‘’30 yıl içinde bir metreden yüksek tsunami olasılığı yüzde 100’’

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTİM) Müdür Yardımcısı Dr. Öcal Necmioğlu, 12 Kasım tarihinde gazeteci Füsun Sarp Nebil’in T24’deki canlı yayınında Türkiye’deki tsunami riski ve erken uyarı sistemini anlattı.

KRDAE-BDTİM Müdür Yardımcısı Dr. Öcal Necmioğlu, 30 Ekim tarihinde Seferihisar açıklarında yaşanan depremin ardından oluşan tsunaminin sürpriz olmadığını; bu coğrafyanın orta ve büyük ölçekli tsunamiler yaşamış bir bölge olduğunu söyledi. Necmioğlu, Türkiye ve çevresindeki tsunami tehlikesinden de söz ederek ‘’Önümüzdeki 30 yılda Akdeniz’in herhangi bir bölgesinde 1 metreden daha yüksek tsunami oluşma olasılığı yüzde 100’e yakın’’ dedi.

Necmioğlu, KRDAE’nün UNESCO-Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu’nun (IOC) bir alt organı olarak 2005 yılında kurulan “Kuzey-Doğu Atlantik, Akdeniz ve Bağlantılı Denizler için Tsunami Erken Uyarı ve Zararları Hafifletme Sistemi Hükümetlerarası Eşgüdüm Grubu’nun (ICG/NEAMTWS) çalışmalarına kuruluşundan itibaren dahil olduğunu belirterek KRDAE çatısı altında Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi olarak hem Bölgesel Tsunami Hizmet Sağlayıcısı hem de Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi olarak çalıştıklarını belirtti.

Dr. Necmioğlu,  Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi’nin deprem ve tsunami erken uyarı sistemi kapsamında Türkiye’den AFAD başta olmak üzere Yunanistan, Fransa, Almanya, İsrail, İtalya, Lübnan, Portekiz, İspanya ve Romanya’nın da içinde bulunduğu geniş bir coğrafi alandan kurum ve kuruluşlara hizmet verdiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’de tsunami tahmin noktalarının belirlenmesi kapsamında çeşitli çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Necmioğlu halen 41 noktanın belirlenmiş olduğunu belirtti. Olası en kötü senaryolar doğrultusunda bir deprem anından sonra oluşabilecek tsunamide su girişlerinin ne kadar olabileceği bilgisinin AFAD ile paylaşıldığını ifade eden Öcal Necmioğlu, son olarak Bodrum’da 2017 yılında yaşanan tsunamide bu anlamda önemli bir tecrübe kazanıldığını belirtti.

30 Ekim İzmir –Seferihisar depreminin ardından İzmir, Aydın, Didim, Kuşadası gibi noktalara yönelik tahminlerin yer aldığı çalışma planlarının oluşturulduğunu ekleyen Necmioğlu bu çalışmaların da AFAD ile paylaşıldığı bilgisini verdi.

‘’Tsunami konusunda mevzuat eksikliğimiz var; tüm paydaşların eşgüdüm içinde çalışması şart’’

Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi olarak depremleri gözleyerek tsunami riski oluşturup oluşturmadıklarını incelendiklerini aktaran Necmioğlu, ‘’Deprem sonrası tsunami riski varsa abonelerimize 7. dakikada erken uyarı mesajı veriyoruz. Bu sayede 10-15. dakikada tsunami oluşan bölge için tahliye uyarısı verilebilmesini sağlıyoruz. 5.5 büyüklüğündeki bir depremden sonra abonelerimize bilgi mesajı yolluyoruz. 6 büyüklüğünde bir depremde tavsiye niteliğinde, 6.5 ve daha büyük bir depremde ise uyarı niteliğinde mesajlar veriyoruz.

Ancak erken uyarı tek başına yeterli bir çözüm değil. Toplumun afet farkındalığı ve hazırlığı çok önemli. Ayrıca bizim teoride yaptığımız çalışmaların uygulanması açısından bir mevzuat eksikliği söz konusu.  Yapısal önlemler, risk haritaları, tahliye planlarının da kapsandığı bütünleşik bir risk yönetimine ihtiyacımız var. Bu bakımdan 30 Ekim İzmir depremini bir dönüm noktası olarak görmemiz gerekiyor. Tüm üniversiteler ve yetkili kamu kurumlarının eşgüdüm içinde yer alacağı bir planlamayla Çanakkale’den Kaş’a kadar bölgelerimiz için risk haritalarının çıkarılması ve tahliye planlarının hazırlanması gerekiyor’’ diye konuştu.

Videoyu izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=fusBBghzUKE