklanması gerektiğini söyledi. Moderatörlüğünü Temel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Metindoğan’ın üstlendiği etkinlikte Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhunde Öktem, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Dökmen, Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nalan Babür ile Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz de konuşmacılar arasında yer aldı.

“SADECE AKADEMİK BİLGİYE ODAKLANILDI”

Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nalan Babür konuşmasında, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) raporlarındaki istatistiklerden yola çıkarak pandeminin eğitimi hazırlıksız yakaladığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Babür, “Pandemi bizi hazırlıksız yakaladı ama biz çoğu zaman hazırlıksızdık zaten. Bu nedenle de istatistiksel verilere baktığımızda dünya çağında bir buçuk milyar öğrenci eğitime ara verdi. Türkiye salgınla karşılaştığında epey şaşırdı ve yeniden sistemi oturtmak hayli zaman aldı. Bana göre çoğunlukla da odak noktası yanlıştı. Sadece akademik bilgiye odaklandı. Halbuki bu süreç içinde çocukların sosyo-duygusal gelişimi ve motor gelişimi de son derece önemliydi. Bu kısım gerçekten aksadı. Türkiye'de okullar 175 günün 130'unda kapalıydı. Fırsat eşitsizliği nedeniyle de aile ve çocukların eğitimi olumsuz etkilendi. Ayrıca internet, cihaz ve dijital okuryazarlık eksikliği de eğitimde sorunlar yaşanmasına neden oldu” ifadelerini kullandı.

“EDİNİLMİŞ OTİZM MAALESEF ARTTI”

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmen ve öğretmen adaylarının 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlayarak söze başlayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhunde Öktem, eğitimin kendisi için her zaman yol gösterici olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Öktem bebeklerin ve çocukların gelişim dönemleri hakkında bilgi vererek, salgının bu gelişim dönemleri üzerindeki etkilerine de değindi. Ebeveynlerin yaşadığı kaygıların çocuklara yansıdığını ve onlarda kaygı bozukluğu yaratma ihtimali barındırdığını söyleyen Prof. Dr. Öktem “Doğuştan değil, fakat edinilmiş otizm maalesef arttı” tespitinde bulundu.

Çocukların arkadaşlarıyla oynamak gibi sosyal gelişimlerini destekleyecek aktivitelerin sekteye uğramasının, sonradan ortaya çıkan otizmi arttırdığını dile getiren bilim insanı, “Özellikle okullar çocuklar için toplumsallaşma alanı” diyerek okulun bu açıdan çocuğa kazandırdıklarına da vurgu yaptı.

“OKULLARIN EN ÖNEMLİ GÖREVİ SORGULAMAYI ÖĞRETMEK”

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Dökmen ise 24 Kasım’ın sadece Öğretmenler Günü değil, aynı zamanda aydınlanmanın günü olduğunu söyledi. Prof. Dökmen, “Toplumun idol kabul ettiği aydınlar, sanatçılar, bilim insanları toplumun görünür sorunlarının altındakilerle de ilgilenmeliler. Okulların en önemli görevi bilgi vermek değildir; en önemli görevi sorgulamayı öğretmek ve düşünme becerisini geliştirmektir” diye konuştu.

“HERKESİN KENDİ PANDEMİSİ VAR”

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz de AÇEV’de babalık ve erkeklik alanlarında da çalışmaların sürdüğü bilgisini paylaştı. Deniz, pandemide mevcut sistemin yarattığı eşitsizliklerin daha da derinleştiğini belirterek şunları söyledi:

“Her kriz gelmeden önce var olan eşitsizlikler üzerine oturuyor ve onları daha da derinleştiriyor. Esas buna dikkat çekmek istiyorum. Yoksulların pandemisi, dezavantajlıların pandemisi, eğitimlilerin pandemisi, avantajlıların pandemisi... Yani herkesin kendi pandemisi var. Her kriz mevcut sınıfsal, toplumsal eşitsizliklerin üzerine biner ve buradan hareketle birilerine farklı fırsatlar, birilerine farklı eşitsizlikler yaratır.”

Buna bağlı olarak topluma dair analizlerin bütüne bakılarak yapılması gerektiğini dile getiren Deniz, babaların çocuklarıyla kurdukları ilişkinin bebekliklerindeki yaptıkları bakımla başladığını da belirtti. Erken çocukluk döneminde güçlü bir baba-çocuk ilişkisinin bebeğin ruhsal gelişimi açısından önemine işaret etti.

*/
  • Etkinlik programı