Anıların ışığında bir zihniyet tarihi yazmak…

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin akademik çalışmalarının sonucunda yayınlanan kitaplarını toplumla ve yeni okurlarla buluşturmayı hedefleyen BU+ projelerinden “Kitaplar Arasında,” yeni yılın ilk söyleşisini 4 Ocak’ta Homer Kitabevi’nde gerçekleştirdi. Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Selim Deringil’in, "The Ottoman Twilight in the Arab Lands: Turkish Memoirs and Testimonies of the Great War" başlıklı yeni kitabını anlattığı söyleşinin moderatörlüğünü Prof. Dr. Ayhan Aktar üstlendi.

Prof. Dr. Selim Deringil, yeni kitabında Osmanlı Devleti’nin çöküş döneminde Arap coğrafyasındaki mücadeleleri, daha önce İngilizce çevrilmemiş beş farklı anıdan yola çıkarak inceliyor. Deringil, kitabında bu anıların cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Türkiye’de Arap coğrafyasına dair üretilen söylemlere nasıl katkıda bulunduğunu değerlendirip anıların tarihçiler için önemli bir çalışma malzemesi olduğunu hatırlatıyor.

Osmanlı’nın çöküşünü deneyimleyen askerler, yöneticiler ve entelektüeller

Söyleşide yeni kitap fikrinin ortaya çıkış öyküsünü dinleyicilerle paylaşan Prof. Dr. Selim Deringil, kitabında yer verdiği anıları yurtdışında az bilinen metinlerden seçtiğini dile getirdi. Kitabındaki anıların hepsinin Lübnan’da Osmanlı’nın çöküşüne şahit olmuş kişiler tarafından yazıldığını söyleyen Prof. Dr. Selim Deringil, anılardan yola çıkarak bir zihniyet tarihi yazma peşinde olduğunun altını çizdi.  

İncelediği 5 metnin yazarları içerisinde en çok tanınanın Falih Rıfkı Atay olduğuna değinen Selim Deringil, seçtiği ikinci metin olan “Meşrutiyetten Cumhuriyete Hatıralarım” başlıklı eserin yazarı Hüseyin Kazım Kadri’nin ise 1. Dünya Savaşı başlarında ailesiyle beraber Beyrut’a gidip Türk dili üzerine çeşitli çalışmalarda bulunduğunu anlattı. Deringil, Hüseyin Kazım Kadri’nin Osmanlı’nın Arap coğrafyasındaki egemenliği hakkında fikirlerini özeleştirel bir şekilde yansıtmasını önemli bulduğunu sözlerine ekledi.

Kitabının üçüncü bölümünde Ali Fuad Erden’in “Suriye Hatırları,” başlıklı kitabını incelediğini aktaran Selim Deringil sözlerine şöyle devam etti: “Ali Fuad Erden, Türkiye dışında az bilinen bir kurmay subay. 4. Ordu Komutanı olarak görev yapan Cemal Paşa’nın yanında çalışıp ordunun lojistik boyutunu ve yönetimin arka planının yürüten bir askerdi. Erden’in ifadelerinde ilginç bir şekilde askeri üslubun edebi bir üslupla karıştığını görmekteyiz.”

Selim Deringil, kitabının dördüncü bölümü hakkındaki konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü: “Bu bölümde ise Cumhuriyet Dönemi’ndeki entelektüel kadın profiline uyan Münevver Ayaşlı’nın ‘Geniş Ufuklara Yabancı Diyarlara Doğru’ başlığıyla yayınlanmış anılarını inceledim. Münevver Ayaşlı, babasının işinden dolayı 8 yaşından 13 yaşına kadar Beyrut’ta kalmış ve anılarını tam 40 yıl sonra kaleme almış. Genç bir kız olarak deneyimlediği Lübnan’ı sınıfsal farklara dair keskin bir anlayışıyla gözler önüne seriyor. 1. Dünya Savaşı’na kadar kadınlar tarafından yazılmış çok az anı mevcut bu yüzden bir kadın olarak yazdıklarını değerli buluyorum.”

Selim Deringil, kitabında incelediği son anının ise Naci Kıcıman tarafından yazılmış “Medine Müdafaası veya Hicaz Bizden Nasıl Ayrıldı?” başlıklı kitap olduğunu aktardı. Medine Müdafaası’nda Fahrettin Paşa’nın rolünün son yıllarda tekrar gündeme geldiğini hatırlatan Selim Deringil, bu eserin hem Kıcıman’ın kendi anılarını hem de Fahrettin Paşa’nın anılarını içermesi bakımından ilginç olduğunun altını çizdi.

“İttihatçılar, son dakikaya kadar umutlarını yitirmediler

Selim Deringil, kitabının uzun önsözünde yaptığı tespitleri de dinleyicilere aktardı. 1. Dünya Savaşı döneminin Türkiye tarihçiliğinde ve anılarda nasıl idrak edildiği sorusundan yola çıktığını dile getiren Deringil, anı ve tarihçilik arasındaki ilişkiyi şu ifadelerle yorumladı: “Tarihçilerin anıları nasıl kullanacağı çok tartışılan bir konu. Anıların bizatihi anı oldukları için objektif olma ihtimalli yoktur. Fakat birkaç anıyı yan yana koyduğumuzda örneğin 1. Dünya Savaşı gibi bir kriz esnasında literatür aracılığıyla oluşturulmuş bir toplumsal hafızayla karşılaşıyoruz. Bu toplumsal hafıza, devletin ve toplumun kimliğini de belirliyor. Bu oluşumları anılardan takip etmek mümkün!”

Selim Deringil, önsözde yaptığı tespitleri ise şöyle açıkladı: “Öncelikle cumhuriyetin ilk döneminde Türkiye’de Araplara dair geliştirilen olumsuz söylemler ve önyargılar anıların tümünde net okunabilmekte. Bunun dışında özellikle Münevver Ayaşlı’nın anılarında gözlemlenebildiği üzere anılar, Arap-Türk ilişkilerinin sınıfsal boyutunu da açığa çıkarıyorlar. Ayaşlı, elit bir ailede olmasından ötürü zengin olmayan Lübnanlılar için “yalpak” kelimesini kullanabiliyor. Benzer şekilde Naci Kıcıman’ın Medine muhasarası altında bedeviler için “baldırı çıplak” ifadelerini kullandığını okuyoruz. Önsözde yaptığım son tespit ise Osmanlı vesikalarını kullanarak 1916 Eylülünden 1918 Temmuz ayına kadar Lübnan’daki açlara yönelik para yardımlarıyla alakalı. Osmanlı’nın teslim olmasına birkaç ay kala 20.000 lira gibi bir rakamı Lübnan’a yardım için gönderme çabaları dikkat çekiyor. Ayrıca bu dönemde biri Beyrut biri de Lübnan hakkında olmak üzere detaylı kitaplar yayımlanıyor. Aslında bu durumu şu şekilde yorumlayabileceğimizi düşünüyorum: Enver ve Cemal Paşa gibi yöneticiler, savaşın son günlerinde bile umutlarını kaybetmeyip savaş müzakere ile bittiğinde birtakım kazanımlar elde edeceklerini düşünüyorlardı.” 

Selim Deringil, son olarak kitabının kapak fotoğrafında yer alanların cepheyi ziyaret etmek için Cemal Paşa tarafından davet edilen Yemenli şeyhler olduğunu açıkladı. Fotoğraftaki Mercedes marka arabada kıdemli şeyhler, Fiat marka arabada ise mütevazi şeyhler oturacak şekilde bir poz verildiğini dile getiren Selim Deringil, propaganda amaçlı gerçekleştirilen bu gezinti pozunun hiyerarşik ilişkileri gösterdiğini bu nedenle kitap kapağında kullanıldığını söyleyerek konuşmasını tamamladı.  

“Sosyal bilimcilerin anılardan öğrenecekleri var”

Söyleşinin moderatörlüğünü yapan ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden 1977 yılında mezun olan Prof. Dr. Ayhan Aktar ise 1970’lerde kendi eğitimi sırasında sosyal bilimcilerin anıları önemli bir çalışma malzemesi şeklinde görmediklerini, bu durumun büyük istisnasının ise Prof. Dr. Şerif Mardin olduğunu belirtti. Şerif Mardin’nden aldığı derslerde anıların önemini fark ettiğini dile getiren Ayhan Aktar sözlerini şu şekilde sürdürdü: “1. Dünya Harbi yıllarında 4. Ordu’nun sınırları; Antep, Maraş, Adana’dan başlayıp Suriye, Lübnan, Ürdün’ü de içine alıp Sina Çölü’ne ve Hicaz’a inen geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Bu sınırlar içindeki insanların anıları değerli bilgiler vermekte. Hafif bir Oryantalist bakış bu anılara hâkim gözüküyor ancak anılar aracılığıyla hem bölge hakkında bilgiler hem de anıları yazan insanların dünya görüşleri hakkında ipuçları elde ediyoruz. Örneğin; Ali Fuat Erden, Cemal Paşa’nın belediyecilik faaliyetlerini detaylıca anlatıyor. Cemal Paşa’nın bulvar, yol, demir yolu inşaatlarından bahsediyor. Asar-ı Atika uzmanlarına Şam’ın korunması gereken tarihi anıları üzerine raporlar yazdırılıp, şehir planları yaptırılması da söz konusu. Yani Osmanlı yöneticileri Arap coğrafyasında kalmayı düşünüyorlar. Selim Deringil’in yaptığı seçkiler bu anlamda değerli. Bir sosyal bilimcinin anılardan öğreneceği çok şey var!”

Selim Deringil

19 Ağustos 1951’de Ottawa’da doğdu. İsviçre, Fransa ve İngiltere’de eğitim gördü. 1978’de İngiltere’de University of East Anglia’da doktora derecesini aldı. Uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde ders verdi. ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail’de dersler verdi. Yayımlanan ilk kitabı Denge Oyunu: İkinci Dünya Savaşı’nda Türk Dış Politikası”dır. Ayrıca Osmanlı son dönemi ve Cumhuriyet tarihi konusunda makaleleri vardır. “İktidarın Sembolleri ve İdeoloji II. Abdülhamit Dönemi 1876-1909” (Yapı Kredi Kültür Sanat Yayınları, 2002) başlıklı kitabın İngilizcesi olan “The Well-Protected Domains, Ideology and the Legitimation of Power in the Ottoman Empire 1876-1909,” 2001’de “Turkish Studies Association Fuad Köprülü” ödülünü aldı. “Simgeden Millete” (İletişim Yayınları) 2007’de yayımlandı. Prof. Dr. Selim Deringil halen Beyrut’ta Lebanese American University’de (LAU) ders veriyor.