ABD’li belgesel yapımcısı, yazar, akademisyen Lisa Gilman Boğaziçi’nde

Boğaziçi Üniversitesi’nin bu yılki Yaz Okulu’nun yurtdışından gelen eğitmenlerinden biri de ‘’Somut Olmayan Kültürel Miras’’ üzerine çalışmalar yapan Amerikalı akademisyen Lisa Marie Gilman. Halk Bilimi (Folklor) alanında çalışan Gilman, aynı zamanda Afganistan ve Irak’ta savaşmış Amerikan askerlerini konu alan bir belgesele ve Afrikalı kadınların sosyal eşitsizliklerle mücadelesine ilişkin bir kitaba da imza atmış bir aktivist. Gilman ile Boğaziçi’nde verdiği ders ve çalışmaları üzerine görüştük.

Bize biraz eğitim geçmişinizi, akademik altyapınızı ve güncel çalışmalarınızı kısaca anlatır mısınız?

Lisa Marie Gilman- Virginia, Fairfax’teki George Mason Üniversitesi’nde Folklor (Halk Bilimi) bölümünde profesörüm. Üniversite Washington DC il sınırları içerisinde yer alıyor. Doktoramı Halk Bilimi üzerine yaptım. Afrika Çalışmaları konusunda da Indiana Üniversitesi’nde yan dal yaptım. Folklor, etnografik araştırma yöntemleri, cinsiyet çalışmaları ve Afrika çalışmaları konusunda 20 yıldır ders veriyorum. Çoğu araştırmam folklor, kültür, cinsiyet ve Güney Afrika (Genelde Malawi ama şu dönemde Zambia) siyasetine yönelik. ABD ordusunda Irak ve Afganistan’da savaşmış askerlerle ilgili de araştırmalarım bulunuyor.

Bu yaz Boğaziçi Üniversitesi’nde ders vermeye nasıl karar verdiniz? Daha önce Boğaziçi Üniversitesi’nde ya da Türkiye’de bulundunuz mu?

Bu Türkiye’ye ilk gelişim ve Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışmak için de aynı zamanda ilk fırsatım. Geçen sonbahar Indiana Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisiydim ve Boğaziçi Üniversitesi Tarih Profesörü Arzu Öztürkmen sabbatical izni sırasında şans eseri burada bir ay geçiriyordu ve bana Boğaziçi Üniversitesi yaz okulunda ders vermemi tavsiye etti. Daha önce Türkiye’de hiç bulunmamıştım ve bunun sadece başka bir ülkede ders vermek açısından değil dünyanın benim için yeni bir bölgesindeki somut olmayan kültürel miras hakkında bilgilerimi ve araştırma ilgimi geliştirmek için de harika bir fırsat olduğunu düşündüm. Türk meslektaşlarımla daha sağlam ilişkiler kurmak ve gelecekte birlikte çalışma fırsatlarını keşfetmek için de heyecanla bekliyorum.

Somut olmayan kültürel miras, araştırma alanlarınızdan biri. Bize bu terim hakkında biraz bilgi verip Boğaziçi’ndeki dersinizin içeriğini açıklar mısınız?

Somut olmayan kültürel miras, belli bir insan grubu açısından önemli kabul edilen kültürel formlar ve uygulamalardır. Hikâye anlatımı, yemek, dans, müzik, oyunlar, festivaller, tatil kutlamaları buna örnek olabilir. Bu tip kültürel formlar hangi sosyal ya da kültürel şartlarda olduğu fark etmeksizin tüm insanların sosyal hayatına entegre haldedir. İnsanlar bu formları birbirini tanımlamak, geçmişle bağlantı kurmak, mekânlarla bağ kurmak, iletişim kurmak, eğitim, eğlence, bilgi aktarımı, para kazanmak gibi çok önemli sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi amaçlar için kullanır. Kültürün dinamik olduğunu ve sürekli değiştiğini biliyoruz fakat birçok insan küreselleşmenin toplumlara özel, somut olmayan kültürel mirasın kaybedilmesinde önemli rol oynadığı konusunda endişeli. Bu endişeler yerel toplumları, STK’ları, hükümetleri ve uluslararası örgütleri bu kültürel formların korumasına yoğunlaştırdı. Bu ders, somut olmayan kültürel mirasın anlamı, farklı insanlar tarafından nasıl değerlendirildiği, binalar ve yapay dokular gibi somut kültürel mirasla ilişkisi, kültürü “muhafaza” etmenin amaçları, sonuçları ve bu çabayla ilişkili bazı sorunları kapsıyor.

Kültürel mirasın yanında dijital hikâye anlatımı, travma ve cinsiyet gibi alanlara da ilgi duyuyorsunuz. Bu konudaki araştırmalarınız hakkında da bilgi verir misiniz?

Birçok farklı konuda araştırma yürüttüm. Çoğu araştırmamın temelinde şu soru yatıyor: Sosyal ve siyasi hiyerarşide düşük kademede olan insanlar hayat tecrübelerinde sanatsal formları nasıl kullanıyorlar ve bulundukları güç düzenine nasıl tepki veriyorlar? “The Dance of Politics: Gender, Performance, and Democratization in Malawi” isimli kitabımda kadınların politik dansını, Malawi’deki fakir kadınların siyasete katılımının ve siyasi kültür çerçevesinde marjinalleşmesinin siyasi ve kültürel olarak arka planda kalmışlıklarına katkısı konusunda bir giriş noktası olarak kullandım.

“My Music, My War: The Listening Habits of U.S. Troops in Iraq and Afghanistan” isimli kitabımda ABD birliklerinin savaşta müziği nasıl kullandığını, sahada savaşan askerlerin tecrübelerine ve savaşın bireylere etkilerine ışık tutmak için araştırdım. Bu projede, cinsiyet kavramı ve erillik ideallerinin askeri birliklerin kimliklerini ve tecrübelerini, özellikle de savaş travmasına olan etkilerini inceledim.

Araştırmalarımda ve ders anlatımımda, akademik kitle dışındaki kitleye de ulaşmayı hedefliyorum. Belgeseller hazırlamak, dijital hikâye anlatımı konusunda öğrencilerimi eğitmek ve halk okullarında ders vermek de bu hedefimin parçaları.

Grounds for Resistance isimli ve Irak, Afganistan’da savaşmış ABD askerlerinin savaş karşıtı aktivizmini konu alan belgeseli de yönettiniz. Bu nasıl gerçekleşti ve belgesele erişim mümkün mü?

Bu belgeselin konusuna yukarıda bahsettiğim “My Music, My War” isimli projemde çalışırken ilgi duymaya başladım. Müzik üzerine araştırma yaparken Irak ve Afganistan savaşlarından sonra savaş karşıtı aktivist olup kar amacı gütmeyen bir kafe ile askerlere ve ailelerine yardım eden ve onların eylemlerini organize eden çok genç gazilerle tanıştım. Onların bu yaptığını çok zorlayıcı buldum ve birkaç yıl boyunca onlarla araştırma yaptım ve bu belgeseli hazırladım. Belgeselin bazı kayıtlarını Türkiye’ye getirdim ve Arzu Öztürkmen ben buradayken Boğaziçi Üniversitesi’nde bir gösterim yapılabileceği fikrinden söz etti.