“Ahlaki sorgulama anlamında çocuklardan öğreneceklerimiz var”

Boğaziçi Üniversitesi’nin BU+ Etkinlikleri kapsamında başlattığı “Açık Ders” serisinin 22 Ocak’ta gerçekleşen 2018-2019 Güz akademik döneminin son seminerinde “Çocuk ve Ahlak” konusu tartışıldı. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde çalışmalarını sürdüren Dr. Melike Acar tarafından verilen, “Çocuk ve Ahlak: Çocuklukta Ahlaki ve Toplumsal Sorgulamanın Gelişimi” başlığını taşıyan seminer, Boğaziçi Üniversitesi ve Sarıyer Belediyesi’nin iş birliği ile Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.
Kenan Özcan

Boğaziçi Üniversitesi Kurumsal İletişim Ofisi’nden Etkinlikler Yönetmeni Nihal Albayrak’ın takdimi ardından konuşmasına başlayan Dr. Melike Acar, “Çocuklar için adil olmak ne anlama geliyor?”, “Çocuklar, ayrımcılık ve hak ihlallerini nasıl değerlendiriyorlar?”, sorularını konuşmasının merkezine taşıdı. Öncelikle “çocuğu” tanımlayan ve “ahlak” kavramını Aristoteles, Kant, Bentham ve Mill gibi düşünürler üzerinden felsefi temellere dayandıran Melike Acar; sonrasında Freud’un, Piaget’in ve Kohlberg’in gelişim psikolojisi teorilerinden örnekler vererek “Çocuk ve Ahlak” başlığını tarihsel bir çerçevede katılımcılara aktardı. Acar, çocukluktan yetişkinliğe geçişte aşamalı olarak gelişen bir ahlak anlayışını öne süren bu teorilerin eleştirildiğini de sözlerine ekledi. 

“Çocuklar, ‘dışlanmayı’ ahlaken olumsuz olarak değerlendiriyorlar.”

“Ahlak” denildiğinde tüm insanlığı ilgilendiren ilkeleri gözeten bir yaklaşımı anlamamız gerektiğini vurgulayan Acar; “doğru” ve “yanlış”ın otoriteye bağlı olmadığının, bir davranışın toplum tarafından cezalandırılmamasının o davranışı ahlaken uygun yapmayacağının altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: “Yapılan uluslararası araştırma sonuçlarında çocukların ciddi bir kısmının kültürel alan ile ahlaki alan arasına bir çizgi çekebildiğini gözlemlemek mümkün. Çocuklar; etnisite, toplumsal cinsiyet, din, dil, ırk, engel durumu gibi sebeplerle dışlanmayı ve ayrıma maruz kalmayı ahlaken olumsuz şekilde değerlendiriyorlar. Bu değerlendirmelerinde ahlakı, “ötekine nasıl davranıldığı” ile ilişkilendiren çocuklar, sandığımızdan daha yüksek bir muhakeme becerisine sahipler. Yani “ahlakın”, diğer toplumsal kurallardan ve kişisel tercihlerden farklılıklarını ortaya koyabiliyorlar.” Melike Acar, Sarıyer ilçesinde bir okul öncesi kurumunda yürüttükleri araştırmaları örnek göstererek toplumsal cinsiyete ve etnisiteye dayalı ayrımcılığın çocuklar arasında yüksek oranda kabul edilmediğini veriler ışığında aktardı. Ancak toplumsal cinsiyete bağlı dışlamanın etnik köken oranlarıyla karşılaştırıldığında az da olsa “kabul edilebilir” çıktığına dikkat çekerek bu noktada ebeveynlerin kendi gündelik pratiklerine dönüş yapması gerektiğini önerdi.

Ayrıca ebeveynlere çocuklarının seçim yapmalarına fırsat vermelerini öneren Melike Acar; “Çünkü kendi seçimlerimizi yapabildiğimiz müddetçe başkalarının seçimlerine saygı duyarız. Ahlak, “eşit” kişiler arasındaki seçimlerin ışığında dolayısıyla ilişkisel olarak gelişir. Tersi durumda otoriteden korkma faktörü işin içine giriyor” şeklinde konuştu.

“Çocuklardan öğreneceklerimiz var!”

Ebeveynler için tavsiyelerine devam eden Melike Acar, “vurma” davranışının neden yanlış olduğunun çocuğun kendisinin çıkarmasını bekleyerek anlatılması gerektiğine değindi. Bilişsel anlamda gelişimini tamamladığı söylenen yetişkinlerin, neden çocuklar gibi kendi eşitleriyle kurdukları ilişkilerde bazen belli ahlaki çıkarımlarda bulunamadıkları konusunda ise “Aslında ahlaki sorgulama anlamında çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Çünkü toplumsal hayat içerisinde yetişkinlerin kişisel çıkarları evrensel normlarla çatışıyor. Dolayısıyla benzer olaylar karşısında yetişkinler, kültür ve kişisel çıkarları doğrultusunda bir tepki geliştirebiliyorlar” dedi.

“Farklılıkların bir arada olduğu eğitim çok önemli.”

Türkiye’de ebeveynlerin genellikle çocukların kişisel alanı olmadığını düşündüğünü ve bu durumun ergenlik döneminde daha sert çatışmalara yol açabildiğini aktaran Melike Acar, konuşmasını “Heterojen yani farklılıkların bir arada olduğu ortamların ve çocukların seçimlerine saygı duyulan kamusal alanların varlığının çocuklarda ahlaki sorgulamanın gelişmesinde önemi büyük. Eğitim ortamlarının her türlü varoluş biçimiyle beraber, öğrencilerin yüksek yararına olacak şekilde düzenlenmesi gerekir” şeklinde tamamladı.

 

Haber: Yılmaz Yeniler / Kurumsal İletişim Ofisi
Fotoğraflar: Kenan Özcan