40 yıllık Yazı İşleri Müdürü Ayla Karadeniz emekli oldu: "İstanbul ve Boğaziçi ile bağım hiç kopmayacak”

Yazı İşleri Müdürü Ayla Karadeniz, nisan ayında Boğaziçi Üniversitesi'nden emekli oldu. Yaklaşık 40 yılını Boğaziçi Üniversitesi’nde geçiren Karadeniz, sekiz rektör ve onlarca çalışan ile mesai yaptı. Ayla Karadeniz, Kurumsal İletişim Ofisi’ne Boğaziçi'nde geride kalan 40 yılı anlattı.

Ayla Karadeniz'in yazı işleri müdürü olduktan sonraki ilk ekibi
1990'lar
Ayla Karadeniz mezuniyet töreninde

Ayla Karadeniz, Nisan 2021’de yazı işleri müdürü ünvanlıyla emekli oldu. Sekiz rektör ve yüzlerce çalışan tanıdığını anlatan Karadeniz, Boğaziçi ile bağlarının hiçbir zaman kopmayacağını söylüyor. Kendisi bir İstanbul aşığı olarak tanımlıyor ve ekliyor:“ İstanbul’dan ve Boğaziçi Üniversitesi’nden kopamam. Emekli olup Ege veya Akdeniz’e yerleşenlerden olamam. Burayla bağım hep devam edecek.” Emekli Yazı İşleri Müdürü Ayla Karadeniz ile Boğaziçi yıllarını konuştuk.

“BOĞAZİÇİ KARŞINDAN ÇOK GÜZEL GÖRÜNÜRDÜ”
-Boğaziçi’ne nasıl adım attınız?
Kandilli Kız Lisesi mezunuyum. Boğaziçi Üniversitesi’nin tam karşısında eğitim alırken, üniversiteyi hep izlerdim. Karşıdan çok güzel görünürdü. Ancak Boğaziçi’nde işe başlayana kadar hiçbir ilişkim yoktu. Lisans eğitimimi Ankara Üniversitesi'nde İtalyanca bölümünde tamamlamıştım. Yani eğitim olarak da Boğaziçili değildim. 1984'te 27 yaşındayken Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörlük ofisinde personel alımı için sınav açıldığını öğrendim. Sınav ve mülakatları geçerek zamanın Rektörü Prof. Dr. Ergün Toğrol beyle de yaptığımız görüşmenin ardından rektörlük özel kalemde işe başladım. O zaman başlangıç ücretinin düşük bir ücret olduğunu anımsıyorum. Ama çocuğumun Boğaziçi’nde anaokuluna da alınabileceğini öğrenince, bu teklifi kabul ettim. 1995’te ise yazı işleri müdürü emekli olunca ben de o göreve getirildim. Boğaziçi’nde işe başlamamın üzerinden 37 yıl geçti ve bu ayın başında yaşa bağlı olarak ne yazık ki emekli oluyorum.

“ÖĞRENCİ ETKİNLİKLERİNİ İZLEMEYE GİDERDİK”
-Boğaziçi’nde birçok rektörle beraber çalıştınız. İzlenimleriniz nedir?
Boğaziçi’nde 1980 sonrası tüm rektörlerle ve büyük bir kısmındaysa yazı işleri müdürü olarak çalıştım. Ancak Prof. Dr. Üstün Ergüder’den ayrıca bahsetmeyelim. 1980 sonrasında üniversiteler YÖK’ün kurulmasıyla birlikte merkeziyetçi bir yapı kazanmıştı. Üstün bey, göreve geldiği 1992’den itibaren Boğaziçi Üniversitesi’ne çok şey katarken, üniversiteyi güçlendirdi. Son olarak Rektör Prof. Dr. Melih Bulu ile de çok kısa çalışma fırsatım olsa da kendisiyle oldukça iyi bir ilişki kurdum. Melih Bey iş yapan insanları seviyor, ben de her zaman işimi titizlikle yaparım. İletişim becerilerime de hep güvenmişimdir. Bu konuda eğitimler de aldım ve bu da Boğaziçi'ndeki çalışma dönemimde bana çok şey kattı.

 “KONUŞMA METNİNİ BERABER HAZIRLADIK”
-Prof. Dr. İhsan Doğramacı ile de anınız var...
1986’da üniversitenin açılış törenine Cumhurbaşkanı Kenan Evren geldi. Ona dönemin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı da eşlik ediyordu. İhsan bey bir konuşma yapacaktı ve Rektör Ergün Bey kendisine metni hazırlarken yardım etmemi rica etti. “Ama her söylediğine evet deme, kendi düzeltmelerini de mutlaka yap” diye de ekledi. Ihsan beyin yapacağı konuşma için birkaç saat kendisiyle çalıştım. Çok kibar, tam bir beyefendi olduğunu hatırlıyorum. Önerilerimi dikkatle dinledi, verimli bir şekilde çalışarak, metni hazırladık. İhsan beyin konuşmasından sonra akşam Kennedy Longe’ta yemek verilecekti, benden kendisine eşlik etmemi rica etti. Çocuğum çok küçüktü, davetini kabul edememiştim.

“DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ ADIM ADIM İZLEDİM”
-Yazı İşleri Müdürlüğü döneminizde ne gibi projeleri hayata geçirdiniz?
Dünyada, ülkemizde ve üniversitemizdeki dijital dönüşümü ben yazı işlerinde de adım adım izledim. Ben müdür olduğumda evraklar deftere kaydediliyordu.  Bu şüphesiz zor ve sağlıksız bir yöntemdi. İlk olarak evrak kayıt defterinin bire bir kopyası olacak şekilde bir bilgisayar programı yazdırdık. Bu program hayatımızı büyük ölçüde kolaylaştırdı. En azında bir arama motorumuz vardı ve kolayca evrakın hangi dosyada olduğunu bulabiliyorduk. Tek sorun kalın klasörler halinde arşivlenen dosyalardan evrakı çıkarabilmekti. Bu süreç 2019 yılına kadar sürdü. Aralık 2019’da tüm üniversitelerle birlikte elektronik belge yönetimi sistemine geçtik. Ben ve yazı işlerindeki arkadaşlarımız için oldukça zorlu ve sıkıntılı bir süreç yaşadık. Ama o zamanki genel sekreterimiz Yavuz Akpınar, kendi alanı da olduğu için bizi her zaman destekledi ve yüreklendirdi. Kendisini şükranlarımı sunuyorum. Sorunlar hala bitmiş değil maalesef, özellikle güncellemeler sonrasında yine ne sorun çıkacak diye yüreklerimizin gümbürdediğini her daim hatırlayacağım.

“İSTANBUL AŞIĞIYIM”
-Emeklilik sonrası planlar var mı?
Çoğu kişi Ege ve Akdeniz’de bir ev alıp, oraya yerleşmek istiyor. Bunu ben de yapacağım ama yılda üç aydan fazla değil. Çünkü ben İstanbul aşığıyım. Kandilli’de eğitim alırken, İstanbul Boğazı’nın izleyerek büyüdüm. İstanbul’dan çok uzak kalamıyorum. Sabah sahilde yürüyüş, spor yapmak uzun yıllardır çok büyük bir keyif veriyor bana. Kısacası İstanbul’da daha fazla vakit geçireceğim. Boğaziçi Üniversitesi her zaman farklı olmuştur ve burasının atmosferi sizi etkiler. Emekli olsam da birçok arkadaşım var. Onları ziyaret edeceğim. Bu anlamda, Boğaziçi ile ilişkilerim hep devam edecek.

*/
  • Ayla Karadeniz'in yazı işleri müdürü olduktan sonraki ilk ekibi
  • 1990'lar
  • Ayla Karadeniz mezuniyet töreninde